Dök İçini Rahatla

Kitap okumayı mı seviyorsun yoksa kitap okuyan biri olmayı mı seviyorsun?

3 Beğeni

Dün 1000Kitap hesabımdan takip etmediğim birinden bir mesaj geldi. Mesajın içeri hemen hemen şöyle; Fantastik bir okursunuz… Taht Oyunları Serisini okumamış olmanız baya ilginç. Zaman çarkı kitapları çok kalın nasıl oluyor da 2 3 gün gibi sürede bitmiş ciltler. Bir de üstüne iyi bir okur cevap verir diye sıkıştırma üslubu. Gerçekten anlam veremedim. Her zaman nezaketen yazılan bu mesajlara cevap veririm zaten. Yani iyi bir okur demesine gerek yok. İyi bir okur olduğum için yazmam yani inadına. Çünkü benim iyi bir okur olmak gibi bir iddiam yok. Neyse sonraki mesajı zamanınız çok bol olsa gerek iyi okumalar dedi. Evet zamandan mekandan ayrı kalabilme güçlerim var diyemedim. Nezaketli bir dille hayır herkes kadar fakat değer verdiğim bir konu olduğu için kendim zaman olustuyorum dedim. Şimdi aslında olay tek bu kişi ile sınırlı değil aslında olay çok başka. Bu basit bir örnek. İnsanları anlayamıyorum, okursam okurum okumazsam okumam. Kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değilim. Aylık okumalar olsun, 1K olsun. İnanmayan da ne yaparsa yapsın. Benim elime bir şey geçmiyor. Egomu mu tatmin ediyorum? Para şeklinde bir gelir mi geliyor? Ya da dünyanın en zeki insanı mı oluyorum? vs. Lütfen artık bu çemberden çıkalım. Kitap okumanın ne demek olduğunu bilen biri zaten böyle düşünmez. Yoruldum. Bir şeyleri kanitlamaktan değil insanlık adına.

15 Beğeni

1000 k çok sevdiğim ama kitlenin 10 da 7 si 8 i filan olayı okumaktan çok olayı “karizmatik laf, güncel kitaptan alıntı ile karşı tarafı etkileme ve beğeni alma” olanlarla dolu.

Öyle tipler var ki kitapta yer alan en basit ve en sıradan cümleyi bile bir halt sanıp paylasıyorlar. Örneğin " Aşķ öldürür…"

Öte yandan birçok kişi eski kitaplarini kaydederken zaten 1 / 2 günlük okuma seçiyor veya çocukken okuduğu kitabı 2020 diye kaydediyor. Bu benim de rahatsız olduğum bir konu, kim ne zaman neyi kaç günde okumuş ilgimi çekebiliyor… Birde sanırım burcum gereği aşırı takıntılıyım düzen ,nizama… Hatta bir de dergileri, bazı çizgi romanları filan kitap sayıp siteye eklemiyorum. Ama bu laf atma hakkı vermiyor tabi… Sonuçta “sana ne lan, benim zevkim…” seçeneği var.

Sanıyorum size, sizle tanışmak isteyen biri denk gelmiş… Fazla kafaya takıp 1000k dan soğumayın…

1 Beğeni

Cidden bazen garip garip mesajlar geliyor. Okuma ile ilgili @_Ged gelen mesajların benzerlerini ben de alıyorum ara ara. Başka platformlara davet eden vs. 1000 kitap da gerçekten bir kitap üzerine konuşmak isteyen olursa cevap yazıyorum onun dışındaki mesajları görmezden geliyorum

Bir keresinde “sen şu kitabı okumuşsun baskısı yok bana sat” diyen bile oldu. :slight_smile:

4 Beğeni

1K’daki 3. yılım dolacak. Son yılda geri duruşum oluştu siteye. Kitap işaretle, alıntı vs. çık olayı vardı. Yani sürekli böyle mesajlar alıyorum. Tek bugün değil. Farkındayım beni tanımak istediğini ama kendi içinde galiba yuceltigi gibi alcaltarak da beni kafasındaki o alana sıkıştırmaya çalışıyor. Bana bir kalıp bulma derdinde. Halbuki bu pencere ile değil de, nasıl birbirimize yararlı olabiliriz bakışı ile yazılsa ben de faydalanirim o da.

