Dök İçini Rahatla


(Umut Özak) #376

Ne okursan oku işsiz kalma riskin var, yapay zeka ve robotlar birçok şeyi yapabilecek. Ancak çok iyi okullarda okuyup kendini sürekli geliştirirsen her meslekte iş bulabilirsin. Gelecekte garanti meslek diye bir şey yok, sürekli kendini geliştirmek ve hep bir şeyler öğrenmek var. Hatta 5-10 yılda bir iş bile değiştirmen gerekebilir, gerçekten neyi istiyorsan onu oku ve vizyoner ol, gerisi zor da olsa gelecektir.


(Aslı Dağlı) #379

Lisede Fen/Matematik okumuş, bitirdiği okulların hepsini okul birinciliğiyle bitirmiş, üniversite sınavında ilk 400 içinde yer almış ve ODTÜ Mimarlık’a girdikten sonra üçüncü senenin sonunda mimar olmak istemediğini fark ederek okulu bırakmış, ardından on yedi yaşından beri zevkle yaptığı çevirmenliğe yönelerek an itibariyle (iyi ya da kötü) bulunduğu noktaya gelmiş, lise mezunu 35 yaşında bir kadın olarak şöyle diyeceğim:

En eğleneceğin ilde, en eğleneceğin üniversitede okumanı ve o yılları olabildiğince eğlenerek geçirmeni öneririm. Bir diğer önerim, uluslararası ölçekte geçerliliği olan bir meslek edinmen. Elektrik mühendisi burada da, Almanya’da da iş yapar. Fakat ne yazık ki hukuk eğitimi alanlar yalnızca ve yalnızca bu ülkede faaliyet gösterebilir. Hukuk sistemleri farklı olduğundan burada avukatsan Almanya’da avukat olamıyorsun.

Her şey fırsatları değerlendirip kendini ne kadar geliştirebildiğinle alakalı.

En “vasat” bölümü bile okusan eğer kendini geliştirirsen iyi bir yere gelirsin. Öyle ki on sekiz senedir iş hayatındayım ve bir kez bile bana diploma soran kimseye denk gelmedim çünkü alanımda elimden gelenin en iyisini yapıyorum. Haliyle her şey alanına bağlı:)


(Emre ) #380

Bize de meslek seminerlerinde sizin gibi insanlar gelseydi keşke küçükken. Hep kendini bilmez bıyıklı abiler gelip yok mühendis olun yok doktor olun iyi para ver diyerek bütün gençliği zehirlediler. Öyle bir zehirlenme ki bu aile temelinde var zaten.

Kaç yıllık üniversite okuyorsun diye bir gerizekalı turnusolu cümle kalıbı var ya yaşadığımız ülkede.


(Hüseyin gök) #381

Bence hangi bölümü okudığun önemli değil,okulunu bitirdikten sonra işin ayagına gelmeyecegini bilmen önemli yani halen okuyarken bile seçtiğin meslege okul zamanında adım atman önemli ondan sonra zaten işsiz kalma ihtimalin sıfıra yakın olur az çok demeden her türlü mesleğini yapma isteğin olur.Türkiyedeki üniversiteli işsizlerin artmasının 2 yada 3cü nedeni bu diye düşünüyorum buna bizzat abimden şahitlik ettim uzun yıllar üniversiteden sonra mesleğini yapmaması atanamamaya yüklüyor,atanma veya iyi maaş yerine girmeyi düşündüğün işte başlangıçta bag kurmayı başarman yoksa hiç bir türlü işe girmeyi beceremessin.


(Aslı Dağlı) #382

Neredeyse her ay bir üniversitede ya da lisede konferans veriyorum. Ve elimden geldiğince bunların hepsinden bahsediyorum. Ama seninle aynı şeyi dilerdim ben de. Dile deli gibi ilgim olmasına rağmen sırf okul birincisiyim diye fen matematik seçtirdiler. Yaptım mı? Yaptım. Ama keyifle okumak varken, eğlenmek varken darlandım. Üçüncü sınıfın sonunda ODTÜ’yü bıraktığım için çok tepkiyle karşılaştım mesela. “Bi’ sene daha dayansaydın, diploman olurdu!”

