Beğendiğiniz Kitap Alıntıları


(Hiçliğin bekçisi…) #533

İnsanlar, hayvanlar ve yırtıcı hayvanlar - Saki


(Halil İbrahim Çelik) #534

"Size bir hikaye anlatayım. Ormanda birçok müridi olan mübarek bir adam yaşarmış. Bir gün müritlerine tüm varlıklarda Tanrı’yı görmeyi ve hepsinin önünde eğilmeyi öğretmiş. Müritlerden biri bir gün kurban ateşi için odun toplamak üzere ormana gitmiş. Birden bire “Yoldan çekilin! Azgın bir fil geliyor!” diyen bir bağırış duymuş. Mürit hariç herkes koşarak kaçmış. Mürit ise filin de bir başka biçime girmiş Tanrı olduğuna hükmetmiş. O zaman niye kaçsın ki, diye düşünmüş. Sakince durmuş, hayvanın önünde eğilmiş ve hamdetmeye başlamış. Filin binicisi, “Kaçın! Kaçın!” diye bağırıyormuş. Ama mürit kıpırdamamış. Hayvan onu gövdesinden yakalamış, bir kenara fırlatmış ve yoluna devam etmiş. Mürit yaralı bereli ve bilinci yitik bir halde yerde kalakalmış. Olan biteni duyan ustası ve mürit biraderleri gelmiş ve onu kulübeye taşımışlar. Bazı ilaçların yardımıyla bilinci yerine gelmiş. Birkaçı ona “Filin geldiğini biliyordun - neden oradan kaçmadın?” diye sormuş. “Ama,” demiş mürit, “ustamız bize Tanrı’nın hem insan hem de hayvan tüm biçimlere büründüğünü anlattı. Dolayısıyla ben de gelenin yalnızca fil Tanrı olduğunu düşündüm, o nedenle de kaçmadım.” Bunun üzerine ustası, “Haklısın evladım, gelenin fil Tanrı olduğu doğru da, binici Tanrı da sana orada durmayı men etti. Hepsi Tanrı’nın tezahürü olduğuna göre, niye binicinin sözüne inanmadın? Binici Tanrı’nın sözüne kulak verecektin.”
Sri Ramakrishna’nın Öğretileri


(Halil İbrahim Çelik) #535

“Üstelik çevremizde o kadar çok şey hakikilikten uzak ki; hakikiden çok hakiki olmayanın yanında kendimizi çok daha rahat hisseder olduk.”

George Ritzer - Büyüsü Bozulmuş Dünyayı Büyülemek


(Hazal Çamur) #536

“Sen de içer misin?” diye sordu Kaptan şişeyi gösterip kıza.

“Ben içmem” dedi kız, “İçersem aklımı kaçırırım.”

Belden aşağısını kaplayan pulların parlaklığında bir ışık yansıdı suratımıza. Ayın şavkı bir denize, bir kıza.

“Dans ederim isterseniz ama o zaman da siz aklınızı kaçırırsınız.” dedi.

"Et ulan " diye cevap verdi Kaptan kıza, “Et, akılımızı senin yüzünden kaçıralım!”

O gece ben ve Kaptan Rönesans ve deniz kızı sabah kadar dans ettik güvertede. Hiç konuşmadan. Aklımızı kaçırana kadar. Aklımızı kaçtığında sızmıştık.

Öykü: Kaptan Rönesans
Kitap: Gergedan - Büyük Küfür Kitabı, Mine Söğüt


#537

Geçici deliliğin iki türü var, biri intiharla biter, diğeri izdivaçla.

Epigramlar ve Şeytanın sözlüğü’nden okkalı maddeler - Ambrose Bierce


#538

“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim,bu mutluluğu koruyabilir,her şey de bambaşka gelişebilir miydi ? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu.”
Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk


(Boş İnsan) #539

“Hayır,” dedi yaşlı kadın. “Bu benim hayat hikayem. Anlıyor musun, bir kişinin yapabileceği tavsiyelerin o vakte kadar sürdüğü yaşamla bağlantılı olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu kağıtları incelerken, daha belirgin olmaları için vermiş olduğum tüm kararların altlarını çizdiğimi göreceksin. Hepsi endekslenmiş, aynı konular birbirleriyle çaprazlama olarak ilişkilendirilmiştir. Anlıyorsun değil mi? Sana bütün söyleyebileceğim, eğer benimkilerin tamamen zıddı olan kararlar alacak olursan, o zaman belli ki senin sonun…" durakladı, ciğerlerini iyi bir çığlık için doldurdu “… benimki gibi böyle pis kokulu bir mağarada bitmez!”