@alper ben de denk gelmiştim. Satamam kitap falan :slightly_smiling_face:

@Rena daha önceden yapmıştim. Ama olur olmadık alıntıların altını yorumla kirleten okurlar oldu. Ya da kitabi okuyorum, kitabın altına; bana mesaj atar mısınız bir şey soracağım diyen oldu. Hadsiz kişiler için iyi okurları göz ardı etmek istemedim. Çünkü benim de onlardan öğrendiğim şeyler olmuştu.

3 Beğeni

@_Ged bir yararı olur mu bilemem ama mesaj ayarlarında sadece takip ettiklerinizden mesaj gelmesini ayarlayabilirsiniz, ama söylediğim gibi bu tür nesajların karşısını ne kadar alır bilemem.

Bu da bir köşede dursun :D:

15 Beğeni

Hiçbir şey yetmiyor. Aslında yetmesi de gerekmiyor. Yetse güzel olurdu.

5 Beğeni

2021 yılına gireceğiz, hâlâ basit bir uzaktan eğitim sitesinde hatayla karşılaşıyorum. Olacak iş değil ya gerçekten. Geçen dönem de aynısı oldu; belki bu sefer düzeltmişlerdir diyordum. Arayüzü iyileştirmişler, kayıtlar daha sağlıklı hâle gelmiş ama gel gör yine sisteme rahat rahat düzgünce giremiyorum. Ben mi bilmiyorum yani, basit bir video kayıt sistemini sorunsuz bir şekilde hizmete sokmak bu kadar zor olmamalıydı. Kafayı yiyeceğim ya. Gündüz dersleri halledeyim, akşam kitabımı okuyup bir şeyler yazayım diyordum, karşılaştığım şeye bak. Zaten derslerde ya kitaptan ya da slayttan okuyup geçiyorlar, bir de üstüne sisteme giremiyoruz. Yaz tatilinde aylardır boştu bu site. Kimse mi demedi şunun üstüne iyileştirmeler yapalım da öğrenciler öteki dönem rahatça girsinler şu siteye diye. Şu ülkede nereye elimizi atsak çamura bulanıyor. Altı üstü bir site ya. Madem olmuyor, beceremiyorsunuz yükleyin dersleri Youtube’a, oradan dinleyelim.

3 Beğeni

Uzun bir aradan sonra herkese merhaba :raising_hand_man:t3:

Hazır geri dönmüşken rahatlamak adına içimi dökeyim dedim. Ama öncelikle, bildirimlere baktığımda yüzümü gülümseten çok şey oldu. Cevaplayanlara, mesaj atan kişilere teşekkür ederim. Bunları okuduktan ve değişen bir kaç şeyi fark ettikten sonra, bazen sesini duyurmak için haykırmak gerektiğini anladım. :upside_down_face:

