Beğendiğiniz Kitap Alıntıları


#799

Müritleri onu Mahasamatman diye çağırdılar ve bir tanrı olduğunu söylediler. Yine de o, Maha ve Atman’ı bırakmayı yeğledi ve kendine Sam dedi. Asla bir tanrı olduğunu iddia etmedi. Gerçi, bir tanrı olmadığını da iddia etmedi. Zaten o koşullarda ne birini ne de diğerini ikrarın yararı olmazdı ama sessiz kalmanın olabilirdi.

  • Işık Tanrısı, Roger Zelazny

#800

“Idaho siyeç tünellerini andıran labirentvari koridorlardan inip Tapınak’tan çıkana dek gözlerini silip durdu. Tleilax malı gözlerden de yaş akardı.”

Dune Çocukları, Frank Herbet


(Boş İnsan) #801

Aklı karışmıştı, kafasını salladı. “Rhaegar… Rhaegar kazandı. Lanet olsun.
Onu öldürdüm Ned. Dikenli baltamı siyah zırhına öyle bir vurdum ki balta zırhı geçip o kara
kalbine çarptı ve adam ayaklarımın dibinde öldü. Adıma şarkılar yazdılar. Ama yine de o
kazandı. O şimdi Lyanna’ya sahip, ben de bu kadına. ” Kadehi kafasına dikti.

Taht Oyunları, George R.R. Martin


(Bird of Hermes) #802

‘‘Ve Idaho, tapınak koridorlarının siyeç benzeri labirentinde ilerlerken, bütün yol boyunca gözlerini sildi. Tleilax gözlerinin gözyaşlarına karşı bağışıklığı yoktu.’’

Benim okuduğumla sizinki farklı çeviri sanırım bu kısım beni çok etkilemişti okurken. Idaho çok içli bir karakter olagelmiştir benim için hep.


#803

Woww bu çeviri cümlesi de çok güzel duyguyu vermiş :frowning_face: kesinlikle öyle mentatken içli olması hatta daha da garibi


#804

-Ya sen? diye sordu. Görmeyeli neler yapıyorsun? Artık utanmıyordu, söyleyebilirdi.
-Ben çoğu geceler içiyorum, dedi. Şakağımdaki ağrıyı duymamak için, iştah açmak için falan diyorum ama değil, biliyorum. Bir çeşit umutsuzluktan kurtulmak için içiyorum. Belki de kendimden. İki çeşit içen vardır. Biri, benim gibi, kurtuluşu içkiden beklemenin utancıyla içer. Bir de şu çevrendekilere bak. Bunlar neden içiyorlar? Toplum içinde yaşamanın baskısını, yükünü hafifletmek için. Çekinmeden bağırmak, yüksek sesle gülmek için. Dışarda bağırmak, kahkaha atmak yasaktır. Sokakta hiç gülmemek için burda gülerler. Böylesi az içer. Ya ben? İçiyorum da kurtulabiliyor muyum? Belki yalnız baş ağrısından…

Yusuf Atılgan - Aylak Adam

Keşke zamanında “daha az yaşayıp” daha çok yazsaydın Yusuf Atılgan.


#805

Daha çok yazsaydı belki bu kadar güzel yazamayabilirdi, Yaşar Kemal konuşarak,
kulak misafiri olarak, gözlemleyerek , Orhan Kemal , Sait Faik yaşayarak yazmış. Yusuf Atılgan ise damıtarak yazmış.


#806

Bir yerde “Çoluğa çocuğa ve işe yetişmekten roman yazamadığını ama bu durumla ilgili bir sıkıntısı olmadığını” okudum. Öylesi daha iyi olmuş, postmodernizmin öncülerinden biri kendisi.

Bir de şu yırtıp attığı romanı var “Eşek Sırtındaki Saksağan” diye. Faulkner’in bir eserine çok benzediği için beş senelik emeğini gözünü kırpmadan odun ateşine atmış. Çok üretmemiş bir yazarın böyle davranmış olması hem üzücü hem de şaşırtıcı.

Düzeltme:Üretmemiş yerine üretmiş yazmışım, yanlış anlaşılmasın.


