Dök İçini Rahatla

Yazmış olduğunuz şeyler bir süredir benim de içimi dökmek istediğim bir konuya değindi. Burası dahil olmak üzere hiç bir ortamda düşüncelerimi rahat bir şekilde ifade edemiyorum. Örneğin etrafımda ilgi alanım olan bir konu konuşulsa bile hiçbir şey söyleyemeden öyle sus pus oturuyorum. Neden peki? Bir konuda yanlış söylersem bana kötü bir şey söylerler veya saçmalarsam gülerler diye diye kendimi değersizleştirdim. Şimdi de açılmak istiyorum ama açılamıyorum hep aynı korku var içimde.

Alınma konusunda sizinle tamamen aynıydım. Bir kuş kanat çırpsa bile alınırdım bunu aşmak için yıllardır mücadele ediyorum. Çok bunaldığım bir gün AŞIRI ALINGANLIKTAN KURTULMAK İÇİN 9 YÖNTEM - YouTube bu videoya denk geldim. Beni biraz rahatlattı , bazen saçmaladığımın farkına vardım, sonra tabiki de alınganlık yapmaya devam ettim :sweat_smile: Ama artık yersiz mi alındım yoksa gerçekten bir sebebi mi var kısmını anlamaya başladım.

Aslında siz de en önemli kısım olan farkındalık kısmını halletmişsiniz. Bazen zorlayıcı olsa da yapılabilir asla yalnız değilsiniz.

6 Beğeni

@michiko video önerin için teşekkürler. Beyhan Budak’ın kitaplarına çok denk gelmiştim ama sanırım isim seçimlerinden yazarı, sanki konunun uzmanı olmayan, sağdan soldan aforizma aşırmış “kişisel gelişim koçu” tayfadan sanıp incelememiştim bile. Kısacası video iyi geldi hatta @Askeladd sana da izlemeni öneriyorum. Alınganlığın saldırı kısmını çözmüşsün ama içe atmak da iyi değil malum.

Bir de 2 günümü dert dinlemeye ayırdım bu da bana iyi geldi. Kendi alınganlığım hala büyük bir problem ama etrafımdaki insanların iflas ettim, aldatıldım, ailem boşanıyor gibi daha büyük sorunlarını dinleyince kendi derdimi unutmuş oldum bir nebze. Teşekkürler herkese :blue_heart:

3 Beğeni

Artık basket sahalarınında mafyası çıkmış gibi. Kimsin kimlerdensin bilinecek, özellikle Moda’da.

1 Beğeni

Geçen hafta bugün yorgan artı battaniye ile yatıştan, atlet ile 4 kere soğuk suda duşa…

Bu nasıl hızlı bir yaza geçiş. Temmuz Ağustos süründürür. @istanbul

3 Beğeni

Yüzyıl geçmiş üstünden ama baya yol katetmişiz.

5 Beğeni

Araç kullanırken sinyal vermeyenlere deli oluyorum. Sinyali geçtim bazı andavallar dururken, bekleme yaparken dörtlü flaşör yakmayı bile kendine zul görüyor.
En sonunda bugün dayanamadım, sinyal ve dörtlü yakmayan birisine sinyal kolu ile ne yapacağımı gayet açık ve net bir biçimde ifade ettim.
Hayır kibarca sordum da “senin sinyal kolun yok mu?” diye.
“Benim sinyalim falan yok.” diyince dayanamadım artık.
Yani bir başkasına bunları söylemeyi doğru bulmuyorum ama artık dayanamadım.

Kuralsızlığı kural olarak benimseyen, bırakın başkasını kendisine bile saygısı olmayan hayvanlarla yaşamak bazen çok zor oluyor.

8 Beğeni

Sinyal kolun bir tarafına mı kaçtı diye sormak daha makbul olurmuş sanki. Gerçekten sinir bozucu.

4 Beğeni

Benzer bir biçimde yapabileceğim şeyi ifade ettim, sinyalini kullanmazsa yapmak zorunda kalacağım şeyi yaparsam ne olacağını da açıkladığım için anlamış olmasını umuyorum. :face_with_hand_over_mouth:

1 Beğeni

Türkiye’deki insanları ben genel olarak seviyorum, aslında biz unuttuk ama genelde iyi niyetli bir halkız. Sorunumuz konuşması gereken insanların çoğunlukla susması sonucu berbat insanların seslerini çok fazla duymaya başlamamız.

