Bugün Ben Şunu Öğrendim:


(Buyici) #808

Aşk yakar… :slight_smile: Ben eşimle lise aşkı olarak evlendim. 2mizde ne kiz isteme ne düğün ne diğer şeyleri istemedik. Ama ailelerin ricalarını kıramadık. Çok mu kötü oldu diye sorarsan, nötrüm bu konuda. O yüzden birini çok sevip kavuşma zamanı yaklaşınca bu tarz durumları pek önemsemiyorsun. Kadının mal mı ki istenilmesi olayi değil kiz istemek. Orada bir gelenek yaşatılıyor. Aileler, akrabalar, dostlar tanışıyor. Bir kızı ailesinden istiyorsun. Bunun ciddiyetini kiz babası olunca anladım. Ben olsam eşimi bana vermezdim. :grin::sweat_smile: Ama olaylar böyle olmuyor. 2 insan birbirini sevince bu tarz durumlar renk katıyor. Negatif bakma bence duruma.


(Pelin ) #809

Başlık parası da bitmiş değil ki, isim değiştirmiş. Günümüzde kız annesi erkek annesini arayıp “Beş tane bilezik” ya da ona denk bir şeyler istiyor. Gelin hanım evden çıkarken “Kapı açma parası” isteniyor. İsteme günü damadın ceketini vermek için yine para alınıyor. Tüm bunları yaparkenki zihniyet aynı “Ben kız veriyorum, bunun da bir bedeli var.”


#810

Çok fazla adet töre var, şu yaşıma geldim hala yeni yeni adetler duyuyorum. Bazıları saçma ama eğlenceli kimisi sadece saçma. Ben şahsen çok bunalmıştım o merasimlerden. Fırsatım olsa nikah yapar geçer, akşama arkadaşlarla eğlence düzenlerdim.

İş ailelerde bitiyor. Evlenmek iki kişi arasında görünse bile iki aile arasında gerçekleşiyor. Bazen de iki kültür arasında.

Bazen bahaneye bakıyor bence :confused:


#811

Yukarıdaki mesajları görünce alakasız, aklıma geldi. Hindistan’da başlık parası erkeklere ödeniyor. Bunu bir Hint filminde görmüştüm. Gelin damada başlık parası ödüyordu orada. Araştırınca öyle bir şey olduğunu sahiden öğrenmiş oldum ve buna Drahoma deniliyormuş.

Garibime giden bu kelimeyi TDK’da buldum ben. Drahoma olarak. İlginç. Hristiyanlar ve Yahudilerde de aynı durum söz konusuymuş.

Sonuç olarak dünya garip bir yer. İnsanlar garip. Gelenekler garip. :confused:


#813

Bence damat dava bittikten sonra kurban kessin ya da ihtiyaç sahiplerine yardımlarda bulunsun. Şükretsin Allah’ a. Verilmiş sadakası varmış. Büyük bir ömür törpülüğünün kıyısından dönmüş. :smiley: :smiley: :smiley:


(Deepreader) #815

Söz konusu örnekler oşduğunda tabiiki durum göz ardı edilebilir oluyor. Yani siz bu adeti yerine getirirken tabii ki anlam farklı olur. Fakat toplumsal olarak algı aynı maalesef. Dediğim gibi belki benim başıma gelse ben de göz yummak zorunda kalacağım bir çok şeye. Çünkü söz konusu mutlu olmak gerisi teferruat. Ama işte keşke kimse göz yummak zorunda olmasa, keşke insanlar bunu bir şova dönüştürmeden önce altında yatan manayı keşfedip bu yanlış bunu yapmayalım dese de toplumsal olarak bir dönüşüm yaşasak. Sorgulayan bir toplum haline gelsek de bu dönüşümün sonuçlarının her şeye yansımasını görsek. Mesela kızlar istenmese de bireyler ailelerini tanıştırsa tıpkı sizin yaptığınız gibi. @pcd 'nin dediği gibi alışveriş yapma mantığındaki adetleri de kaldırsak mesela, herkes çifte destek olmak için harcasa o paraları. Sonra da o insanlar evliliklerinde sanki mal ve mal sahibi gibi davranmak zorunda olmasa, çünkü bu istemenin sonucundaki ilişkiler aynen buna dönüşüyor.
Dediğim gibi sizin ilişkiniz özelinde asla söylemiyorum, zaten sizi tanımam gerekir bunları söyleyebilmem için. Ben sadece bildiğim ve gördüğüm evlilikler üzerinden bu yorumları yapıyorum. Diyorum ki keşke değiştirebilme, dönüştürebilme gücüm olsaydı…


