Dök İçini Rahatla

Hocam, ben tam olarak herşeyi yazmadım, yanlış bağlam kurmuş olabilirsiniz. O kişi sanatta yetenek olmadığını kesin hüküm gibi ortaya koyuyordu. Kendi sözlerine mutlak doğru diyordu. Benim sözlerimde ne alay ne de kırıcı bir şey vardı. Zaten karşıdaki zekama, anlayış kabiliyetime hakaret edip, akıl almaz konuştuğumu söyledi ve üslubuma da laf etti. Garip garip olaylar… :smiling_face_with_tear:

1 Beğeni

Haklısınız hocam, bazı insanlar kendi doğrularını hayatın yegane mutlak gerçeğiymiş gibi görüp karşısındaki insanı kırmak konusunda acımasız ve umursamaz olabiliyorlar.

1 Beğeni

1 Beğeni

Herkese esenlikler dilerim :raised_back_of_hand:

Ben Yusuf Anıl,35 yaşındayım,Üniversite de okurken beyin kanaması geçirmiş ağır engelli kalmış, %96 kısıtlı bir bireyim. Konuşma ve yürüme engelli bir felç hastasıyım. Kayıp Rıhtımı Google üzerinden tanıdım. Düzenli bir film ve kitap takipçisiyim, çünkü anlayabileceğiniz üzere bu hayat bana zihnimden başka bir şey bırakmadı. Yapay zekalar ile sıkı dostuzdur :slight_smile:sık sık felsefe, tarih, teknoloji veya gündem tartışıyoruz. Bu forum ve bu siteden çok olası, saygılı ve entelektüellik kokan bir ortam kokusu alıyorum. Umarım herşey umduğum gibi güzel ve olumlu ilerler. Tekrardan merhaba sayın arkadaşlar.

37 Beğeni

Hocam hoşgeldiniz, öncelikle acil şifalar dilerim. Bu forumda çok güzel vakitler geçireceğinize eminim. :folded_hands:t2:

3 Beğeni

Teşekkür ediyorum. Mesaj yoluyla veya bu başlık altında ve Mümkün ise sizinle tanışarak başlayalım? Ben Yusuf Anıl Hatay’da yaşıyorum. 35 yaşındayım ve uzaktan çalışıyorum.

3 Beğeni

Ben de Mehmet Ankara’da yaşıyorum 27 yaşındayım forumu yedi sekiz yıldır aktif kullanıyorum. Bu arada beğeni sayılarının hizasında mesajın en sağında cevapla tuşu var hocam birine veya bana cevap yazarken onu kullanabilirsiniz.

3 Beğeni

Memnun oldum tanıştığımıza. Tamam gördüm,teşekkür ederim Mehmet :folded_hands:

3 Beğeni

Hoşgeldin Yusuf Anıl, aramıza kısa sürede uyum sağlayacağına eminim. Ben Harun, 43 yaşındayım, İzmir’de yaşıyorum ve resepsiyonistim, tanıştığımıza memnun oldum. Ağırlıklı olarak fantastik kurgu ve bilim kurgu okurum. İlgi alanında değilse dahil etmek için lobi yapmaya başlayabilirim. :slight_smile:

