Dök İçini Rahatla

Öncelikle hayatta mutluluklar diliyorum ve azminizi kutluyorum.

(Konudan bağımsız -veya bağımlı- olarak) Hocam, hiç yazmayı düşündünüz mü? Mesajınızı okumaya başladığımda tam “İşte, paragrafın önemini kavrayamamış birisi daha!” Diyecekken kendimi mesajınızı okumayı bitirmiş buldum.

Yazım diliniz çok akıcı ve kolayca anlaşılır. Göründüğü kadarıyla kendinizi iyi tanıyor ve karşı tarafa iyi aktarıyorsunuz.

Benimki sadece çoook uzaklardan yapılan bir gözlem, ama içinizde parlatılmayı bekleyen bir yetenek var gibi.

5 Beğeni

Tam olarak böyle.

“Yoruldum…”

1 Beğeni

@SJack Çok teşekkürler. Gerçekten de öyle. Spor iyi geliyor. Bırakmayı düşünmüyorum. Keşke çok daha önceden başlasaymışım. Bilgisayar oyunları oynamayı da bırakalı çok oldu. Ara verdiğim şeylere geri dönmek zor oluyor ama deniyorum. Zaten kitaplar,diziler,filmler ve oyunlar olmasa bu hayattan nasıl zevk alırdım bilmiyorum. Geri dönmeye çalışıyorum zevk aldığım uğraşlara. Sağolun önerileriniz için.

@birey Çok teşekkürler güzel sözleriniz için. Aslında baştan savma ve karışık yazdığımı düşünmüştüm. Sadece içimi boşaltmak için aklıma gelenleri yazdım hemen. Ben yazmaktan çok okurum ama kısa korku hikayeleri yazdığım zamanlar olmuştu. Okuyacak kimse de olmadığı için kaybolup gittiler. Zaten pek başarılı da değillerdi. Aslında ben foruma her gün giriyor ve hepinizi takip ediyorum,az çok tanıyorum. Sadece daha az yorum yapıyorum. Sizler o kadar güzel mesajlaşıyor ve incelemeler yapıyorsunuz ki ben bir şeyler yazamıyorum pek. Ne yazacağımı veya kendi düşüncemi nasıl yazıya dökebileceğimi pek bilmiyorum. O yüzden bu mesajınız beni şaşırttı. Mutlu da oldum ama teşekkür ederim. Belki kendi kendime bir şeyler yazmaya ve pratik yapmaya geri dönerim. Kendi çapımda eğleniyordum en azından. Özgüvenimi arttırmam gerek öncelikle tüm bunlar için.

10 Beğeni

Merhaba bence de yazım tarzınız çok akıcı, yazmaya devam etmelisiniz.

Diğer konular için öncelikle geçmiş olsun diyorum. Umarım bu sene diğerlerinden çok daha iyi olur. Ben de zamanında major depresyon tanısı almış biriyim ve hâlâ kaygı bozukluğu yaşasam da kesinlikle emin olun ki iyileşmek mümkün. Maddi durumunuz elverince (muhtemelen denediniz ama) psikolog yardımı almanızı öneririm mutlaka. İlaç da çok önemli ama bdt ve act gibi terapiler hayat kurtarıyor, yaşamış biri olarak söylüyorum. Hemen hemen hepsinin çözümü var. Bir de bazı terapistler uygun ücretli olarak belli kontenjanda danışmanlık veriyor onları da araştırabilirsiniz. Bu süreçlerde kitap okuyamamak da normal, üzücü ama böyle yüksek stres ve kaygı seviyesinde benim de uzun süre odaklanamadığım olurdu. Umarım her şey daha güzel olur, umudumuzu kaybetmeyelim yeter.

