Dök İçini Rahatla

Neye itiraz ettiğinizi anlayamadım.

1 Beğeni

Bu kıssa aslında yazarlık dünyasının en çıplak gerçeğini anlatıyor: Hepimiz aynı masanın etrafındayız ama çoğumuz hâlâ kaşığı kendimize uzatmaya çalışıyoruz.

Ben de ilk romanımı tamamladığımda bunu fark ettim. Ülkede gerçekten kitap okuyan kişi sayısı sandığımdan çok daha azmış. İnsan, kendisi bir şeyi yapınca herkesin de aynı şeyi yaptığını zannediyormuş. Yazdıklarımı okutacak çok az kişi bulabildim. İnsanlar okumuyor ve çoğu zaman okumamayı neredeyse bir meziyet gibi görüyor.

Bununla birlikte biz de birbirimize, özellikle bizim gibi yazmaya çalışan insanlara, yeterince sahip çıkmıyoruz. Örneğin kitap okumak için ayırdığım sınırlı vakti çoğunlukla yabancı yazarlara ayırıyordum. Yaklaşık dört-beş ay önce bunun eksik bir yaklaşım olduğunu fark ettim ve yerli bilim kurgu yazarlarını okumaya başladım. Çeşitli yayınevlerinden çıkan kitapları alıp okudum. Bazıları gerçekten iyiydi, bazıları ise oldukça zayıftı.

Okuduğum yazarlara, son derece saygılı bir dille ulaşıp yayımlanma süreçlerini sormak istedim; ancak ilginç bir şekilde beğenmediğim yazarlar geri dönüş yapmadı. Buna karşılık, beğendiğim yazarların bazıları aynı sorulara içtenlikle cevap verdiler. O an şunu fark ettim. İyi bir yazar, karşısındakine saygı duyan, en azından kısa bir cevap vermek için zaman ayıran kişidir. Düşüncem yanlış olabilir ama nedense böyle.

Birinin ilk kitabını alıp gerçekten okumak, üzerine düşünmek ve birkaç cümleyle de olsa geri dönüş yapmak önemli.

Eğer gerçekten daha çok okunmak istiyorsak, önce birbirimizi doyurmayı öğrenmemiz gerekiyor. Yanılıyor olabilirim; ama ben de sizinle aynı şekilde düşünüyorum.

4 Beğeni

Aslında ben böyle olduğunu düşünmüyorum ama kimse yanlış anlamasın kitap seçimlerini en çok satanlar listesindeki 10 kitaptan yapan o kadar büyük bir kitle var ki…

Onları çıkartırsak kitap okuyan kişi sayısı çok azalıyor gerçekten ülkemizde. Bende o listelere bakıyorum aslında her zaman ama neyi almayacağımı anlamak için. :smiley:

O listelerin ilk onuna giren bir kitap yazarsam işte o zaman kendimden nefret etmeye başlayabilirim. :slight_smile:

2 Beğeni

O 10 kitaptan satın alanlar gerçekten okuyor mu, yoksa sadece İnstagram’da paylaşacakları kahveli bir postta güzel görünsün diye mi alıyorlar, emin olamıyorum.

2 Beğeni

Kitap fuarlarında kolej çocuklarının kendi gibi genç ya da abla, takma yazar isimli tuhaf kitaplarının önünde km kuyruk oluyor. Demek ki okuyor ama ne okuyor bu da önemli. Bu kitaplar okullara verilip trend mi oluşuyor acaba.

2 Beğeni

Hayır. Okullara verilen kitaplarla trend mi oluşur? Ergenler okullara verilen kitapları benimseyip okur mu?

İstediğimiz kadar yerelim; bu wattpad, tiktok yazarları okurlarına erişme konusunda birçok yazardan çok daha başarılı.

3 Beğeni

Ben okul kütüphanesinden Jules Verne Yüzen Şehir kitabını alıp okumuş ve geri vermemiştim. Döktüm içimi rahatladım, oh.

5 Beğeni

Eminim Jules Verne “o dönemde” okul kütüphanelerine girip büyük bir trend yaratmıştır :slight_smile:

4 Beğeni

Kitapçılarda, özellikle Wattpad kökenli kitapların yer aldığı bölümlerde, herhangi bir kitabı rastgele açtığınızda çoğu zaman ilk birkaç sayfa içinde cinsel içerikli sahnelere denk geliyorsunuz; en azından benim tecrübem bu yönde. Bu kitaplar gençler arasında hızla yayılıyor ve birbirlerini etkileyerek bu eserleri alıp okuyorlar ( Alıp birkaç bölüm okuyup atan çok). Ancak bence çoğu zaman ne okuduklarının farkında bile değiller.

