Dök İçini Rahatla


(Mustafa Erdem) #422

Doktorlar dizisi gibi rahat olsa keşke hayat :slight_smile: 3 sene günaşırı 36 saat nöbet tutunca o harika ortamı bulmak biraz zor oluyor.

Bir dönem yayınlanan Kampüsistan diye bir dizi herkese ünivesite hayatını çok yanlış tanıtmıştı :slight_smile:

Diziye göre karar verecek olsam en güzeli Arka Sokaklar olurdu. Heyecan hiç bitmiyor.


#423

Elektrik işinde üç ay çalışabildim işi kavrayınca çok zevkli (nötr faz kablolarını aynı anda kesince az daha buhar oluyordum :joy::joy:) tabiki bela ve musibetleri kendinde toplayan ben, bel ağrısı duymaya başladım sonuç fıtık, şu an işsiz işsiz dolaşıyorum bakalım sonuç nerelere varacak


(Hüseyin gök) #424

Aynen hocam şantiye elektriği biraz riskli iştir tabi çok dikkatli oldugunun sürece ve herşeye atlamadığın zaman hiç bir sıkıntısı olmuyor.Bende 10 yıldan fazladır bu işi yapıyorum hiç riskli bişey başıma gelmedi herhalde kedi gibi çok fazla dikkatli olduğumdandır :slight_smile:


(Okan Akıncı) #425

Son işimi kaybetmemin üzerinden 3 aydan biraz fazla zaman geçti. Bugün e-devletten baktım da bana yeniden GSS prim borcu yazmaya başlamışlar. İçimden geçenleri söylemeyeceğim, siz zaten anlarsınız. Onun yerine nasıl bir sistem olduğunu anlatayım.

“Devletin işsiz kalan vatandaşına yardımcı olması devletin görevidir” derler ama uygulamada düşene bir tekme de devlet vuruyor. Hatta öyle komik bir sistem ki hem sağlık hizmeti almamı engelliyor hem de beni borçlandırmaya devam ediyor. Normalde bir insan sizden bir mal ya da hizmet alıyorsa ya parasını öder ya da size borçlu olur. Eğer sizden bunu almamışsa veya siz ona bunu vermek istemiyorsanız ondan ne para talep edebilirsiniz ne de onu size borçlu sayabilirsiniz. Burada ise diyorlar ki ödemezsen bu hizmetten faydalanamazsın ama borçlu olursun. Ben bu sigortayı istemiyorum deme şansınız da yok. Siz isteseniz de istemeseniz de her ay borcunuz büyüyor.

İnsanlara bunu anlatmaya çalıştığımda kendi başlarına gelene kadar bunun gerçek olduğuna inanmıyorlar. Sistem o kadar absürt ki böyle bir sistemin gerçekten var olabileceğine inanamıyorlar.


(Hüseyin gök) #426

Hocam gss borcundan düşmek için gelir testi yapmak lazım uzun süreli iş kaybı olunca bildirim yapınca direk 60/1(c-1) Gelir Testine Tabi Olanlara alıyorlar benim bildiğim.


(Okan Akıncı) #427

Hocam işte aldığım tepkilerden biri de işte bu. Aslında sistem böyle bir haksızlığa imkân tanımıyormuş da biz işimizi bilmiyoruz sanılıyor. (yanlış anlamayın, kızgınlığım size değil) Gelir testi nedir bilmiyor değiliz, hatta o testi yaptırdık da. Yine de işsizlerin çoğunluğu gelir testine rağmen kurtulamıyorlar.

Neden mi? GSS yapılacak olan bir kişi ama onun gelirine değil de onun ailesinin toplam gelirine bakılıyor. Bu resmen üstü kapalı “baban sana hiç mi harçlık vermiyor, harçlığından ödeyemez misin” diye sormak. Böylece GSS’den ücretsiz yararlanmak için gereken sınırın üstünde bir gelir varmış gibi çıkıyor. Yani ailenizden bile olsa bir başkasının elde ettiği gelir yüzünden size borç çıkabilir.


(Emre ) #428

Aynı dertten ben de muzdaribim. Kayıt yenileme yaptırmadığım için sigortam bitmiş. Gelir testi yaptırsam aylık 211 tl civarı bir şey ödeyeceğim sanırım kardeşlerimi katmadıkları için yüksek çıkıyor.

