Dök İçini Rahatla


(galeme) #477

Spor yapmanın stresi azalttığına inanmıyorum, hiç azaltmadı benimkini. Zevk aldığım tek spor basketbol. Onu da oynayacak ne arkadaşım var ne saha var ne oynayan tanımadığım insanlar var.


(Deepreader) #478

Ne mutlu bana ki, düşünebiliyorum. Squatı düşünerek de yapabileceğimden oldukça eminim. Madem sen benim iyiliğimi düşünerek bir tavsiye verdin, ben de sana bir tavsiye vermekte sakınca görmüyorum.
Sen de, en azından bu forumda içerik okurken, biraz düşünmeyi dene bence. Bu başlık neden açılmış, insanlar neden yazıyor gibi sorulara cevap ararken belki asıl olman gereken yeri de sorgularsın.


(galeme) #480

Öyle bir yer olsa günümü orada geçirirdim. Bursa’da oturduğum bir dönem yaz aylarında istisnasız her akşam oynardık bir arkadaşla. İlla başkaları da gelirdi maç yapalım mı falan derdi oynardık. Hatta iki yaz boyunca sadece hıdrellez kutlamalarından gelen 50’lik atletli dayılara yenildik bir defa. Şimdi doğuda memleketimdeyim saha yok. Avrupa’da ben de çok oynadım. Girerdik üniversitenin tesisine oynardık kimse bir şey demezdi. Türkiye’de hangi takımdasın diyenler olurdu. Bilmezlerdi ki biz bu işi sokaklarda öğrendik. :sunglasses:


(Öykü ) #481

Çok şey yazdım da sildim…
İçimi dökemiyorum galiba ya ben.
Neyse sahte insanlara başkaldırıyorum. Gerçek dostlar elbet benim de kapımı çalar birgün


#482

Türkiye’de futbol dışındaki aktiviteler sporumsu sayıldığı için pek göremiyoruz. Allah’tan Fenerbahçe, Euroleague’de fırtına gibi esiyor da biraz ilgi görmeye başladı basketbol.


#483

Ortada bir sorun varsa önce sorunun ne olduğu tespit edilir. Sonrasında giderilmesi için ne gerekeceği belirlenir. Sonrasında da uygulamaya geçilir.

Sen, içinde bir boşluk olduğundan bahsetmişsin. İnsan, sorgulama şansı varsa bazı gerçeklere ulaşabilir. Durumunu gözden geçirince sorunun farkına varmışsın ve gitgide büyüdüğünü belirtmişsin.

Öncelikle sorununu tanımlayalım. Bir boşluk hali içerisindesin. Bunu farkettiğinden beri durumun ciddiyeti daha da artıyor.

Sonrasında bu durumu çözmek için ne yapabileceğini düşünelim. Öncelikle mutlaka bu boşluğu doldurmak için herhangi bir şeyle kendini meşgul etmen gerekiyor. Bu sosyalleşme olabilir. Dizi izlemek olabilir. Bir aktivite olabilir.

Eğer sorun çözülebiliyorsa çözülür. Eğer çözülemiyorsa ve bu konu ile ilgili yapılabilecek bir şey yoksa, üzerine düşünmek sadece zaman israfı. Değiştiremiyorsak kabul eder ve ilerlemeye devam ederiz. Değiştiremeyeceğimiz şeylere kafa yormaktansa değiştirebileceğimiz şeylere vakit harcamalıyız.

Eğer hiçbir zaman zengin olamayacaksak, zengin olmanın hayaliyle yaşamaktansa daha kültürlü olmak için çabalayabiliriz. Eğer kısa boyluysak, bu duruma üzülmek yerine, eskisinden daha fit bir hale gelebiliriz. Eğer içimizde sebebini bilmediğimiz bir boşluk varsa ve bunu düzeltemiyorsak, bu duruma vakit harcayıp üzerinde düşünmek yerine squat yapıp, güçlü ve sağlıklı bacaklarımızla uzun bir ömür yaşayabiliriz. Belki yine içimizde dolduramayacağımız bir boşluk olur ama en azından bacaklarımız güçlüdür.