Bunları bir kenara bırakıp, iç dökmeye gelirsem eğer son zamanlarda hayata olan bakış açımın değiştiğini fark ettim. Yaşanılan süreçten mi yoksa karamsar düşüncelerimden ötürü mü bilmiyorum ama koca bir şehrin, koca bir dünyanın griye boyandığını hissediyorum. Sanki hiç bir şeyin anlamı yokmuş gibi.
Uzun zamandır depresyon tedavisi görüyorum. Bu sinsi hastalık yüzünden mutluluk hissini kaybedeli uzun yıllar oldu. Krizlerin, depresif hissetmenin ne demek olduğunu biliyorum. Bu yüzden bu yaşadığım duygunun tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Sanki çürümekte olan bir şehir artık kokmaya başlamış gibi. Gerçekten artık bu pis kokuyu duyabiliyorum. Bilmiyorum, biliyor musunuz Ankara için “gri şehir” söylemi vardır (Ankaralı olanlar yanlış anlamasın) İstanbul içinde aynı şeyi düşünüyorum. Kocaman kara bir bulut gibi mutsuzluk sarmış etrafı. Gördüğüm herkesin gözlerinde mutsuzluk hakim.
Hal böyle olunca mutsuzluk için yanıp tutuşan ruhum bayram ediyor. Öyle çiçeği, böceği görüp mutlu olabilen, hayata pembe gözlüklerle bakabilen birisi değilim kabul ediyorum. Ancak sürekli pesimist düşüncelere sahip olan biriside değilim. Beynimdeki bazı nöronlar emekliliğe ayrılsa da, kitaplarla dizilerle mutlu olabiliyordum. Yıl bitmek üzere ve ben hedef koyduğum okuma sayısının çeyreğine yaklaşamadım. Sadece kitapta değil canım hiç bir şey yapmak istemiyor.

Sanırım çoğu düşünceyi bu sıkıntılı süreç yüzünden hissediyorum. Umuyorum ki dünyadaki bu sıkıntılı süreç bir an önce son bulur.

Böyle işte. Şu an için güzel olan tek şek geri dönmek.

18 Beğeni

Geri dönmenize sevindim. Gittiğinizde cidden üzülmüştüm. :blush:

Toplumsal bir bunalımın içinde gibiyiz aslında. Uzun zamandır cidden mutlu olan kimse görmedim, ben de değilim. Umarım dediğiniz gibi bir an önce biter bu durum.

2 Beğeni

Dönmüş olduğunuza gerçekten çok sevindim :slight_smile:
Umarım hem sizin hem dünya için sona erer bu sıkıntı, tekrar hoşgeldiniz…

2 Beğeni

Cuma: Çarşamba aynı hatayı yapmayacağım
Ctesi: Çarşamba aynı hatayı yapmayacağım
Pazar: Çarşamba aynı hatayı yapmayacağım
Ptesi: Çarşamba aynı hatayı yapmayacağım
Salı: Çarşamba aynı hatayı yapmayacağım
Çarş: …ehe…
Çarş: Haftaya çarşamba aynı hatayı yapmayacağım.

Hep denedin https://youtu.be/Dw2GV1HiZsU

5 Beğeni

Doğru. Herkes için bu durumda olmak can sıkıcı. Bir an önce son bulması için umut etmekten başka bir çare yok.

Bu arada gülümseten cevaplarınız için teşekkür ederim. Hoş buldum. :upside_down_face:

3 Beğeni

İnsanların yanlış anlama yetisi DNA üzerindeki hangi gen tarafından kontrol ediliyor acaba? DNA’ya bağladım çünkü bu seviciliğin başka bir açıklaması olamaz. :confused:

5 Beğeni

Az önce babamın ve dayılarımın “Kadınlar çalışmamalıdır.” ana fikirli konuşmalarını şaşkınlıkla dinledim ve böyle bir düşüncenin ne kadar yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım. Resmen kanım dondu. Kadınlar çalışmasa işsizlik bitermiş ve çalışan sayısından dolayı daha iyi maaş alırlarmış vs. Düşüncelerinin saçmalığından geçtim, babam beni zorla atanma başvurusu yapmaya götürmüş birisi. Dayılarımın da hanımları iş hayatında bulunan kişiler, hatta onlar arayınca elleri ayaklarına dolaşır, abartmıyorum. İnsanların işine geldiği gibi davranmaları, kendi değerleri olmamaları beni gerçekten sinirlendiriyor.

Küçükken her şeyi büyükler bilir sanıyordum. Büyüyünce anladım ki çok da şey değillermiş. Kendilerine haksızlık etmek istemiyorum. Sonuçta ne olursa olsun beni büyütmüşler. Ama bazen beni dünyaya onlar getirmemiş de uzaydan gelmişim gibi hissediyorum. Artık kitapları daha fazla önemseyeceğim, beni kitaplar yetiştiriyormuş…

21 Beğeni

Hatta boyu 170’in altında olan erkekler de çalışmasa medeni ülkeler seviyesine çıkarız.