Buna rağmen çok satıyorlar mı? Evet. Okuyucuya kolay ulaşıyorlar mı? O da evet. Ama uzun vadede isimleri hatırlanır mı? Bana göre oldukça zor.

Aslında burada temel bir tercih söz konusu. Kısa sürede çok okunmak ve para kazanmak isteyenler için bu yol daha avantajlı. Öte yandan, daha az okunmayı göze alıp sadık bir okur kitlesi oluşturmak isteyenler de var. Bu ikinci yolun kesin başarı getireceğinin garantisi de yok. Bu yüzden bu konuda yorum yapan herkes kendince haklı.

2 Beğeni

Sanırım bu konuda herkes haklı. Zaman yok, para yok, okur yok… Her zamanki gibi bir şeyler kötü gittiğinde maalesef doğal olarak ilk “yok” olan şeyler hobiler oluyor.

Ben kendimce ve elimden geldiğince yerli yazarların kitapları hakkında yazmaya, insanları özendirmeye çalışıyorum. Denize en azından bir damla ekliyorum, veya eklemeye çalışıyorum.

https://wannart.com/icerik/47626-icimizden-bir-yazar-zaman-yolculugu-ve-gizem-smallwood-katili

https://wannart.com/icerik/48221-icimizden-bir-yazar-bu-kez-fantastik-felanties-sessiz-sarkilar

https://wannart.com/icerik/49312-icimizden-bir-yazar-ve-bize-ait-tavsan-deligi-kemikler-ve-kartlar

https://wannart.com/icerik/49709-icimizden-bir-yazar-bu-kez-fantastik-2-felanties-mahserin-golgesi

https://wannart.com/icerik/50147-icimizden-bir-yazar-edebiyat-tutkunu-muhendislerin-ruyasi-kitab-ul-hiyel

6 Beğeni

Sizin analojinizde insanlar sadece kendini düşündüğü, birbirini beslemediği için aç kalıyor. Ben de diyorum ki sorun birbirini beslememek değil birbirini görememek bence. Tanıtım sorunları var. Küçük yayınevleri güç veya vizyon yetiremiyor, büyük yayınevleri ise yazar şahıs küçükse güç ve vizyon yetirmek istemiyor.

2 Beğeni

Ben de sizinle aynı düşünüyorum. Bir ekleme yapayım. Ülkede yalnızca teknik ve bilimsel metinler okuyan geniş bir kesim var. Tarih, İslami ilimler, fenni bilimler, psikoloji, sosyoloji türlerinde kitapları okuyanları yan yana koyunca oldukça geniş bir kesim oluyor. Kitap satış platformlarını incelediğim ve aşırı derecede geniş okuma listeleri oluşturduğum için biliyorum. Sorun teknik metinler okuyanları edebiyata çekememekte. Boş uğraş olduğunu düşünüyorlar roman okumanın.

1 Beğeni

Bende tam tersi bir geçiş süreci yaşandı aslında. Çocuk genç yaşlarda Edebiyat 30 üstü daha teknik taraflar. Diğer arkadaşların söylediklerini de düşününce şimdi çocuk-gençler ne tarafa yönleniyor belli…

Tabi ki genellemek yanlıştır ama ilgi dağıtan çok farklı seçenekler var artık. Atari tetris ten başka pek bir şey görmedim çocukluğumda ki ilgim dağılsın :smiley:

1 Beğeni

Merhaba ben buraya yeni üye oldum ve aklımda bir proje var hayata geçirmedim henüz projemi paylaşabileceğim bir topluluk var mı fikirlerini alabileceğim insanlar varsa yazabilirler mi senaryo için eleştiriler düzeltilmesi gereken yerler olacaktır fikirlere ihtiyacım var yazarsanız sevinirim

1 Beğeni

Yayın işlerinden anlamam, sadece kendim bir okur olarak şunu dile getirmek isterim. Bilinen bir yerli yazar ile ilk kitabını çıkaran bir yazarın kitaplarının fiyatı hemen hemen aynı oluyor. Bence yeni bir yazarın kitabı basılıyorsa ve gelecek vaad ettiği düşünülüyorsa eğer fiyatı biraz daha alta çekmelerini öneririm. Dediğim gibi bu sadece bir okur olarak tavsiyem.