#491

Bazı haber sunucularının sundukları haberden sonra o haberle ilgili bir iki cümlelik yorum yapmaları aşırı sinir bozucu oluyor benim için. :slight_smile:
‘‘Evet sayın seyirciler işte bazı insanlar böyle şeyler yapabiliyorlar. Çok ayıp.’’ :smiley:


(M. Ihsan Tatari) #492

İçimi döküyorum, hazır olun. Kitap okuyan bunca kültürlü insanın birbirine durmadan hakaret etmesinden ciddi anlamda bıktım. Ağız tadıyla forumda dolaştırmıyorsunuz. Çocuk gibisiniz.

Döktüm, rahatladım.


(M. Ihsan Tatari) #494

Cevap abes veya değil. Konunun muhatabı Deepreader. O da cevabını vermiş zaten. Ve hiçbiri geri zekâlı vs gibi laflar kullanmadan gayet efendice çözmüş meseleyi. Bu konuyla ilgili başka sözüm yok.


(Hazal Çamur) #495

Foruma geceleri yanıcı madde mi döküyorsunuz, doğru söyleyin :slight_smile: ?

:fire::fire::fire::fire::fire:

Bu sırada @mit :arrow_right: :fire_engine::man_firefighter:t2:


(Hiçliğin bekçisi…) #496

Aslında haklısın ama burada sanırım rahatsız eden şey kişilerin teselli anlayışı. Ben depresyondayken annemle babam sürekli “O perdeleri aç biraz. Eve ışık girsin,” derdi. Her seferinde bu beni sinirlendirirdi. Karşı komşunun milleti gözetleme huyu var ve bu beni rahatsız ediyor. Bu öneriler bence kişinin kendisini daha rahat hissettiği şeyi söylemesiyle alakalı. Yani karşısındakine göre değil de kendisinin rahatlık anlayışına göre öneriyor. Ben bunda karşıdaki kişi açısından rahatsız bulsam da öneride bulunan kişi için bir rahatsızlık görmüyorum. Ama @mit 'e de katılıyorum. Biraz daha sakin olmalısın. Çıldırdığını biliyorum ama sakin olmalısın.

Ayrıca inanır mısın birkaç psikolog bir benzerini yaptı. :joy: Ben orada anlatmışım bir tomar şey. Ölmek üzereyim. Adam bana bakıp “Spor yap,” dedi. Ben de “Denedim ama ben spor yapmayı sevmiyorum,” dedim. Karşılığında “Yürü o zaman,” dedi. :sweat_smile: Teşekkür edip uzaklaştım.


(Deepreader) #497

İlk yazdığım iletide, genelde insanların sorunlarını anlatırken çözüm önerisi aramadığunı sadece anlatmış olmak için anlattığından bahsetmiştim. Bu başlığın adı da ‘dök içini rahatla’ olunca kendi içimde bir yolculuğa çıkıp öylesine bir şeyler anlattım. Yani içimi döktüm.
Sizin gelip hayatımla ilgili hiçbir ayrıntıyı bilmemenize rağmen emir kipleri ile tavsiye vermeniz garip geldi. Ya ben gerçekten squat yapan biriysem, bu tavsiyeniz saçma olmaz mıydı?
Düşünmemek konusu da toplumla ve insanlıkla ilgili en çok muzdarip olduğum konulardan biridir. Bir öğretmen olarak her zaman; sorgulayan, merak eden, hayal eden çocuklar yetiştirmeye uğraşırken ben neden düşünmeyeyim ki? Bugün içimdeki boşluk hakkında düşünürüm yarın o boşluğu doldurur ve yerine koyduğum şey üzerine düşünürüm. Bu beni rahatsız etmiyor ki. Aksine yol almamı sağlıyor.
Bu forumda bu şekilde bir muameleye yine rastlamıştım. İşin özü anlaşılmadan ahkam kesilmesinden hoşlanmıyorum. Cevabınıza karşı agresif bir geri dönüt verdiğim için kusura bakmayın ama benim de bam telim bu noktalar olduğu için olay böyle gelişti.


