Enselendik.
Bu ay, yarım bıraktığım kitapları bitireyim dedim. Bu bitince Seveneves e dönüyorum. Sonra da Perdido Sokağı ve Tatar Çölü var.
Önceki iki telefonumun galerisi yani hahahah. Yıllarca insanlara zırt pırt Malazan alıntıları fırlattım. Sonunda zamanım geldi mi yoksa ![]()
Hocam aslında Yakınlaşmalar özelinde idi paylaşımlar ama genişletilebilir pek tabii. Ya da iki ayrı konu olur belki ileride, birisi Yakınlaşmalar diğeri de Malazan.
Benim niyetim, Yakınlaşmalar’daki gönderme ve sosyal mesajları irdelemekti temelde.
Dergi haksız mı? “İşten gelince kıçını devirip televizyon seyreden bu öküzler size hediye falan almaz, siz kendi hediyenizi kendiniz alın da mutlu olun,” diyor işte. Fena mı?
Sarıyaz-Mahir Ünsal Eriş
Böyle öküzlerle ilişkinizi sürdürmeye ya da evli kalmaya devam etmeyin o zaman: kökten çözüm.
Eğer kanunun hükümleri, kendisinin etik temelinin altını oyuyorsa, hukukun ahlaki pusulası şaşar. Kanun yozlaşmanın hizmetindeyse -bu yozlaşma sadece bilinçaltında hissediliyor bile olsa- bunun ardından nihilizm ve ümitsizlik gelir. İyiliğin bir hükmü kalmaz. Kötülük, kabul gördükçe yükselen bir tahtırevan üstüne konulmuş olur. Bu bağlamda, polis çeteleşir ve her şeyden önce kendini koruyacak biçimde davranır. Hukuk, fiilen hukuku çiğnemiş olur ve bu denetimsizlik vahşete kapı aralar.
Yakınlaşmalar - Steven Erikson
Hani kurguydu bu kitap? Adam Türkiye’yi yazmış.
Edit: Şimdi fark ettim, @alper ve @GKS de paylaşmış aynı pasajı. Aynı yerlerden etkileniyoruz belli ki.
‘‘Eskiden bilmezdim, şimdi biliyorum, siz de biliyorsunuz: Gülüşler farklı renklerde olur. Gülmek içinizdeki patlamanın sadece uzaktan gelen yankısıdır; belki kutlamaların renkli, kırmızı, lacivert, altın havai fişekleri gibidir, belki de insan bedeninin havaya uçan parçacıklarıdır.’’
BİZ, Yevgeni Zamyatin
İçindeki göndermeleri ve okurla paylaştığı fikirleri gerçekten müthiş. Ben çok beğendim. Hala açıp açıp bazı bölgeleri okuyorum. Hatta ana karakter ve eşinin bir diyaloğu vardı, onu atmadıysam onu da paylaşmak istiyorum. Okuduğum en güzel çift diyaloğuydu.
Ben de az önce Rahip Willow ve gazeteci Sarah röportajını okudum, müthişti. Kitapta en sevdiğim yerdi. Keşke gerçekte de görebilsek aynısını.
‘‘O zaman griler de sizin tarikatınıza üyeler.’’ gibi bir şey söylüyordu Sarah. Orada kahkaha atmıştım.
Her çelişkide ve işe gelmeyen soruda bizim gerçeğine birçok programda şahit olduğumuz ‘‘O ne demek öyle? Hiç yakışmadı size.’’ tepkileri çok güzeldi.
Meşruiyet makamı meşruluğunu, meşruluğum meşrudur diyerek meşrulaştıramaz.
Yakınlaşmalar - Steven Erikson
Eşref Saat
Nedir bu içimde kopuşan sevinç
Ölecek miyim ne
Can Yücel - Sevgi Duvarı
Yazarın son cümlesine katılmıyorum. Araştırmasını öneririm😅
Savaş, kimin haklı olduğunu belirlemez. Savaş hayatta kalanı belirler.
Haşhaş Savaşı, R.F. Kuang
" …Zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim…Bu hal gerçi birçok fırsatları kaçırmama sebep olurdu, fakat fazlasını isteyerek talihimi ürkütmekten her zaman çekinirdim."
Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
Asla diğer insanların sizin hakkınızda düşündükleri için endişelenmeyin, çünkü hiçbir zaman kimse sizi düşünmez.
Saga-Cilt:2
“…İstediğim, edebiyat camiasını komik duruma düşürmek. Loş deliklere yumak yumak üşüşüp, bir taraftan karşılıklı iltifatlar yağdırıp birbirlerinin yarasını yalarken diğer taraftan birbirlerinin paçasından çekip indirmeye çalışan, sonra da kalkıp edebiyatın misyonundan söz eden tiplere hadlerini bildirmek istiyorum…”
1Q84, Haruki Murakami
Hem kendi adıma hem de başkaları için mutluluğun hasretini lüzûmundan fazla çekiyorum.
Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin İtirafları, Thomas de Quincey



