Dök İçini Rahatla


#806

Benim umudum yok!
Umarım da haksız çıkarım. Şöyle bir düşüncem var:
Tüm ekonomistler, parti temsilcileri hatta kendi parti üyeleri, ysk dan bazı kesimler, iş adamları seçim yapmayın ekonomi zorda diyor. Neredeyse Berat bile… Ekonomiye bakalım tarzı laflar etti…

Buna ilave olarak sen mağduriyet ile geldim diyeceksin. Bu durumu ve halkın tepkisini bile bile İmamoğlu’nu mağdur edeceksin ve muhtemel 2023 adayına gel beni ikinci kez yen hatta bu defa hezimete uğrat diyeceksin. Yoktan var ettiğin bir ismi birde iyice popüler hale getireceksin…

Şimdi kağıt üstünde geçmişe bakarsak, Erdoğan, Gül, Özal gibi isimleri düşünecek olursak bu halk en az %54 ile İmamoğlunu seçer. Peki bütün bu gerçeği bile bile, üstelik de ekonomide 45 gün daha taviz vererek bu riski göze alır mısın? (Yetmedi bu süreçte dolar artarsa oy kaybetme riskini de göze alacaksın)

Ne gibi bir dolap döner bilmiyorum ama ben şuandan itibaren Binali’nin kazandığını düşünüyorum. Muhtemelen %57 -% 58 gibi başlayacak 54 'lerle bitirecek, sonunda da " Biz yeniden yapılsın kazanırız demiştik. Bu millet bu oyunu bozdu" diyeceklerdir.

Bu tahminde burada dursun.
Ben haksız çıkayım, herşey çok güzel olsun…


(Her şey çok güzel olacak) #807

Bahsettiğim umut orta vadede aslında. Önümüzdeki seçimler içinse ben de sizin gibi düşünüyorum, seçim sonuçlarını öğrenebileceğimiz tarafsız herhangi bir kurum kalmadı zaten.

Uzun vadede yine karamsarım aslında, saat gibi başa dönüp yine benzer şeyler yaşayacağımıza eminim.


#808

2 saat içinde 2. iç dökmemi yapıyorum kb

Çevremin yaşantımı ve günlük hayatta zevk aldığım şeyleri neden bu kadar yadırgadığını anlayamıyorum. Çünkü ben kimsenin gün içinde neler yaptığını, nasıl onları yapmaktan hoşlandığını falan düşünmüyorum ama belli ki herkes benim için düşünüp benim yerime dertleniyor.

Ben hayatımın her zamanında evcimendim. Okula gider, haftasonu sahile,köye,pikniğe giderdim ya da evde dinlenirdik. Hiçbir zaman cafe ortamlarından, dışarıda yemek yemekten hoşlanmadım. Üniversitenin ilk senesi arkadaşlarımı ağırlayacak bir evim olmadığı için yine de bunları yapıyordum. Hem de her gün. Ama bu sadece beni yoruyor ve mutsuz ediyordu. Ondan sonraki yıllar da evim olduğu için herkesi eve çağırdım, yine birlikte alışverişe gittik. Hava güzel olunca sahile de indik ama özellikle bu sene günlerimin çoğu evde geçti. Çünkü dehşet yoğun derslerimle baş etmeye çalışıyorum. 2 ayda sadece 1 hafta tamamen boş geçiyor. Onda da memlekete gidiyorum falan. Bunun gayet farkında olan arkadaşlarımla konuşmaktan yoruldum. Çünkü sanki kendi yaptıklarını yapmadığım, yurtlarının aşağısındaki kafelerde sıkış tepiş oturmadığım, gürültüde dedikodu yapmadığım, herkesle iyi anlaşıyormuş gibi davranıp her gün takılacak bir arkadaş bulamadığım (ama hiç yakın arkadaşları da yok bu kişilerin) için asosyal oluyorum. Ki asosyal denmesine de bi garezim yok. İsteyen istediğini düşünsün desin. Sorun bu konuyu her gün açıp sorguya çekermişsin gibi davranmaları. “Siz de biraz dışarı çıkın aq. Sıkılmıyo musunuz evde? Evde yapacak ne buluyosunuz? Depresyona girmedin mi hâla? Arkadaşın mı yok? Niye benle takılmıyorsun hiç? Az sosyalleş. Az insan içine karış.” vs vs. SANANE. Tek istediğim kimsenin karışmaması ya. Hiç mutsuz değilim hâlimden. Kendileriyle hiç tek başlarına kalmamışlar ki, kalınca delireceğini insanlıktan çıkacağını düşünüyorlar. Ben emekli hayatı yaşamaya bayılıyorum. 1 sevgilim, 1 kuşum, birkaç da yakın arkadaşım var mis gibi hayat. Dersime çalışıp okula gidiyorum. Evden sıkıldığımda doğaya kaçıyorum benim için hayatımın en güzel yılı bu yıl, bu düzen.
“E kardeşim, bunu neden bize anlatıyosun git ona söyle!” Söyledim. Fark etmiyor. Beyinlerinin içindeki nöronlar iletişim kuramıyor bu konuda dediklerim hakkında.(bu ne biçim cümle?) Bir de her kişiye aynı şeyi diyip tek seferde anlamasını bekleyerek de yoruluyorum. Amaan. Siz ne diyorsunuz? Asosyal bi jonsnow muyum?