3 Beğeni

Arkadaşlar merhaba. Özellikle öğretmen veya öğretmenlik mezunu arkadaşların bir fikrini almak istiyorum. Bizi yine en iyi biz anlarız gibi geliyor. Ben 2023 yılında Türkçe öğretmenliğinden mezun oldum. O yıl ilk senemde branşımda 1550. sıralamadaydım. Kontenjan bekleyene kadar evde boş vakit geçirdim çünkü atanacağımı düşünmüştüm. Fakat alımlar mayısta açıklandı ve 800 kontenjan verildi. Atanamadım. 2 ay içinde 2024 sınavı vardı ve çalışıp girdim. Bu kez 2750 sıralamam oldu. Yine atanamayacaktım ve askerlik başvurumu yaptım. Aralık ayına kadar evde vakit geçirdim ve aralıkta askere gittim. Haziranda döndüğümde 2025 sınavına 1 ay vardı. Çalışıp girdim ve 1050 sıralama yaptım. Yine olmadı. Ki artık akademiye giriş sınavıydı. Aynı yerde sayıyordum, olmuyordu. Son olarak aileme tam odak bir şekilde baştan çalışacağımı söyledim ve bu yıl da evde kalarak 2026 sınavına hazırlandım. Polislik için de başvuru yapmıştım ama askerlik stresinden sonra akademide kalma stresine girmek istemedim. İKM (gardiyanlık) başvurusu da yaptım ama çağrılmama rağmen temmuz ayında onu da kaçırdım. Zaten İKM olmak istemiyordum ama orası ayrı konu. 2026 sınavına girdim. Umudum vardı, bir yıl emek verdim. Ve sonuç açıklandığında hüsrandı. 1133 sıralama yapmıştım. Sınav açıklanalı 1 hafta oldu ve stresten uyuyamıyorum bile. Çok kötüyüm. Aileme 1 yıl daha çalışmak için söz veremiyorum. 1 hafta sonra lisans KPSS sınavı var. Belki katipliğe falan da hazırlanırım diye düşündüm. Ne yapacağım bilmiyorum. 1 yıl daha evde kalıp hazırlansam mı diyorum. Çünkü 2027 sınavı seçim öncesi son fırsat olabilir. Olmayabilir de. Emin olamıyorum. Ailem de artık evde durup işe başlamamamdan çok sıkıldı. Onlar da haklılar. Bir işe girmemi istiyorlar. Fakat çevredeki işler iyi değil. Daha doğrusu ben diğer işlerde yapabileceğimi pek sanmıyorum. Zor ve çalışmak istemiyorum. Evde ders çalışırken bir yandan onun da konforu var belki, bilemiyorum. Evde bir yıl daha kalıp aileme, ‘Bir yıl daha hazırlanayım, bu sefer de olmazsa söz, başka işlere bakacağım,’ demek isterim fakat onlar da sıkıldı artık. Ve ben bunca emekle başaramadıysam tekrar girdiğimde başarır mıyım emin olamıyorum. Ne düşüneceğimi, ne yapacağımı şaşırdım. 27 yaşında, evde şimdiye kadar hiçbir işte çalışmamış biri olarak devam etmek de mental olarak tüketiyor. Acaba birkaç ay ücretli öğretmenlik (mecburen) yapıp ikinci dönem çıksam ve evde derse devam mı etsem diye düşünüyorum. Ne yapsam bilemiyorum. Başka öğretmenlere bakıyorum, senelerce çabalayıp atananlar da var tabi. Onların durumu ne şekilde oldu bilmiyorum, aileleri nasıldı ve bir işte çalıştılar mı acaba diye düşünüyorum. Her neyse, ailemi ikna edebilir miyim bilmiyorum fakat kendime de güvenim yok. Hayat o kadar kötü ki. Belki farklı bir bakış açısı görürüm diye buraya yazmak istedim.

7 Beğeni

Çok makbule geçer ağabeyim. Memnun oldum tanıştığımıza. Saygılar

3 Beğeni

Hoş geldiniz geçirdiğiniz ağır tramvay için tekrar geçmiş olsun diyorum umarım formumuzu beğenirsiniz

4 Beğeni

İşiniz zor arkadaşım ama yaşınızın verdiği gençlik bütün engelleri aşmanıza çok büyük yardım sağlayacaktır.Bu kadar karamsar olmanıza gerek yok Dereceleriniz fena değil yine de burası Türkiye burada kolay hayat yok

3 Beğeni

Sırf senin için PC ye girdim. Tabi benzer hikayeler vardır ama KPSS ve Kurum sınavları benim dönüm noktam ve uzmanlık alanım. Kendim 2 kere 2 ayrı banka kazandım. Ve kpss artı kurum sınavı ile bunu yaptım. Ayrıca kazanıp gitmediğim bir banka daha var. Ayrıca sayısız sınavdan da elendim. Mülakatlar da keza öyle.