1 Beğeni

Bence şöyle düşün rahatlarsın… Bir toplumun gelişebilmesi için yetiştirilen çocukların anne ve babadan daha ileri bir seviyede olması gerekir. Bunda utanılacak bir şey yoktur ve doğrudur. Sonuçta anne ve baba çocuğun önünde örnektir.

John Adams ( ABD’nin 2. başkanı) bir avukattı ama onun yaşadığı yıllarda, avukatlık sadece kazandığı bir davadaki müvekkilinin kendisine vereceği bahşişi gelir olarak alabiliyordu. Halk fakirdi ve dava kazanması bile onun geçimini sağlamıyordu. Babası gibi çiftçiydi ve tüm gelir buradan gelmekteydi. ABD bağımsızlık savaşı sırasında ekonomik destek bulabilmek adına Benjamin Franklin ile Avrupa’ya gönderildi. Fransa’dan yardım istediler ( Fransa tüm kıta topraklarını İngilizlere bırakarak gitmişti). Düşmanımın düşmanı dostumdur diyen Fransa kralı bu iki adamı çok iyi ağırladı. Her gece bitmek bilmeyen balolara ve resepsiyonlara katıldılar. Ancak Fransız aristokrasisi John Adams’dan hoşnut değildi. İyi bir eğitim almasına rağmen o bir asil değildi. Hiç şarkı bilmiyor, hiç şiir bilmiyor, resimden ve sanattan anlamıyordu. Kral böylesi bir adamın temsilci olarak gönderilmesinden rahatsızdı. Benjamin Fraklin’de onunla olmasına rağmen ( Ki Franklin oldukça etkileyici bir kişiliktir) niçin böyle bir adam ile temsil edilen bir topluma yardım etmesi gerektiğini sordu. Şiir ve şarkı bilmeyen bir adamın ulusuna…
John Adams şöyle söyledi, ben bir avukat ve çiftçiyim. Ülkem işgal altında ve ben bu üç işi idare etmekle mükellefim. Sizden yardım alıp ülkemi işgalden kurtarmalıyım. Ülkem işgal altından kurtulmalı ki kalan vaktimi çocuklarıma ayırabileyim. Belki o zaman çocuklarım daha zengin bir çiftçi ve iş adamı olurlar, toplumu kalkındırırlar. Öyle olsunlar ki onların çocukları çiftçi olmasın, birer öğretmen ve bilim adamı olsun. Öyle olsunlar ki, onların çocukları varlıklı ve özgür bir toplumda sanatla, şiirle, edebiyatla uğraşabilsinler…

Seni bu noktaya getiren insanlar bundan sonrasını bilmiyorlar. Sen onlardan daha fazla para kazanmalı, daha çok yer görmeli, daha sağlıklı yaşamalı ve kendinden daha iyi çocuklar yetiştirmelisin. Çocuğun bir şeyi yapmayacak, yapamayacaksa (mesela çalışmayacaksa) bu senden daha kötü durumda olduğu için değil sırf canı öyle istediği veya yapacak daha iyi bir şeyi olduğu için olmalı.

Ne acı ki bugün imkanlar ve eğitim olarak, pek çok nesil bir öncekinden kötü yetişip daha kötü koşullara alışıp, kabulleniyor. Bence ailen ile bunu yaşasan daha büyük ve daha berbat bir problem olurdu.

8 Beğeni

Yazdıklarınız kısır döngünün içine sokuyor insanı. Hangi yolu seçersen seç kötü sonuçlar yaratıyor. Pek rahatlatıcı değil gibi ? :thinking:

:smiley: Tam bu sözü söyleyecektim ki videoda söylemişler. :smiley:

2 Beğeni