Beğendiğiniz Kitap Alıntıları


(bilge) #614

tartışmalara sebep olan meşhur son cümle. kitabın 6. baskısı var şu an elimde fakat ingilizce, paragrafı türkçeye çevirirken hataya sebep olduysam affola. ama merak etme sebebinizin “yaratıcı” vurgusu olduğunu tahmin ediyorum. bu vurgunun ilk baskılarda olmadığını, darwine yöneltilen dinsizlik suçlamalarından ötürü son baskılarda eklendiğini okumuştum bir yerde. bulabilirsem ilk baskısını da okumayı istiyorum bu yüzden. belki de tahminimde yanıldım merak etme sebebiniz bu değildi, ben yine de bilgilendirmiş olayım.


#615

@alper o kısmı mı merak etti bilmiyorum ama ben merak ettim.


(bilge) #616

e ben de bu kadar bilgi sahibiyim.


#617

Evet, yaratıcı vurgusu nedeniyle ifade biraz bana çelişkili geldi. Dediğiniz gibi olabilir, Darwin’in o dönem bazı tepkiler nedeniyle fikirlerini savunmaktan kaçındığı biliniyor. Hatta Thomas Huxley Darwin’den daha çok bu teorileri savunduğu için "Darwin’in köpegi " derlermiş.

Onur yayınları ve Ginko bilim baskılarına bakacağım ben de birazdan.


(bilge) #618

ben pek takılmadım açıkçası. belki tartışmaları bildiğimden, belki de sonuna geldiğimde darwin gibi sistemin ihtişamına kapıldığımdan bilmiyorum. ama dediğiniz gibi düşününce çelişkili. işte dönemi de göz önünde bulundurmak lazım biraz.


(Emre ) #619

“Bir kimse arıyorsa, gözü aradığı şeyden başkasını görmez çokluk, bir türlü bulmayı beceremez, dışarıdan hiçbir şeyi alıp kendi içine aktaramaz, çünkü aklı fikri aradığı şeydedir hep, çünkü bir amacı vardır, çünkü bu amacın büyüsüne kapılmıştır. Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak. Sen ey saygıdeğer kişi, belki gerçekten arayan birisin, çünkü amacının peşinde koştuğundan hemen gözünün önündeki bazı şeyleri görmüyorsun.”

Siddhartha


#620

Onur yayınları ve Ginko bilim çevirilerinde benzer bir anlam var.

  • " Yaradanın başlangıçta bütün özünü, bir kaç ya da bir biçime üfürdüğü yaşamı … "( Ginko Bilim)
  • Yaşama, bu tarzda, yani az sayıda ya da bir tek biçime, yaratıcı tarafından başlangıçta verilen de­ğişik güçleriyle ( Onur Yayınları)

Evrim ağacı ise;

Böylece, doğanın savaşından, açlıktan ve ölümden, düşünebildiğimiz en yüce ereğe, daha yukarı hayvanların oluşmasına varılır. Bir ya da birkaç biçimde başlayan yaşamı böyle anlayan ve bu gezegen çekimin değişmez yasasına göre dönüp dururken, böylesine basit bir başlangıçtan en güzel, en olağanüstü biçimlerin evrimleşmiş ve evrimleşmekte olduğunu kavrayan bu yaşam görüşünde gerçekten ihtişam vardır. (Türlerin Kökeni, 1. Baskı Taslağı’ndan çevrilmiştir.)

Evrim ağacı 1. baskı taslağından çevirmiş ve sizin dediğiniz gibi Darwin kitabın ilk baskısından sonra böyle bir değişiklik yapmış.