6 Beğeni

Bunların bir de sinyal veren türleri var: Tam döneceği sırada sinyal verengiller! Bir sorun olduğunda da ‘‘sinyal verdik ya!’’ şeklinde ses çıkarıyorlar genelde. :slight_smile:

1 Beğeni

Aç sefil gezip rakı-bira alıyormuşsunuz. Aldırtmam! Aile yapısını bozan şeyler izliyormuşsunuz. İzletmem. Parkta yoga yapıyormuşsunuz. Yaptırtmam. Tasvip etmediğimiz şekilde giyiniyormuşsunuz. Giydirtmem! Gece müzik çalacakmış. Çaldırtmam! Dolarda kalıp enflasyondan korunacakmışsınız. Korundurtmam! Bizden başka düşünüyormuşsunuz. Düşündürtmem! Politikalarımızı eleştirecek objektif medya istiyormuşsunuz. İstetmem! İnsan gibi çalışayım insan gibi kazanayım insan gibi hissedeyim diyormuşsunuz. Dedirtmem! Tüm maaş kiraya, faturaya, mutfağa, krediye gidiyor, bir kitap bir sinema bileti bile alamıyoruz, bir hobi edinemiyoruz. Edindirtmem!

Bunlardan çok daha başka bir şeye rahatsız oluyorum. tüm bunları yaparken yok insan sağlığı için, yok toplumsal huzur, yok ülke bekası, yok ekonomik kalkınma diye bir şekilde yedirebildiler. Yani gün gelir devran değişir ama o semer orada bizim sırtımız da burada.

14 Beğeni

Haftaiçi biraz daha uyuyayım diyerek sürekli alarmı ertelemem, haftasonu geç uyanma hayalleri kurup, haftaiçi alarm kurduğum saate, alarmsız şekilde aniden uyanmam ve tekrar uyuyamamam :face_exhaling: :expressionless:

2 Beğeni

Rakı bira ve sigara gelir kaleminde ciddi bir yer tutuyor. En son devletin elde ettiği gelirin yüzde 12 sini oluşturuyordu. Gelir, mtv,emlak ve kurumlardan sonra 5. Sırada.

Bu para direk bütçeye gidiyor. Orada da diyanete maaş cami vs…

Namaz bu parayla…sözde kabul…
Cami bu parayla…
Sözde helal…
Yurtdışındaki gibi her cami imamı maaşını kendi cemaatinden alsa da bir gorsek kim imanlı kim alkolik

4 Beğeni

Ben neden vergi veriyoruz onu da anlamıyorum. Vergiler yol, su, elektrik, sağlık olarak geri dönecekti sözde ama devletin sunduğu her hizmet de paralı olmaya başladı zaten. Vergiler nerede diye sorsan zaten direkt vatan hainisin. Tuhaf bir darboğaz valla insan boğuluyor.

2 Beğeni

ÖTV nin yüzde 12 sini oluşturuyordur , çok az aslında topladıkları vergi genel oraninda. Cezalandırma amacıyla bu kadar yüksek tutuyorlar vergi oranını.

@Rena Önce ne yapmak istediğini bulmalı ve hayatını bu amaca uygun hazırladığın plan çerçevesinde kurmalısın. (Burası zor, belirsiz ama en gerekli olan kısım.)

Evet geçmişin büyük hayal kırıklıklarıyla dolu, evet aile de dahil kimseden destek alamadın ve örselendin ama buradasın ve bir çözüm, bir çıkış yolu arıyorsun. Bununla birlikte kimse çözüm için sana senden daha fazla fayda sağlayamaz. (Psikologlar hariç.)

. . . . .

Herkes çok dertli, canım sıkılıyor. Bir şeyleri değiştirmek istiyorum ama bu sefer de insanları çok da umursamadığımı fark ediyorum. İnsanları umursamıyorsam neden bir şeyleri değiştirmek istiyorum? Bir şeyleri değiştirmek istiyorsam neden insanları umursamıyorum?

Not: İçimi döktüm, rahatlatıcı olmadı.

İçini dökmek insanı rahatlatıyor mu? Hayır, insan içindeki karmaşanın çözülmesini istiyor, ortaya saçılmasını değil.