#809

İnsanların kendi kendilerine vakit geçiremediklerine inanamıyorum bazen. Uyumadan önce düşüncelere dalmak, dışarıda gezip tozmaktan ve bin çeşit insanla karşılaşmaktan daha iyi geliyor bana. Kendilerine öneririm, insanın kendiyle yalnız kalmaya ihtiyacı olabiliyor.

Etrafımda iyice tanıdığım üç beş kişi, her kafadan ayrı ses çıkmasından bin kat iyidir.


(Hiçliğin bekçisi…) #810

Onlara bunu gönderin.


#811

Evet ya, kesinlikle! Bir de kendileri deneyimlemediği için absürt görmeleri, SORUN olarak görmeleri beni bitiriyor. Etkilenmeyeyim diyorum ama her böyle sohbetten sonra kendi kendime soruyorum bi de salak gibi. Acaba ben sorunlu muyum? Herkes her gün dışarıda, bende bi problem mi var? Sonra diyorum e hayat senin hayatın ve zevk aldığın şeyleri yapıyorsun. Gerçekten gerisinden kime ne? @Agape ben mutluysaaaaaam değil mi :d


(Hiçliğin bekçisi…) #812

Kendini bu insanlarla yorma bence. Elli kere söylemişsin zaten. Anlamıyorlar demek ki. Ben böyleyim, hı hı, sağ ol filan de geç. İnsanları yormaktan vazgeçmiş kimselerle görüşmek en iyisi.

Aslında sorun bizde. Ters psikoloji uygulamak lazım. Çok geziyorsun, sürekli dışarıdasın, kendine hiç vakit ayırmıyorsun, biraz evde otur, kendini dinle, kendini geliştir, dışarıda boş beleş dolaşıp kendini kaybetme filan demek lazım bu gibi kimselere sürekli. Madem bana hastaymışım gibi hissettiriyor, ben de onu hastaymış gibi hissettiririm. :smiley:

Seçenekler belli. Ya bu deveyi güdeceksin ya da bu diyardan gideceksin. :sweat_smile:


#813

Popüler kültür bu kadar gözümüze sokuldu, insanlar koyun gibi oldular resmen. Özel hayat algısı yerle bir edildi, gündemde revaçta olan ne varsa o yapılmaya başlandı. Şu challenge mıdır nedir, o haltlar da bu durumu dahil. Ben psikolog değilim, insanlar neden böyle davranıyor, bilmiyorum. Belki de az konuşup biraz daha fazla dinlemeyi unuttuk.

Hasta gibi bakmaları rahatsız edici. Pek takılmasam da eskiden sizin gibi kendimi çok sorgulardım. Eninde sonunda kendimi olduğum gibi kabul ettim. Toplumsal dalgaya kapılanlar arasından maalesef kolay seçiliyoruz. İyi yanı, böyle insanlar olarak birbirimizi fark etmemiz olabilir. Şahsi düşüncem, kendimi mükemmel olarak nitelendirmişim gibi anlaşılmasın.


(Mustafa Güngören) #814

Umudum gittikçe sönüyor be forum. Ben bu ülkede güzel şeyler olacağından, özgürlüğün, rahatlığın, kimsenin kimseyi insanca yaşamasından dolayı hor görmediği bir yer olacağına -biz göremesek de- inanıyordum; her şeyin iyiye gideceğinden emindim. Ama benim umudum yitiyor artık. Önceden demezdim böyle şeyleri ama bu ülkeden, bu insanlardan hiçbir şey olmaz.
Daha da özgürleşeceğimize inanırken son birkaç gündür yaşananlar artık beni tamamen umutsuzluğa sürükledi. Bir yanım üzgün, bir yanım artık daha da katılaşıyor. Korkarım ki kaya gibi olacağım en sonunda; duygusuz, sert… daha da umursamaz ve ümitsiz.


#815


(Umut Özak) #816

Ben de sizin gibiyim, aynı şeyleri yaşıyorum. Bir yerden sonra canıma tak ediyor ama kafaya takmamak en mantıklısı. Siz hayatınızı yaşayın. Emin olun onlar da pek mutlu değil, illüzyon içinde yaşıyorlar. Ne kadar saçma ve gereksiz bir hayat yaşadıklarının içten içe farkındalar.Bu gerçeği kabul etmemek için saçma davranışlarına daha fazla sarılarak devam ediyorlar. Önemli olan mutlu olmak, siz yolunuza bakın. :smiley:


(galeme) #817

Ev alma komşu al lafı ne kadar doğru arkadaş. Her gün saatlerce iki kat üstümüzde tepiniyorlar. Bunlar nasıl çocuk yav ana babanız da mı bir şey demiyor. Küfür etmekten bir hal oldum. Azıcık şansım olsaydı bir üst katımızda olurdunuz. O zaman saatlerce tavana vurmayı bilirdim ben. Beddua etmeyi bıraktım artık ama böyle insanların başına bir şey gelince üzülmek gelmiyor içimden.


