Dostum bu ülkede yasa dikkate alınmıyor ki eminim öyle bir yasa ya da bu konuyla alakalı bir yasa vardır ama görmezden geliniyordur. Anayasanın ilk dört maddesini adamlar dikkate almıyor hatta göz göre göre Mahir Ünal adında bir adam Cumhuriyet düşmanlığı yaptığı halde sadece mevkisinden oldu halbuki hainlikten yargılanması gerekiyordu. Aylar öncesinden düzensiz göçmenler konusunda muhalefet, basın bas bas bağırdılar bakın içlerinde terörist vardır ne olduğu belli olmayan insanları ülkeye sokmayın diye kaç kez ikaz ettiler noldu bunları dikkate almadılar ve sonuç taksimde patlama. Bu patlamaların devamı gelmeyeceği ne malum? Başladığımız yere geri döndük. Yani kısaca bu ülke daha en önemli yasalarını dikkate almıyor kendi vatandaşının konforu için mi uğraşacak? Bu ülkede hiçbir şey ne yazık ki Atatürkün ölümüyle birlikte yolunda gitmedi.
Kasım ayının 15 i oldu evde sivrisinek avliyorum bu nedir yaw?
Kitaplıklarımız konusuna baktıkça bir fena oluyorum. Neden benim de yok, ne zaman olacak, niye az okuyorum diye diye kendimi üzüyorum. Hepsi çok güzel gerçekten. Keşke benim olsa.
Umarım kimseye nazar değdirmem. ![]()
Birazcık araştırdım da, bu konuştuğumuz durum, “gürültüye neden olma” adı altında, hem TCK’da bir suç olarak, hem de Kabahatler Kanunu’nda bir kabahat olarak ayrı ayrı düzenlenmiş. Detayları var tabii konunun. Ancak sizin de dediğiniz gibi, yasalar fiilen uygulanmıyor ya da uygulanamıyor. Hele ki caydırıcı bir şekilde kesinlikle uygulanamıyor. Yıllardır Anadolu’nun her şehrinde sokak ortasında düğün de yapılır, birtakım bahanelerle bazen saatlerce sürecek şekilde gürültü de yapılır. Herkes de durumu kanıksamıştır.
Okumak isterseniz bazı linkler:
https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/gurultuye-neden-olma-veya-gurultu-kirliligi-sucu.html
https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kisilerin-huzur-ve-sukununu-bozma-sucu-cezasi.html
https://www.yaziciogluhukuk.com.tr/gurultuye-neden-olma-sucuna-2yila-kadar-hapis-cezasi
Ancak okuduğu ile kalır. Hiç bir sonuç alamaz. En fazla üst kat yda driftçiler gelen kolluğa pardon der sonra hergün artan dozda devam. Burası Türkiye.
En etkili yöntem çekip vurmak ama onunda Türkiye de sana bana çözümü yok.
1- Senin benim gibi biri yaparsa haftasına yakalanır ömür boyu hapis
kan parası.
2- Tartışma sırasında gürültüyü yapan seni çekip vurursa, 7-8 aydan önce dava açılmaz. Takipsizlik ve çok çok tahrikten 3 yıl yatar çıkar ![]()
Geçenlerde İtalya’da herifin biri, evinin önünde gürültü yapan 2 adama ok atmıştı! Bilmem gördünüz mü bu haberi?
Bildiğin yay ve okla, adamı karnından vurup öldürmüş. Olaydan hemen sonra çekilmiş videosu da var. Demek ki İtalya vatandaşları da bu gürültü sorununun yasalarla çözülemeyeceğinin farkındalar!
Yakalandıktan sonra ne dese beğenirsiniz: “Sadece uyumak istiyordum, uyutmadılar.”
Bir yabancı dil (Esperanto) sınavının konuşma kısmı vardı bugün ve berbat geçti. Sürekli durakladım, tekledim. Muhtemelen sınavdan kaldım. Gerçi dinleme-konuşma ve yazma-okuma kısımları ayrı ayrı değerlendiriliyor sanırım. Yani ikinci kısmı geçme şansım hâlâ var.
Üzülmemeye çalışıyorum. Biraz daha iyi hazırlanır, birkaç ay sonra tekrar girerim… 50 Euro gitti ama olsun… Bir de bayağı özgüvenliydim konuşabiliyorum sanıyordum, konuşamıyormuşum.
Yok ya öyle demeyeyim. Heyecandan oldu. Bir de demek ki yeterince hazırlanmamışım. Olgunca kabullenmek gerek. Di mi? Ühühühü…
Hayatımın azımsanmayacak bir kısmı İngilizce konuşarak geçti ama biri “Gel seni bir sınava çekeyim,” dese belki heyecandan tekleyebilirim. Bunlar farklı sonuçlar doğurabilecek farklı durumlar. Moralinizi bozmayın. ![]()
Desteğiniz için teşekkür ederim.
