Dök İçini Rahatla

Bu siteyi çok seviyordum ama kitap okumayı eskisi kadar sevmiyorum. Kitap okuyamayınca hayatım olmadığını iyice anlıyorum ve uzun zamandır tutkuyla sevdiğim hiçbir şey yok.

4 Beğeni

Kenara çekilmiş başkalarının yaşadığı hayatları seyrederek bazen destek olarak kendi hayatımızı kendimizi unutuyor muyuz diye düşünüyorum ara sıra.

Bir günümü bir şey üretmeden geçirdiğimde o kadar dibe vuruyorum ki toparlanmak günlerimi alıyor. Günlerce o halde bir şey yapmadan ama bu durumdan çokça rahatsız olarak kalıyorum.

İnsan ilişkilerinde ise bir süredir “amaann” modundayım. Herkesten her şeyi bekliyorum. Kimsenin kalıcı olacağını düşünmüyorum. Sebep bildirmeden bir olay olmadan kendi kendine karar verip aniden uzaklaşan kişileri de anlamıyorum ayrıca. Ya da kendi istediğinde irtibat kuran kişileri. Mesela konuştuğun ve telefonu kapadığından kısa süre sonra mesaj attığında uzun zamanda kısa bir cevapla konuşmayı sonlandıran ve (ben açık olunmasını seven biriyimdir pat pat söylerim. Böyle yapıyorsun neden, şöyle mi düşünüyorsun vs diye) sorduğumda-söylediğimde, beni çok takmayacaksın-anlam aramayacaksın yaptıklarımda diyen kişileri anlamıyorum. Daha az önce güzelce konuştuk şuan irtibatı kesmek niye yani anlam veremiyorum. Yine konuşsak iyi konuşacağız ardından yine aynı şey tekrarlanacak garip…

İnancın bu ara fazlasıyla sorgulanması inancın yitirilmesi sorular sorulduğunda tam anlamıyla tatmin edici olarak cevap verememek içten içe doğru yol olarak hissettiğini karşı tarafa hissettirememek açıklayamamak o kadar üzüyor ki beni. Mesela bir konu hakkında normal bir görüş bildireceksin. Karşı taraftaki kişinin, senin inancını bildiğinde ve bilmediğindeki tepkisi-görüşüne karşı bakışı değişecekmiş gibi. Bu durum da düşündürüyor.

Duruyorum ve bir anda her şey anlamsız geliyor. Bir an gelecek ve nefesimi verip alamayacağım. Ki bu durumun az sonra olup olmayacağını bile bilemem. Savaşlardan tutun insan ilişkilerine tüm bu kargaşa tüm bu düşünceler kafa yormalar vakit geçirmeler vs vs her şey anlamsız geliyor. Daha sonra tekrar duygularım harekete geçiyor farklı düşüncelere anlamlandırmalara devam ediyorum…

5 Beğeni

:+1: Çok iyi. Son zamanlarda okuduğum en sıra dışı ve mantıklı cümle…

3 Beğeni

Hemingway çözümünün artık bir kurtuluş reçetesi olduğuna inanıyorum.

Sinema bileti 78 TL olmuş. (IMAX öğrenci)

3 Beğeni

What! Ben de yarın Doctor Strange’e gitmeyi düşünüyordum. :frowning:

1 Beğeni

Çok şaşırdım fiyatlara. 2D biletleri 50-60 arasında. Tam IMAX 85 TL.

1 Beğeni

2000-2004 yılları arasında haftada ortalama 4 kez sinemaya giderdim. Çok beğendiğim filmleri sinemada 2-3 kez izlediğim olmuştur (Star Wars, Yüzüklerin Efendisi, Dövüş Kulübü vs). Bilet fiyatları o derece uygundu yani. Nereden nereye…

8 Beğeni

İnsanları genellemeyi ve bir şeyleri cinsiyete indirgemeyi de sevmiyorum. Ama gerçekten saçma sapan şeyler yaşamaktan da geri durmuyoruz. Fotoğrafını koyarsın suç, oturursun suç, kalkarsın suç.
İyiki bir dondurma aldım. Çıktım dışarıya, hani lolipop gibi de yalamıyorum, ısırarak nasıl olursa. Yok öyle olmaz. Sonra yanından geçip derler ki; “Yalamak güzel.” -_- İğrendim durduğum yerde. Suç bende, o dondurmayı burnuna saplayacaktım. Nezaketimi bozmayıp yürüdüm, gittim.

