Kabul etmiyorum, biz faaliz. Her ay kitap okuma etkinliği yapıyoruz, gelmiyorsunuz ne yapalım
Millette kavga edecek mecal kalmadı, pil bitti asayiş berkemal
Zaten kavga çıksa konuyu kilitleyecek, araya girip sakinleştirecek kimse yok gibi, admin yok gördüğüm kadarıyla ![]()
Benim faalden kastım eskisi gibi tartışma ve dövüşün olmaması.
Forumdaki kültürel etkileşimden yana bir sorun yok.
Etkinliklere de katılmayı çok istiyorum ama hem işten hem çocuktan kitabın kapağını bile açamıyorum. Sanırım bir süre böyle devam edecek. Siz etkinliklere devam, ben fırsat buldukça takip ediyorum zaten yazışmaları. ![]()
Dünya eskiden de çok kötü bir yerdi ancak en azından internet ortamı daha nezih idi. Son 5 sene internet ve sosyal medya artık iyice yaygınlaşıp dışarıda yüzüne tükürmeyeceğin insanların da nimetten sayılabileceği bir hale evrilince, onların konsolide ettiği saçma sapan, embesil bir topluluk oluştu.
Artık kötülüklerini gizlemiyorlar bile, bundan gurur duyuyorlar. Anasına sövsen, yüzüne tükürsen onu bile twitter’a koyup “mizah” yapma potansiyelinde apır sapır bir güruh oluştu. 300-500 tane böyle etkileşim delisi embesil, milyonlarca ırkçı, kadın düşmanı, homofobik, holigan bir kitleyi güdüyor ve alan memnun satan memnun durumu var.
Hayır ben normalde bu tipleri hiç umursamam. Hayatta bin tane iş görmüş adamım, ben bile bunların kötülükleri karşısında şaştım kaldım.
Günde 5 dakikadan uzun twitter, ekşi sözlük tarzı yerlere bakmıyorum o sebeple. Çok yazık gerçekten. Girip şöyle birkaç saat kafa dağıtabileceğin hiçbir yer kalmadı. Ucube ucube tipler her yeri esir aldı. Zalım felek diyelim.
Twitter uzun yıllardır en çok zaman geçirdiğim mecralardan biriydi fakat son zamanlarda dediğiniz gibi acayip bir güruh türedi, korkunç zihniyetteki düşüncelerini meşru görüyor ve paylaşmaktan, hatta savunmaktan dahi utanmıyorlar. Ben de aynı şekilde 5-10 dakikadan fazla gezinemiyorum anasayfada, can sıkıcı olmayan bir “düşünceye” denk gelmeden birkaç komik paylaşım görüp çıkmak imkansızlaştı. Umursamamak bir kenara bazen gencecik insanların o paylaşımı yapma hadlerini ve üstüne bir de binlerce etkileşim ve onay aldıklarını görünce dertleniyorum resmen.
Tweeter yok
Instagram yok
Face Donuk
Sadece Kayıp R
1000 K
Garmin
Huzur…
En acısı da bunların onaylanması gerçekten. Ne kadar iğrenç, tiksinç paylaşım yaparsan yap destekleyen bir kitle çıkıyor. Çok değil 6-7 sene önce en azından bazı davranışlar ayıplanırdı. Ben bazen sağda solda gördüğüm paylaşımlar karşısında şoka giriyorum.
“Kara mizah, ofansif mizah,” adı altında yaptıklarının bir sınırı yok. Ki ben uzun yıllar South Park izlemiş bir insanım.
Yazık gerçekten. Elbette düzgün, işinde gücünde gençler de var ancak onlar da zaten twitter, ekşi sözlük tarzı yerlere bakmıyor genelde. Bluesky tarzı alternatifler çıkmış, akademisyenlerin çoğu oraya geçmiş diye duymuştum.
Bu forumu iki senedir anonim olarak takip ediyorum. Birkaç ay önce hesap açıp paylaşım yapmaya karar vermiştim ama yaşam koşullarından dolayı bu paylaşımları yapmaya vakit bulmakta zorlanıyorum. Sosyal medya kullanmıyorum, vaktimin büyük bir kısmı çalışmaya gidiyor. İşim zor değil fakat çok vaktimi alıyor. Bireysel paylaşımlar yapamasam bile katkımın olabileceği taleplere ve sorulara karşı biraz geç olsa bile cevap vermeye çalışacağım. Oluşturmak istediğim ve yardımı olabilecek okuma rehberleri var. Hayatımın içerisinde ufak da olsa dahil olmuş insanları okumaya teşvik etmeme ve kitaplar hediye etmeme rağmen çevremde okuyan sayısı sadece bir. O yüzden bu forumdaki insanların birbirleriyle kitaplar konusundaki etkileşimleri beni memnun ediyor. Buradaki bir kişinin bile ilgisini çekebilecek bir kitaba maddi olmasa bile bilgi dahilinde katkı sağlamak için her zaman forumu takip etmeye devam edeceğim, sadece paylaşım sıklığım yukarıda bahsettiğim sebepten dolayı daha az olacaktır.
İçimdekiler henüz dökülecek kadar olgunlaşmamış, sadece içimdekilerin bir kısmını çıkarıp daha uygun yerlere geri yerleştirdim. Bu faydalı oldu.
Ne oluyor bana, neden kendimi topluma karşı sorumlu hissetmeye başladım? Yerini unutmuş olduğum vicdanım neden zihnime ikinci bir kalp misali elem pompalıyor?