(Sadece Emre ) #807

Vaiz, “Sen, sivil kıyafetli Rahip… sen halinden memnun olanların rahibisin,” diye seslendi. “Ben Muad’Dib’e değil sana meydan okumaya geldim! Dinin gerçek mi? Senin için bedeli yok, riski yok. Dinin gerçek mi? Cüzdanını şişiriyor. Dinin gerçek mi? Onun adına korkunç şeyler yapıyorsun. Dini neden çarpıttın? Cevap ver bana Rahip!”

Dune Çocukları - Frank Herbert


#808

Aslan Asker Şvayk - Jaroslav Hašek


(Erdal) #809

“Dün gece kimse uyumamış, Paul.
Dünyada.
Hiç.
Kimse.
Hiç kimse!
Yok öyle değil. Sarah radyoda uyuduğunu söyleyen birkaç kişi duymuş. Bin kişide bir kişi falandır. Radyo, California’da herkes gece boyu televizyon ve ışık yaktığı için elektrik şebekesinin çöktüğünü söyledi. Herkesin aklı çıkmış. Sen hiçbir şey duymadın mı? Sana anlatmak zorunda kalıyorum bunları. Aklımı kaçıracağım!”

Adrian Barnes | Uyuyamayanlar


(Busee) #810

“Eh,” diye meydan okudu Jarvis, “bu da yönetimin ilkel bir olgu olduğunu ispatlar, değil mi? Mükemmel bir ırkta ona hiç ihtiyaç duymazsın; yönetim bir zayıflık itirafı değil de nedir? Halkın bir kısmının geri kalanla işbirliği yapamayacağının ve bir psikolog tarafından anti-sosyal olarak nitelendirilecek bireyleri kısıtlamak için yasalara ihtiyaç duyulduğunun itirafıdır. Anti-sosyal bireylerin -suçlular gibi- hiç olmadığı bir toplumda yasalara veya polise ihtiyaç duyulmaz, değil mi?”

Bir Mars Destanı
Stanley G. Weinbaum


(Boş İnsan) #811

Galaktik Ansiklopedi’nin alkole ilişkin söyledikleri şunlardır. Ansiklopedi alkolün fermente şekerlerden oluşan renksiz değişken bir sıvı olduğu söyler ve bazı karbon esaslı yaşam biçimleri üzerindeki zehirleyici etkisine de dikkat çeker.

Otostopçunun Galaksi Rehberi de değiniyor alkole. Varolan en iyi içkinin Pan Galaktik Gargara Bomba olduğundan söz ediyor. Diyor ki bir tek Pan Galaktik Gargara Bomba içmenin etkisi beynin, etrafına ince bir dilim limon sarılmış bir altın külçesiyle sarhoş olması gibidir.

Rehber ayrıca en iyi Pan Galaktik Gargara Bomba’nm nerede harmanlandığını, yaklaşık olarak fiyatını, ve daha sonra ayılabilmeniz için hangi gönüllü kuruluşlara başvurabileceğiniz söylemektedir. Rehber bu içkiyi kendi kendinize nasıl yapabileceğinizi bile anlatır. Bir şişe Eski Janx Spirit boşaltın der. Santragınus V denizlerinden bir ölçü su katın — Ah o Santragin deniz suyu, ah o Santragin Balıkları!!!

Üç parça Arcturan Megacin’i bu karışımda erimeye bırakın (uygun biçimde dondurulmuş olmalı, aksi halde içindeki benzen uçabilir). Fallia Bataklıkları’nda mutluluktan ölen Otostopçuların anısına dört litre Fallian bataklık gazı köpürtü içinde. Karanlık Qualactin Hipernane özünden bir ölçüyü gümüş bir kaşık sırtıyla ekleyin. Bir Algolyalı Güneşkaplanı dişi atın. İçkinin kalbine Algolya Güneşlerinin alevlerini yayarak çözülmesini seyredin.

Az Zamfur serpin.

Bir de zeytin.

İçin… ama… çok dikkatli.

Otostopçunun Galaksi Rehberi, Galaktika Ansiklopedisinden daha çok satılır.