15 Beğeni

Bu ülkede kadın olmak suç zaten. Kadınlar bile kadınlara kötü davranıyor.

15 Beğeni

Yeni mezun biri olarak(yaklaşık 6 ay) iş arama süreci beni hayattan soğuttu artık.
Büyük firmalarla mülakatlara girebilmeme rağmen sonuç yok.
Yabancı forumları okuyup orada da aynı sorunları yaşayanlar olduğunu görüp ancak rahatlayabiliyorum.
Ülkenin şu durumunun üzerine(ki olabildiğince optinist yaklaşabilip kendimi yemiyorum zira kontrol alanımın dışında bir durum) üstüne o kadar okuyup saç döküp şu muameleyi görmek ve hala kafayı yememek kendimle gurur duymama sebep oluyor.

Sistemin çarkını geçtim, çarktaki bir cıvata kadar bile değerli hissedemiyorum kendimi artık

12 Beğeni

7 Beğeni

Merhaba, 10 yıldır imalat, otomasyon, yazılım sektörlerinde çalışan bir kişiyim.
Sektörünüzü bilmiyorum ama kendimde birçok personeli işe almış birisi olarak biraz bilgi vermek isterim.

Birincisi ülkemizde saçma bir şekilde yeni mezun kişilere karşı bir önyargı var. Bunu kırmak çok zor, o yüzden ilk işinizde iş bulma süresi çok uzun olabilir. Ben bu duruma biraz karşıyım, eğer işe uygun kişiyi alırsanız ve o kişinin ilk işiyse kendini kanıtlamak için oldukça özverili çalışıyor. İlk işe girmek çok zor, bir de üzerine rezil ekonomik ve siyasi durumu eklenince bu zorluk biraz daha artıyor. Biliyorum sabretmek zor ama hayat biraz bu sebeple güzel, ilerde bu günleri tebessümle hatırlayacağınız günlerde gelecek.

İkincisi bizim kültürümüz çok saçma bir hale evrildi. Sizinle iş görüşmesi yapan insanlar kendilerini dünyanın hakimi, Tanrı ya da peygamber sanıp size tepeden bakıyor. Aslında olay çok basit bir emek - para takası. Yabancılarla yaptığım iş görüşmeleri ingilizce kısmı hariç her zaman daha rahat ve neşeli geçmiştir.

Ancak son tahlilde benim düşüncem, iş hayatında ve iş görüşmelerinde her zaman insan ilişkileri tekniği döver. Bir iş görüşmesi yaparken de iş yaparken de, sakin, kendine güvenen insanlara güven aşılayan insanlar her zaman daha başarılı olurlar.
Benim gözlemlerim, iş görüşmelerinde sakin, kendine güvenen, her şeyi yaparımdan ziyade, elimden geleni yapmaya çalışırım diyen insanlar işi daha kolay alabiliyor.

Eğer “Ne diyorsun sen düdük makarnası, ben 6 aydır iş arıyorum, bunun stresi var tabii, nasıl sakin kalayım” derseniz de haklısınız. Tecrübe zamanla edinilen birşey.
İlerde tecrübe kazandığınızda iş görüşmeleriniz çok daha kolay geçecek, çünkü tecrübeniz arttıkça kendinize daha çok güvenecek, masada karşı tarafta oturanların sizden pek de farklı olmadığını anlayacaksınız.
En kısa zamanda içinize sinen bir iş bulmanız dileğiyle.