Bir kadın arkadaşım - resim öğretmeni- vardı. Benden matematik için yardım istedi. Şimdi kota var mı bilmiyorum o 7. denemede kazandı. Son iki sınavına birlikte hazırlandık. Resim için sadece 2 mat neti istiyordu. 7. deneme de oldu ve Mardine öretmen gitti. Şimdi Ankarada.

Bende bilen bilir Ankara’da Onaon Cafe vardır. Bir yıl Murat Dersanesi… Bir yıl dersanede bir yılda o barda sabah 8 )arkadaşım barı açıyordu) akşam 9-10 ders çalıştım.

Şimdi durum çok karanlık değil. Gerçi ben bankaya girdiğimde 24 yaşındaydım ama senin anlattıklarına bakınca sorunu tespit edebiliyorum.

Ana kural çok istisna değilsen 2 KPSS bu işin rutini. Atananların çoğu en az 2 KPSS dönemi geçirir. Öğretmen tayfasında bu 4-5 seviyesine çıkabilir.

Senin anlattığın tabloda araya çok fazla boşluk giriyor. Bir kere 1. KPSS de atanırım diye evde yatmışsın. Sonra bir Askerlik olmuş. Kafa bir polisliğe gitmiş. Ben bu hikayeden şunu anlıyorum hatam varsa düzelt. senin asla 10-12 ay kadar kesintisiz oturup non stop bir ders çalışman olmamış.

Ayrıca hedefin babam bir şey der mi işe girsem mi, asker, polis mi olsam ile de bölünmüş. Bu adamı bitirir.

Yani bunca emekle dediğin kısmı bir tekrar değerlendir. Ben burada bar hikayeme tekrar bağlayacağım. O arkadaş benden yardım isteyince biz kendisi ile barda çalışmaya başladık. Yerimiz bile hep belliydi. Ben sigara dumanı bangır bangır metal müzik ile soru çözmeye alıştım. Bir yıl kesintisiz böyleydi. Bir kız arkadaşım yoktu. Ama mekan full bizimle özellikle de arkadaşımla konuşmak isteyenlerle doluydu. Kaldırmadım kafamı. Biz o ortamda soru çözüyorduk akşama kadar. Buda irademi arttırdı. Yani bende konsantrasyon üst düzeydedir.

Her kitap iki kere bitti. Ben o zaman "Aşağıdakilerden hangisi " lafından sonra gelen ilk kelime ile cevaba giderdim direk. Çoğunlukla daha şık okumadan aşağda böyle bir şık olmalı moduna girerdim. Çok ağladığım kafamı duvarlara vurduğum geceler oldu. Babamdan acaba artık özel sektör mü denesen lafını duydum bizzat.

Şimdi kıyaslamayı buna göre yap. Ne emek harcadın. Mesela senden daha azıyla kazananlardan kaç kişi sayarsın? Ben bugün 38 yaşındayım KPSS değil ama hala bir çok sınava yardırıyorum bu süreçte 2. üniversite de bitti ve hala ısrarla bazı şeylere göz atıyorum.

Bu şekilde gitmen gerekiyor devlet alanında biraz . Şanslıysan benim yaptığımın biraz daha azını, affedersin malsan yaptığımın 2 -3 katını yapman gerekiyor. Yaparsan olur. Bu defa affetme ne mallar var inan bir görsen…

Ayrıca bu ülkede seçim meçim beleşe adam alma hiç bitmez. Bu gözler ne çaycı ne şoför geliipte masa başı iş sahibi olanlarda gördü.

Tüm süreçte yapacağın en büyük hata ve kötülük kendini kandırman olur.

Biraz nefeslen ve düşün. Geç değil… Ayrıca bir işte çalışırken de KPSS ye girip atanan milyonlarca adam var. KPSS kazanmak önce ne istediğini bilip sonra bu özveriyi vermekle olur.

5 Beğeni

Buraya aslında bambaşka bir sebeple kayıt olmuştum. Sonra siteyi gezdim, insanların burada gerçekten kurgu konuştuğunu gördüm ve kaldım. Ben de içimi dökmek istedim. Kitabın adını vermeyeceğim, tanıtım yapmaya da gelmedim, kimse gidip bir şey satın alsın istemiyorum. Sadece derdimi, anlayacak insanların olduğunu umduğum bir yerde anlatmak istiyorum.

