Beğendiğiniz Kitap Alıntıları

Öncelikle Hüseyin Rahmi’nin 'Şıpsevdi’sinin giriş bölümünde bulunan “Toplumsal Hayatımız ve Alafranga” bölümünü okumanızı öneririm. Diğer baskılarda var mı bilmiyorum ama İş Bankası baskısında var.
Meftun Bey’den bahsedilen bölümden bir parça aktarmak istiyorum;
"Bir yazar ulvi, daha doğrusu hakiki, daha âlâsı apaçık yani cascavlak olmak için ifade, şive, dilbilgisi kaygısı gibi dil yüklerinden sıyrılmak, bu ağırlıkları atmak, hafiflemek, kendi yazdıklarından başkasını beğenmemek; fakat kendi eserlerinin bir gün diğer bir yazar tarafından övüleceğini hissedince ihtiyatlı davranarak onun kaleminden çıkan eserlere hatta gereğine göre her satırına, her kelimesine aşık olmuş,bayılmış gibi görünmek… Hangi örnekten olursa olsun bir yazarla görüşülünce nezaket gereği yüzüne “Güzel yazıyorsunuz” övgüsünde bulunmak,… Yanından beş on adım ayrılınca “Ahmak, kendini yazar zannediyor” demek

4 Beğeni

“Bugün 261. gün. Değişen hiçbir şey yok. Ben Tesla, içi su ve mikrop dolu, milyarlarca hücreden oluşmuş 57 kiloluk bir torbayım sadece. Öldüğüm zaman içimdeki su buharlaşacak, hücrelerim çürüyecek ve bu yerküre üzerinde benden geriye sadece mikroplarım kalacak.”

Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum - Dr. Serkan Karaismailoğlu

3 Beğeni

"…Kadının parmakları dizlerinin üzerinde hayali bir zamanı dilimliyordu. "

1Q84, Haruki Murakami

2 Beğeni

Dünya, aşk tutkusunu öldürmek için örgütlenmişti sanki. Bu örgütün tuzaklarına kapılmadan, o doğal dürtüyü yaşamaya kalkışmak, bedelini ödemeye razı olmak, cesaret işiydi.

Bozkır Çiçekleri- Selçuk Baran

5 Beğeni

Paul Auster - Cam Kent

1 Beğeni

“Önderlik burada devreye giriyor. Planlama işini önder yapar ama bunu söylemeyecek kadar bilgedir. Değişiklik gerekli olduğunda, bunu koşullara ödün vermek olarak sunar. Geçici bir değişim elbette, ama eğer iyi bir önderse, doğru ödünleri vere vere, nihai olarak değişimi şekillendirir. Yapılacak her tür plana büyük itirazlar gelir, ama ödünler yalnızca acil durumlarda verilir.”

“Bana pek Makyavelci geldi. Ben neyi hedeflediğimi bil mekten ve doğrudan ona yönelmekten hoşlanırım.”

"Çoğu insan da hoşlandığını iddia eder, ama hoşlanmaz. Onlar ikna edilmekten, kandırılmaktan hatta zorlanmaktan hoşlanırlar. Böylece asla hata yapmazlar: Ortada bir hata varsa, her zaman bir başka şey ya da biri yüzündendir. Doğrudan hedefe gitmek mekanik bir görüştür ve insanlar makine değildir. Kendi akılları vardır, daha çok, tanıdık bir tarla bulduğunda rahat eden köylü akılları.”

John Wyndham - Triffidlerin Günü

3 Beğeni

“Bu kadar uzun süre Joana’dan hiçbir haber almamış olmamın bana kuşkulu göründüğünü düşündüm berjer koltukta, günün birin­de canına kıymayacak mıydı, aldatılmış, terk edilmiş, alay edil­miş, ölesiye kırılmış biri.”

Odun Kesmek/ Thomas Bernhard

3 Beğeni

“O zamana dek yalnızlığı hep olumsuz bir şey olarak düşünmüştüm, arkadaşlıktan yoksun olmayı… O gün yalnızlığın bundan çok daha fazlası olduğunu öğrendim. Basan, bunaltan, sıradan olanı çarpıtan, zihin üzerinde oyunlar oynayan bir şeydi. Her yerde düşmanca saklanan, sinirleri geren, alarmları tetikleyen, yardım edecek, sizi umursayacak kimsenin olmadığını unutmanıza asla izin vermeyen bir şey. İnsanın kendini enginlikte yüzen tek bir atom gibi hissetmesine neden oluyor, sizi korkutmak, ödünüzü patlatmak için fırsat kolluyordu. Yalnızlığın yapmaya çalıştığı buydu, yapmasına asla izin vermemeniz gereken bir şey.”

John Wyndham - Triffidlerin Günü

3 Beğeni

“Sosyal bir varlığı yoldaşlıktan yoksun bırakmak, onu sakatlamak, mizacını zedelemektir. Bir mahkum veya manastırda inzivaya çekilmiş bir keşiş, bu yalnızlığın ötesinde bir toplum olduğunu bilir; onlar da sürünün bir parçasıdır. Ama sürü orada değilse, sürünün üyesi için artık birlik yoktur. Bütünün parçası değildir, yersiz yurtsuz bir ucubedir. Aklına sahip olamazsa gerçekten de kaybolur; tamamen, en korkutucu şekilde hem de, öyle ki cesetteki bir seğirmeden ibaret kalır.”