#621

Her geçmişi anış, bireyin o anki ruh haline göre renklenir, bu yüzden, aldatıcı bir bakış sağlar. (S.17)

Dışarıda biz insanların varlığından bağımsız, karşımızda kısmen düşüncelerimizde ve araştırmalarımızla ulaşılabilir muhteşem ve ebedi bir bilmece gibi dikilen devasa bir dünya vardı. Bu dünya üzerine kafa yormak serbest kalmanın anahtarı gibi geliyordu ve kısa zamanda fark ettim ki, saygı duyduğum hayranı olduğum nice insanlar iç özgürlüklerini ve güvenliklerini onun arayışında bulmuşlardı.(S.18)

Yaşamımdan Notlar - Einstein


(Umut K.) #622

“İyi mi buluyorsunuz resmi?”
“Hımm?” dedi yaşlı adam. “İyi mi?.. Hem evet, hem hayır. Senin kadıncağız fena kotarılmamış ama yaşamıyor. Sizler bir suratı doğru düzgün çizip her şeyi anatomi kurallarına göre yerleştirdiğinizde işiniz bitti sanıyorsunuz. Sonra bu çizgileri, daha önce paletinizde hazırladığınız bir ten rengiyle dolduruyor, bu arada bir yanın ötekinden daha koyu olmasına özen gösteriyorsunuz; bir yandan da masanın üstünde duran çıplak bir kadına zaman zaman baktığınız için doğayı kopyaladığınızı sanıyor, kendinizi ressam sayıyor ve Tanrı’nın gizini çaldığınızı düşünüyorsunuz!.. Hıh! Büyük şair olmak için dilbilgisini iyi bilmek ve dil yanlışı yapmamak yetmez! Şu azizene bir bak Porbus! İlk bakışta harika görünüyor ama ikinci kez göz attığında tuvalin zeminine yapışık olduğunu ve çevresinden dönülemeyeceğini fark ediyorsun. Tek yüzü olan bir siluet bu; kesilip yapıştırılmış bir görünüm, ne dönebilecek ne de duruşunu değiştirebilecek bir imge. Şu koluyla tablo alanı arasında havanın varlığını hissedemiyorum: oylum ve derinlik eksik; buna karşılık perspektifte her şey yerli yerinde ve havanın derece derece koyulaşması çok iyi gözlenmiş. Yine de, bunca övülesi çabaya karşın bu güzel bedenin, yaşamın ılık soluğuyla canlandığını sanmıyorum. Elimi şu yuvarlak ve diri göğüse götürsem, bana mermer gibi soğuk gelecek sanki! Hayır dostum, bu fildişi tenin altında kan akmıyor; varoluş o kızıl çiyiyle, şakakların ve göğsün amberimsi saydamlığı altında birbirine karışan damar ağlarını ve lifleri doldurmuyor. Şu nokta ürperiyor ama şurası kıpırdamıyor; yaşamla ölüm her ayrıntıda savaşıyor: Şurada bir kadın var, şurada bir yontu, az ötede bir ceset. Senin yaratın tamamlanmamış. Sevgili yapıtına ruhunun ancak bir parçasını üfleyebilmişsin. Prometheus’un meşalesi ellerinde birkaç kez sönmüş ve tanrısal ateş, tablonun çoğu yerine değmemiş.”

Balzac - Gizli Başyapıt


#623

Pinhan yayınlarıda basmıştı sanırım kitabı değil mi? Benim uzun zamandır takip listemde bekliyor. Merak ettim onlar nasıl çevirmiş acaba.


#624

Olabilir, Pinhan’ı görmedim ama bir çok baskısı var…Ama Bu kitabı okumadan önce, Evrim kuramı ve mekanizmaları kitabının yazarı, Evrimin Işığı kitabının hazırlayıcısı ve Evrim ağacı sitesinin kurucusu Çağrı Mert Bakıcı’nın Şu yazısınını okumanızı öneririm.

Evrimsel biyoloji okumak, öğrenmek için, sıfırdan evrim teorileri öğrenmek için Darwin doğru adres değil…

Neyse yazı aşağıda, tavsiyeler ve bazı bilgiler var, okumanı öneririm.


#625

Almışken doğru baskıyı araştırıp alayım. Darwin kendi değiştirdiyse sorun yok ama birileri “Eyyy Darwin” dediyse ki bence böyle bir durum düzenlenmiş almak istemiyorum.


