Son 2 senedir hayattan gram zevk alamıyorum desem belki abartı gelir. Habercilik ve söylenen her şey bana saçmalık olarak geliyor. Son zamanlarda o kadar çok şeyden gıcık almaya başladım ki anlatamam. Tatsız tuzsuz ve ne yaptığımızı bilmeden bir hayat yaşıyoruz artık.
Ben sadece DH’deki teknoloji haberlerini takip ediyorum ve iyi geliyor bana.
Okuduğu young-adult türündeki kitaplar haricinde kalan tüm nitelikli kitapları “Ay betimleme mi var? Aman çok mu betimleme var? Ay o kitapta bi paragraf betimleme varmış. Off her iki üç sayfada bir betimleme var.” diye eleştiren, iki üç cümlelik betimlemelere bile “çok ve gereksiz” sıfatını yapıştıran, karekterin girdiği bir odanın, bindiği bir arabanın, aldığı bir eşyanın sadece rengini öğrenerek tatmin olabilen ve kendini “okur” olarak sınıflandıran betimleme-fobik güruhun gün be gün artarak büyümesi cidden beni son dönemde fazlasıyla rahatsız etmekte.
Ek Mızmızlanma : Ayrıca (nedenine hiçbir şekilde anlam veremediğim) ilk basım kitap peşinde koşan kişilerinin sayısının artması şöyle acınası durumlara da sebebiyet vermekte.
Kayıp Rıhtım kurallarını ihlal ediyorsunuz :d
Bilmem anasayfada KR kurallarını gördüm (güncellenmiş). Öylesine söyleyeyim dedim, durduk yere mesajınız silinmesin. Ben mesajlarım silinince çok sinirlenirim genelde.
- Kayıp Rıhtım Forum’da bir nefret söylemi geliştiremezsiniz. Bir ırkı, dini, topluluğu, cinsiyeti, yönelimi, sosyal sınıfı aşağılayamaz, hedef gösteremez, alay konusu edemezsiniz.
Bence pek bir sorun yok. Diğer yandan kişiye yönelik bir nefret söylemi de içermiyor. Sadece bir bıkkınlık ve sinir anında söylenmiş bir şey.
Aklıma Zoo dizisi geldi. Aynı bu şekilde hayvanların insanlara baş kaldırmasını konu alıyor. Çok güzel bir diziydi ama hiç duyulmadı. Sonunda çözüme ulaşsa da devam ettirmek için yeni bir şey ortaya atmışlardı ama iptal oldu. Yine de konusu ilgisini çekenlere öneririm. Ayrıca James Patterson’ın “İçgüdü” kitabından uyarlama. Kitap tükendi ama yine de karşınıza çıkarsa aklınızda bulunsun. ![]()
Bu arada söyledikleriniz benim de sık sık aklımdan geçmiyor değil. Daha iki gün önce okuduğum okulda öğrenciler tarafından ilgilenilen kedilerin birkaç tanesinin ihmal yüzünden çok kötü bir şekilde öldüğünü öğrendim. Böyle haberler duydukça insan öfkesine hakim olamıyor asla…
O tür kişiler için tek bir düşünce vardır; bu dünya bizim için vardır. Bir tek biz varız koca evrende. Bir tek biz yeriz, içeriz ve eğleniriz.
Dipnot: Bu tür kişilerle karşılaşıldığı anda derhal uzaklaşmak gerekiyor.
Ben sokak köpeklerinden ve kedilerden korkuyorum.
Ama onlara hiçbir şey etmiyorum. Ama bazı insanlar çok kötü davranıyor. Haberlerde gösteriyorlar. Çok kötü oluyorum.
Sadece sokak köpekler ve kediler değil. Ayrıca dünyadaki diğer hayvanlara da kötü davranıyorlar. Öldürür ve gururla fotoğraf çekerler. Sanki çok iyi bir iş çıkardılar. 
Daha dün bir arkadaşla gezerken sokak köpekleriyle ilgili konu açıldı. Kendisi korkuyormuş onların yanından geçmeye. Çoğu insan sokak köpeklerinden nedensiz yere korkar ama ben bunu hiç dert etmediğimi 15-20 köpek bile olsa aralarından geçip gidebileceğimi söyledim. Sanırım bu durum köpeklere olan bakış açısıyla ilgili. Siz onlara bir şey yapmadıktan sonra onlar da size bir şey yapmaz. Yapanı varsa da çok çok nadirdir.
Köpeğe olumlu düşünce iletirseniz o da olumlu bakacaktır. Denemekte fayda var. Belki korkunuzu yenersiniz.
Korkuyorum ve her yürüdüğümde bana geliyorlar. Sanki onlardan korktuğumu biliyorlar.

Geçtiğimiz haftalarda bir arkadaşa kitap göndermiştim, PTT görevlisi kitap kampanyasının bittiğini söylemişti. Şubenin bayağı kalabalık olmasından dolayı çok itiraz etmeden çıktım. Bugün başka bir şubeden yine kitap kargoladım bugünkü çalışan da bu kampanyanın sadece okullara yollanan kitaplar için geçerli olduğunu söyledi. Her halükarda arada bir kopukluk vardı. Bu yüzden işi yokuşa sürmek istedim. Tartışma yüzünden içeriden yetkili bir kişi gelip müdahil oldu. Sonra kampanyanın devam ettiğini söyledi. Meğerse işi yokuşa sürenler karşı taraf imiş. Sadece iki işlem fazla yapılacak diye yalan konuşmanın gereği var mıydı? Sırf bu sebepten dün konuştuğum kişiler karşısında yalancı konumuna düştüm.
Her kafadan ayrı ses çıktığına göre görevlilerin bir şeyler uydurduğu ortada. Ben de en son gönderdiğim kitaplarda önemli olmasa da sıkıntı yaşadım. Bu tür durumlarda en yetli kişiyle iletişime geçmek en iyisi.
Ben bu konuşma tarzını bu hikayeyi en son İstiklal Akarsunun kitabında okudum.

Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi?
İyi birşey. Dediğim kitapta kitap okurken bi anda kahkayı bastığım herkesin tip tip baktığı bir kitap. Kötü anlamda söylemedim yani.
Sağ olun o halde :d Kitap nasıl okunur mu?
Şahsen ben her kitabını en fazla iki günde bitiriyordum. Okul vakti kitap okumaya ayıracak vaktim kısıtlı olduğu halde. Bide o tür kitapları arada gülmek için okuyodum. İyidir yani tavsiye ederim.
Dün gece yaptığımız eylemdir. Biz babamla belirli günler de ki bunlar İstanbul-Ankara girişmeleridir rakı içeriz. Baba oğul organizasyonlarından en favori olanımdır. Babam da dedemle, dedem şehir dışından gelince içerlerdi. Ama olay sadece içmek değil aslında. Biz babamla birlikte maç da izleriz. Yemek de yapar masa tenisi de oynarız. Olay paylaşmak… Ve itiraf edeyim bu paylaşma olayı en güzel rakı masasında oluyor. Hem maddi hem manevi. Muhabbeti de sofradakini de paylaşmayı bilmen gerekiyor ister dostlarla ister babanla… Ama instagramda paylaşma kısmını bilemem. 