John Wyndham - Triffidlerin Günü

2 Beğeni

Ah bu katı, kaskatı beden bir dağılsa,

Eriyip gitse bir çiy tanesinde sabahın!

Ya da Tanrı yasak etmemiş olsa

Kendi kendini öldürmesini insanın!

Tanrım! Ulu Tanrım! Ne bulantıcı, ne berbat,

Ne tatsız, ne boş geliyor bu dünya bana!

Ah ne iğrenç, ne iğrenç! Bakımsız bir bahçe ki

Azgın bitkileri tohuma kaçmış,

Pis, kaba ne varsa tabiatta sarmış içini.

William Shakespeare -. Hamlet

6 Beğeni

“Aranızdan hiç kimsenin aklına dünyanın sizinle konuştuğu, size bir şeyler söylediği, sizden bir yanıt beklediği gelmez! Siz dünyayı bir ambar ya da bir çiftlik gibi, bir acılar ya da mutluluklar evi gibi algılıyorsunuz, fakat dünyanın bir ses, size sürekli sorular soran bir ses, kulaklarınıza yöneltilmiş bir ses olduğunu asla düşünmediniz; size yalvaran ve bir cevap dilenen yorgun, çaresiz bir ses.”

Düşsel Konçerto Cilt 1/ Giovanni Papini
Dönüp dönüp işaretlediğim sayfaları/öyküleri okuyorum. Etkisi tartışılmaz.

8 Beğeni

KOMÜN SEÇİMLERİ ÖNCESİ MERKEZ KOMİTENİN YAYINLADIĞI BİLDİRİDEN:

Yurttaşlar, size en iyi hizmeti verecek kişilerin sizin aranızdan çıkan, sizlerle aynı hayatı yaşayan ve aynı acıları çeken insanlar olacağını unutmayın.

Sonradan görmeler kadar muhterislerden de sakının. Bunların ikisi de sadece kendi çıkarlarını düşünür ve kendilerini vazgeçilmez sayarlar.

Aynı zamanda ağzı laf yapan ama eyleme geçmekten aciz insanlardan da sakının; bunların tek amaçları konuşmak, etkili bir söylev vermek veya büyülü bir söz edebilmektir.

İnançlarında samimi, halkın içinden gelen, kararlı, çalışkan, adil ve dürüstlüğü su götürmeyen insanları seçin.

Ayrıca talihin çok fazla kayırdığı kimselere oy vermekten de kaçının, çünkü emekçileri kardeşi gibi görme becerisine sahip zengin çok azdır.

Tercihinizi oyunuzu almak için her şeyi yapacak olanlardan yana kullanmayın. Zira gerçek fazilet mütevazidir ve seçimin sonucunu belirleyecek olan seçmenlerdir. Adayların sözleri değil.

Eğer bu gözlemleri dikkate alırsanız, halkın gerçek anlamda temsili yolunu nihayet açacağınızı ve kendilerini sizin efendiniz olarak görmeyecek temsilciler bulacağınızı inanıyoruz. (Sayfa 164)

Komünün Lanetlileri - Raphael Meyssan

2 Beğeni

“Atatürk’ün bize mirası “aklını kullan” tavsiyesidir. Ona bugün ihtiyacımız var mı sorusunun cevabı da “Atatürk’ü sil, yerine akıl yaz, sonra bu soruyu tekrar sor”dur, dediğim gibi. Ama Atatürk’ün şahsı akıl değildir. Akıl bizim kafamızın içindedir. Onun aklını kullanamayız, zira o akıl artık yoktur, bedeniyle beraber yok olmuştur.

O çok akıllı, müthiş zeki, çok bilgili bir insandı. Ama nihayet insandı. Tanrılık, peygamberlik, yanılmaz önderlik, değişmez komenderlik taslayanlardan hiç olmadı. Her insan gibi iyi meziyetlerinin yanında keşke olmasaydı dediği, dediğimiz yanları da vardı ve her insan gibi sonunda öldü. Ne yazık ki erken öldü. Erken ölümünün bir sebebi de yaramaz çocuk gibi davranmasıydı. “Kaç paket sigara içiyorsunuz ekselans?” diye soran Fransız doktora, “Üç paket,” diye cevap vermişti. Doktor da bunu tek pakete indirmesini söyleyip gittikten sonra Salih Bozok, “Ama Paşam siz zaten bir paket içiyorsunuz her gün,” demekten kendini alamamıştı. Atatürk hınzır hınzır gülerek, “Enayi miyim ben Salih?” diye cevap vermişti. “Bir paket içiyorum desem, herif üçte bir pakete indir diyecekti.” İşimiz Atatürk’ün yaptıklarını ezberlemek değil, onun akılcılığından öğrenmek, yaramazlıklarına da gülüp geçmektir, zira artık onları değiştirmek için çok geçtir.

