Bir Rahatsızlık (Dilin Düzgün Kullanımı)


#111

Bilgiye ulaşabilmeniz çok kolay olsa da sorunuzu iyi niyetle, gerçekten öğrenme isteğinize veriyorum. “Argumentum ad hominem“, Latince olup tüm dillerde aynı şekilde kullanılan en temel mantık safsatalarından biridir. Sağlıklı bir Türkçe çevirisi de yok bildiğim kadarıyla. Basitçe “Neden dilbilgisi kurallarına uymuyorsun?" sorusuna "E senin de kullandığın nick -hadi çok zorlamayayım, lakap- İngilizce… " cevabının verilmesini gösterebilirim. “Oksimoron” ise zaten Türkçe bir kelime. Yine iyi niyetle anlamının “iki karşıt anlamı bir arada taşıyan sözcük veya tamlama” olduğunu söyleyebilirim. Umarım yardımcı olabilmişimdir.


(Can) #112

Evet kessinlikle oldunuz oksimoronun Türkçe olduğunu bilmiyordum mesela çok şaşırdım. Ve iyi niyetimden şüpheniz olmasın sizin gibi insanları çok severim ben ve tüm iyi niyetim de sizinle.


#113

Bu başlıkta dalga geçmişsin? Bunu dilin kötü kullanımına karşı bir tepki olarak mı yaptığının ayrımına varamıyorum. Neredeyse her girin yazım hatalarıyla çakılı? Saçma kısaltmalar var, noktalama kullanımında hatalı boşluklar, büyük harf yok vs. Ya dikkat çekmek istiyorsun bu hatalara ya da gerçekten ücretsiz Türkçe dersine ihtiyacın var


(görkem) #114

Bundan 1600 yıl önce Orta Asya’nın bozkırlarında at koşturan iki türkmenden birinin diğerine oksimoron dediğini hayal ettim sebepsizce…


#115

Eh… Onlar “televizyon” da demiyorlardı, “radyo” da demiyorlardı. Keşke ihtiyaç duyulan kavramlar karşısında kendi kelimelerimizi halk desteği ile oluşturabilsek diyeceğim ama “edebiyat ağırlıklı bir platformda, günlük yazışmalarda dilbilgisinin gerekliliği tartışması yapılırken” bunu karşılayabilecek kavramı TDK’nin oksimoron olarak belirlemesi de garip değil sanki.

Aklıma rahmetli Tahsin Yücel geldi. Bu tarz durumlarda kendi kelimelerini yaratır, çevirilerinde kullanırdı. Bu adeti yüzünden herhangi bir çevirisini, kitabın dünyasına girerek okumak neredeyse imkansızdır.


#116

En güzeli bu cümleler…


(Ekin) #117

Dil güzel şey, insanlığın en iyi icadı. Ama dile karşı gösterilen duyar, tamamen sahte.

Disleksi birisiyle tanışmıştım. İlkokulda dayak yermiş hep. Ne yaptıysa ne ettiyse kurallara uyamıyor hala. Azar işitmemek için kısa kısa yazıyor, yazması icap ederse. Birçok dislektik hayatın her alanında kolaylıkla yer alabilirken okuma ve yazma güçlüğü çekebiliyor. Derecesi kişiden kişiye değişiyor.

İkincisi de anadili Türkçe olmayanlara yaşatılan travma. Türkçeyle ilk kez yedi yaşında karşılaştığınızı bir düşünün. Anlamadığınız için şiddet gördüğünüzü düşünün. Zaten anadilin önemi vurgulanırken hep bizim anamızın dili aklına geliyor insanların. Başkalarının anasının dili gelmiyor.

Yani ben de rahatsız oluyorum kurallara uygun olmayan bir Türkçeyi okurken. Sonuçta yoruyor alışkanlıklardan ötürü. Ama o kadar. Bu rahatsızlığın neticesi olarak bir eyleme geçmeyi, dayakçı öğretmen asabiyetine kapılmayı düşünmüyorum.

Bence salın gitsin, yazan yazsın, yazamayan yazmasın. Dil öyle korunan bir şey değil. Konuşanları korursanız dil zaten korunmuş olur.


(Umut K.) #118

Neye göre sahte, pek anlayamadım. Herhalde bizim yerimize de sen düşünüyorsun ve düşüncelerimizin sahte olduğunu söylüyorsun.

Burada çok gereksiz bir demagoji var. Böyle demagoji yaparak haklı çıkamazsınız. Bu söylenenler ve burada tartışılanlar arasında dağlar kadar fark var.

Buradaki sorun, yanlış yazan arkadaşların, yanlış yazdığının farkında olması ve bile bile bu yanlışı savunmaları. Bu yüzden tartışmalar hararetleniyor.

Dilini korumadığında oluşacak şeyi, bir sonraki nesilde çok daha iyi bir şekilde gözlemleyebilirsin.


(Ekin) #119

Bu dil hassasiyetinin sahteliğini görmek için tek tek dil hassasiyetine sahip fertleri incelemeye gerek yok. Topluma ve devlete bakınız. Kürtçe üzerinde hala devletin baskısı var. Türkçe sevdalısı kimse görmedim ki bu duruma itiraz etsin, bu konuda ses getiren kampanya yapsın. Arapça tabelalar kaldırılırken bir vatandaşın çıkıp da bu yapılanın yanlış olduğunu söylediğini görmedim. Tam sayısını bilmiyorum ama Türkiye kaybolmakta olan diller cenneti. Ladino, Ermenice, Zazaca, Çerkesce, Rumca ölüyor. Kim ne yapıyor bu konuda?