#626

Bu durumun Türkçe baskılarla ilgisi yok, daha çok Darwin’le ilgili. Evrimsel biyoloji ögrenmek, Evrim öğrenmek için akademik bir durum yoksa Darwin sonraki okumalar olabilir, Hem anlaşılması zordur hem de o günden bu yana Evrim Terorisi çok daha yeni kanıt ve bilgilere sahip.


(bilge) #627

kesinlikle giriş kitabı olarak “evrim kuramı ve mekanizmaları” okunabilir, “evrimin ışığı” ise daha detaylı bir anlatım. darwin anlatım olarak biraz daha ağır, anlaması biraz daha güç ve kitapları aslında evrim kuramı taslağı gibi tam olarak her şeyin bir açıklamasını bulmak mümkün değil içerisinde. hazır önermişken dawkins’i de geçmeyeyim. evrim alanında gayet keyifli bir okuma sunuyor okuyucuya.


#628

Richard Dawkins, Carll Zimmer ve Elbetteki Evrim agacı sitesi ve Çağrı Mert Bakırcı’nın her iki 2 kitabı bende ögrenmek, anlamak isteyenlere öneririm.


#629

İşte ilk baskıdan çeviri olanı almak (örneklendirme az deniyor ama) bana daha mantıklı geldi. Sonuçta diğer türlü içerik tam olarak Darwin’in yazmak istedikleri değil gibi olacak.

Dawkins daha önce okudum. Evrim ağacındaki kitaplardan birkaçını önceden okurum. Zaten ünv.de benzer okumalar yapmıştım. Evrim ve Darwin 3-4 yıl önce ilköğretim müfredatından çıkartıldı. Artık çocuklara tam olarak ne demeye çalıştığını anlatamıyoruz. Ve bu konu hep bazı kalıplar üstünden çocuklara aksettirildiği için çok sıkıntılı genç nesil açısından. Çocuklar Darwin hakkında hiç bir şey bilmeden ama Darwin kötü saçma düşünceleri var algısıyla büyüyorlar.


(Emre ) #630

“Pişmanlık tek başına işe yaramaz, af pişmanlıkla satın alınamaz, hiçbir şeyle satın alınamaz.”

Doğu Yolculuğu


#631

Yaşam bir düştür —gölge bilmez.
Yaşam bir düştür —acı ve ıstıraptır.
Bir düş ki —uyanmak için dua ederiz.
Bir düş ki —uyanır ve gideriz.

Kim uyur —yeni şafak beklerken?
Kim uyur —tatlı rüzgar eserken?
Sona ermesi gereken bir düş —yeni gün doğduğunda.
Öyle bir düş ki bu —uyanır ve gideriz.

Kılıçtan Taç, Robert Jordan


#632

Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlât.

Acımak- Reşat Nuri Güntekin


(Boş İnsan) #633

“Gel sana bir hikâye anlatayım,” dedi Peder Zincir bir süre sonra. “Bu akşam ne tür bir adamla tanışacağını ve kime sadakat yemini edeceğini anlamanı sağlayacak bir hikâye.

Evvel zaman içinde, Capa Barsavi’nin şehirdeki hâkimiyeti çok yeni ve narinken, bir grup garrista’sının fırsatını bulur bulmaz onu ortadan kaldırmayı planladığı bilinen bir sırdı. Ve bu garristalar onun karşı hamlelerine hazırlıklıydılar. Ne de olsa şehri ele geçirmesinde ona yardım etmişlerdi ve nasıl çalıştığını iyi biliyorlardı. Bu yüzden Barsavi’nin kendilerini aynı anda yakalamaması için tedbir aldılar. Barsavi içlerinden bazılarının gırtlaklarını kesmeye karar verirse, çeteler dağılıp birbirlerini uyaracaktı ve çok uzun sürecek, kanlı bir savaş patlak verecekti. Barsavi hiçbir aleni hamlede bulunmadı. Böylece garristalarının sadakatsizliğine yönelik söylentiler arttıkça arttı.