(Hiçliğin bekçisi…) #818

Apartmanda ve şehirde yaşamaya uygun olmadığını düşünüyorum. :smiley: Ben üniversitedeyken bir gün finallere hazırlanıyorum. İki senedir üst komşunun torunlarına sabrettim ama çok stresli bir anımda çıldırmış gibi üst kata çıktım ve kapıyı bir hışımla çaldım. Gözüm dönmüştü. Annem arkamda beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Neyse kapı açıldı. Üç çocuk koltuğa çıkıyor ve bam diye atlıyorlardı. Hepten gözüm döndü. “Ya bu çocukları bağlayın ya da bir şekilde sesi kesin. Sınavlarım var, üç senedir evi tepeme indirdiniz. Bıktım artık. Ne biçim insansınız!” diye çemkirmiştim. Sonra ses kesildi. :smiley: Bir daha da çıt gelmedi. İnşallah bağlamışlardır. :rofl:


#819

Benim de aynı neredeyse .sanki koca mahalle kendilerinin gibi pazar günleri açıyorlar müziği son ses(bide bunlar bayan).zaten bütün haftanın yorgunluğu var üstünde. Saat 10-11 e kadar uyumak istiyor insan. Uyanınca kızıyla, çocuğuyla oynamak istiyor. Sonra eline çay alıp balkona çıkmak istiyor insan elinde zaman çarkı huzurlu huzurlu okumak istiyor insan. AMA bu gibiler yüzüne okuyamıyorum


(Her şey çok güzel olacak) #820

İnsanlarda artık empati yok sanırım, dünyada sadece kendilerinin olduklarını düşünüyorlar diye tahmin ediyorum. Ev gürültüsü kanayan yaradır benim için, geçen sene 2 defa ev taşıdım sırf bu yüzden.


(galeme) #821

Hakikaten uygun değilim. Bahçeli müstakil evler olacak hepsi amerikan filmlerindeki gibi ya da şehre arabayla 5 dk mesafede olan bir beldede (daha samimi bir tabirle modern köyde) yaşamayı isterdim.

Ya da çevredeki görüntü ve gürültü kirliliğinden rahatsız olmamanın yolunu bulacağım.

Bu arada ben daha önce iki defa çıkıp kibarca uyardım ama her defasında öfkeli insanlarla karşılaştım. Üçüncü defa çıksam muhtemelen kavga çıkacak diye çıkamıyorum.


Geçen de balkondan bakıyordum adamın teki elindeki peçeteyi güzelim sokağımıza attı yürürken. Tepesine atlayasım geldi. Birader niye atıyorsun yav şu güzelim sokağı görmeyecek kadar kör müsün? İki araba karşı karşıya gelse geçemeyecek kadar darlıkta ağaçlı mağaçlı şirin bir sokak işte niye kirletiyorsun. Halbuki 30 metre ileride çöplük var. Oracıkta üstüne yıldırım düşmesini ve ölmesini diledim bilinçaltımda ama neyse ki hava güneşliydi de ucuz yırttı.


@Ismail_Suna_Oran Aynı soruna ben de sahibim. Burası (doğuda küçük bir şehir) normalde sessiz bir yer. Bu nedenle sokakta birisi müzik açınca bütün sokak dinliyoruz. Hele yaz akşamlarında zaten kapı pencere açık. Arkadaşım dinle de bana niye dinletiyorsun yav işte dinle kendi kendine. Ben pencere açıkken izlediğim filmin sesini bile kısıyorum dışarı ses gitmesin diye. Zaten yaz akşamları düğünsüz geçmiyor her akşam dinliyoruz bir şeyler. Bari 12’den sonra rahat verin.


(Emre ) #822

Şikayet edince polislerin “Bizi bunun için mi aradın” tepkisi?


(Her şey çok güzel olacak) #823

Hiç faydası yok. Geldiler gittiler o kadar. Gecenin ikisinde başlayan inşaat gürültüsü için zabıtaları aradım, geldiler, uyardılar ve gittiler. Sonuç ise 10 dk sonra yine kaldıkları yerden devam ettiler. Tekrar arayım dedim hat meşguldü.


(Emre ) #824

Yok demek istediğim polise suç beğendiremiyoruz. İlla birinin ölmesi gerekiyor ya da kendi adaletini sağlayacaksın. Sonra sen suçlu oluyorsun.

Polis suç beğenmez. Doğu Demirkol da diyordu ya: “insanlar 15 temmuzu beğenmedi” diye. Kimse bir şey beğenmiyor ülkede.


(Her şey çok güzel olacak) #825

İşin komik yanı, ilçe zabıtayı aramadan önce yanlışlıkla ili aramıştım, ilçe zabıtanın numarasını verip eğer zabıta gitmezse şikayet ederim sizi diye uyarın diye de tavsiye verdiler.