Beğendiğiniz Kitap Alıntıları

İnsanlar sadece çözebilecekleri meseleleri kendilerine mesele ederler.- Karl Marx

Marx’tan alıntıyı aktaran: Cüneyt Ülsever - Hacı kitabı

6 Beğeni

“Seni düşündüm Derek. Seviştiğimiz günleri, sevişmediğimiz günleri, kavgalarımızı ve içki içmeni. Yine de seni seviyordum. Sen beni hayata bağlıyordun. Eve tıkılıp kalmıştım. Sen beni dış dünyaya bağlıyordun. Sen beni bırakıp gitmiş olsan da, akıntıya kapılmış olsam da hâlâ sana tutunuyorum. Aynı görüntüler tekrar tekrar gözümün önüne geliyor. Bellek denen bu pis ve kırık dökük sinemanın arka sırasında oturup onları izliyorum. Geçmişin köşelerine gideceğim; gölgeli ve karamsar köşelerine bile… Sırf oralarda sen olduğun için.

Dayanmaya çalışıyorum. Elimden kaydığını bildiğim bir şeye tutunmaya çalışıyorum. Artık burada olmadığını bildiğim halde. Sen. Sevilmiş olan. Gittin. Hiçbir şey bunu değiştiremez. Elimden gelen tek şey hatırlayabildiğim ne varsa toparlayıp bütün işe yaramaz hediyelik eşyalarla birlikte çekmeceye kaldırmak. Ve hayatıma devam etmek. Bunu başarmam gerek. Hepimiz devam etmeliyiz. Ancak bu şekilde hayatta kalabiliriz. Amacımız bu. Hayatta kalmak. Ne pahasına olursa olsun.”

V for Vendetta / Alan Moore

4 Beğeni

Her hikaye,içinde başka hikayeler barındırır sırası gelince değinilen, üstü kapalı dikkat çekilen yada tamamen gözden kaçırılan hikayeler.Her hayatın içinde çatallanan yollar vardır ve her hikaye önemlidir(yalnız bir kişi icin anlam ifade etse bile) gidilen her yol farklı hikayeler vadader.

Guy Gavriel Kay - Gök Cennetin Altında

7 Beğeni

Bu alıntı karşısında yer yerinden oynar arkadaşlar.

5 Beğeni

Sorma ya ben şimdi kullanıyorum ama kitapların çetelesini tutarken işime yarıyor, sonradan kendi programımı yazdığımda bu verileri çekip silerim burayı da. Hatta buraya da başlığını açmıştım bir ara.

1 Beğeni

Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce, tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız.

William Golding -Sineklerin Tanrısı

5 Beğeni

Ölmek bir şey değildi, kafasında ne ölümün hayali, ne de korkusu vardı. Ama yaşamak, bir tepenin yamacında, rüzgarda dalgalanan bir tahıl tarlasıydı. Yaşamak gökyüzünde bir şahindi. Yaşamak samanların uçuştuğu harman yerinin tozunda toprak bir su testisiydi. Yaşamak, altında bir at, bacağının altında bir karabina, bir tepe, bir vadi ve kenarı ağaçlı bir dere, vadinin karşı yamacı ve öteki tepelerdi.

Çanlar Kimin İçin Çalıyor? /E.Hemingway

10 Beğeni

“Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.”

“İçte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcıdır.”

Korku / Stefan Zweig

8 Beğeni

“I don’t expect life to make sense,” he said after a few moments, “but it could certainly be pleasant if it would stop kicking us in the balls.”

The Republic of Thieves - Scott Lynch

3 Beğeni

“Dedikodu sıkça kötülenen ama aslında kalabalık gruplar halinde işbirliği yapabilmenin de temelini oluşturan bir beceridir.”
-Yuval Noah Harari

Çocukken bunu anlatamazdım. Bize hep dini kitaplardan gelen bilgilerle “Yok, gıybet yapan kardeşinin etini yer, vs vs.” dini zırvalarla susturmaya çalıştılar ama bu insanın sosyal ve iletişimsel evriminde ortaya çıkan nerdeyse en büyük olgulardan bir tanesi. Ki dedikodu denilen şeyi yapmayan insan yoktur, yapmak istemese bile bunu değiştiremez. Nasıl ki bunu psikanalizten arındırarak söyleyeceğim bir insan en çok kendisinde olmayandan bahseder. (Adamlıktan bahsedenin adam olmaması, dinden bahsedenin yobaz olması, rakı içmenin adabı vardırcılar)

1 Beğeni

Dini zırva dediğiniz şey Kur’an’da geçen bir ayet. Siz inanmayabilirsiniz lakin başkasının inancına düpedüz hakaret etme hakkınız yok. Edebinizi takının !!!