Daha önce bir işte çalıştığım için de babamın sigortasından yararlanamıyorum. Yeşil pasaportu da iade etmek zorunda kalıyordum geçen sene şans ki o kuralı değiştirmişler. Şimdi aylık 72 tl yazıyorlar faiziyle sağolsunlar. Kullandığım ilacın kutusu 90 tl allahtan onu ödüyorlar, gerçi 25 yaşına kadarmış ben de birbirlerini nötrlüyorlar gibi düşünüp kendimi motive ediyorum.


#429

Yeni Zelanda’da gerçekleştirilen katliamı şiddetle kınıyorum. İnsanlıktan nasibini alamamış b.k parçaları.

Olaya dini yönden bakamam. Orada katledilen sadece müslümanlar değil, insanlıktı da. İnsanlık namına hiçbir halt bırakmadılar. Tebrik ediyorum.

Bir insanın doğumu nasıl ölümüne hizmet edebilir? Bu, yenidoğanları beşiklerinde boğmaktan farksız. Demek ki hümanizm sadece bir b.k püsür dönem modasından ibaretmiş. Bunu yeni anlayan benim kafama tüküreyim e mi.

Alın Avrupa’nızı başınıza çalın. Alın insanlığınızı başınıza çalın. Diyecek kelime bırakmadılar.

Sinir krizi geçirmeme çok az kaldı. Kahretsin be.


(Emre ) #431

(Lanfear ) #432

Neden insan olmak, neden insanca yaşamak bu kadar zor. İnsanlar birbirlerine saygılı olmayı birbirlerini dinlemeyi bir türlü beceremiyorlar. Dini dili ırkı hiç farketmez insana sadece insan olduğu için değer vermeyi ve saygı duymayı hiçbir zaman beceremediler ve beceremeyeceklerde. Ve ben bunu asla anlayamayacağım.


#433

Çoğumuz oksijen yerine nefret soluyor.


(Hiçliğin bekçisi…) #434

Bu olayın yaşandığı güne uyanmadan önce bir rüya gördüm. Tesadüf olsa da genelde bazen bu tip tesadüflere çok denk geliyorum. Rüyamda dünya çığırından çıkmıştı. Dışarıda yoğun bir keşmekeş ve ölü bedenler vardı. İnsanların elleri, kolları, kafaları toprak altından dışarı uzanmış, kırılmış, çarpılmış ve bükülmüşlerdi. Bir kısım insan kaçmaya kurtulmaya çalışıyordu. Ailemin yarısı paramparçaydı… İnsanlar acımasızca birbirini katlediyordu. Tam bu sırada bunun bir rüya olduğunu kavradım her zamanki gibi ve kendime uyanmam gerektiğini söyledim. Genelde uyanmak isteyince insan pek uyanamadığı için kendimi o keşmekeşin içine atmam gerekti. Neyse… Velhasıl uyandım. Hemen ailemi filan aradım. O sırada da televizyonu açmaya koyuldum. Genelde bu tip etkileyen rüyalardan sonra bunu yaparım. Haberleri gördüm. Sonra saldırının videolarını gördüm. Ve bir şey fark ettim onları izlerken. Filmlerde, videolarda, oyunlarda, rüyalarda birileri ölünce bunun bilinçaltında gerçek olmadığını bildiğiniz için istemsizce rahat oluyorsunuz. Sahneler ne kadar vahşi olursa olsun bunu biliyorsunuz ama o görüntülerin gerçek olduğunu bildiğinizde insan çok daha farklı hissediyor. Korkunçtu. Bir insanın böyle bir şey yapabilmesi korkunçtu. İnsanın insana bunu yapması korkunçtu. Sırf din, dil, ırk vs. gibi anlamsız ayrıştırmalardan nefret ediyorum. Bir toprak için birbirini öldürenlerden de nefret ediyorum. Eğer insan denen şey buysa insandan ve kendimden de nefret ediyorum…


#435

Bilinçaltımıza doldurulan kötülüklerin haddi hesabı yok. Vahşeti ve katliamı bir oyunmuş gibi algılar olduk artık. Malum, internet çağı. Her şey oyundan ibaret.