4 Beğeni

@BerkayBing
Beni şu sıra tutan tek şey koşular. Ölümüne yaptığım anlar var. MAraton yokken bile 27 32 35 km.
3 gün uykusuz kalıp, 5-6 wiski ile kafa olmuş bir sabah çıkıp koşmakta buna dahil.
Koşu ile ilgilenirsen birlikte sürdürebiliriz. Çok bağlantım var.
Diğer yazdığın konularda sen ancak benim kayıkçım olursun zira okyanusta yol almışsın. Şu sıra bende boğuluyorum ama sendekileri okumak içimi daha da bunalttı.

Psikologa mı Gitmeliyim, Psikiyatriste mi? Neden şeklinde bir düşünce hakim bana bu ara… şuna bir el atabilecek olan var mı… (@aybukethewriter )

Ağır stres,
Orta yaş krizi…
Hayvan gibi geçmişe özlem.
Bir günde 5-6 eski metal , heavy rock albumu bitirme… yığınla şey.

  • bu pasiflora dışında ki o uyku için sanırım , sakinleştirici ve reçetesiz önerileri de dinleriz
4 Beğeni

Daha çok psikiyatriye gidilmeli ve ilaç kullanılmalı şeklinde bir algı var ve ben de karşı değilim, gerektiğinde ilaç da kullanılmalı ama benim şahsi fikrim psikolog öncelikli. İlaç artık ruhsal durumunuz kontrolden çıktığında bir stabilite, durgunluk sağlıyor ama altta yatan sebepleri çözmeden yıllarca ilaç kullanmak zorunda kalabiliyoruz. Bir de (bu doktorların suçu da değil yanlış anlaşılmasın) o kadar az muayene süresi var ki teşhis çok üstünkörü verilip ağır ilaçlar yazılabiliyor. Velhasıl burada yanlış yönlendirme yapmak istemiyorum herkesin durumu kendine hastır sağlıkta ama ben psikoloğu elzem görüyorum. Özellikle depresyon, kaygı gibi durumlarda mutlaka altta yatan derin sebepler oluyor ve bunlar da konuşma terapisinin içinde çeşit çeşit yöntemle iyileşebiliyor. Çevremde de gördüm çok faydasını göreni. O yüzden terapiyi mutlaka düşünün derim @erce

11 Beğeni

Buraya imzamı atıyorum.

3 Beğeni

@aybukethewriter Çok teşekkür ederim. Size de geçmiş olsun. Yaşadığım yerdeki psikoloğa gittim ama pek verimli olmadı açıkcası. Kötülemek istemem kendisini ama pek verimli değildi. Öyle söyleyeyim. Yinede imkan sahibi olunca ilk fırsatta bahsettiğiniz terapileri alacağım mutlaka. Merkezde çok fazla seçenek var. Orlara gitmem lazım. İlaçlar bir noktaya kadar iyi geliyor ne yazık ki. Tamamen işi onlara bırakmamak gerek. Yinede eskiye göre beni biraz daha iyi yaptıkları da bir gerçek. Araştırmalarıma devam ediyorum. Kendime iyi gelecek şeyler yapmaya çalışıyorum. Kitap okumaya dönme çabalarıma da devam ediyorum. Mutlaka bu terapileri alacağım ilk fırsatta. Sağolun.

@erce Hocam koşu da çok güzel. Sevindim yapmanıza. Fakat koşu pek benlik değil. Yinede teşekkür ederim teklifiniz için. Malesef yazdığınız sorunlara bir tavsiyem yok. Tavsiye vermekte pek iyi değilimdir. Umarım hep birlikte daha güzel günler görürüz de bu sıkıntılı hallerimiz geride kalır.

5 Beğeni

Bundan sonra karşıdaki insanın ne dediğini anlamak yerine onu demediği şeylerden dolayı suçlayan insanlarla tartışmakla hiç zaman kaybetmeyeceğim. Anında engelleyeceğim. Bu forumda da var ve denk gelirsem anında engelleyeceğim. Açıkçası bu foruma döndükten sonra ne yazık ki okuduğunu anlamamanın da ötesinde okuma zahmetine bile girmeden tartışmaya çalışan üyeler gördüm.