Her defasında onlara şöyle dedim: “Benim hayatım, istemediğim bir bölümde 1 senemi harcamaktan daha değerli.”

Umuyorum arkadaşımız da zorunlulukların değil, arzusunun yolundan gidebilir.


(galeme) #383

Böyle bir şans herkesin eline geçmiyor maalesef. Yanlış anlamayın meraktan soruyorum. 17 yaşında çevirmenlik yapmamış olsaydınız bile yine de çevirmen olmak ister miydiniz? Yani çocukluktan gelen bir merak mıydı bu?


Alakasız olarak devamı:

Benim çocukluk hayalim hiç olmadı bu şekilde. Büyüyünce doktor, öğretmen vs olacağım gibi bir hayalim yoktu yani. Sınavda alınan puan mühendisliğe yetince gittim okudum. Sonra baktım özelde maaş vermiyorlar, tanıdık yoksa iş yok, yabancı dil-bilgisayar programları falan hikaye hiçbir b*oka yaramadı iş ararken. Ben de çözümü memurlukta buldum. Sabah sekiz akşam beş, ayın 15’inde maaş ohh ne güzel hayat işte. Şu an bunun için uğraşıyorum.

Şimdi sorsalar hangi mesleği yapmak istersin diye, yine cevap veremem. Bütün meslekleri denemeden hangisinin hoşuma gideceğini nasıl anlayabilirim ki?

Ekleme: Üniversiteyi iş bulma haricinde okumak, yani sırf bir şeyler öğrenip kendini geliştirmek için okumak maalesef günümüzde zengin sınıfından olmayanlar için imkansızdır. He çok rahat yaşıyoruz zaten bir de sırf bir şeyler öğrenmek için gidip üniversite okuyayım. Okuyacaksam karşılığını almak isterim.

Hobi olsun diye üniversite okuyanları geçen gün okuduğum Refet romanında gördüm. Geçim derdi olmayan zenginler çocuklarını öylesine üniversiteye gönderiyordu. Sırf kültürlü olsunlar diye. Refet gibi sıradan insanlar ise tıpkı bizim gibi ekmek parası için gidiyordu.


(Lanfear ) #385

Yazdıklarınız okuduktan sonra İşletme bana daha sıcak geldi. Yurtdışına açılabileceğim bir meslek. Ve kendimi daha iyi geliştirip çabalayabileceğim. Hukukta yurtdışı ve yabancı dil olanağı çok az. İşletme bana daha sosyal ve açık bir bölüm gibi geldi. Tavsiyeleriniz için hepinize teşekkürler. Bu karışıklıkta salmıştım. Tekrar çalışma isteğim geldi çünkü hedefim biraz daha belirlendi. Ama hayatın ne çıkaracağı belli olmaz. İlerde bunlardan çok alakasız bir meslek sahibi de olabilirim😂.


(Mustafa Erdem) #386

Bir dönem (bir nesil bunla heba oldu) dershaneler sırf sene sonu üniversiteye öğrenci gönderme istatistikleri artsın diye olmadık bölümlere gençleri yönlendirdi.

Ülke şartları zaten malum. Eğitim sistemimize hiç değinmek istemiyorum çünkü neresinden tutsan elinde kalıyor.