“Capa Barsavi ziyaretçilerini kabul salonunda ağırlardı. O salon hâlâ Ahşap Çöplük’ün oradadır. Eskiden kocaman bir Verrar gemisiydi, hani asker taşımakta kullandıkları şu geniş kalyonlardan biri. Şimdilerde eğreti bir saray gibi orada demir atmış bekler. Barsavi ona Yüzen Mezar, der. Her neyse, Barsavi bir gün Yüzen Mezar’da Ashmere’den getirilen büyük bir halıyı sergilemeye başladı. Halı çok güzeldi, Dük’ün güvende tutmak için duvara asacağı türden bir eşyaydı. Barsavi o halıdan ne kadar hoşlandığını çevresindeki herkesin öğrenmesini sağladı.

“Zamanla vaziyet öyle bir hal aldı ki, erkânı onun bir ziyaretçiye ne yapacağını halıya bakarak kestirebilir oldu; çünkü kan akacaksa halı dürülüp güvenli bir yere kaldırılırdı.İstisnasız bir şekilde. Aradan aylar geçti. Halı kâh serildi kâh toplandı. Kâh serildi, kâh toplandı. Bazen Barsavi’nin yanına çağırdığı kimseler ayaklarının altında çıplak zemini görür görmez kaçmaya çalışırdı. Tabii bu da yaptıkları bir yanlışı açık açık itiraf etmekle aynı şeydi.

“Her neyse. Garristalarıyla arasındaki soruna geri dönelim. İçlerinden hiçbiri yanında bir çete
olmadan Yüzen Mezar’a girecek veya Barsavi’yle yalnız kalacak kadar aptal değildi. O zamanlar Barsavi’nin otoritesi henüz onları zorlayacak kadar güçlü sayılmazdı. O da bu yüzden oturup bekledi… ve bir gece baş belası garristalarından dokuzunu akşam yemeğine davet etti. Hepsini değil elbette, yalnızca en akıllı ve en bıçkın olanları… ve de en büyük çetelere hükmedenleri. Garristaların casusları, Capa’nın en gözde eşyası olan halının yere serildiğini ve üstüne tanrıların bile o güne kadar gördüklerinden daha zengin bir şölen sofrası kurulduğunu haber verdiler.

“O akılsız piç kuruları bunu duyunca Barsavi’nin ciddi olduğunu, gerçekten konuşmak istediğini düşündüler. Korktuğunu zannedip iyi niyetli bir pazarlık yapmayı beklediler. Bu yüzden de ne yanlarına çetelerini aldılar ne de alternatif planlar kurdular. Kazandıklarını düşünüyorlardı.

“O güzelim halının üstündeki sandalyelerine oturduklarında ve Barsavi’nin elli adamı
ellerinde arbaletlerle odaya doluştuğunda ne kadar şaşırdıklarını var sen düşün,” dedi Zincir.
“Herifleri öyle bir ok yağmuruna tuttular ki, azgın bir kirpi herhangi birini evine götürüp bir
güzel düzerdi. Halıya düşmemiş bir damla kan varsa o da tavandaydı. Anlatabildim mi?”
“Evet. Yani halı mahvoldu.”
“Hem de nasıl. Barsavi beklenti yaratmayı biliyordu Locke. Tabii o beklentileri kullanarak kendisine zarar verecek kimseleri yanıltmayı da. Düşmanlar onun bu tuhaf saplantısının canlarını garantiye aldığını zannettiler. Ama bu dünyada kahrolası bir halıyı kaybetmeye değecek kadar kalabalık ve güçlü düşmanlar vardır.” Peder Zincir ileriyi ve güneyi işaret etti.

“Şu tarafa doğru bir kilometre ötede seninle konuşmayı bekleyen adam işte o. Medeni bir dil kullanmanı şiddetle tavsiye ederim.”

Locke Lamora’nın Yalanları, Scott Lynch