(Doğan) #436

Dünya, aşırı sağ görüşün egemenliğinde biraz daha alan buluyor bu caniliklere. Aşırı sol olsa da olacaktı. Aşırı olan her şeyde bu olaylar oluyor, olacak. Bizler ne kadar göremesek de yanı başımızda da yaşanıyor bunlar. Zor hayatlar var. Yaşamak zaten zorken bu herifçi oğulları daha da zorlaştırıyor.

Benim birkaç tesellim var. Sonrasında gelen tepkiler, ki biraz da korkuyorum bundan, iyi tepkilerin çoğu yaşlı insanlardan; gençler az. Bir diğer tesellim de inşallah şehit olmaları. Ailelerinin de gönlünü az da olsa ferahlatır umarım bu düşünce.

Bizler sonrasında olacaklarla yaşayacağız. Dünya hem buraya, hem ötesine dair umutlarla yaşanılabilir bir yer. Umutları tazelemek gerek.


(Hiçliğin bekçisi…) #437

İyimser yaklaşımınıza hayran kaldım. Benim görüşüm ise orada babası, oğlu katledilmiş olan birisinin hiçbir şekilde teselli bulamayacağı yönündedir. Özellikle bunun internette acımasızca yayınlanması bulunabilecek bir teselliyi de öldürüyor. Ben sadece kendimi koyuyorum kalanların yerine ve orada benim kardeşim, babam olsaydı beni teselli edebilecek bir şey olmazdı.


(Doğan) #438

Böyle umuyorum, benim babamın, oğlumun, annemin, kardeşlerimin başına gelse bilmiyorum ne olacağını ama sonrasına inanan biri olarak biraz, çok az da olsa bir tesellim olur. Gönlüm ferahlar demiyorum. Baya büyük bir delik açılır hayatımda. Kapatamam büyük ihtimal ama bununla kendimi avuturum.

Büyük ihtimal büyük bir kin büyürdü içimde ama işte ne olur o kin, bilmiyorum. O yüzden umuyorum. İnşallah bir teselli olur ki İslam’da şehitlik mertebesi epey büyük bir mertebe olarak görülür. Ölümün en hayırlısı gibi düşünün. Bu inancı tartışmak istemiyorum, böyle bir görüş olduğunu belirtiyorum sadece.


(Aslı Dağlı) #439

Gün içindeki dikkat dağıtıcı unsurlar yüzünden işime odaklanamadığım için yine geceleri çalışmaya başladım.

20 yaşında vücudum buna dayanıyordu, 25’te dayanıyordu, 30’da hafif zortlar oldu, 35’te yalnızca iki haftadır gece çalışıyor olmama rağmen tenim kırmızı kırmızı kabarmaya başladı. Vücudum yer yer su toplamış gibi.

Gündüz odaklanmanın bir yolu var mıdır? Eğer dikkatimi dağıtan ışıksa (ki ben öyle olduğunu sanıyorum) bir cepheden gelen ışığı tamamen kesmek mümkün müdür? Karartma perdelerine ek olarak ne yapılabilir? Sürekli eski maçların tekrarlarını gösteren bir kanal var mıdır? (Gülmeyin, şu dünyada en güzel spor programı ya da maç izlerken odaklanabiliyorum.) İç organlarım kahveden ve çaydan çürüdüğünden acaba kafein almanın başka yolu var mıdır?

Şimdilik sorularım bu kadar sayın yargıç.
Söz savunma makamının.


(Emre ) #440

Ben odamın camlarını aliminyum folyoyla kapladım mis gibi siz de öyle yapabilirsiniz. Bir de metilfenidat baya işe yarıyor ben de doktorla bir görüşürseniz belki işe yarar.


(Aslı Dağlı) #441

Teşekkür ederim. Şu folyo mevzusunu bir düşüneceğim. Odaklanma sorunumdan ötürü yakın zamanda bir psikiyatrist ziyaretinde bulunmayı da düşünüyorum. Muhakkak sorarım. Bu tür bir öneri daha almıştım zira.


(Kingebu) #442

Yeni doğmuş bir bebek bulun ve sevin.Özellikle akraba yada sevdiğiniz bir arkadaşınızın bebeği olsun.Bütün enerjini alır ve rahatlarsın.Sonra güzel güzel odaklanıp çalışmaya devam edersin.Kendine de zarar vermeyi azalt.Olmaz öyle şey.Eski maçlardan da bir öneri vereyim.Old Trafforda Man utd vs Real Madrid maçı.4-3 bitmişti ve hale’n unutulmaz bir maçtır.