"Her şeye alışılır… Hep böyledir bu… Hep böyle söylenir. Ben de odama alıştım. Yatağıma alıştım. Canımın sıkılmasına da alıştım. Ama bahara alışılmıyor.
Sabahları kuş cıvıltılarıyla uyanıyorum. Buna da alışamadım. Pencereme güneş, yukarda bulutsuz bir gökyüzü oluyor. Masmavi. Güneşe, gökyüzüne alışamadım.
Kimi sabahlar gözlerimi açtığımda pencerenin önünde oluyor kuşlar. Onları görüyorum. Cıvıltılarını duyuyorum. Ne saçma, diyorum kendi kendime. Alışamıyorum."
Bir Solgun Adam | Selçuk Baran
Jaghutlar topluluk kurmaktan korktu, toplumu tiranlığın -bedenin ve ruhun- doğduğu yer olarak ilan etti ve kanıt olarak kendi kanlı geçmişlerini öne sürdü. Raest ise buna karşı bir açlık keşfetti.
Ay Bahçeleri - Steven Erikson
Not: @alper Kitabı inceledikçe içindeki sosyolojik ve antropolojik göndermelere bayılacağına iyice inanmaya başladım.
Yakınlaşmalar için övgüler yaptıkça Malazan’da çok daha fazla şey var demenizden dolayı not alarak, üzerine konuşarak bir okuma süreci yaşacağımı düşünmüştüm.
O zaman doğru düşünmüşsün. Ama 10 kitaplık bir seri olması sebebiyle Yakınlaşmalar’a göre daha ağır ilerliyor haliyle. Yine de çok beğeneceğini düşünüyorum.
Gençlik, diye düşündü Rin, güzelliğin bir mübalağası. Bir filtredir; kişinin eksiklerini gizleyebilir, en sıradan özellikleri bile vurgulayabilir. Ama gençlik olmadan güzellik tehlikeliydi. İmparatoriçe’nin güzel olması için genç dudakların dolgunluğuna, genç yanakların pembeliğine, genç tenin yumuşaklığına ihtiyacı yoktu. Bu güzellik, bilenmiş kristal gibi keskindi. Bu güzellik ölümsüzdü.
Günlük yaşam içinde çok büyük bir sır vardır. Herkesin bunda bir payı bulunur ve herkes onu bilir, ama pek az kimse bu konuya kafa yorar. Çoğu kimse onu olduğu gibi benimser ve ona asla şaşırmaz. Bu büyük sır, zamandır. Onu ölçmek için saatler ve takvimler yapılmıştır ama bunlar hiçbir şey ifade etmez. Herkes çok iyi bilir ki bazen bir saatlik süre insana ömür kadar uzun gelirken, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Zamanın bu garip kısalığı ve uzunluğu, o saat içinde yaşanan olaylara bağlıdır. Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.
Alıntıyı görünce aklıma diyaloglar, göndermeler geldi. Kitabı tekrar okuyasım var.
Bu alıntının olduğu yerde devam eden kısım da güzeldi.
“Ama ne zaman alaşağı edilse, … onun yerini alan şey ondan beter değildiyse bile en az onun kadar fenaydı.”
Daha nicesi, mesela Ayn Rand için söylettikleriyle arşa çıkıyor benim için yazar.
…O kadın, insanın içindeki sefaleti sanki bir başkaldırıymış gibi anlattı ve sonra da utanmadan bunun adına felsefe dedi. Kibri kuru gürültüden başka birşey değildi.
Steven Erikson’dan alıntılar diye bir başlık açıp hepsini paylaşsak mı ne?
Evet sonrasını da yazacaktım ama böyle daha etkili geldi bana.
Göndermelerin hepsini yakalayamıyorum, hatta çoğunu kaçırıyor bile olabilirim. Ayn Rand mesela, hiç okumadığım için büyük ihtimalle bende bir etkisi olmayacaktı.
Aslında kitabın detaylı bir incelemesini okumak isterdim. Belki İngilizce olarak vardır, yarın araştırayım.
Ben hayır demem. Hatta göndermeler üstüne sohbet bile edilebilir.
Vaay. @Pyrewrath duyuyor musun? Bize bir aydır zamanım yok ama uygun olduğum anda Seveneves’e devam edeceğim çekiyordu, meğersem Erikson okuyormuş arada.