Sonra hasta olmayak?
Ben Adana’yı hâla bahar aylarında gibi görüyorum.
Haklısın ama o zaman bici bici iptal oldu.Diğerlerine varım.
Ben ocakta koşuya geliyorum. Gayet muzlu süt, bici bici ne varsa gomuyoruz tshirtle dolaşıp. Siz Adanalı olduğunuza eminmisiniz ![]()
![]()
Öyle deme Adana’nın havası çok başka. Kısa kollu çıkarsın hava iyi diye, hasta olursun. Soğuk diye uzun kollu çıkarsın, terden üstündekini çıkarmaya kalkarsın. ![]()
Ulan ben 4 yıl öncesine kadar jet sosyeteye orta direk muamelesi çeken adamdım. Böyle bir model görmedim ki hiç, bana da hak verin artık.
Özledik ya cidden. ![]()
Bu neyin repliğiydi ya, dilimin ucunda bir türlü hatırlayamadım.
Kardeş payı, Yiğit miydi ?
Ahahuaha, evet. Bugün aklıma geldi ve dilime dolandı öyle. Sezai operasyona dahil olduğunda söylüyordu. ![]()
Epsilon yayınevi geçen sene Maurice Druon’un Demir Kral kitabını çıkarmıştı. Benim de uzun süredir merak ettiğim bir seriydi, ilk kitabı çıkınca mesaj attım devamı ne zaman diye, çok yakında diye cevap verdiler. Hadi dedim alayım, beklesin. Geçen gün kitaplıkta fark ettim kitabı, epsilona yazdım 1 sene geçmiş üzerinden, çıkmayacaksa İngilizce olarak devamını alayım diye. Resmen görüldü attılar, cevap bile vermediler. Kızdım, tekrar yazdım, sosyal medya ekibinin bir sorumluluğu olarak instagram mesajına cevap vermedikleri için teşekkür ettim.
Bu da epsilon’dan aldığım son kitap olur. Halbuki kusura bakmayın devamı gelmeyecek deseler kabulümdü.
Kitabı ben de birkaç gün önce Amazon’dan sipariş verdim. Umarım devamı gelir.
Epsilondan kitap mı alınır
Geçmiş olsun.
The Economist’in içini açıp bir kere bile bir makalesini okumamış ama kapağındaki görsellerden müneccimlik yapmaya kasanların ait oldukları toplumların en boş beleş insanları olduğunu düşünüyorum.
“İçi bana lazım değil, kapağı ne anlatıyor sen ondan haber ver!”
Başkalarının fikirlerini bu kadar önemsemeyin bence. Ne yaparsanız yapın beğenmeyenler olacak, ömrünüz boyunca bunları dert ederseniz mutsuz olursunuz.
Tatmini kendi içinizde sağlamayı deneyin, yapamıyorsanız neden başka insanların bir şeyden aldığınız tatmini ve bunun kendinize olan güveni etkilediğini araştırın.
Aaa, ben! Çözümü ben de bulamadım ama yalnız olmadığınızı bilmek iyi gelebilir. Çözüm bulursanız bana da iletin lütfen. ![]()
Varlığınızı meşrulaştırmanız mı gerekiyor?
Yalnız olmadığımı bilmek güzel. ![]()
“Kaizen” kavramı bu halimi birazcık aşmama yardımcı olmuştu. Kaizen, Japonca bir sözcük ve sürekli iyileştirme demek. Mesela bir iş var, gözüne çok büyük geliyor, üşeniyorsun. O işi 100 birime böl. Sadece bir birim yap.
Mesela 50 sayfa okuyacağım, üşeniyorum. “1 sayfa okuyacağım. Sadece bir sayfa.” Kendimi bu şekilde yüreklendirip o bir sayfayı okuyorum. Sonra gaza getiriyorum kendimi “Bir sayfacık daha. Fazla değil, bir sayfacık.” Sonra bakıyorum o sayfalar bitmiş.
Önümde dev bir ödev yığını var. Ya da iş için atmam gereken 100 mail. Ya da araştırmam gereken bir akademik konu. Bir tanecik. Bir, bir, bir. Art arda dizilirse bini bulur.
Dünden beri Rıhtım’a bakıyorum da özlemişim yahu!
Tarayıcımda hep açıktır gerçi ama bakamadım son zamanlarda, gerçi portaldaki haberleri her gün takip ediyorum ama az önce forumdaki eski mesajlarımı karıştırdım; çok nostaljik hissettim. Daha sık buralarda olmaya çalışacağım artık, gerçi muhabbet konuları pek aktif değil ama elimden geleni yapacağım. ![]()
Akbank senden nefret ediyorum. Durup dururken sorun çıkarıyorsun.