9 Beğeni

Çok teşekkürler yorumunuz için :smile:

2 Beğeni
  1. sınıfta staj yapmıştım. Orada hiçbir şey bilmememe, hiçbir işe katkı koyamamama ve çoğunlukla boş olmama rağmen tekrar onlarla çalışmak isteyip istemediğim sorulmuştu. Mentorum seneye bir daha gel, buraya gelen en acayip adamsın demişti. :slight_smile: Sonra ben bölümü bıraktım tabii gitmedim. :star_struck:

Bölümü bırakmama rağmen mentorumla 1.5 sene daha mailleştik falan. Çok sevmişlerdi orada beni niyeyse. O yüzden çağırmışlardı tekrar. Bir Aselsan bilmemne değil ama ortaklarından, hatrı sayılır, ülkenin iyi şirketlerindendi. İsim vermem etik olmayabilir. Beraber çalışmak istedikleri iş arkadaşlarına donanım olarak bakacak olsalar en son çağırılacak kişi olurdum. Öyle işte. İletişim öne geçiyor diyince anlatmak istedim.

4 Beğeni

Kurban niyetine Ambrose’u mu düşlüyorsun yoksa? :joy: En azından bazı kurban bayramlarında benim aklıma gelmiyor değil. Eshek ya hani. :grin: Allah yardımcın olsun. Umarım en kısa sürede seni ne mutlu edecekse ona kavuşursun. Kendimle alakalı bir şeyler yazacağım ama bu postun altına eklersem sana cevap vermiş gibi okurum. Hayat çok garip bir şey…

1 Beğeni

Onun eti de yenmez ki.:sweat_smile: Teşekkür ederim, yakın zamanda kavuşacağım muhtemelen. Öyle umuyorum yani. Aile evi gerçeği değişmiyor tabi ama zamanla ona da alışıyor insan.

1 Beğeni

En iyisi taşınmak, başka türlü huzur bulamazsınız. Gitse bile anısı kalacak, aklınıza geldikçe gerilirsiniz. Yakın çevrede yakın değerde bir ev bulunabilir. Hazır kredi faiz oranları da düşmüşken iyi fikir olabilir.

2 Beğeni

Öncelikle geçmiş olsun, sonrasında böyle imza toplayıp atma diye bir şey yok bilginize :smile: Baştan söyleyeyim hukukçu değilim ama doğduğumdan beri yönetici babam ve yancısı da ben olduğumdan az biraz biliyorum kat mülkiyeti kanununu :smile:.

Bu tecrübe ettiğiniz olumsuzluklar için zamanında yönetici aracılığı ile yazılı uyarılar, yazılı tutanaklar vs elinizde mevcut olmalı. Yıllık apartman toplantılarında bu durumdan çoğunluğun rahatsız olduğu kayıt altına alınıp yine yazılı uyarıda bulunulmalı. Daha büyük sıkıntılarda polis çağırılması, şikayetçi olunulması, karakolda tutanak tutulması da büyük katkı.

Kısacası elinizde tüm apartman sakinlerine tatsızlık çıkaran bir apartman sakini olduğuna dair belgeler olmalı. Sonra gidip dava açmanız gerekiyor, elde birkaç belge birkaç da toplu şikayetçi varsa hakim anca o şekil tahliye kararı verir. O da kiracıysa tabi, ev sahibiyse ev hakkını diğer sakinlere satın aldırma hakkını zor verir hakimler.

Sıkıntılı komşuyu zorla attırmanın başka resmi yolu yok benim bildiğim kadarıyla. Tekrar geçmiş olsun, ben bunları diyorum da her işi kayıt altına alıyor muyum tabi ki almıyorum :joy: ama sıkıntılı biri varsa nolur nolmaz diye böyle yapmak lazım hep ki iş davaya gelince elde kanıt olsun.

5 Beğeni

Çok yanlış hocam. Bu tarz insan olmayan aşağılık mahlukatlar her yerde mevcut. Buraya tam olarak yazmayacağım ama izah edeceğim bir yöntem bu işi rahatlıkla çözer. Binada, kameranın olmadığı bir yerde sıkıştırılıp gerekli işlemler yapılmalı ve bina sakinleri gerekli huzura ermeli. Bir şeref yoksunu yüzünden güzelim bina terk edilmemeli.

1 Beğeni