4 Beğeni

Ama yeni yazar da aynı maliyet engeline takılıyor, yayınevleri biraz risk alıp sınıflandırsa keşke, hiç satmayacak ve çok satacak aynı etiket fiyatıyla listeleniyor ama yerli edebiyatta bilindik yayınevinde örneğini çok gördüm hiç satmayan 2 yıl sonra %80 indirime giriyor.

3 Beğeni

İşte yayınevleri ve belki yazar da ilk kitabı kâr olarak düşünmeyecek ama zarar da etmeyecek şekilde basım maliyetini kurtaracak şekilde fiyat belirlerse çok iyi olur. Bilindik bir yazarın x sayfa kitabı 500 lira, ilk kitabı çıkan yeni bir yazarın x sayfa kitabı yine 500 lira. Böyle olunca okur riske girmeyip bilindik olanı almayı tercih ediyor. Yemekli örnek verirsem; bilinen X marka restoranda bilmem ne yemeği diyelim 500 lira, hemen yanında bilinmedik adını hiç duymadığın bir yerde de aynı yemek 500. Hâl böyle olunca riske girmeyip bilinene yönelir insan otomatik olarak.

3 Beğeni

Ayrıca o kadar indirime girmek o yazarlar için de kötü değil mi, nasıl olsa bilindik yayınevinden çıktım gerisi önemli değil mi diye düşünüyor.

1 Beğeni

Yazarlıktan ekmek yemek işin temelinde çok zor ve çoğumuz için pek de rasyonel bir fikir değil gibi düşünüyorum şahsen.

Yani @Everfever hocamın sözlerine katılıyorum, yanlıl değil ama bence bu da bir çözüm değil. Yani atıyorum şuan Türkiye’deki okur havuzu 100 yerli tam zamanlı kurgu yazarını besliyormuştuysa, herkes şimdikinin on katı yerli yazar okusa, parayı da aynı şekilde dağıtsak 1000 yerli tam zamanlı kurgu yazarı besleyebilir.

Ki okur kitlesini 10x’lemek gerçekçi değil, okur kitlesini 10x’leseniz de zaten popülaritenin bir gereği olarak beslenen yazar sayısı 10x’lenmez, gelirin popülerliğe göre yayıldığı her ortamda olduğu gibi en çok kazanan yazarlar çok daha fazla kazanır, ama medyen yazarın cebine çok daha fazlası girmez. Bu yüzden havuzu 10x’lesek de 10x’den çok daha az sayıda yazar besleyebiliriz. Tebrikler, kurtuluş savaşından hallice bir seferberlikle imkansızı başardık, ama yüz kişi falan daha anca besleyebildik. O yüz kişi için güzel; ama kendi sıralarını bekleyen milyonlar için herhangi bir değişiklik yok.

İşin temelinde bana kalırsa bir kaç problem var:

Birincisi popülerliğin tanımı gereği çok az kişinin popüler olabilmesi. Ne yaparsan yap, küçük bir azınlık dışında hiç kimse “meşhur” olmayacak.

İkincisi yazılan eserlerin kümülatif birikmesi. Yani atıyorum bu saniye herkes kitap yazmayı bıraksa ömrümüzün sonuna kadar yetecek kitabı rahatlıkla buluruz hepimiz. Yazılan her kitap, son 5000 yılda yazılmış tüm eserlerle rekabet ediyor aslında.

Üçüncüsü kitaplar artık başka mediumlarla da rekabet ediyor. Yani ben ne zaman oyun oynasam, o sürede kitap okumamış oluyorum. Ne zaman manga okusam, dizi izlememiş oluyorum. İnsanların vakti sınırlı, eserler arasında bölüşülüyor o da. Youtube, tiktok, instagramla beraber bu durum daha da kötüye gitmiş gibi duruyor. Bütün bu problemler yetmiyormuş gibi bir de herkesin cebindeki anında dopamin makinesiyle rekabet ediyorsun.

Fiyatların çoğu kişi için o kadar da büyük bir problem olduğunu düşünmüyorum aslında. Yaşadığım yerde hanımla bir akşam dışarda normal bir yerde yemek yesek harcayacağım parayı kitap/oyun gibi şeylere harcasam bir ayda aynı meblağı bitirebilecek vaktim yok ki zaten :sweat_smile:

Neyse işin iyi tarafı, yazmak nerdeyse bedava ve eğlenceli bir şey. Hayatı yazarak kazanmak nerdeyse imkansız olabilir, ama atıyorum hayatı futbol oynayarak ya da influencer’lık yaparak kazanmak da öyle. Kimi aşırı şanslı/yetenekli/sıkıntılı insanlar yapabilir, ama çoğumuz için bel bağlanacak seçenekler değiller gibi duruyor.