Bazı insanların tartışmadan anladığı şey şu: “Ben hiç kimsenin yazdıklarını doğru düzgün okumayayım, ama buna rağmen onlara cevap verebileyim. Ama herkes benim yazdıklarımı okusun, benimle aynı fikirde olsun, aynı fikirde değilse bile sussunlar ve cevap vermesinler.” Şaka değil bazı insanların hayalindeki tartışma ortamı bu.

Sadece bu forumda değil, sosyal medya da böyle insanlarla dolu. Bu konuda Ekşi Sözlük başı çekiyor. Bir başlık açın ve gelen yanıtların önemli bir çoğunluğunun sadece başlığı okuyarak cevap yazdığını, asıl konudan haberleri bile olmadığını kendi gözlerinizle görün.

Ne tür insanlardan bahsediyorum:

  1. Yazdığım mesajı sonuna kadar okumayıp, mesajın sadece ilk yarısını okuyup, anlatmak istediğimden farklı sonuç çıkaranlar.
  2. “Cümlenin 'ama’dan önceki kısmı geçersizdir” diyerek mesajın ilk yarısını okumayıp, sadece ikinci yarısını okuyup, anlatmak istediğimden farklı sonuç çıkaranlar.
  3. Konu başlığını okuyup içeriğine bakmadan, hatta mesajın kimin tarafından atıldığına bile dikkat etmeden hiç demediğim şeyler üzerinden saldıranlar.
  4. Yazdığım bir şeye önce cevap verip, sonra söz sırası bana geldiğinde, benim cevap vermemi istemeyenler.
  5. Yazdığım yazıyı hiç okumadan cevap vermeye çalışanlar.
  6. Yazdığım yazıyı sonuna kadar okuduğu hâlde söylediğimin tam tersini anlama başarısı gösterenler. Ben A diyorum, karşımdaki B dediğimi iddia ediyor. “Hayır ben A demek istedim” diyorum. O da bana sen A diyorsun ama aslında B demek istiyorsun diyor. Aklınca zihnimi okuduğunu sanıyor.

Bu da burada dursun, bu forumda olur, sosyal medyada olur, başka bir yerde olur. Engelleyecek insan seçerken rehber niyetine kullanırım.

Çoğunlukla kitap okumayan bir toplum olduğumuz için genellikle okuduğunu anlamama sorunu hep vardı ama artık bunun da ötesine geçtik, hiç okumadan tartışmaya çalışma noktasına geldik. Bunu her yerde görüyoruz zaten ve buna alıştık da. Ama bu forumda okuyan, yazan insanlar olduğunu farz ettiğim kişiler var. Onlardan böyle davranışlar görmeye alışkın değilim.

Kimden bahsettiğimi soracak olanlara isim veremeyeceğim. Belirli bir kişiye yönelik bir eleştiri yapmıyorum, genel bir durumdan bahsediyorum.

7 Beğeni

Öncelikle yazdığınızı okumadım. Göz gezdirdim. Ve size katılıyorum. Çözümüm internetten kimseyle tartışmamak.

5 Beğeni

Adeta başıma gelenlere tercüman olmuşsunuz! Belki sizin gibi düzenleyip yazmadım @okanakinci ama insanlara laf anlatma mecali çok uzun zamandır yok.

Yüzlerine söylemesem de bu formda da yaşadığım bir şeydir. Ben bir şey diyorum, artık nasıl anlıyorlarsa, her şeyi sanki anaokulunda çocuğa anlatır gibi detayları ile tek tek incik cincik ederek iğneden ipliğe yazmak gerekiyor. Tavrım net bir şekilde “Sen bilirsin.” olur ve tartışma bitmiştir.

