Beğendiğiniz Kitap Alıntıları


#473

Yeryüzü Müzesi/Matruşka
Başımızda bir çoban olmadan ne ruhumuzu satabiliyor, ne de yenisini edinmek için hangi reyona bakacağımızı bulabiliyorduk. Bedeni, giysileri, evleri teknolojiyle donatılmış laboratuvar maymunlarıydık. Kabukların içindeki hayaletlerdik.


(fatih çetin) #474

“Ne istersem verir misin?” dedi.
“Veririm,” dedi Gülbahar, tok, inanmış, güvenli bir sesle. “Veririm.”
“Saçından birkaç tel isterim,” dedi Memo.
Çek kılıcını kes Memo,” dedi. “Gülbahar sana kurban.”
Memo kılıcı çekti, beliğin ucundan bir parçayı kesti, aldı, yüreğinin üstüne koydu.
“Bir de başka bir şey isterim,” dedi.
“Gülbahar’ın bunu, bu geceyi, beni ölünceye kadar unutmamasını isterim.”

Ağrıdağı Efsanesi s.70 (Yaşar Kemal)


(Batuhan Şimşek) #475

“Valeye vale de,maçaya maça.Ama bir fahişeye hep hanımefendi de.Hayatları yeteri kadar zor zaten.Ayrıca kibar davranmaktan kimseye zarar gelmez.”
Rüzgarın Adı - Patrick Rothfuss

"Bir Edema Ruh olarak büyümenin en zor tarafı da buydu.Gittiğimiz her yerin yabancısıydık.Çoğu insan bizi serseri ve dilenci olarak görür,hatta bazıları bizi hırsız,kafir ve fahişe yerine koyardı.Haksız yere suçlanmak zordur,ama hayatlarında bir kitap açıp okumamış,veya yaşadıkları yerden yirmi kilometre bile uzaklaşmamış kişilerin sana tepeden bakması daha da zordur.
Rüzgarın Adı - Patrick Rothfuss

Demek iki karanlık gemi gibiymişiz…" diye alıntı yaptım. …yakın geçen ama birbirini görmeyen." diye bitirdi Denna.
Rüzgarın Adı - Patrick Rothfuss

“Doğru söylüyorum,” dedim. “Sen yol kenarında bulduğum parlak bir penisin. Sen tuzdan veya uzun bir gece yürüyüşünün sonundaki aydan daha değerlisin. Sen ağzımdaki tatlı şarap, genzimdeki şarkı, yüreğimdeki kahkahasın.”
Denna’nın yanaklarının kızarmasını umursamadan devam ettim.
“Sen benim gibi biri için fazla iyisin,” dedim. “Bedelini ödeyemeyeceğim bir lükssün. Yine de benimle gelmen için ısrar ediyorum. Sana bir yemek ısmarlayacağım ve adına Denna denilen o uçsuz bucaksız harikanın üzerinde saatlerce rapsodiler söyleyeceğim.”
Ayağa kalktım ve onu da kaldırdım. “Sana müzikler çalacağım. Şarkılar söyleyeceğim. Bu akşamüstü dünyanın geri kalanı bize ilişemeyecek.” Başımı biraz yana eğerek cümlemi bir soru haline getirdim.
Denna’nın dudak uçları yukarı kıvrıldı. “Kulağa çok hoş geliyor,” dedi. “Bir akşamüstü boyunca da olsa dünyadan uzak kalmayı çok isterim.”
Bilge Adamın Korkusu - Patrick Rohtfuss


#476

“Sa souvraya niende misain ye,” dedi yüksek sesle. “Kendi zihnimde kayboldum.”

Zaman Çarkı IV, Gölge Yükseliyor - Robert Jordan


#477

Zengin miyim yoksa yoksul mu, diye ne kadar üzüleceğim?
Ya da bu ömrü mutlu mu, mutsuz mu geçireceğim?
Doldur içki kadehini, çünkü bilmiyorum;
Aldığım bu nefesi, verebilecek miyim?

Hayyam - Rubailer


#478

+Bence Hitler’in kendisine ihanet etmediği söylenebilir.
-… ama milyonlarca alman kendilerine ihanet ettiler. Esas trajedi buydu. Bir adamın kötü olmaya cesaret etmesi değil, milyonlarca insanın iyi olmaya cesaret edememesiydi.

Büyücü- John Fowles


#479

Bir felaketzedeyi en fazla, teselli eden ağlatır.

Ömer’in Çocukluğu - Muallim Naci


#480

… Bizimle hayvanlar arasındaki fark, bizim kelimeleri kullanabiliyor oluşumuz. Değil mi?..

Bir Palavracının İtirafları - Philip K. Dick


#481

“Hırslılar bıraksın umutlarını, korkaklar da tasalarını:
açgözlü zaman ve boşluk yutuyor hepimizi.”

“Hiç yok üstelik tanrıların yeminler ettikleri o nehre varan.”

-Troialı Kadınlar, Seneca


(Doğan Can Urul) #482

“O yaz, kitapların arasında geçen günler bana şunu öğretmişti: İçindeki karanlıktan asla kurtulamazsın. Ama dilediğinde yolunu aydınlatıp düşmeden yürümeni sağlayacak bir ışık bulabilirsin. Benim için o ışık okumaktı. Dünyadaki her dokunuşu birbiriyle ilişkilendirerek okumak.

