Çizimleri ve konusu çok güzeldi. Çizimlerine bayıldım. Filmi de harikaydı.
Aksiyonu bol ve karakterlerin kendine özgü özellikleri var. Efektleri ve dövüş sahneleri çok harika. İzlemeyen herkese öneriririm.
Area 88
Top Gun’dan bir yıl önce yapılmış, bol uçaklı bir miniseri. Dost bildiği adamın oyununa getirilip kendini 80’lerin başında kurgusal bir Doğu Akdeniz ülkesi olan Aslan’daki iç savaşa lejyoner pilot olarak bulan bir gencin dramını işliyor. Uzun zamandır izleme listemdeydi ve diyebilirim ki, mükemmel. Son bölümde karakterler kokpitten Shin’ veda ederken ben de monitör başında onlara veda etmeden duramadım. Ayriyeyeten zaten daimi favorim olan Kaneto Shiozawa’ya saygımı katmerleyen bir iş oldu.
10/10
Bubblegum Crisis
Bubble Age’e adanmış, video klip tadında bir destan diyebiliriz Bubblegum Crisis için. Youmex ismi sizin için bir anlam ifade etmiyorsa bile muhtemelen izledikten sonra fazlasıyla edecektir. Büyük bir deprem sonrası yıkılan Tokyo’nun yeniden inşa edilmesi için yaratılan sibernetik makineler olan Boomer’ların karıştığı ve polislerin yetersiz kaldığı şiddet olaylarıyla mücadele etmek için bir milyonerin kurup bir araya getirdiği bir vigilante grubu olan Knight Sabers’ın Boomer saldırılarının arkasında yatan komployu ortaya çıkartma çabalarını işleyen bir konusu var. (Öte yandan 4. ve 8. bölümde olduğu gibi slice of life tadında, yazdığım sinopsis ile pek de bağlantılı olmayan iki bölüm de mevcut) Her ne kadar ekonomik sorunlar yüzünden erken final yapılmak zorunda kalındığından ötürü kimi açılardan eksik kalmış gibi hissettirse de sadece 5. , 6. ve 7. bölümlerdeki hissiyat için bile izlenebilecek bir iş.
8 / 10
Bubblegum Crash
Daha iyi animasyonlara sahip olmasına karşın orijinal seriyi yaratan senarist ve yönetmenlerle çalışılmadığı için eski serinin büyüsünü yakalayamayan, Sylia dışındaki karakterlerin bir kişiliğe sahip olduğunu bile çoğu zaman hissettiremeyen bir iş olmuş. Önceki serinin yaratıcısı Kenichi Sonoda’nın bile canon olmadığını söylediği, aynı zamanda suit up theme olarak da kullanılan açılış şarkısı dışında akılda kalıcı tek tını ortaya koyamayan, orijinal seride Priss’in sesi olan Kuniko Ohmori’nin yokluğunu dolduramayan, tüm zamanların en tahmin edilebilir son bölümüne sahip olan, anca harcayacak çok fazla zamanınız varsa gözatabileceğiniz bir seri.
6 / 10
Armored Trooper Votoms: Pailsen Files
Hazır geçtiğimiz aylarda Votoms efsanesinin tüm parçalarını, daha önce yüksek çözünürlükle hiç izleyiciye sunulmamış örnekleri de dahil olmak üzere bir araya getiren Perfect Soldier Blu Ray setinin nete düştüğünü farketmişken bu vesile ile seriyi 14 yıl sonra yeniden açıp izleyesim geldi ve serinin yarısını bir solukta izledim. CGI animasyonların daha iyi olabilecekken olamamasını saymazsak (ki alışılamayacak gibi bir seviyede de değil gerçi), anlatımsal olarak günümüzün çoğu serisine tur bindirecek kadar iyi. İster Armored Trooper Votoms’un 1983’deki klasik serisini daha önce izlemiş olun, ister prequel’leri ile bu efsaneyi keşfe çıkmış olun, Pailsen Files hala değerini zerre yitirmemiş örnek bir bilimkurgu Anime eseri.