(Umut Özak) #498

+10000000000 ( 20 karakter )


#499

Burada squat bir örnekti. Bahsetmek istediğim sadece, insanın bir şeylerle meşgul olmadığında çözemediği problemlerin farkına varması ya da kendine yeni soyut problemler oluşturup eskisinden daha depresif hale gelmesiydi. Bir şeylerle meşgul olduğunda, belli hedefleri olduğunda, kısaca daha meşgul olduğunda ise daha az depresif olduğuydu. ( O zaman da tabi ki hiçbir şey mükemmel değil, sadece daha iyi.)

Akıl vermek amacıyla yazmadım. Emir kipi kullanmadım. Sadece kendi bakış açımı belirttim. Bana katılmamakta da sonuna kadar haklısınız. Zira daha mutlu olmak için daha az sorgulamak çok erdemli bir davranış değil ama işe yarıyor.


(Deepreader) #500

Ali Lidar’ın bir yazısında denk gelmiştim, “İletişebilmek adına kelimeleri icad eden atalarımıza aşk olsun!” diyordu. Bazen gerçekten de jest, mimik, ses tonu olmadığında savaş başlatacak yanlış anlaşılmalar doğabiliyor, bir kez daha fark ettim.
Söylediklerinizde haksız değilsiniz insan bazı sorunlarını bu şekilde tanımlayıp çözebilir. Hatta sosyalleşmek, spor yapmak vb. bir sürü şey insan ruhuna iyi gelir. Ama benim bahsettiğim boşluk bu tarz bir şey değildi. Hiç yaşadınız mı bilmiyorum ama sevdiğiniz biri uzakta yaşıyordur, kısa bir süre ziyaretinize gelir, çok mutlusunuzdur ama aslında eksik bir şey vardır. İçimdeki boşluğu buna benzetiyorum ben. Hayatımda beni üzecek, korkutacak, acı çektirecek büyük şeyler yok çok şükür. Ailem ve sevdiklerim uzakta da olsa varlar. Ama işte bazı şeyler tam değil ve asla olmayacak. Çünkü biz yol aldıkça geride bırakmak zorunda kaldığımız alışkanlıklarımız oluyor. Tam olarak da böyle bir durum değil ama şu an ifade edebileceğim kadarı bu sanırım.

*Forum ahalisinden de oluşan gergin ortam adına, payım olan kısım için, özür diliyorum.


#501

Ben de kendi payım olan kısım için özür dilerim.


(Hiçliğin bekçisi…) #502

Sanki birisi ölmüş de bir daha asla onun sesini duyamayacak, sarılamayacak ve göremeyecek olmanın verdiği boşluğu anımsattı. :disappointed:


(Deepreader) #503

Rüzgarın Adı’nda bir yerde acının dört kapısından bahsediyordu. Kvothe’un ailesini kaybedişinin ardından, bu kapılardan geçmesini okurken sizin de dediğiniz gibi içimdeki boşluğa bir tarif bulabiliyorum ben de. Herkes farklı bir öykü yaşıyor, herkesin boşluğu kendine kadar oluyor ama bazen özdeş hisler oluşuyor.


#504

Rıhtımdaşlar olarak, bu aralar gergin miyiz biraz?

Bunlar hep geleceğe endişeyle bakmaktan. Biz bakarız, önlemini alırız; çoluğumuz çocuğumuz bakar, önlemini alırlar. Böylece, belki, onların çocukları rahat bir nefes alır.

Öyle yani.


(Erdal) #505

Dolar yine aldı başını yürüyor. Bu sefer belki de daha yukarıları deneyecek. Zama da zam herşeye zam günleri yakındır. Almak lazım önlemleri…