(Kingebu) #387

@AeroKnight Dünyanın en ters adamısın.Samimi söylüyorum çok iticisin sana cevap vermemek için kendimi zor tutuyorum ama mümkün değil ya.Yaşım 30 daha önce de okumuşsundur, benden büyük olduğunu da düşünmüyorum.(Eğer benden büyük isen yazacaklarımın yarısı için özür diliyorum.)Doğal olarak hayatta senden daha tecrübeliyim.Emin ol bu hayatta herşeye ortadan baktım.Galatasaray dışında hiçbir şeye fanatizm beslemedim.(ki o da 5 senedir çok umurumda değil)Yani demem o ki kısıtlı hayat tecrüben ile klişe yorum yapma.Ben memur olmadan önce bir sürü işte çalıştım.Matbaa da çalıştım, kasiyerlik yaptım, fiyatlama üzerine çalıştım, emlak işi ile uğraştım, ağır sanayi fabrikada çalıştım hatta çocukken pazarda su bile sattım.Memur olmak içinde kafamda saç kalmadı.4 sene atama bekledim.Hiçbir zaman kimseye minnet etmedim.Ne torpil aradım ne siyasetçi peşinde koştum.Bileğimin hakkı ile memur oldum.Gelipte klasik memur kafası demeden önce en az 10 yıl daha yaşa ki hayat şartları seni yorsun ve yoğursun.
Çevirmen arkadaş iş konusunda bence dünyanın en şanslı insanlarından.Gayet iyi bir tahsil yaparken bir cesaret ile sevdiği işe yöneliyor ve başarıyor.Ama hayat böyle herkes için mutlu son ile biten film gibi hikayeler barındırmıyor.Doğal olarak risk alıp almamak kişinin o an ki yaşantısının koşullarına bağlı olarak büyük değişiklikler gösterebilir.Hayat sana bazen birşey sunarsa onu ya kabul edersin yada kendine çok güveniyorsan daha fazlasını istersin.Bende çok iyi bir basketbol oyuncusu olmak çok isterdim ama hem boyum kısa hemde gözlerim çok bozuk.Şartlar izin vermedi bende sadece izlemek ve yorum yapmak ile keyif aldım.
Yazımda biraz konu dışına çıkmış olabilirim.Telefondan yazmak çok zor oluyor.Lütfen hayatta ters adam olmaya çalışma kısacık ömrüne yazık edersin.Bulunduğun şartlardan ve çevreden mutlu olmaya çalış ki hayat yaşanılabilir hale gelsin. :slight_smile: Ters adam olsan da seni de seviyorum @AeroKnight O kadar pozitif birisiyim. hejehe


(Hüseyin gök) #388

Aynen hocam bende sakin ve herşey için stresli olmamayı ancak 27 yaşında keşvedebildim :slight_smile: @AeroKnight bence sizde fazla herşey için kendinizi kötü yönde kasmayın deymiyor gerçekten.


(Aslı Dağlı) #389

İşte, bence bu bir şans değildi. Oldum olası dile çok ilgili oldum. Ortaokulda filan arkadaşlarım dışarıda oynarken ben oturur İngilizce çalışırdım. Hiç kursa gitmedim. 17 yaşında çeviri yapabilmemin nedeni de kendimi geliştirmiş olmamdı. Bir tercüme bürosuna gittim, derdimi anlattım. Adam on dakika sonra benimle İngilizce konuşmaya başladı. Tatmin olmuş olacak ki o gün oradan çıkarken ilk işimi elimde tutuyordum. Ben de üstüne gittim, daha çok çalıştım, daha çok üstüne gittim, daha çok çalıştım. Bu mesleğe başladığımda ne internetim ne de bilgisayarım vardı. Bir kağıda elle yazarak, kafam kadar ansiklopedilerden araştırma yaparak çeviri yaptım. An itibariyle altı dil konuşan bir edebiyat çevirmeniyim.

Bu şans değildi. Bunu ben yaptım. Eğer mimarlığı bitirip sonra iyi bir yere kapak atabilseydim o şans olurdu.

Şunu da ekleyeyim: Ailemden gram maddi yardım görmeden yaptım tüm bunları. 17 yaşında çevirmenliğe başlamamın nedeni de okuyabilmek için çalışmak zorunda olmamdı. Haliyle “Aman ya süper okulumu bırakayım da dikiş tutturamazsam nasıl olsa arkamda ailem var,” kafasında hiç olmadım. Çünkü yoktu.