8.5 / 10
Mobile Suit Gundam: Hathaway’s Flash Part I
Son cümlede söyleyeceğimi ilk cümlede söyleyeceğim. Evet, bu Anime’yi ne genel Universal Century olay akışı konusunda fikir sahibi olmayan, ne de herhangi bir Gundam izlememiş bir izleyici olarak bile zevk alarak izleyebilirsiniz. Koronavirüs pandemisi sebebiyle çoktan bitmesine karşın 2-3 kere ertelenen, nihai gösterim tarihinde ise hem Shin Evangelion hem de son Rurouni Kenshin filmiyle gişede savaşmak zorunda kalan film, Shin Evangelion’un ilk gün ve ilk hafta hasılat rekorlarını egale etmeyi başararak son 30 yıldır vizyona giren en başarılı uzun metraj Gundam filmi olmayı da başardı. Yönetmen Shuko Murase ve uyarlanan orijinal romanın yazarı Yoshiyuki Tomino, bu yapımla UC evreni Gundam serilerinin işlediği genel perspektifin odağını sokaktaki vatandaşın hayatını etkileyen sorunlara indirgemiş ve bunu da net bir iyi-kötü ayrımı yapmamayı seçerek oldukça da başarılı da olmuş. Yapım bir üçlemenin ilk filmi olarak teknik olarak riskli seçimler yapmasına (Mobile Suit’leri gördüğümüz sahnelerin filmin süresinin aslında çok kısa bir kısmını içermesi, bu kısımların da sürece yarısına yakınında diğer Mobile Suit’leri kokpitin panoromik ekranı hizasından 1. kişi perspektifinden görmemiz, şehrin ortasına zebellah gibi uzaylıların peydah olduğu Macross Frontier’in ilk bölümünde şehrin hala ışıl ışıl aydınlık olması gibi durumlara tezat teşkil edercesine sadece birkaç ay gerimizde kalmış Tel Aviv bombardımanından farksız gece sahnesine sahip olması, boş kovanların yerdeki halılarda yanık izi bırakması, kadraja giren İngilizce metinleri ne kadar uzun olursa olsunlar durdurup zoom yaparak okuyabilmek, hatta uzayda ses çıkmamasına varana dek sayısız detaydan bahsediyorum) karşın bu yükün altından yüz akıyla çıkan bir çalışma olmuş. Yapım her ne kadar daha çok stand alone bir film olması için özel olarak hazırlanmış gözükse de Mobile Suit Gundam: Char’s Counter Attack gibi önceki UC işlerinden sonra izlenirse, farkedildiğinde hoş bir his bırakan birkaç easteregg’e de ev sahipliği yapıyor. Kısaca bu film hem Sunrise’in sonraki işlerine saygınızı arttıracak, hem teknik anlamda kusursuz, hem de gerçek dünya problemlerine kafa yorarak hedef kitlesini en baştan yetişkin kitle olarak belirleme cesaretini gösteren, külliyat içinde bile farklılığını belli eden bir iş.
8.8 / 10
-Baoh: The Visitor
JoJo’s Bizarre Adventure’u fazlaca seven bir arkadaşın ısrarı üzerine izlediğim, Hirohiko Araki’nin bir önceki Manga’sının uyarlaması. Eğer zaten az sayıdaki karakterin neredeyse tamamını orijinal Mobile Suit Gundam ile meşhur olmuş seiyuu’lar seslendirmiyor olsa ve sadece Hideaki Anno işi olabilecek detaylı bazı animasyon sekansları olmasa bende zerre iz bırakmayacaktı diyebilirim. Hayatımda izlediğim en gereksiz, en boş, en vakit israfi Anime’lerden biri olabilir, tek tesellim oneshot bir OVA olması. Gerçi Elfen Lied seven gencolar severek izleyecektir diye tahmin ediyorum.
4.5 / 10
İzleyeli 1 hafta oluyor, şimdiden özledim bu animeyi. Yavaş yavaş izlesem de animenin bitmesini istemesem de bitti sonunda. Bu anime benim için unutulmazlar listesine girdi. Şu ana kadarki izlediğim en iyi, en eğlenceli saf komedi animesi oldu ayrıca. Ayrıca bütün op ve ed müziklerini sevdiğim nadir anime vardır. Bu anime de onlardan biri artık. Bence absürd komedi alanında ödül bile almalı.