Sınav psikolojisi gerçekten farklı oluyor. Ana dilimizde bile topluluk önünde konuşurken akıcı olmak kolay değil…
Bazen dışarıdaki hayat mı yoksa sanal dünya(sosyal medya benzeri) mı daha fazla ruh hastası kaynıyor merak ediyorum. Gerçi ben artık sanal-gerçek ayrımının kalmadığını düşünüyorum çünkü herkes online günümüzde artık internet arkadaşı ya da ortamı diye bir kavram kalmadı, şimdilerde herkes bir şekilde bu aletlerin başına geçip etkileşimde bulunuyor. Böbrek.avi dönemleri geride kalalı çok oluyor. Bahsettiğim hissiözellikle eşki sözlük tarzı yerlere bakındığımda yaşıyorum. Hani ergenliğinden bu yana mental rahatsızlıklar yaşayan, hastanede birkaç kez kalmış birisiyim, böyle ruh hastalarını oralarda bile görmemiştim. Dışarıdaki dünyada da benzer bir durum söz konusu.
Velhasıl kelam, yalnızlık zor. Sırf vakit geçsin, yapacak bir şey yok diye böyle aptal saptal, yalap şap mekanlara ve insanlara katlanmak zorunda kalıyorsun. Hani tek tük düzgün insanlar da olmasa temelli salacağız kendimizi. Yalnızlığa alışmak mı çözüm, yoksa kurtulmak mı bir fikrim yok. Zamanı geriye sarıp hayatını baştan inşa etmek sanırım ama onun da yolu yok. Bu konuya yazmayı da aslında hiç sevmiyorum, yazdıktan sonra “lan acaba yazması mıydım a?” diye sorguluyorum kendimi. Ama başka nerede içimi dökerim onu da bilmiyorum.
Biraz denk geldiğim ev kiraya verme muhabbeti. Şu kiracı bir çıksın hemen 3-4 veririm. 3 ve 4 söyelemeyi oldukça basit şekilde basit bir sayı olarak söylüyor. Arada yüzde 33 zam var. Bu dediğim yerde hem mahalle olarak hem de evin kendisi baya kötü yerler. Hemen yakınındaki biraz iyi durumdaki yer 7bin . O zaman biraz normal bir mahalledeki bir ev ne fiyata verilecek. Düşük gelirliler ne olacak. Ev sahiplerinin fiyat belirmele şekli baya bir ilginç. Sanki karşılarındaki insan değil. Sanki herkes iyi gelirli. Bir de gelip benim 4 tane evim var diye hava atıyor. ( Hepsi de olmadık yerlerde). Karşısındaki kişinin neleri var bilmeden. Bilmiyorum bu toplum ne ara bu hale geldi. Herşey mal mülk para. Eskiden de böyleydi ama bu kadar da değildi.
Bu millet benim gördüğüm kadarıyla hep böyleydi ama fırsat bulamıyordu. O yüzden de sanki öyle değilmiş gibi görünüyordu.
Heh, hak verdim.
Diğer yandan olayın müspet bir yanını görmeye zorlayacak olursak Türkiye’de ekonominin işleyişi hakkında değerli dersler bence hocam bunlar. Mesela ben reel ekonominin hasbelkader işlediği bir dönemde gelir elde etmeye başlamış oldum, Türkiye’de ezelden beridir işleyen ekonomik gerçeklerden haberdar olmamanın fırsat maliyeti açısından bir takım götürüleri oldu benden (“krediyle ev alınır mı yea”, vb.), hahah.
Her akşam 22.30-23.00 oldu mu gözlerim on kilo basıyor ve 00.00 olmadan uyuyorum. Ama ne zaman ki sabah bir doktor randevum olsa, bir sınavım olsa veya önemli bir şey için erken kalkmam gerekse o uyku asla gelmiyor. Sabah direksiyon sınavım var ve 5.45 de uyanmam lazım. Ama gelin görün ki saat çoktan 00.22 veeee… işte buradayız. ![]()
Saat 00.56, son çare:
Merhabalar, direksiyon sınavınız nasıl geçti? Yarın ben de ikinci sefer gireceğim.
Komisyonumun melek gibi olması sayesinde geçtim. Eğer aksi biri olsa direkt heyecandan kalırdım eminim. Adam direkt sıcak ve rahat yaklaşınca sanki o hiç yokmuş gibi rahat rahat sürebildim.
Ben de geçen sefer heyecandan el frenini bile indirmeden kalkmıştım. Onu yapınca direkt hayıflanmaya daldım sinyalleri falan unuttum. Ben de umarım yarın geçebilirim ![]()
Bende sınavdan önce unutuyordum o yüzden idi aslında heyecan ve paniğim. Son çalışmada kalkarken ve parklarda kaç kere vites unuttum ve yanlış sinyal verdim ama sınavda hiç birini yaşamadım neyse ki. Bu seferde en iyi yaptığımı düşündüğüm şeyde sorun yaşadım ama komisyonum görmezden geldi ve geçebildim. Sizde umarım geçersiniz yarın, başarılar diliyorum.
Teşekkür ederim bu sefer önceki gibi heyecanlanacağımı sanmıyorum zaten daha da alıştım ![]()
Geçebildiniz mi nasıldı sınavınız?