Bu tür insanlar yüzünden etliye sütlüye karışmayan kendi köşesinde yaşayan biri olup çıktık farkında olmadan. :face_with_monocle:

Gerçi şu da var, bunlar çok yüzeysel sohbetler deyip konuyu biraz derin mevzulara çekince iki kelam edemeyen çok kişi var. Sözüm forumdan dışarı değil. :joy: :rofl:

5 Beğeni

opinion-youropinionvsmyopinion

Şaka bir yana, -ne kadar salak da olsalar- insanları engellememin, gerçekliğe ilişkin ufkumu daralttığını düşünüyorum. Çünkü gerçek hayat, akıllısıyla, ahmağıyla, yarım akıllısıyla bir bütün oluşturuyor.
İşte bu yüzden aptal olduğunu düşündüğüm bir insan benimle tartışma girişiminde bulunduğunda onu görmezden geliyorum.

Tabii olarak, saygın bir tartışma ortamı istemek her insanın hakkıdır. Bu konuda hiçbir itirazım yok.

5 Beğeni

Bu konudaki en ilginç noktalardan biri de kesinlikle budur. Bu insanlara laf anlatmaktansa hiçbir paylaşım yapmayan, hiçbir paylaşıma yorum yapmayan insanlara dönüştük. Yapıyorsak da çoğunlukla kendi yakın çevremizle sınırlı tutuyoruz artık.

Bu durum hem sosyal medyayı hem de forumları öldürüyor. Genel olarak interneti öldürüyor. Evrim Ağacı’nın aşağıdaki videosu bu konuyu da ele alıyor.

5 Beğeni

Videoyu müsait bir zamanda izleyeceğim. Ama bu durum bana “yankı odası” diye bir kavram var, haklı olarak onu hatırlatıyor.

1 Beğeni

Size, siz diye hitap eden birine sen diyorsanız, karakter gelişimini tamamlayamış birisiniz, bitti, nokta.

7 Beğeni

Siz’den sen’e geçiş bizde çok sıkıntılı maalesef. Bazıları abartarak herkese siz derken bazıları da resmiyetten nefret edip hemen senli benli olmaya çalışıyor.

3 Beğeni

PUA hakimi biri var mı? Baya baya konuya hakim biri ama…

2 Beğeni

Galiba ben çalışma ortamına uygun değilim. Bazen (çoğu zaman) galiba beynimde bir parça eksik diye düşünüyorum, bir telafi edilemezlik var, bir farklılık var ortada (acaba otizmli miyim diye düşünmeme kadar vardı bu durum)- girdiğim her ortamda -çalışma, okul vb. bir süre sonra kendime kenarda sinmiş, silikleşmiş bir hâlde buluyorum. Gülmekte, şaşırmam gereken yerlerde şaşırmakta, söylenen bir şeye tepki vermekte çok zorlanıyorum. Doğru düzgün bir hayat yaşayamıyorum ben böyle, canım çok sıkıldı bugün. (Dizlerini kırıp evinde oturacak, şehrin insanlarını rahatsız etmeyecek bir daha ha. ha. - sizleri de)


İzin varsa eğer (dürüstlüğe), içimi gerçekten dökmek istiyorum, uzun süredir konuştuğum bir kişi, konuşmayı bıraktı benimle. (Neden konuşmayı bırakmadan önce güle güle demezsin ? Geri döneceğini düşündüğün için, o zaman neden geri dönmedin ? Neden bana planlı ayrılık -her seferinde kademeli olarak daha uzun aralıklar bırakarak her iki mesajı arasında- uyguluyorsun gerizekalı mal, ben fark etmiyor muyum ? Neden kendine eziyet ediyorsun benimle -yine de konuşmaya devam ederek- senden nefret ediyorum (ırkından da, dilinden de, dininden de) konuşmayalım de bana, tatlı tatlı ayıralım zaten ayrı olan yolları. (Burada, bir noktada kendimle çelişiyorum, o zaman sen neden onun kendisine eziyet etmesine izin verdin diye sorulabilir - ama söz vermiştim kendime, bu sefer ilk bırakan ben olmayacaktım, o zaman şikâyet etmeyeceksin, sen istedin bunu - dolaylılığından nefret ettim, ama aynısını ona ben yaptım)