Yok de da birleşikmiş, bilmem ne öyle yazılmazmış… Bu yolla hiçbir dil korunmaz. Şu an yaşadığımız çöllük, bu sahte hassasiyetin üzerine inşa edildi.


(M. Ihsan Tatari) #120

Forumumuzda Azeri arkadaşlar da var. Hatta görme engelli olan bir üyemiz bile var. Hiçbirimiz kalkıp da onlara “Vay efendim, nasıl böyle yazarsın!” demiyoruz. Hoş, neredeyse hiç kimseye böyle demiyoruz.

Bizim tek derdimiz düzgün yazmak için biraz gayret, biraz çaba gösterilmesi. Karşıdaki kişinin gayretini ve samimiyetini gördüğümüzde hiçbirimiz ses çıkarmıyoruz, çıkarmayız. Bütün istediğimiz belli başlı şeylere azıcık dikkat edilmesi:

  • Noktalama işaretlerinden önce boşluk bırakmayın
  • Noktalama işaretlerinden sonra bir boşluk bırakın
  • Cümleye büyük harfle başlayın
  • Özel isimlerin ilk harfini büyük yazın.

Bu kadar. Bu sizlerden ricamızdır. Konuyu başka yerlere çekip çekip, karşı savlar türetip, anlamsız savunmalar yapıp uzatmanın manası yok.


(Umut K.) #121

Cidden helal olsun, konuyu nereden alıp nereye taşıdınız. Şimdi bir şey yazsam, konuyu bambaşka noktalara çekeceksiniz ve gereksiz sorunlar çıkacak. O yüzden bu kadarı yeterli.


#122

Rıhtımda onlarca kitap okuyan, yorumlarını okumaktan keyif aldığım arkadaşların yaptığı yazım yanlışlarını görünce şaşırıyorum. Özellikle ayrı yazılması gereken meşhur de da bağlacı. Nasıl oluyor da her seferinde aynı yanlışta ısrar ediliyor cidden anlamakta zorlanıyorum.

Not: Yazım kurallarını çok iyi bildiğimi iddia etmiyorum ancak özellikle ayrı yazılması gereken de da’nın bitişik yazılması gözüme çok fazla batıyor. :face_with_raised_eyebrow:


(Kaan Aşkın) #123

Ben hep aynı 3 kişiden görüyorum bu saçmalıkları ve bu yüzden artık takmıyorum. Zihnim bi’ nevi kendi blokaj sistemini oluşturdu sanırım, kullanıcı adını görünce vınn diye kaydıran bir refleks gelişti. :sweat_smile:


(Lanfear ) #125

Ben bu de da bağlacını ayırmakta cidden zorlanıyorum.Nasıl yazılacağını anlamak için üstünü kapatıp cümleyi tekrar okumam gerekiyor ve öyle bile tam ayırt edemiyorum maalesef.


(Hazal Çamur) #126

Belki şu ufak ipucu yardımcı olabilir:

Cümledeki “de”yi “bile” kelimesiyle değiştirince cümle anlamsızlaşıyorsa bitişik, cümle anlamsızlaşmıyor ama biraz değişiyorsa ayrı yazılır.


(Lanfear ) #127

Bunu ilk defa duydum.Bundan sonra kullanırım.Teşekkürler


(Can) #128

Bu başlığa şikayet yapanlar beni kızdırıyordu ama söylemeden geçemeyeceğim çok kitap alıp çok kitap okuyan 2-3 arkadaşımız “değil” yerine “deyil?”, “değer” yerine “deyer” yazıyorlar, önce klavyeye el çarpması sandım klavyede çok yakınlar ama sanırım gerçekten bilmiyorlar. “De-da” bağlacı hadi neyse de bu çok sıkıntı.


(Kaan Aşkın) #129

O çok kitap alanların çok okuduklarını nereden bilebiliriz ki? Sonuçta böyle bir tüketim bağımlılığı mevcut; sanırım bu okurluk, kitap kurtluğu vb değil de sadece gösteriş amaçlı koleksiyonculuk olarak biliniyor. Onlarca kişi tanıyorum, bir kitabı bitirene kadar 40-50 kitap alan ve çoğunlukla elindeki kitabı muhakkak “sıkıldım, baydı, sıkıcı” bahaneleriyle bitirmeyen.


(Berfin) #130

Ben de şu telefondan yazıyorum bahanesini hiç anlamıyorum. Ben bu foruma üye olduğumdan beri telefondan giriyorum. Ama elimden geldiğince dikkat ediyorum. Gerçekten o kadar zor değil arkadaşlar.


(Can) #131

Siz hic LG kullanmamış olabilirsiniz Türkçe klavye yok basılı tutarak sola kaydırıp üçüncü harfe tıklamanız gerekiyor basılı tutarak aynı zamanda önerisi düzgün çalışmıyor kapatmak zorunda kalıyorum. Bana epey bir zamana maloluyor. O yüzden gerçekten de o kadar zor olabiliyor. Ben düzgün yazmaya çalışıyorum o başka prensip meselesi ama bazen sırf bu zaman kaybı yüzünden yazmaktan vazgeçiyorum foruma.