(Deepreader) #816

Türklerde de kızını evlendirirken yanında toprak ya da mal olarak çeyiz verme adeti var. Hatta sadece bizde değil bir çok toplumda. Yani adı değişiyor ama alışveriş mantığı hiç değişmiyor maalesef.


#817

Ursula K. Le Guin’in Amerikan Bilimkurgu Yazarları Derneği tarafından verilen Nebula ödülünü Stanislaw Lem’in onursal üyelikten çıkardıkları için reddetmiş ve Guin bu ödülü almadığı için ödülü K.Le Guin’in isimlendirmesiyle “soğuk savaşın eski lideri” Isaac Asimov’a vermişler.


(Mari) #818

Çocukken geçirdiğim tüm garip bayramları bir gün ‘affedeceğimi’ hiç düşünmezdim. Hatta anneliğimin 44. gününde kendi annemi bile affettim. Bir çift minik göz neredeyse hafızamı günden güne siliyor, ne lüks! :slight_smile: insan kendini yeniden doğurabiliyormuş ben bugün bunu öğrendim. Beslerken onu, parmagımı öyle sıkıyor ki… ‘Geçmiş tozdur! üfle gitsin.’ diyor sanki minik insan :slight_smile: ya da ben hala hormonlarımdan konuşuyorum :smiley:


(Bird of Hermes) #819

Öğrendim değil de fark ettim diyerek geleneksel bir giriş yapacağım. :smile: Dünyada batıdan doğuya yerel saatler değişse de saati kaç geçtiği her yerde aynı. Mesela şu an burada saat 08.15 iken Tokyo’da 14.15 ve Güney Carolina’da 01.15. Aslında göz önünde bir bilgi olabilir ama fark edince paylaşmak istedim :slight_smile:


(Yaşamın Adı) #820

Bugün internette gezerken değişik bir bilgiye geldim(Gerçi çoğunuz bu konuyu biliyordur ama ben yine de yazayım.)
Yalnız yaşayan balina(52 Hertz balinası)
Bir anolmal durum olmadığı müddetçe genellikle balinalar 15 ile 25 Hertz şiddetinde değişen sesler çıkarabiliyorlar.Bu şekilde iletişim kurabiliyorlar ve birbirlerini bulabiliyorlar.
1990’larin başlarında keşfedilen bu balina(türü bilinmiyor çünkü bu zamana kadar kendisini gören yoktur.) keşfedildiği yıldan beri 52 Hertz şiddetinde(bu özelliği ile dünyada bilinen ilk ve tek balinadır.) ses çıkarıyor.(İlk başta sağır olduğu düşünülmüştür ama daha sonra bunun yanlış olduğu ortaya çıkmıştır.) Cıkardığı bu ses şiddetini balinaların duyması mümkün olmayıncada yalnız yaşamaya mecbur kalmıştır.
Bu balinaya pasifik okyanusun kuzeydoğusunda rastlanmıştır.

Düşünsenize okyanusun dibindesiniz ve sizin türünüzden sizi duyabilen yok.


52 Hertz Balinaları Cemiyeti
(Bird of Hermes) #821

Ben bunu hep yaşıyorum diyeceğim de…


(Emre ) #822

Foruma bir 52 Hertz Balinaları Cemiyeti açalım hemen :d


(Deepreader) #823

Çin’de sosyal puanlama sistemi diye bir uygulamaya geçileceğini öğrendim. Hatta şu anda da test ediliyormuş. İnsanlar sokakta kameralarla izleniyor bunun yanı sıra komşular birbirine oy veriyormuş. Bu puanlar da uçak bileti, banka kredisi gibi işlemlerde kullanılıyormuş.

