4 aydır Samsun’daydım. Son 2 yıldır da motorsiklet almanın hayalini kuruyordum. Kafayı bozmuştum. Nihayet 2 ay önce hayalimdeki motoru aldım. Ailemin rızası yoktu ama ben de onay beklemedim. Dünyaya bir kere geliyoruz. Great Teacher Onizuka’nın da sürdüğü dönemin ünlü motorsikleti “Fireball” renkleriyle hatırlanan Kawasaki Z II modelinden esinlenilmiş Z650RS. İlk motorum oldu. Hemen hemen her gün bindim. Yağmurda, soğukta, Samsun’un her yanı yokuş yollarında bindim. (Biz bu işin vefasına da cefasına da okeyiz demiştim kendime.) İşim olmasa da yolda olmak keyif veriyordu. Hevesim çok kısa sürdü.
Atamam Kars Sarıkamış’a çıktı. 3 yıl oradayım. Karın erimediği memleket. Motora binememem için çıkması gereken çok az yerden en kötüsü. Şimdi rodajı bile bitmeden satmak zorundayım. Karda kışda imkanı yok. Hem can güvenliği hem de ihtiyaç söz konusu. Bu kadar bağ kurmuşken çok saçma gelişti olaylar. Satmayacağımı söylüyordum kendime. Çok uzun yıllar kalacaktı bende.
Bacaklarınızın arasında hırıldayan bir at gibi titreyen motorun sıcaklığı, egzozun kulaklara müzik gibi gelen gümbürtüsü, virajda yatmak, rüzgarı göğsünüzde hissetmek, durmak, kalkmak… Hayır hocam, bu çok farklı bir şey. Hem de ne, anlayamazsınız. Beni en büyük çeken motorun yaptığı dalga köpürtmesi… şaka şaka.
Kısaca tüm hayallerim suya düştü. Bağ kurmuşken şimdi satmak zorundayım. Araba lazım olacak. Motor sürmeyi çok özleyeceğim. Bir ihtimal kar motorsikleti macerası yaşayabilirim. O da denk gelirse işte.
Bırakın anlatsınlar, insanlar iç dökme işini pek bir seviyorlar -bunu her zaman iç dökme şeklinde yapmasalar da-.
Hele onlara “hımhım” deyip ufakça kafa salladıktan sonra söylediklerine kendinizden ufak bir bilgi ekleyip bir de üstüne soru sorarsanız bir hayli memnun olurlar.
İnsanları kırmadan da onlara, onlardan üstün olduğunuzu gösterebilirsiniz.
Eğer bunlar zararlı insanlarsa ve vaktinizi çalmaktan başka bir şey yapmıyorlarsa iletişimi azaltmak iyi bir seçim olur.
Seni hiç sevmemiş kardeşim.
İnsanın sevdiğinin gözünün içine bakar, ne ihtiyacı var, canımı sıkkın, birisi mi üzdü vs vs diye.
Bu kadar basit şeyleri bile yapmayıp arkandan ve o derece çirkin konuşabiliyorsa zaten yanlış kişi.
Bunun gibiler için kendini üzme, o kıyaslanacak birisi de değil. Aşk işte bazen kötüleri iyi gösterir.
Önüne bak, keyfine bak.
Sevgi herkese sunulacak bir şey değil.
İçimi dökmek değil de sinir bozucu bir durum yaşadım. Az önce hayatımda gördüğüm en berbat tiyatro oyununu seyrettim. Hani genel olarak tiyatro oyunlarını severim ne olsa izlerim falan ama bu bambaşka bir seviyeydi, öyle ki salondan koşarak uzaklaştım. Oyunun saygı duyulacak pek bir tarafı yok ama oyuncuya saygısızlık olmasın diye sonuna kadar izledim. Bir tiyatro oyuncusunun böyle bir rolü kabül etmesine de izlediğim kültür merkezinin böyle bir oyunun sahnelenmesine izin vermesine de şaşırdım… Neyse. Bundan sonra tiyatroya gitmeden önce içeriğini kesinlikle araştıracağım. İnstagramda reels kaydırarak geçireceğim hayatımın 1.30 saati çok daha değerli olurdu o kadar diyorum!
Şu sıralar zihnimin telleri tam ayarında gerildiler, uygun tonda tınlıyorlar. Ne yapmalıyım, kafamdaki enstrümanı hangi sesleri çıkarmak için kullanmalıyım?
Siz, zihninizin daha iyi çalıştığını fark ettiğinizde -daha önce isteyip de yapamadığınız- ne yapıyorsunuz?
Kafamdaki ritim sürekli değişir. İstesem de istemesem de kendimi düşünceler çukurunun içerisinde bulurum. Tam o anlarda -o an ne düşünüyorsam- bakış açım öyle bir değişiverir ki sanki kendimi yeniden başlatmış gibi olurum. İşte tam o anda daha önce hiç yapmadığım bir şeyi yaparım. Nasılsa ben artık eski ben değilimdir; o tanıştığım yeni kişininse sevdiği, değer verdiği şeyler farklıdır.
Bir daha okudum ve yazdıklarımın gereksizce uzun olduğu kanaatine vardım. Özetle, sağlıklı bir ruh hali için sağlıklı bir uykunun şart olduğunu yazmıştım.
Tüm sorunlarınız için geçmiş olsun. Çoğu sıkıntı kafada bitiyor ama dış etkenler de bayağı etkiliyor insanı. Umarım birçok sorununuz yavaş yavaş kaybolur 2025’te. Sporu bırakmamanızı öneriyorum. Gerekirse evde yapın dambıllarla.
Bilgisayar oyunları oynamaya çalışın ya da size o tür şeyleri hatırlatmayacak filmler vs izleyin diyebiliyorum sadece.