Tabi çoğumuz derken kastım forum ahalisi değil, insanlık. Belirteyim de yanlış anlaşılmaya mahal vermeyeyim​:sweat_smile:.

9 Beğeni

Doğru.

Ama mesele aslında sadece popüler yazar sayısını 10x’lemek değil. Popüler olmayı geçtim eline kalem alıp bir şeyler yazan insanlar hiç kimseye ulaşamıyor. Reklam ve tanıtım eksikliği var, doğru, ama sadece bu değil. Kitap hakkında üçüncü bir kişiden iki satır yorum bulmak bile çok zor. Bunu nasıl aşabilir insanlar? İşte bence birileri çıkıp bu konuda (yeni çıkan kitaplar) bir şeyler karalamaya başlarsa bir kıpırtı olmaya başlar.

İkinci (ve bir bu kadar da önemli) mesele ise ilk kitabını yazan yazarın eleştiriye ihtiyaç duyması. Birçok yazar kalemi ilk eline aldığı günden itibaren muhteşem yazdığını sanıyor. İlk günden Tolkien maşallah. Tabii ki gerçek bu değil. Ömrü boyunca yazmaya devam etse o ilk kitaptan utanacak büyük ihtimalle. Kötü olması, vasat olması, bazı yönlerinin zayıf olması da aslında sorun değil. Ama hangi yönleri zayıf, neyi yanlış yapmış, okurun ilgisi nerede sönmüş, okur nerede kitabı bırakmış, nerede sorun var bilmiyor. Bunu öğrenmek de aslında çok acılı bir süreç. (Çoğu genç yazar bu konuda hemen defansif davranır, hatta eleştireni eleştirir veya ona düşman kesilir ama ilerleyebilmesi için bu eleştirileri dinleyip düzeltmeye de ihtiyaç duyar). Yazdıklarını ne kadar çok insan okuyup, şuralar olmamış derse onun faydasına aslında.

Üçüncü mesele ise piyasanın büyümesi. Piyasanın büyümesi büyük ihtimalle kimseyi zengin etmeyecek veya en iyi ihtimalle sadece birkaç kişinin popüler olmasını sağlayacak. Doğru. Ama piyasa büyüdükçe spekülatif kurgu yazan yeni yazarlar daha fazla umursanmaya başlayacaklar. Bakın burada birçok insan sitem ediyor, “Dark romance yazsak, ergen aşk romanı yazsak basılırdık”. Neden? Yayıncılar çok mu bayılıyor o türe? Piyasası var. Bu kadar. Bugün fantastik türünün şiirden farkı kalmadı. Herkes yazıyor, kimse okumuyor. O yüzden de basılmıyor.

Dördüncü mesele yine yazarın kendi gelişimiyle ilgili. Bir yazar sadece yazdıkça gelişmez. Okudukça da gelişir. İyi kitap okur, nasıl yazılması gerektiğini çözer, gelişir. Amatör veya zayıf bir kitap okur, nasıl yazılmaması gerektiğini görür, gelişir. Okuduğu Türk yazardan etkilenmez mi? Yabancı yazardan etkilenmesinden çok daha faydalı olur. Sürekli yabancı yazar okuyarak yazmaya çalışan kişide çok sorun çıkıyor. Hikâyesinin ortasına “lak” diye bir İsa figürü koymuş. Neden böyle yaptın diye soruyorum, farkında değil. Sürekli yabancı edebiyattan beslenmiş, onu taklit etmeye uğraşıyor. Dahası kendi derdini, kendi sıkıntısını anlatmıyor; ithal dertlerle meşgul. İthal dertlerle meşgul olduğunun farkında bile değil.

Elbette bu son paragrafta dediklerim “yabancı edebiyat kötü, yerli edebiyat iyi” anlamında değil. Hepsi gerekli, hepsi faydalı, hepsi besleyici. Yemek alegorisiyle anlatayım: Pilav yemek faydalıdır, besleyicidir. Ama pirinç pilavından başka hiçbir şey yemezseniz hasta olursunuz.

10 Beğeni