Forumluk bir olay değil bence. İnsan mutluyken etkileşime daha açık. Şimdi hergün bu kadar olumsuz gündeme maruz kalınca insan, bir şey yapmaya hevesi kalmıyor.
Refahın olmadığı yerde kültürel aktiviteler geri plana düşüyor malum. Sağlık sistemi yok, eğitim sistemi yok, adelet sistemi yok, kapatılmaz halde istihdam problemi var, üretim maliyetleri işsiz kalmayı bile faha cazip hale getirmiş, taşınmazların fiyatları kafama böyle esti usulünde, ekonomi zaten vahiye dayalı bir düzende ilerliyor. Yani tüm bunlar ortaya nasıl bir refah düzeyi getirecek ki insanlar kaygıları olmadan karşılıklı iki lafın belini kırabilecek.
Öğrenilmiş/öğretilmiş bir çaresizlik içindeyiz. Bizleri içinden çıkamayacağımız kast sistemine sokmaya çalışıyorlar. Sen bilmezsin, senin aklın ermez veya bildiğn yer var bilmediğin yer var diyerek. Silkinip üzerimizdeki ölü toprağını silkmemiz gerekiyor. Önümüze yığılan sorunlar aşılamayacak sorunlar değil.
Benden çok babamın istediği bir bölümü kazandım. İyi güzel ama zor. Çok pahalı bir şehirde değilim. Eve çıkmak istiyorum ama babamdan istediğim tek şey izin. Para vermesini istemiyorum bana gönderdiği parayla ben zaten hallederim. Ama kazandığımda benden çok sevinen babam eve çıkmak istediğimde olmuyorsa bırak gel herkes okuyacak değil dedi. Final sınavım var haftaya. Dün arayıp sınavı geçiceksin demi diyor. Sadece kendi bildiğini yapan babalarında babalar günü kutlandı geçen pazar. Ama keşke bizide dinleseler.
Tecrübe açısından çoğu zaman öndeler ama ben karşısındakini hiç dinlemeyip hep bildiğini yapan bir babadan bahsediyorum. Çoğu zaman pişman olup dönüyor. Ama geride anca kırdığı insanlar kalıyor.
Çok umutsuzum. Bu umutsuzluk kimi zaman siyah gibi, göz gezdirmeyle derinliği anlaşılmıyor. “Daha ne olabilir?” diye istemsizce beliren soruların cevapları gibi göz önüne çıkan manşetlerden yoruldum. Kendi içine çekilerek büyüyen biri sanırdım kendimi. Oysaki içim çığlık atmaya başladı ve bununla gelen sorgulamalar… Hiçbirinin sonu yokmuş gibi hissediyorum. Sorular var, cevaplar meçhul. “Kategori değiştirilebilir mi?” ama ben, evimde yabani bir sümbül olsun istiyorum. Kavramlar arasında bağ kurmaya çalışmak nereye kadar? -Kimin olduğu belirsiz- güncel ahlak ise nereye kadar? Toplumsal bir patolojinin derinine giderken, yolculuğumuzda bir savunma sistemi olarak kurmacaya sığınabildiğimiz bir düş dünyası diliyorum.
Kitapları düzenlerken Fablehaven ile göz göze geldik. Aklıma @Agape Abla geldi tabi ki. Sahi nerelere kayboldu? Umarım kötü bir şey yoktur. Diskdünya haberine bile yorum yapmamış.
Gazete haberleri üzerinden veya duyumlardan haraketle detaylarını bilmedikleri dava dosyaları üzerinden sosyal medyada insanları suçlu, suçsuz, kahraman ,hain ilan eden insanlardan gına geldi bana.
Bu konuda katılıyorum.
X terörist diyorlar, x terörden yargilanmamis bile, hakaretten yatıyor…
Yargı bizde tamamen sucsuzlugu ispatlanana kadar herkes suçludur moduna geçti. Birde eskiden gazeteler kullanılan ifadeye dikkat ederlerdi. Adam tutuklu yargılanıyor, suçu sabit değil tartışma programında çıkmış Z üniversitesi hukuk profosoru diyor ki hapis yatmakta olan …
Bu negatif olanı. Pozitifte de çok fazla ve çok hızlı kahramanlar var. Bir gecede… Ama bunlar hep bu ülkenin normali. Içinde bulunulan eğitim ve adalet sisteminin ürünü bunlar.
İnsan ilişkileri çok komplike olmaya başladı. Kimsenin söylediği söylemek istediği değil, yaptığı yapmak istediği değil. Herkes satranç oynar gibi karşıdakini iki üç hamlede köşeye sıkıştırayım, kontrol altına alayım gibisinden bir değişiklikler bir tuhaflıklar. Düz bir diyalog yok ya her şey katman katman, asıl niyet iki bölüm sonra ortaya çıkıyor. Delirmiş insanlar yemin olsun.