9 Beğeni

Linç gibi olmasın ama bu girdinin düzenlenmesi gereklidir. Kimse diğerlerinin dini değerlerine hakaret edemez. İnsanların arkasından yüzüne söyleyemeyeceği şeyleri söylemesi, ne zamandan beri iletişimsel bir olgu onu da bilmiyorum ancak Hucurat 12 derki Ölü kardeşinizin etinden tiksindiğiniz gibi gıybetten de tiksinin. Bu gıybet cezasını kardeş eti yemenin cezasına Allah katında eşit kılmazken eylemin topluma vereceği zararı anlatmak için indirilmiştir.

6 Beğeni

“Artık fazla zamanımız yokmuş gibi görünüyor.”

“Yok, ama belki başka bir zaman olacaktır. Zaman çok tuhaf ve yaşam onun iki katı kadar tuhaf. Dişliler kayıp, tekerlekler döner ve hayatlar çok erken veya çok geç birbirine dolanır. Ben çok uzun yaşadım, bu kesin. Ve sen de ya çok erken ya da çok geç doğdun. Bu oldukça korkunç bir zamanlama. Fakat belki de sersem bir kız olduğum için cezalandırılıyorum. Neyse, ikinci tur başlıyor, tekerlekler belki yine doğru çalışır. Bu arada iyi bir kız bulup evlenmeli ve mutlu olmalısın. Fakat bana bir şey için söz vermelisin.”

“Her şey için.”

“Bana çok yaşlı oluncaya kadar yaşamayacağına söz ver, William. Senin için uygunsa, elli yaşından önce öl. Bunu sadece öneriyorum, çünkü başka bir Helen Loomis’in ne zaman doğacağını söylemenin imkânı yok. Çok, çok yaşlı oluncaya kadar yaşayıp 1999’un bir ikindisinde Main Street’te yürüdüğün sırada yirmi bir yaşındaki beni orada dururken görmen ve yeniden her şeyin dengesinin bozulması ne tüyler ürpertici olurdu, değil mi? Ne kadar hoş olursa olsun, bir daha öncekiler gibi ikindiler geçirebileceğimizi sanmıyorum, ya sen? Bin galon çay ve beş yüz bisküvi bir arkadaşlık için yeterli. Bu nedenle yaklaşık yirmi yıl içinde bir ara bir za-türre krizi geçirmelisin. Çünkü senin diğer tarafta ne kadar oyalanmana izin vereceklerini bilmiyorum. Belki de seni hemen geri gönderirler. Ama ben elimden gelenin en iyisini yapacağım, Willi-am, gerçekten. Ve her şey dengeli olarak yoluna girecek, ne olabileceğini biliyor musun?”

“Siz söyleyin.”

“1985 veya 1990’ın bir ikindisinde, Tom Smith veya John Green ya da böyle bir ismi olan genç bir adam şehir merkezinde yürürken bir markette duracak ve uygun bir şekilde bir külah olağanüstü bir dondurma isteyecek. Aynı yaşlarda bir genç kız orada oturmakta olacak ve o dondurmanın adını duyduğu zaman bir şeyler olacak. Ne veya nasıl olacağını söyleyemem. Elbette kız neden ve nasıl olduğunu bilmeyecek. Ne de genç adam bilecek bunu. Sadece o dondurmanın adı ikisi için de çok iyi bir şey olacak. Konuşacaklar. Ve sonra, birbirlerinin ismini öğrendikleri zaman, marketten yürüyerek birlikte çıkacaklar.”

Bill’e gülümsedi.”

Karahindiba Sarabı, Ray Bradbury

Alıntı biraz uzun oldu umarım yayınevi ve siz beni affedebilirsiniz. Ama “Limonlu-Vanilyalı Dondurma” hikayesi o kadar mükemmel ki… Zamanından önce veya zamanından sonra doğan herkesin okumasını öneriyorum.

8 Beğeni

Efsuncu Baba - Hüseyin Rahmi GÜRPINAR
Daima humeka urefaya dahleder.
*Ahmaklar her zaman ariflere sataşır.

7 Beğeni

Efsuncu Baba - Hüseyin Rahmi GÜRPINAR

6 Beğeni

Günümüzün özeti olan bir paragraf resmen. Okuduğum zaman ben de altını çizmiştim.

2 Beğeni

Bu alıntı da çok güzel. Okurken tebessüm ettirenlerden :slightly_smiling_face:

O satırların kaleme döküldüğü tarih 1924. Geçen onca yıla rağmen değişen pek bir şey yok maalesef.

2 Beğeni

Evet. Şair Evlenmesi’nde de öyle bir durum var. Geçen onca yıla rağmen bazı şeyler hiç değişmemiş.

2 Beğeni

Sanatçı ruhlu insanlar hastalandığında doktorların reçeteye ilaç değil alkış yazmaları gerekir. Glenn Meade- Brandenburg

4 Beğeni

’ Rehberlik teklifleri her daim kabul edilmeli ama asla güvenilmemelidir.’ İkincisi; ’ Aşina olandan kork.’ Üçüncüsü; 'Garip olan temkinlice kucaklanmalıdır. ’ (S.127)

Michael Moorcock - Elric Rüya Diyarları’nda

4 Beğeni