Otostopçunun Galaksi Rehberi, Çoğunlukla Zararsız, Douglas Adams


#540

“Kendi güçsüzlüğüm ve başarısızlık korkum dışında bir düşmanım yok”

Philip K. Dick - Galaktik Çömlek Tamircisi


(Zeynep) #541

“Hayatımın mahvolduğunu hissediyorum.Sanırım bunu çok erken fark ettim.”
Neal Stephenson - Cıva


#542

Kitabı bitirdiniz mi?


(Zeynep) #543

Evet , bitirdim. @narpal


#544

Kitabı beğendiniz mi? Almayı düşünüyorum ama karar veremedim. İyi yorumlar kadar kötüleri de var.


(Alican) #545

Usta ve Margarita, Mihail Bulgakov


(Zeynep) #546

Kitabı “genel” olarak beğendim diyebilirim.Kitabın dili beklediğimdende ağır çıktı , gerek (derin) betimlemeler gerekse yazarın tarihi olayları ele alış biçimi zaman zaman beni yormadı desem yalan olur.Kitabın bazı bölümlerinde yazar okucuyu adeta bilgi kombosuna tutuyor tamda bu noktada tarihi olayları başarılı bir şekilde bilimkurgu ve fantezi ile harmanlamasından şahsen büyük keyif aldım.Özellikle kitabın sonu “harika” bir şekilde bitiyor.Sitede, İkinci kitabın bandrolünün alındığı haberini görüncede istemsizce sevindim.
Bence Neal Stephenson ’ nın Anathem’dan sonra en başarılı ikinci kitabı.
Size tavsiyem sakin bir kafa ile eseri okursanız ve türede (tarih - bilimkurgu) ilginiz varsa eseri size rahatlıkla tavsiye ederim… @narpal


#547
  • Antipati: Dostumuzun dostunun bizde uyandırdığı his.
  • Bağnaz: Katılmadığımız bir fikre inatla ve hararetle bağlı kimse
  • Cahil: Sizin için bildik olan kimi malumatlardan haberdar olmayan ama sizin hiçbirşey bilmediğiniz başka konularda birşeyler bilen kişi.

Epigramlar ve Şeytanın Sözlüğü’nden Okkalı Maddeler - Ambrose Bierce


(Boş İnsan) #548

‘“Demek iki karanlık gemi gibiymişiz…’” diye alıntı yaptım.
“… ‘yakın geçen ama birbirini görmeyen.’” diye bitirdi Denna.
“Felward’in Sonu,” dedim, saygıdan ziyade hayranlıkla. “O oyunu çoğu kimse bilmez.”
“Ben çoğu kimse değilim,” dedi Denna.
“Bunu bir daha unutmayacağım,” deyip abartılı bir hürmetle önünde eğildim.

Rüzgarın Adı, Patrick Rothfuss


#549

Ne güzel gün! Hava ne sıcak, ne serin;
Bir bulut, tozunu siliyor bahçenin;
Bülbül coşmuş, sesleniyor sarı güle:
Şarap iç şarap da yüzüne renk gelsin!

Ömer Hayyam - Dörtlükler ( Rubailer) - İş Kültür baskısı


(Zeynep) #550

“Yalnızdım.Koca dünyada bir başımaydım.Kendim için bile yalnızdım.”
Biri Hiçbiri Binlercesi - Luigi Pirandello


#551

Kral Dionysius, Odysseus’un dertleri irdeleyip kendi dertlerini bilmeyen dil bilginleriyle; çalgı aletlerini akort etmesini bilip yaşayışlarını akort etmesini bilmeyen müzisyenlerle; adaletten söz edip adaleti uygulamayanlarla alay edermiş.

  • Denemeler Montaigne

#553

İnsanlar, canavar ve canavar hikâyeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler. İçkinin dibine vurduklarında, sahtekârlık, hırsızlık yaptıklarında, karılarını kayışla dövdüklerinde, yaşlı büyükannelerini aç bıraktıklarında, tuzağa düşmüş bir tilkiyi gübre yabasıyla delik deşik ettiklerinde ya da dünyada yaşayan son tekboynuzu ok yağmuruna tuttuklarında gün ağarırken kulübelerin arasında dolanan Bane’in onlardan daha kötü olduğunu düşünmek işlerine gelir. Böylece yüreklerine su serpilir. Yani yaşamak kolaylaşır.

Andrzej Sapkowski - Son Dilek