Beğendiğiniz Kitap Alıntıları


(Caner) #371

‘Dünyayı bulduğundan daha iyi bir durumda bırakmak. İnsanın elinden gelecek en iyi şey budur.’ Paul Auster


#372

Hayat Jules Verne’in kitabındaki gibi olsaydı,diye düşündü Marie-Laure ve istediğiniz anda arkadaki sayfalara bir göz atıp ileride neler olacağını görebilseydiniz…Göremediğimiz Tüm Işıklar-Anthony Doerr


#373


#374

“Elini tutmak istiyordum. Parmak uçlarımla yanağına dokunmak istiyordum. Ona üç yıldır gördüğüm tek güzel şey olduğunu, elinin tersiyle ağzını kapatarak esnemesinin nefesimi kestiğini, telaffuz ettiği sözcüklerin bazen o hoş sesinde anlamlarını yitirdiğini, yanımda olduğu müddetçe başıma hiçbir kötü şeyin gelmeyeceği gibi bir hisse kapıldığımı söylemek istiyordum.”

Rüzgarın Adı / Patrick Rothfuss


#375

image


(Mesierg) #376

You know the spell Harry

Zümrüdüanka Yoldaşlığı

Öncelikle tamam, hile yapıyorum. Bu cümle kitapta geçmiyor (diye hatırlıyorum), filmde geçiyor. Ayrıca çok sıradan bir cümle gibi duruyor da olabilir. Ama benim hayatımı bir yere kadar çok iyi anlatıyor.

Vardır ya hani bazen elimi uzatsam yakalayacam dediğiniz ama bir türlü o elin kalkmadığı anlar…
Ya da bazı şeylerin elinizden göz göre göre kayıp gittiği anlar …
Çok istediğiniz bir şeyin aslında doğru şey olmadığını içten içe bildiğiniz anlar …
Bazı şeylerin iki dudağınız arasından çıkacak bir kelimeye baktığı anlar…
Haydi yap şunu.
Ama yapmazsınız, yapamazsınız çünkü bir kere yapsanız (o laneti söylerseniz) artık siz o eski siz olmayacaksınız.
İşte ben o kadar çok o anlar’ın içinde buluyorum ki kendimi ve işte tam da o an bu cümle istemsizce çıkıyor ağzımdan.

Ve iş hep aynı yere varır en sonunda ‘bu istediğim şey, kendi doğrularımdan vazgeçmeye değer mi’ …


(Emre ) #377

“Ama birden anladım ki, insanın insanlıktan çıkması, insanın insanı sömürmesi, aç kalması gibi dertlerin yanında metafizik dertler bir lükstür. aç bir dünyada, edebiyatın işi nedir?”

J-p Sartre


(Boş İnsan) #378

Akşam vakti Arkanar’ın halini yad etti: Başlıca caddelerde büyük taş evler, meyhanenin girişinde hoşgeldiniz der gibi sallanan fener, kaygısız ve tok dükkancılar temiz masalarda bira içiyor ve sohbet ediyorlar: Eh, dünya hiç de kötü bir yer sayılmaz, buğday fiyatları düşüyor, zırh fiyatları artıyor, komplolar tam zamanında ortaya çıkarılıyor, sihirbazlar ve şüpheli okur yazarlar darağacında sallandırılıyor, kral hep olduğu gibi âli ve âzim, Don Reba akıllı mı akıllı ve daima uyanık. "Akıllarına gelen saçmalıklar! Dünya yuvarlakmış! İsterse dört köşe olsun, yeter ki insanların aklını bulandırmayın! “Bütün belalar, kardeşler, bütün belalar şu okumuşlardan çıkıyor! Önce gelmiş parayla saadet olmaz, diyorlar sonra köylü dediğin de insan evladıdır; sonra küfre varan maniler, peşinden ayaklanma…” Hepsini asacaksın bunların, kardeş!

Mesela ben olsam ne mi yapardım? Evvela sorardım: Okuman yazman var mı? Öyleyse darağacına! Mani mi yazıyorsun? Darağacına! Çarpım tablosunu mu biliyorsun? Sen çok şey biliyorsun, doğru daracağına! “Bana gözümün nuru, üç kupa daha bira, bir de tavşan yahnisi!” Ve asma köprüden boz gömlekli, ağır baltalarını sağ omuzlarına atmış kırmızı burunlu askerlerin demir ökçeli çizmelerinin sesi geliyor: grrum, grrum, grrum. ''Kardeşler! İşte, bakın, benim oğlan… Sağ kanatta! Dün de bir temiz patakladım! Evet kardeşler, neyin ne olduğu belli zamanlar bunlar! Taht pek muhkim, refah, sürekli bir huzur ve adalet. Bozlarımıza şan olsun! Don Rebaya şan olsun! Kralımız çok yaşasın! Masal gibi bir hayat, kardeşler!"