Kimi zaman ihtiyaç duyduğumuz tek şey biraz kararlılık biraz da cesaret oluyor.


(Mustafa Yıldız) #390

Ne okursan oku kendini geliştirmezsen issiz kalacaksın zaten. Ülkenin gerçeklerinden konuşmak gerekirse referansın yoksa kendini ispatlamak zorundasın. Ben burada üniversite ve bölümün önemli olduğunu düşünüyorum. İmkanları yüksek bir üniversitede okuman sana başlangıçta artı puan kazandırır. Sevdiğin mesleği yapmak ömür boyu mutluluktur. Bana kalırsa işletme okumak anlamsız eğer çok istiyorsan İstanbul üninin 2. Üniversite programı var. Uzaktan eğitim ile lisans hayatına decam ederken isletme siplomanı alabilirsin. İtü işletme mühendisliği okuyan arkadaşlarımdan bazıları mezun olur olmaz ceo olacaklarını zannediyordu zamanında. Öncelikle öyle bir dünya yok. Kimse seni yönetici yapmayacak. Tırnaklarınla kazıyarak geleceksin o noktaya. Firmalar daha çok. Önce gel staj yap bizde sonra kadroya alacağız seni deyip. Asgari ücretle kanını kurutup kusura bakma yha kadromuz yok bu sene kriz var biliyon mu diyecekler. Bu durumda hem seveceğin hem para kazanacağın işi bulman lazım geliyor. Çok romantik olmak sonra pişmanlık getirdiği gibi aşırı realistlik de 4. Sınıfta okulu bıraklmaya veya ömür boyu sıkıcı ve mutsuz hayata gidiyor.

Son olarak kimseyi suçlamamak için herkesi dinle, kafanda tart ve kendin karar ver. Sırf baban istiyor diye veya sırf bilmem kim çok başarılı olmuş diye o işe yönelme. Ömür boyu onları suçlayacaksın sonra. Bu kararlar senin hayatını herkesten çok etkiliyor.


(galeme) #391

Şansı “beleşe konmuşsunuz” gibi söylemedim. :sweat_smile: İşte ne güzel ki oldu olası bir şeye ilginiz varmış. Sorun da bu işte. Benim peşinden koşacağım herhangi bir şeye ilgim yoktu. Zaten bu şekilde bir şeye ilgi duyup peşinden koşanlara imreniyorum sürekli.


İçimi de dökeyim biraz.
Teknik bir üniversiteden mühendis olarak mezun oldum. Yabancı dilim var. Birkaç programı ileri derecede biliyorum. Ama yıllarca işsizlik çektim. Asgari ücretli maaşları kabul etmedim. Tanıdık dayı mayı da yok. Doğuda arsasını satan, 40 tane koyununu satan adam müteahhit olup patronun oluyor. Zor bela bulduğum işlerde aylarca maaşı alamadım. Öyle bir hayat işte.


(Kingebu) #392

Şanstan kastım herşeyin layıkıyla yolunda gitmesiydi.:joy:Yoksa bir sürü kötü olasılık sonucu büyük pişmanlıklarda olabilirdi.Umarım başarınız devamlı olur.


(Umut K.) #393

Madem işletme okumayı düşünüyorsun, işletme okuyan biri olarak bir iki söz söyleyeyim.
İşletme okuyacaksan ilk önce ne olacağına karar vermelisin. Muhasebeci mi, pazarlamacı mı, yönetici mi? Mesela ben Marmara’da okuyorum. Muhasebe alanında okuyabileceğin en iyi üniversitelerden biri. Daha çok muhasebeye yoğunlaşıyorlar, ama alanların derslerini de görüyorsun ve 4. sene tamamen seçmeli derslerden oluşuyor. Yani son sene istersen 7 tane yöneticilikle ilgili ders seçebilirsin.