Sıradan Bir Gün - Yekta Kopan


#483

“Canlısını görmeyenler, ölüsünü küçümserler.”

Monte Cristo Kontu / Alexandre Dumas


(Berfin) #484

“Belki de en yükseğe çıkardığımız kişilerin bile çamurla aralarında pek mesafe yoktu.”
Çolak Kral - Joe Abercrombie


(Metal Storm) #485

Merhba Çolak Kral kitabini beğendinizmi? Bu seriyi cok merak ediyorumda.


#486

“Düşünceler ölmez efendim, bazen uykuya dalarlar ama uyumadan öncekinden daha güçlü bir şekilde uyanırlar.”

Monte Cristo Kontu / Alexandre Dumas


(Berfin) #487

Kitabı henüz bitirmedim ama güzel gidiyor. Normalde entrika çok sevmem ama bu sefer çok dozunda ve doğru yerlerde kullanılmış gibi geldi. En azından şu ana kadar.


(Emre ) #488

“Birisinin hatasına öfkelendiğinde derhal kendine bak ve kendinin de nasıl hata yaptığını düşün; örneğin iyinin paraya ya da hazza ya da bir parça şöhrete eşdeğer olduğunu düşünmen gibi… Bunun bilincine vardığında, özellikle de seni öfkelendiren kişinin gergin olduğunu ve yapabileceği pek başka bir şey olmadığını ayrımsadığında öfkeni hemen unutursun ve eğer bir yolunu bulabilirsen, karşındaki insanın gerginliğini gidermelisin.”

“Düşünceleriniz ne ise, hayatınız da odur. hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştiriniz.”

Marcus Aurelius


#489

hayat bana en korkak adamların iddia ile cesaretten bahsedenler olduğunu öğretti.
Ateşten Gömlek - Halide Edip Adıvar


#490

“Kahramanlık hikayelerinde, kahraman ya zafer ya ölüm derdi. Onun umabileceği en iyi şey zafer ve ölümmüş gibi görünüyordu.”

Zaman Çarkı V, Göğün Ateşleri - Robert Jordan


(Emre ) #491

“Birisi Nobel Ödülü aldı ise ondan mutlaka kuşku duyunuz! Kissenger’a 1973’te Nobel ödülü verildi; dünya barışına yaptığı katkıdan ötürü!”

Saklı Seçilmişler

Bu kitabı -KESİNLİKLE OKUNMASI- gerekenler listesine ekliyorum. Lütfen siz de okuyun arkadaşlar. Arkaya da Mr. Robot soundtrack albümü açarsanız 2 günde biter 504 sayfa.

Canan Karatay’ı eleştiren sistemin yetiştirdiği robotlar için;

“İyi ki insanlar paranın ve bankacılık sisteminin nasıl çalıştığını bilmiyor. Bilecek olsalardı sabaha çıkmadan ayaklanırlardı.”

-Henry Ford


(Boş İnsan) #492

"Uzun bir aradan sonra karşılaşmış ve ortak yanlarını unutmuş iki eski dost gibi teller parmaklarıma bir tuhaf geldi. Hafifçe ve yavaşça çaldığım notalar ateş ışığımızın yarattığı halkayı geçmedi. Parmaklarla teller, aralarındaki sevdanın sınırlarını belirlercesine ihtiyatlı bir sohbete koyuldu. Sonra içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim ve müzik dalga dalga sessizliğe akar oldu. Parmaklarım dansa başladı; karmaşık ve anlık hareketlerle ateşimizin yarattığı ışıktan halkayı örümcek ağına benzer incecik bir ezgiyle doldurdu. Müzik hafifçe verilen bir soluk misali bu ağı titretiyor, bir yaprağın döne döne ağaçtan düşmesi gibi değişiyordu. Tarbean’ın Suyanı’nda geçirdiğim o üç seneyi, içimi dolduran boşluğu, soğuktan titreyen ellerimi anlatıyordum âdeta.

Ne kadar çaldığımı bilmiyorum. On dakika da olabilirdi, bir saat de. Ama parmaklarım böyle çalışmaya alışkın değildi. Bir ara tellerden kaydılar ve müzik, uyanınca kaybolan bir rüya gibi sona erdi. Başımı kaldırdığımda herkesin kılını bile kıpırdatmadan durduğunu gördüm. Yüz ifadeleri hayret ile huşu arasında değişiyordu. Sonra bakışlarımla bir büyüyü bozmuşum gibi herkes aynı anda hareketlendi. Roent oturduğu yerden doğruldu. Yanındaki iki adamı kaşlarını kaldırıp birbirine baktı. Derrick sanki beni ilk kez görüyordu. Eliyle ağzını kapatan Reta hareketsizliğini korudu. Denna yüzünü avuçların gömüp alçak, çaresiz hıçkırıklarla ağlamaya başladı.

Josn öylece durdu. Bıçaklanmışçasına afallamış ve beti benzi atmıştı. Teşekkür mü etmem, yoksa özür mü dilemem gerektiğini bilemeden lavtayı uzattım. Josn hissiz parmaklarla enstrümanı aldı. Ne diyeceğimi bilemediğimden ayağa kalktım ve onları ateşin başında bırakarak arabalara doğru yürüdüm.

İşte pelerinini hem yatak hem de battaniye niyetine kullanan Kvothe, Üniversite’ye varmadan önce son gecesini böyle geçirdi."

Rüzgarın Adı, Patrick Rothfuss