Dahi Diktatör - Celal Şengör

6 Beğeni

Yönetenler bunu düşünmüyorsa ne düşünüyor? Meclis her sene çok yoğun. Oturduğun yerde hiçbir şey yapmadan para almak ve bütçeyi kısmak kuşkusuz çok önemlidir.

Sıklıkla kabineye saldıran muhalefet ve muhalefete saldıran kabine arasındaki beyhude kavgaların ortasında meclisten ya da halka ayrılan kürsüden herhangi biri birdenbire ayağa kalkıp şu ciddi sözleri söylese meclis ne derdi acaba:
“Susun! Ne sanıyorsunuz kendinizi? Kesin artık konuşmayı! Meseleyi anladığınızı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz.”

Claude Gueux- Victor Hugo

5 Beğeni

“Hayır, artık ağlamak istemiyordu.
Evet, sevmeye bakmalı.
Elindekine sımsıkı sarılmalı.
Sımsıkı…Öyle ki, sonunda yaşamak- kendiliğinden- yetinme duygusunu aşsın. Coşkunluklar, ödün vermeden düzene uydurulsun.”
Anaların Hakkı/Selçuk Baran

5 Beğeni

Toplum, davranışları kendi normlarının dışında kalan insanları emebilmek için yapay ve dolambaçlı bir mantık icat eder. Diyelim ki bütün artıların ve eksilerin farkındayım, kısa bir ömrüm olacağını biliyorum ve aklım yerinde, falan filan ve yine de eroin kullanmak istiyorum? İzin vermezler. İzin vermezler çünkü bu kendi başarısızlıklarının bir işareti olarak görülecektir. Sana sundukları şeyleri reddetmen böyle algılanır. Bizi seç. Hayatı seç. Mortgage’ı seç, çamaşır makinesi seç, araba seç, bir kanepeye oturup ağzına berbat şeyler tıkıştırarak beyin uyuşturucu ve ruh çökertici aptal televizyon programları seyretmeyi seç. Bir huzurevinde üzerine sıçıp işeyerek çürümeyi, bencil ve kafayı yemiş çocukların için bir utanç kaynağı olmayı seç. Hayatı seç.

İyi de, ben hayatı seçmemeyi seçiyorum. Amcıklar bunu kabullenemiyorlarsa, bu onların sorunu. Harry Lauder’ın bir keresinde dediği gibi, ben bu yolu sonuna kadar izlemeye kararlıyım…

Trainspotting - Irvıne Welsh

8 Beğeni

" Neden hepiniz böylesiniz?" Mike Evans aniden öfkelenmişti. " Neden sadece insanları kurtarmaya kalktığında kahraman olursun? Neden diğer canlılar önemsiz görülür? Bu şerefi insanlara kim verdi? Hayır. İnsanların kurtarılmaya ihtiyacı yok. Onlar zaten hak ettiklerinden daha iyi şartlarda yaşıyor."

Üç Cisim Problemi, Cixin Liu

6 Beğeni

Tommy daireyi belediyeden aldı. Sırada on beş bin kişi bekliyormuş, ama hiçbiri bu daireye talip olmamış. Hapishane gibi. Belediyenin suçu değil aslında; hükümet onlara bütün iyi evleri sattırdı, bunlar da Tommy gibilerine kaldı. Siyaset penceresinden bakınca son derece mantıklı. Burdan bu hükümete tek bir oy bile çıkmaz, sana oy vermeyecek insanlar için niye bir şey yapasın? Ahlak penceresinden bakarsan durum farklı elbette. Fakat ahlakın siyasetle ne ilgisi var? Her şey para.

Trainspotting - Irvıne Welsh

3 Beğeni

Ağustos ayında bir cumartesi günü, üstünde tenis giysileri, yanında karın, evinden çıkıyorsun. Bahçenin ortasına geldiğinizde, raketini evde unuttuğunu söylüyorsun ona. Almaya gidiyorsun, ama girişteki, raketini genelde koyduğun dolaba yönelmek yerine, mahzene iniyorsun. Karın bunun farkında değil, dışarıda bekliyor, hava güzel, güneşin tadını çıkarıyor. Birkaç saniye sonra, bir silah sesi duyuyor. Eve koşuyor, adını haykırıyor, mahzene giden merdivenlerin kapısının açık olduğunu görüyor, inince seni buluyor. Önceden özenle hazırladığın tüfekle başına ateş etmişssin. Masanın üstünde, sayfası açık bir çizgi roman bırakmışssın. Ne yapacağını şaşıran karın masaya dayanıyor, kitap o bunun son mesajın olduğunu anlayamadan kapanıp düşüyor.

Édouard Levé - İntihar

Okuduğum en iyi kitap girişlerinden biri.

12 Beğeni

Hemen kendimi yerine koydum. Çok acımasızca bence. Kendi hayatına son veriyorsun ama arkanda bıraktıklarına da adeta bir bulmaca bırakıyorsun. Ötesini, gerisini bilmeden yorum yapmak doğru değil tabi. Yine de kimsenin böyle bir bulmacayla kalmaması gerekir diye düşünüyorum.

4 Beğeni