Tanrı Olmak Zor İş, Arkadi ve Boris Strugatski


(Cihan) #379

‘Hiç şüphesiz yaptığım en doğru şey; Kendini vazgeçilmez sanan insanlardan uzaklaşmam oldu.’ - Charles Bukowski


#380

Aşk, kader ve yaptığımız seçimler hakkında bildiklerimi öğrenemem çok uzun sürdü, dünyanın pek çok yerini dolaşmam gerekti ama hepsinin özünü bir anda, bir duvara zincirlenmiş halde işkence görürken kavradım. Beynimde yankılanan çığlıklar arasında, elim kolum bağlı ve tamamen çaresizken aniden farkettim, hala özgürdüm. Bana işkence eden adamlardan nefret etmekte ya da onları bağışlamakta özgürdüm. Kulağa pek de önemli bir şey gibi gelmediğini biliyorum. Ama zincirler vücudunuzu keserken ve sahip olduğunuz tek şey bu seçim hakkıyken özgürlük size dünyalar kadar büyük görünüyor. Ve yaptığınız seçim, nefret etme ya da affetme kararı, hayatınızın hikayesi olabiliyor.

Gregory David Roberts - Shantaram


(Fatih Ataç) #381

Beyin, hâlâ dünyadaki en tehlikeli silah.

J.C. Grange - Kurtlar İmparatorluğu


#382

“Eğer doğru fırsatı ve yeteri kadar iyi bir sebebi olursa, herkes sana ihanet eder.”

Sissoylu / Brandon Sanderson


(Wifhty Zet) #383

“Bana öğretilen böyle. Benim inandığım değil.”

Pür - Julianna Baggott


İz Bırakan Kitap Cümleleri!
(Kemal KABCIK) #384

=000.001=

-SEKSEN GÜNDE DÜNYA TURU- Adlı Kitaptan:

“Pek gizemliydi!.. Çok az konuşuyordu ve bu sessizlik, gizemini daha da arttırıyordu!..”
{ Jules VERNE }

%%%%%%

=000.002=

-SEKSEN GÜNDE DÜNYA TURU- Adlı Kitaptan:

“Hiç değişmeyen alışkanlıkları yapılacak hizmeti hafifletiyordu!..”
{ Jules VERNE }

%%%%%%

=000.003=

-SEKSEN GÜNDE DÜNYA TURU- Adlı Kitaptan:

“Olağanüstü bir dakiklik ve düzenlilik beklerdi!..”
{ Jules VERNE }

%%%%%%

=000.004=

-SEKSEN GÜNDE DÜNYA TURU- Adlı Kitaptan:

“En dakik, en sakin yaşayan insanı olduğunu duyunca, ben de nihayet sakin bir yaşama kavuşup, karar verdim!..”
{ Jules VERNE }


(Kemal KABCIK) #385

=000.005=

-SEKSEN GÜNDE DÜNYA TURU- Adlı Kitaptan:

“Birkaç dakikalık konuşmaları sırasında, inceden inceye gözlemlemişti!.. Soğukkanlı!.. Her hâliyle dengeli, temkinli!..”
{ Jules VERNE }


(Derin) #386

İhtiras her şeyi affettirir; siz ise, bu bencilliğinizle hep kendinizi düşünüyorsunuz. İvan Aleksandroviç Gonçarov – Oblomov


(Hazal Çamur) #387

“Başka oğlun yok mu?”
“Yok.”
“Neden başka oğlun yok?”

  • Yaşamak, Yu Hua

Evladı ölmek üzere olan bir babaya böyle vicdansızca bir söz nasıl edilir? Bir doktor bunu nasıl söyler? Şu cümle öbeği aklımdan uzun süre silinmeyecek. Ama biliyorum ki bu tam olarak kurgu değil. Geçmiş zamanlarda yaşanmış olması, hele ki Çin gibi (yoksa bizim gibi mi?) erkek evladın bu denli kıymetli olduğu zamanlarda yaşanmış olması öyle mümkün ki… Bu daha da çok acıtıyor.


(Cihan) #388

“Koltuk altında kitaplar taşıdığını görüyorum kardeşim.Bugünlerde hâlâ kitap okuyan birine rastlamak gerçekten nadide bir zevk kardeşim”

Anthony Burgess - Otomatik Portakal


#389

Din ile siyaset aynı arabada gittiğinde,sürücüler karşılarında hiçbir şeyin duramayacağını sanır.Dümdüz gider,hızlandıkça hızlanırlar.Engelleri tamamen göz ardı eder,körlemesine gidenlerin uçurumu çok geç fark edeceğini unuturlar. Dune-Frank Herbert


(Emre ) #390

İster 20 ister 80 yaşında olsub, öğrenmeyi bırakan kişi yaşlıdır. Öğrenmeyi sürdürense daima genç kalır. Hayattaki en önemli şey, kafanızın genç kalmasını sağlamaktır.
Henry Ford

Bütün oyun ve öğrenmeyi çocukluğa, bütün çalışmayı orta yaşa, bütün pişmanlıkları da yaşlılığa koymak son derece yanlıştr ve acımasızca bir keyfiliktir.
Margaret Mead