Blackmirror dizisinin “Nosedive” bölümünde işlenmişti bu konu.

Bence bu, bizim toplumumuzda çok yerleşik bir olgu zaten. Özellikle de komşular arası puanlama sistemi. Sadece bu puanları henüz banka kredilerine yansıtmadılar diye düşünüyorum.


#824

Tası tarağı toplayıp ıssız bir adaya gideceğim günler yakın gibi duruyor.

Black Mirror dizisi insanların aklına şöyle fikirler sokmasın artık :smiley: 20. yüzyıl bilimkurgu kitaplarıyla büyüyen çocuklar nasıl astronot olup aya gittilerse Black Mirror dizileriyle büyüyen bizler bir distopya yaratacağız herhalde.


(Deepreader) #825

Dizi hem toplumun karanlık yüzüne ayna tutup hem de kurguladığı karanlık dünyaya zemin hazırlıyor gerçekten. Kendi kendisini gerçekleştiren kehanet gibi.


#826

İş Bankası biyografi serisini araştırırken Olof Palme kitabının genel bakış yazısını okudum.

Şöyle:
Aristokrat bir ailede doğmuş olmasına karşın her bireye kendi benliğini geliştirme ve dilediği hayatı yaşama özgürlüğü sağlamak uğruna sosyal demokrat işçi partisi içinde siyasete atılan İsveç eski başbakanı Olof Palme (başbakanlığı 1969-1976 ve 1982-1986), bu amaca ulaşmak için devletin müdahalesini sonuna kadar kullanmayı esas almıştır. Nitekim devlet aygıtının gücünden yararlanarak ülkesinde gelir farklılıklarının azalmasını, kadınların iş hayatına katılmasını, çocuk bakımı ve diğer sosyal hizmetlerin kapsamının artırılmasını, eğitim düzeyinin yükseltilmesini, işyerinde demokrasinin pekiştirilmesini sağlamıştır.

İster hükümette ister muhalefette olsun, kararlılıkla izlediği aktif tarafsızlık politikasıyla küçük ve ücra bir ülke olan İsveç’i dünya sahnesinde son birkaç yüzyıldır olmadığı kadar etkin hale getirirken, kendisi de dünyanın her köşesinde tanınmıştır. Churchill ve Kruşçev ile buluşmuş, Başkan Kennedy’nin cenazesinde hazır bulunmuş, Nixon ve Kissinger ile kavga etmiş, Willy Brandt ve Bruno Kreisky ile arkadaş olmuş ve başta Felipe Gonzales olmak üzere pek çok sosyal demokrat politikacı tarafından örnek alınmıştır. Güçlü ülkelerin müdahalesine karşı küçük ulusların bağımsızlıklarını ve geleceklerini biçimlendirme haklarını savunmuş, Abd müdahalesine karşı Vietnam’a, ambargoya karşı Küba’ya yardım etmiş; Apartheid rejimine itiraz eden Güney Afrikalıların yanı sıra Angola, Mozambik, Namibya, Zimbabwe gibi ezilen halkların bağımsızlık hareketlerine destek vermiştir. Bu tutumunun doğal sonucu olarak, yabancı düşmanlığının yükselmeye başladığı bir dünyada siyasi sığınmacılara kucak açarak İsveç’i yabancı dostu bir ülke haline getirmiştir.

1986 yılında bütün hayatının geçtiği başkent Stockholm’ün merkezinde eşiyle başbaşa gittiği sinemadan sonra metroya binmek üzere yürürken sırtından vurularak öldürülmesi, bütün dünyada büyük üzüntüye neden olmuştur.


(Emre ) #827

Hadi hep birlikte öğrenelim.

Kitaplarda yazılan italik kelimeler ne anlama geliyor arkadaşlar? Uzun zamandır merak ediyorum yeni sormayı akıl edebildim, çok şey kaçırdım mı acaba? Neden italik yazılıyorlar?


#828

İmlada bir anlamı yok, bundan eminim. Sanırım yeni nesil vurgu aracı.


(Can) #829

İç ses çoğu kitapta.