Kandilin mübarek olsun dedi. Olmuyor. Tek bir hamleyle, tüm insan ilişkilerimi baştan sona değiştirebilirdim, ama fizikötesi var, ona gücüm yetmiyor. Sabır. Çok yoruldum, yarın bugünü unutacağım, unutulacak bir gün daha. Zorlanıyorum, ama bir gün, yaşayacağım tüm günlerin içinden bir gün, biliyorum çok değişik bir gün olacak, o gün için sabrediyorum bu güne. Kandiliniz mübarek olsun (olmasını isteyenler).


(Biliyorum, bir ara sileceğim)

4 Beğeni

Yaşantılarım, ideal olarak belirlediğim güzergahtan dosdoğru gitmese de ona yakın gidiyor.

Şu an zihnimi meşgul eden asıl sorun şu: Bir eserim olsun istiyorum. Bu eserin niteliği henüz belirsiz, ama onu yaratmaya başlamam için bana baskı yapıyor. Ne yapmalı, nereden başlamalı? Yeteneklerim, becerilerim, zekam ve iradem, arşa ve ötesine uzanan bu yolda beni sona götürmeye yetecek mi? Yoksa yalnızca bu sonsuz yol mu beni ve eserimi yüceliğe taşıyacak patikalara sahip?

Bilmiyorum. Benliğimin aşağılık yanı yüceliği düşünmekten bile korkuyor. Bu yan, bırakın yücelmeyi, başını yukarı bile kaldıramayacak, çamurda eşelenmekten hoşlanacak kadar aciz. Ama diğer yan öyle değil, o ait olduğu yerin en üstün daha üstünden bile yukarıda olacağından emin. Fakat onun da eli kolu bağlı, onu serbest bırakmamı bekliyor.

Ben ise oturmuş burada içimi döküyorum; belki içimden fazlasını, içimde olmuş ve olacakları da döküyorumdur. Bunu bilmiyorum ama az önce bir şey öğrendim: İçimdeki yüce benlik artık harekete geçmek istiyor.

2 Beğeni

Dert olmaktan ziyade sadece dikkatimi çeken bir şeyden bahsetmek istiyorum. Çünkü sadece bana mi tuhaf geliyor bilmiyorum.

Bazı insanlar tanıyorum kitap okuma eylemini hayatlarının tüm merkezine koyup yaşamayı bırakmışlar. Adeta yalnızlığını, toplumdan kaçışı kitap okuma ve dinle maskelemiş üzerini örtmüşler. Kitap severim deyip tam zamanlı iş bulmaktan kaçınan /korkan bir öğretmen arkadaşım var.

İş aramaz, başkaları ona iş bulsa çalışmaz, kpssye hazırlanmaz. Yabancı dil yok, kendini geliştirmeye açık değil. Bunları yaparsam kitap okumaya zamanım kalmıyor diyor daha fazla çalışamam. Evlen diyorlar kitaplarım daha önemli diyor. Dışarı çıkıp bir mekanda bile oturmaz. Daha sayamayacağım kadar acayip/ kendini soyutlayan hareketini gördüm. Geçen müzikale gidelim dedim (biletleri de ben aldım) gelmez. Bu arada okudukları da gotik edebiyat. :rofl: :joy:

Konu uzar, çok da evrilir ama hayatı yaşamak yerine sadece kitap okumayı merkeze koymak bana gerçeklerden ciddi bir kaçış, abartılı bir eylem gibi geliyor.
Ekleme: Tartışma ortamı oluşturmak için yazmadım, sadece bu tür bir durumun hiç sağlıklı olmadığını düşünüyorum. isteyen görüşünü ekleyebilir tabi.

4 Beğeni