Deprem konusunu biliyorum çünkü o yardımların bazıları ben ve ailem için gelmişti. Depremde her şeyimizi kaybettikten sonra en yakın dostlarımdan biri olan Agape ve yine forum vasıtasıyla yıllardır tanıdığım Erdo’nun büyük destekleri sayesinde biraz da olsa toparlayabilmiştik.
Kendiniz için bahsettiğiniz durum başka çünkü forumda uzun zamandır olsam da birebir sohbetimiz çok olmadı yani beni çok tanımıyorsunuz ve bu tanımayan herkes için geçerli bir durum ki zaten sözlerim bu kişiler için değildi. Beni birebirde tanıyan kişiler içindi yazdıklarım.
Siz en azından geçmiş olsun yazmışsınız yani o bile bir şeydir. Teşekkür ederim.
İşimden istifa edeli 1 ay oldu. Öğrenciyken çalışmaya başladığım için hayatımda ilk kez işsizim. Hibrit çalıştığımızdan her gün ofise gitmiyordum ama insanın sabah öğle akşam toplantısı olmadan, bilgisayara bakması gerekmeden yaşayabilmesi, sürekli emir almaması, zamanının kendinin olabilmesi ne kadar güzel ve basit şeyler ve ne kadar elimizden alınmış diye üzüldüm. İlk defa dışına çıkıp bakınca her gün ofise gidilen bir iş hayatında kişinin tüm hayatının nasıl işten ibaret olabileceğini daha net gördüm. İçindeyken bu kadar fark etmemiştim ve öncesinde de düşünme fırsatım olmadan içine girmiştim. Sonunda yine döneceğim tabii işe (umarım, döneceğim demek ülkenin mevcut durumunda iddialı olabilir) ama nefesimi kesen bir hevessizlik de benimle olacak.
Aslında benim içimi dökesim yoktu ama benzer durumda olduğumuzu görünce destek de olur belki diye mesaj atayım dedim . Bende yaklaşık 2 haftadır işsizim. Üniversite dönemindeki işlerimde çalışmaya başlamam ile beraber sanırım bende de bu maratonun başlangıcı 2009-2010 ları falan buluyor . Gerçi benim 2015-2016 civarlarında iki iş arası 1 yıllık bir boşluğum var ama yaklaşık 10 yıl aralıksız aktif çalışınca değişik bir boşluk oluyormuş gerçekten bu düşülen boşluk.
15 gündür kıçımı yere koyamadım daha . Bir yandan yapılması gereken irili ufaklı o kadar çok şeyi sürekli sallıyormuşum ki yapmalara yetişemedim. Diğer yandan sosyal çevremle ve ( beraber yaşamama rağmen ) ailemle etkileşimim o kadar seyrelmiş ki sosyallik patlaması da oldum.
Nereye kadar devam edecek bende kestiremiyorum şu an ama boş boş dolaşabilmenin verdiği özgürlük, rahat rahat çarşı/pazar dolaşabilmek, arkandan biri koşturuyor gibi yemek yememek, doktor/devlet dairesi işlerini istediğim saatte yapmak, doğaya kaçmak, tarla/bahçe dolaşmak vs iş neleri neleri elimden almış yeniden keşfediyorum sanırım. Spor salonum ve pt hocalarımla ters düşüp ayrıldık bu hafta ama dün yeni bir yerde ilk dersime girdim. Spor saatlerini kısıtlamasız ayarlamak bile farklı bir konfor oldu.
Tek eksik nakit akışı Bakalım nereye kadar devam edeceğim böyle, ama şimdilik hiç çalışasım yok tekrar.