Ders zorluğu konusunda ise, ben ticaret lisesi mezunu olduğum için hiç sıkıntı yaşamadım. Bu sayede de hiç ders çalışmadan rahat rahat bölüm birincisi oldum. Yani dersler aşırı zor bir seviyede değil. Tabii, bu dersler konusunda hiç altyapın yoksa ve saçma bir arkadaş topluluğuna dahil olduysan geçmiş olsun. Sınıfı geçsen bile düşük bir ortalamaya sahip olursun.(Ki üniversitede Çift Anadal denen bir şey var ve istersen Hukuk bölümünü de okuyabilirsin. Yani yüksek bir ortalama ve çelik gibi bir iradeyle iki bölümü birden de okuyabilirsin.)

Son olarak, yok şunu okuma, yok şurada okuma diyenleri pek takma. Sürekli yok Zuckerberg, Bill Gates okul okumamış da bak n’apmışlar örneği verip dururlar. Sanki herkes Zuckerberg olacak bu dünyada. Muhasebeci, bankacı olursan başarısız olurmuşsun gibi konuşurlar. Bunlar hep pratik tecrübeye sahip olmayan insanların boş teorik konuşmaları. Ne seni mutlu ediyorsa onu yap.


(Emre ) #394

Cevap verip vermemen çok da umrumda değil. Akıl yaşta değil baştadır. Yaşın getirdikleri şeyler de var evet; sukunet, metanet, aza kanaat, çok bilip az konuşmak vs vs. Ben hiç bir zaman ben oldum demedim yaşım kemale erince de demiyeceğim. Bilgelik aynı hatayı iki kere yapmamaktan geçer, yaş sahibi olup hatalar bataklığında boğulmakta değil. Nice çomarlar gördüm hayatını tv karşısında geçirip, üç beş tane çocuk yapıp dünyayı kirleten, nice insanlar da gördüm aklıyla hayata ışık tutan. Allah herkesi ikincilerden eylesin. Amin.

Hayat her şeyi tecrübe edecek kadar uzun değiş. Benim de tecrübe ettiğim bir çok şey oldu, paylaşma lüzmu duymuyorum. Belki sana göre benim bu kadar ters olmamamın sebebi hayata aynı pencereden bakmıyor oluşumuzdur.


(Lanfear ) #395

An itibariyle tekrar düşüncelere daldım. İşletmede mezun olunca ceo olmayı beklemek saçma zaten. Ama asgari ücret için de okumamın bir anlamı yok. Kişinin kendine bağlı bir bölüm ve yurtdışında da iş imkanları var diye düşündüğüm için ona yöneldim. Yoksa avukat olup büroda bekleme ihtimalim var. Tabi işletme okuyup işsiz kalma ihtimalim de var. Pişman olmak istemiyorum. Norveçe gidip garsonluk yapmak gibi bir kariyer planım da var :joy:


(Lanfear ) #397

Yöneticilik istiyorum muhasebe pek bana göre değil. Bilkent var aklımda. Çift anadal bana saçma geliyor ikisinde de idare eder olmaktansa birinde iyi olmak daha iyi. Özel ve iyi üniversitelerde işsiz kalmazsın şirketler oralardan alıyor diyorlar. Aslı var mı bunun? Yoksa bu üniversitelerden de işsiz kalabilirmiyim.


(Mustafa Erdem) #398

İşsiz kalırsın. Sen iyi ol yaptığın işte. Üniversite adı sana bir şey kazandırmaz.


(Umut K.) #399

Her şey sana bir artıdır. Küçük bir örnek; Eczacıbaşı’nda yöneticilik pozisyonuna başvurduk. Sen Bilkent’ten 3.90 ortalamayla işletme mezunusun, ben de Marmara’dan 3 ortalamayla mezunum. Ama Eczacılıkla çift anadal yapmışım. Sence şirket seni mi seçer, yoksa beni mi? Yani demem o ki, çift anadal yapmasan bile eğer işletme okuyacaksan farklı farklı alanlarda sertifika alman çok yararına olur. Sektöre göre alınan sertifika, not ortalamasından daha önemli olur.