3 Beğeni

Aslında yazmak bir nevi düşünce eylemi değil mi? Ben öyle düşünürüm. O yüzden yazarken de düşünceleri sıraya koyup elekten geçirmenin de dahil olduğu betimleyemediğim başka türlü işlemler de beynimizi meşgul ettiğinden dolayı aslında bir nevi iyileşme veya düzene girme sürecimiz oluyor gibi düşünüyorum. Nöral ağın farklı veya belki de dağınık kısımlarını düzene sokuyoruz gibi. O da temelde belki de iyileşme anlamına geliyordur. Rahatlama hissi gelir mi; hemen mi gelir sonra mı gelir bilmiyorum tabii. Bunun yanında bazen de gerçekten çözülmesini istiyoruz tabii. O isteğe yöneltilen odak tüm dikkat aralığımızı kapladığı için de daha farklı düşünsel süreçlere kendimizi ayıramayıp rahatlayamıyoruzdur belki de.

İnsanları umursamayıp bir şeyleri değiştirmek istiyor oluşunuzun temelinde kendi sıkıntınız olabilir mi? Peki o halde sıkıntıya sebep olan şey insanların derdi mi acaba? Yoksa insanları derde sürükleyen değişkenlerin varlığından o insanlardan bağımsız olarak rahatsız olmanız olabilir mi, bu o insanlardan bağımsız olabilir mi ondan da emin değilim tabii. Bir şeyleri değiştirme isteği acaba toplumsal bir koda karşılık geliyor mudur ya da kendi biyografinize falan?

Evet, yazmak kesinlikle düzenlenmiş düşüncenin kayıt edilme işlemi.

Katılıyorum ancak kendi adıma yazmanın çözümsüz düşüncelere bir çözüm üretmektense çözüme yaklaşmış ama henüz bir sonuca ulaşamamış karmaşık düşünceleri anlamlandırmakta faydalı olduğunu söyleyebilirim.

Bu arada evet, düşünceleri açıkça yazmak kesinlikle çözüm adına farkındalık sağlıyor.

Olabilir, emin değilim.
Derdin her türlüsü sıkıntıya sebep olur. Bu insanların başına gelen şey benim başıma gelse muhtemelen ben de aynı şeyi hissedecektim. Burası biraz benim sürekli empati yapmama bağlı gibi.

Var oluşum dahilinde her insan gibi ben de bir şeylere etki etmek istiyorum. Bahsi geçen etki “bir şeyleri değiştirmek”. Ancak 1. Sorumluluk almayı hiç sevmiyorum. 2. Var oluşun gerekliliklerine (etki etme ihiyacı) bağlı olmak da bana kendimi koyun gibi hissettiriyor. Sonuçta etki etsem de etmesem de hedeflerime asla ulaşamayacağım, hedeflerimi küçültmek de bana kendimi yine herkesle aynıymış gibi hissettirecek.

Sanıyorum bütün istekler hali hazırda geçmiş yaşantılara dayanıyor.

2 Beğeni

İnsanın morali, motivasyonunu mahveden insanlar hayatının her yerinde olursa insan nasıl yaşar ki? Mezun olacağım ama mutlu değilim. Belki de hayatımın en güzel yaşlarındayım ama yaşlı gibiyim. Annemi babamı da mezuniyetimde görmek istemiyorum. Zaten çalışıyorum ben ne geleceğim derler. Mükemmel bir evlat olmaya çalışmak sadece büyük bir aptallıkmış. Hayatta istediğim bir şey de kalmadı zaten. Böyle düşünmeyi hiç istemezdim ama sonuna kadar dipteyim gibi. Boğuluyorum… ama nefes alarak.

11 Beğeni

İnsanın moralini motivasyonunu mahveden insanlar hayatımızın her yerinde zaten. Mesela aklıma gelen ilk örnek “Şahsım hazretleri” her gün televizyonda konuşarak hayatımızı mahvediyor.

Eh aklıma gelen çözüm kişinin anlaşabildiği insanlarla birlikte olması ve anlaşamadığı insanlarla arasındaki ilişkiyi elinden geldiğince düzeltmesi.

Tabii yalnızlık da bir seçenek ancak pek tercih edilesi değil.

1 Beğeni