İyi ki yazdınız hocam şu an çevremde başka işsiz olmadığı için artısıyla eksisiyle benzer şeyleri yaşayanları görmek iyi oluyor gerçi tek eksisinin nakit akışı olduğuna da katılıyorum, zaman çok güzel geçiyor yoksa
Sizi mutlu edecekse ben 1.5 yıldır işsizim nerdeyse 20 yıllık iş tecrübesi ile firmaların bana söylediği sebeple “fazla” geldiğim için işe alınamıyorum
Son zamanlarda kafam çok dolu. Özellikle yaratıcı işler, fikirler ve projeler çok hızlı akıyor ama bunları hayata dökmek konusunda zorlandığım oluyor. Bu da bende stres oluşturuyor. Aslında büyük bir sorun değil, daha çok yönetmekte zorlandığım bir yoğunluk hali gibi. Bunu paylaşmak istedim, çünkü içimde tutunca büyüyor. Oyun geliştirme geçmişimden kaçtıkça; beyin beni onun içinde daha çok çekiyor. Ne önerirsiniz bana?
İki aydır falan üzerinde çalıştığım bir modeli bir haftadır gölge trafikte test ediyorduk, saçmasapan sonuçlar geliyordu.
Az önce çözdüm mevzuyu. Saniye bekleyen bir yere dakika akıtıyormuşum. 8 Yıldır yaptığım iş. Globalde çalışan model. Kafamı duvarlara vuracağım zor tutuyorum.
Ya, son birkaç aydır dijitalde bir şeyler yazmaya, öykülerimi yayınlamaya çalışıyorum. Hızlı yazıyorum, fena da olmadığını düşünüyorum.
Fakat bu yayınevlerindeki “Spekülatif mi? Fantastik falan mı? Bizim okuyucu kitlemize ters.” tavrı ne, Allah aşkına? Hayırdır bizim bilmediğimiz bir okuyucu kitleniz mi kaldı? Sayenizde okumak ‘yaşlı işi’ hâline geliyor zaten, yeni okuru çekebilecek yegâne tür bu spekülatifler; hatta mümkünse uzun metraj romanların aksine kısa noveller-noveletteler.
Yeni okuyucuyu yerli yeni yazara ancak bu tarz kısa ve ‘okuması kolay’, yazarın kalemini ve kendini tanıtabileceği eserler çekebilir, ona da burun kıvırıyorlar.
Dijitalde; Wattpad’de ya da RoyalRoad’da bile okunuyor bu türler yerli okuyucu tarafından. Ki o da, daha nişi, daha kalitelisi aranarak onca çer çöp içinden. Yahu, az cesaret edip dik dursanıza. Sanki dişe dokunur bir telif ödüyor ya da doğru düzgün bir ‘yazar tanıtımı’ yapıyorlar da eser satmıyor gibi konuşuyorlar bir de tepeden baka baka.
Medya ajansları gibi sosyal medyada aktif olmanı, kendi reklamını yapabilmeni istiyorlar. Yahu, senin işin ne o zaman? Üretim kısmında yoksun, editöryel desteğin Allah’a emanet, tanıtım yapmıyorsun; e sen ne işe yarıyorsun? KDY’den ne farkın var senin? Prestijin mi? E, o da yerli okuyucuda karşılığı olmayan dümdüz meta (birkaç yayınevi hariç, ki onların sayısı da bir elin parmaklarını geçmiyor).
Bu durum beni bir şeyler üretmekten harbiden tiksindirdi.
bu ülkede liyakatsizlik artık marsa kadar gitmiş arkadaş. Az önce kızım anlattı. Okulda bugün sosyal bilgiler dersinde heyelan ve obrukları işlemişler. Akıl melekelerinden şüphe ettiğim öğretmeni, Samsunda mı Ordu da mı geçenlerde yaşanan 4 kişilik ailenin kameralar önünde vefat ettiği görüntüyü örnek adı altında 10 yaşındaki çocuklara göstermiş. Delircem sinirden.
Ben şimdiden çok korkuyorum bizim ufaklık için.
Şimdi linç yiyicem ama valla artık böyle öğretmen dövdü , bilmem ne yaptı haberlerini okuduğumda ya birde öncesini dinlesek , yakışmamış bu yapılmaz ama karşıyı da dinlesek diyorum.
Aynen öyle. 4 sene zaten ilkokulda uğraştım. Hatta okulu mahkemeye bile verdim. Ortaokula geçti daha 3 ayda birbirimize gircez. Mafettiler güzelim ülkeyi… özel okulda çare değil çünkü orası da genç tecrübesiz bedavaya çalıştırılan öğretmenlerle dolu.