(Sadece Emre ) #812

“Bir çok şey gibi maalesef kitaplar da, artık kısa vadeli birer tüketim maddesi haline geldi, getirildi. Ne yapalım? Popüler kültür bizi buna zorluyor, modern çağ böyle istiyor! Ne istiyor? ‘Kitaplar kapanır kapanmaz içindekiler unutulsun’ istiyor.”

Cemil Meriç


(bilge) #813

Olayların her zaman göründüğü gibi olmadığı önemli ve yaygın bir gerçektir. Örneğin Yerküre gezegeninde, insanoğlu başardığı onca şeye dayanarak -tekerlek, New York, savaşlar vs- her zaman yunuslardan daha zeki olduğunu varsaymıştır ve bütün bunlar gerçekleşirken yunusların tek yaptığı suda oradan oraya atlayarak eğlenmek olmuştu. Ama öte yandan yunuslar da her zaman için insanoğlundan çok daha zeki olduklarına inanmıştı - hem de tam olarak aynı nedenler yüzünden.

Tuhaftır, yunuslar Yerküre gezegeninin yıkımının yakın olduğunu çok uzun zamandır biliyordu ve insanoğlunu tehlikeye karşı uyarmak için pek çok girişimde bulunmuşlardı, ama iletişim kurma çabalarının çoğu toplara vurmak ya da lezzetli lokmalar karşılığında ıslık çalmak gibi eğlendirme çabaları olarak yorumlandı, onlar da sonunda pes edip Vogonların gelişinden kısa süre önce kendi olanaklarıyla Yerküre’yi terk ettiler.

Yunusların bıraktığı son mesaj da yanlış yorumlanmış ve ıslıkla Amerikan Milli Marşı’nı çalarken çift ters takla atarak bir halkanın içinden geçmeleri şaşırtıcı karmaşıklıkta bir numara olarak değerlendirilmişti, oysa mesajın aslı şöyleydi: Elveda ve balıklar için teşekkürler.

Gerçekte, gezegende yunuslardan daha zeki tek bir tür daha vardı ve onlar da zamanlarının büyük bölümünü davranış araştırmaları laboratuvarlarında tekerleklerin içinde koşarak ve insanoğlu üzerinde korkutucu derecede ayrıntılı ve kurnaz deneyler yürüterek geçiriyorlardı. İnsanoğlunun bu ilişkiyi de baştan aşağı yanlış anlaması bile aslında bu yaratıkların planlarının bir parçasıydı.

Otostopçunun Galaksi Rehberi, Douglas Adams


(Carai an Caldazar!) #814

Ey caladan’ın denizleri,
Ey Dük Leto’nun halkı…
Leto’nun kalesi yıkıldı,
Ebediyen yıkıldı…

Dune kitabından.


#815

Robert Musil - Niteliksiz Adam 2. Cilt

Kitabı okuması zor mu? Değil mi? Ya da sıkıcı mı? Değil mi? Bir türlü karar veremedim ama bir şekilde okutturuyor kendini. Tavsiye ederim.


(Didem) #816

Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim… Ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim… Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır.

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim - Joanne Greenberg


#817

Esk doğru düzgün eğitilmiş bir sihirbaz olsaydı bunun imkansız olduğunu bilirdi. Bütün sihirbazlar eşyaları nasıl yerinden oynatacağını bilirdi, protonlarla başlayıp yukarı doğru çalışırlardı; ama bir şeyi A’dan Z’ye götürürken asıl önemli olan, temel fiziğe göre, o şeyin alfabenin geri kalanından geçmesi gerektiğiydi. Bir şeyin A’da ortadan kaybolup Z’de ortaya çıkmasını sağlamanın tek yolu bütün Gerçekliğin yana kaymasıydı. Bunun yaratacağı sorunlar düşünülemezdi bile.

Eşit Haklar, Terry Pratchett


(bilge) #818

– Durumunuz kötü! Galiba içinizde bir ruh oluşuyor.
Ruh mu? Garip, çok eski, çoktan unutulmuş bir sözcük. Bazen “ruh ruha”, “ruhsuzluk”, “ruh yok edici” deyimlerini kullanırız ama ruh oluşması…
– Bu… çok mu tehlikeli, - diye mırıldandım.
– Tedavi edilemez, - diye açılıp kapandı makas.

Biz, Yevgeni Zamyatin