Benim gücüm kendime yetmiyor, başkalarına nasıl yardım edeceğim?
En iyisi bir süre insanların olduğu tarafa bakmamak, arkamı dönüp sorunlarının bir gün çözüleceğini ummak.
Kendi sorunlarından, başkalarının sorunlarını çözüyorum " ayağına" kaçıyor ve kendini bu şekilde tatmin ediyor olabilir misin?
Ben sıklıkla yapıyordum.
Yok canım, kimsenin sorununu çözmeye çalıştığım yok. Hatta bir hayli içe kapanık bir insanım, diğer insanlarla ilişkimi sınırlı düzeyde tutuyorum ve yardım sever tipte bir insan da değilim.
Biraz yazıp sildikten sonra şunun farkına vardım:
Ben hala insanlara yardım etmeyi arzulayan birisi değilim. Ancak çevreme etki etmek, onu kişiliğim doğrultusunda biçimlendirmek istiyorum. Bunu yapacak olursam tercihimi insanlara faydalı olacak seçenekten yana yapardım.
Ama sorumluluk alma fikri pek hoşuma gitmiyor. İnsanlara yardım etmek amacıyla uğraşmak, dertlenmek bünyemde yabancı, tatsız bir his uyandırıyor.
Yukarıdaki mesajım da bir anlamda bu hissi tanımlıyordu.
Gardaşım salla gitsin ne dert ediyorsun gel iki bira ısmarlayayım sana rahatlarsın…
Dümdüz öküz gibi moral verme yöntemi ama çevrenizde böyle biri olması çok işe yarıyor :))
@erce anlattıkların bir şeyi bitirmeden bırakamamak, bir kitabı tam anlamıyla bitirmeye çalışmak her şeyi öğrenmek, ömrünün yetmeyeceği hissi, zamanın gittikçe azalması ve elde hala bir sürü yapmak istediğin bir şeyler olması… bunlar yüzünden strese girmek ve anın tadını çıkaramamak… Bende OKB de var acaba bundan mı…
@Mustafaizmirli 10 yıllık memur olarak işe yeni başlayan arkadaşlardan şikayetçiyim.
Her gelen ya sorumluluktan kaçıyor ya eski memurlar yapıyor ya deyip işi öğrenmiyorlar sallamıyorlar. Pratik ile teori çok farklı. Haklısın Yönetmeliğe aykırı iş yapmak tabi ki kanunsuzluk ve yapılmaması gerekiyor ayrıca kimse arkanda durmaz, kimseye güvenemezsin. Ama zamanla daire içinde (il/ilçe vs) oluşan bir içtihatlar oluyor.
OKB bundan mıdır? Bilemem… Ben bunun uzmanı değilim. Bana konulan teşhis OKB değil Depresyondu direk. Ben sadece bana iyi gelen şeyler değil başka şeylerden de stres oluyordum ama 2 ay oldu doktorumla… Pamuk şeker gibi olduk.
Olaylara bakış açılarım filan da baya değişti. Başta saçmalık geliyor ama baya güçlenip çıkıyorsun süreçten. Şimdi eskiye dönmesem diye stresim var ![]()
Sağ olun ancak bu varoluşsal ikilemin üstesinden gelmek için kendimi daha fazla tanımam, insanlık hakkında daha derin bir kavrayışa sahip olmam gerektiğini hissediyorum.
Bakın daha bundan birkaç sene önce yapıcı ilgimi kendimden başkasına çevirmezken şimdi toplumsal sorunları çözmek, toplumu kendi doğrularımla şekillendirmek için kollarımı sıvamak istiyorum. Bu geçen süreci inceleyince değişimin farkındalığa dayalı anlayıştan ve anlayışla gelişen çözüm üretme becerimden kaynaklandığını görüyorum.
Hop bir ordayım bir burda…
Uzun yıllardır psikolojik sorunlarla boğuşuyorum. OKB, sosyal fobi, kaygı bozukluğu vs. 10 yıldır ilaç tedavisi, 8 yıldır psikoterapi görüyorum. Çok yoruldum, çok yıprandım. Çok zorlanıyorım ama bunların üstesinden gelmem gerekiyor. Sevdiğim insanlar var. Yaşanması gereken bir hayat var.
Hayallerim var, gerçekleştiremiyorum. Korkularım ve kaygılarım beni bir kapana sıkıştırmış durumda ve öğrendim ki o kapanı ben inşa etmişim. Korkularımı da üreten benim kaygılarımı da… Kapan ise beni sözde koruyor.
Yolda neşeyle yürüyen insanlara imrenerek bakıyorum. Yoruldum… Nasıl böyle mutlular? Hayret ediyorum.
Mazur görün beni. Arkadaşlarımdan uzaklaştım. İçimi dökebileceğim bir burası kaldı.
Yolda mutlu gördüğünüz insanların yarısından çoğu büyük ihtimalle yapmacık mutlular. Kimin ne sorunu var bilemiyoruz işte. Sadece çoğu şey gizlenmiş durumda. Sizin sorununuz nedir bilmediğimden pek bir tavsiye de veremiyorum. Hayatın tadını çıkarmaya bakın. 10 Trilyon borcunuz da olsa canınızı alacak değiller ya.
OKB, sosyal fobi, kaygı bozukluğu. Bir gidip bir gelen depresyon.
O kısımları elbette okudum ama bunlara neyin yol açtığını bilemiyorum. ![]()
Babayla kurulan sağlıksız özdeşim ve sağlıksız bir ailede büyümek. Sebepler bunlar.