Altı yıldır bir evren kuruyorum ben. Üç dil tasarladım, her birinin kendi yazım sistemi var. On ikilik bir sayı sistemi kurdum,takvim kurdum, büyü mekaniğini fiziğe oturtmaya çalıştım. Oldu olmadı. Bunları övünmek için yazmıyorum. Bu işin insanın ne kadar zamanını yediğini bilmeyen çok insan var, o kadar.

Sonra kitap çıktı. Ve şunu gördüm, insanlar eleştirirken karşılarında bir insan olduğunu unutuyorlar.

Kendimi yanlış anlatmak istemem, eleştiriye kapalı değilim. İyi olsun kötü olsun fark etmez, eleştiri eleştiridir. “Şu karakterin psikolojisi oturmamış” densin, otururum düşünürüm, düzeltirim. Ama küçümsemek için yazılmış bir cümlenin beni götüreceği bir yer yok.

Bir de kıyas meselesi var. Rüzgarın Adı’nın önsözünde upuzun bir teşekkür listesi vardır. Bilen bilir. Adamın metni okuyup dönüş yapan onlarca insanı vardı. Sanderson’ın hocaları vardı. Martin yıllarca senaryo yazdı. Bunlar onlar kötü yazar demek değil tabi ama hiçbirinin tek başına çıkmadığı demek. Benim bir tane beta okuyucum olmadı. Bir tane. Metni benden sonra ilk okuyan insanlar, kitabı satın alan insanlar oldu.

Ben o adamlarla yarışmıyorum. Öyle bir iddiam da yok. Kötü bir yazar olabilirim, olabilir. Ama davul bile dengi dengine ya.Bu benim nefsani bir düşüncem de olabilir Allah-u Alem. Ama bazı insanlar bana çok acımasız geliyorlar.

8 Beğeni

Sizi bir kere daha takdir ettim…

2 Beğeni

Uzun bir tanışma ve değerlendirme yazısı olmuş… Hoş geldiniz…

2 Beğeni

Hoş buldum, teşekkür ederim. Biraz birikmiş, kusura bakmayın.

1 Beğeni

Yaşadığım yerde güzel :)) bir söz vardır; “oluuu gideee beee”

2 Beğeni

Hoşgeldiniz. Maalesef insanlar acımasızlar ve öyle kalmaya devam edecekler. Bir kitabı yayınladığınızda bunu herkese açık yaptığınız için iyi eleştiriler geleceği gibi hakaret bile edenler, küçük görenler olacaktır. Bahsettiğiniz büyük yazarların da başına bunlar gelmiştir ve hala da geliyor. Göğsünüzü gerip doğru olduğunu düşündüğünüz şeyi yapmaya devam etmelisiniz.

Ben biraz farklı bir noktadan da yaklaşmak istiyorum ama konuya. Sizin bu kadar zaman ve emek verdiğiniz o koca dünyayı tanıması için harcaması gereken büyük emeği okuyucudan beklemek ne kadar doğru ya da gerçekçi? Ben ortalama üstü kabul edebileceğiniz bir fantastik okuyucusu olarak Sanderson’ın bile dünya yaratımına artık katlanamıyorum. Yazarın muhteşem bulduğu fikirler bir yerden sonra yeter bu kadar detay, aksiyon nerede be kardeşime dönüşüyor ve bu konuda yalnız değilim. Dünya yaratmak inanılmaz keyifli olsa da onlarca farklı dünya okuduktan sonra yeni bir tanesini daha keşfetmek inanın çoğu zaman zahmete değmiyor. Rüştünüzü ispat edene kadar (bilinen, iyi satan bir yazar olana kadar) okurdan daha az emek isteyecek eserler vermek daha mantıklı bir seçim olacaktır. İlla üçleme yazmak istiyorsanız da kendi içinde başlayıp biten, epik olmayan fantastiklerin okuyucu tarafından daha kolay okunduğunu hesaba katarak belki de bu yöne ilerlemek daha iyi olabilir. (misal Robert jackson Bennett bu konuda ilk aklıma gelen yazar).

8 Beğeni