Animeye dönecek olursak öncelikle bu animeyi yeni başlayanlara tavsiye etmem. Çünkü birçok animeye göndermesi vardı. Aralarında izlemediklerim de vardı. Sonradan yorumlardan gördüm. Tüm klişe durumlarıyla alay etmesi, dördüncü duvarın aşılarak seyirci ile konuşulması ve bölümlerin hemen hemen birbirinden bağımsız olup tam kafa dağıtmalık anime olmasıyla çok iyiydi. Bu anime/manga serisi için gerçekten güzel bir ekip uğraşmış ve güzel iş bir iş çıkarmış dedirtiyor. Ara sıra rastgele bölümünü açıp izleyecebileceğim bir anime oldu böylece. Konuların uzamadan işlenmesi, her bölümde 4 konunun işlenmesi de çok iyiydi. Böylece tempo da hiç düşmedi.
Saiki zaten absürd komedi animesi. Absürd komedinin yanında Saiki’nin fantastik güçlerinin olması çok hoşuma gitti. Absürd komediye çok iyi uyum sağlamış. Maşallah her gücü de var. Telepati, telekinezi, ışınlanma, zamanı geri alma ve zamanda yolculuk en başlıca güçleri sanırım.
Diğer karakterlerin de hepsi uç noktalarda olmasıyla absürd komedinin tam hakkını verdi.
Son olarak, son sezon olarak geçen netflix’in yaptığı 6 bölüm biraz sırıtıyordu ama yine de güzeldi bence.
9/10
Edit: animede geçen şu müzik tam benim zevkime uygun. Soran olursa benim müzik zevkim bu diyeceğim bundan sonra
Anohana: The Flower We Saw That Day
11 bölümlük kısa bir anime olmasına rağmen özellikle final bölümünü izlediğimden beri ağlıyorum. (Yaklaşık 2 saat oldu bitireli.)
6 çocuktan oluşan bir arkadaş grubu 3 erkek (Jintan, Yukiatsu ve Poppo), 3 kızdan (Menma,Anaru ve Tsurumi) oluşuyor. Birbirlerinin çocukluk arkadaşı olan grup Menma’nın ölmesi ile dağılıyor ve ayrı yollara sapıyorlar.
Sonunda ölen arkadaşları Menma’nın hayaleti Jintan’a musallat oluyor ve Menma’yı bir şekilde sadece o görebiliyor, böylece grubun yolu tekrar kesişiyor ve arkadaşlarını cennete göndermenin yolunu arıyorlar.
Konusu kısaca böyle anlatılabilir. İnanılmaz sıcak ve tatlı bir hikayeydi. Büyüyüp ergenliğe geçtiğimizde yaşanan kimlik karmaşası çok güzel anlatılmış. Hepsi bir yol çizmeye çalışıyor ama çocukluklarında yaşadıkları peşlerinden geliyor. Çözümü yine birbirlerinde bulmalarını izliyoruz aslında.
Çok çok güzel bir animeydi. Müzikleri de harikaydı İzlememişseniz mutlaka ama mutlaka izleyin .
Kesin ben de böyle olacağım mütemadiyen sulu göz biri olarak . Tesadüf eseri başlayıp böyle etkilenmeyi hiç beklemiyordum. Başlarken kapakta Menma’yı görüp aa ne tatlı bir şey kesin çiçekli böcekli minnoş bir animedir diyerek açmıştım.
eski japonya da geçen insanlar ve iblislerin mücadelesini konu edinen çok keyifli bir anime.İlk 5 6 bölüm ağır ve oturaklı bir yapısı olan ve ardından komedi ve vurdulu kestili bölümlerle ilerleyen her animede olduğu gibi karekter geçmişlerine çok ağırlık veren bir yapım.Başlarda resmin en sağında duran domuz kafa ve sarı kafaya çok ayar olmuştum ama şuan en sevdiğim karekterler oldu:)Bu diziyi kesinlikle tavsiye ederim.
Hocamlar ben vakit gömdüğüm her türlü eserde kalite arayan birisiyim. Animelerde de her önüme geleni izlemem, seçici davranırım. Animasyon, senaryo, koreografi, kompozisyon, karakter gelişimi diye bikbik öterim sıklıkla.
Fakat bu prensiplerimin insan içinde genelde pek söylemediğim bir istisnası var: romantik komediler. Romantik komedi animeleri benim yumuşak karnımdır, kalite aramam. Premise ilginç gelirse izlerim. Hatta bazen gelmese de izlerim. Genelde de, allah affetsin, eğlenirim. Yapıcak bir şey yok ben böyle birisiymişim belli ki.
Neyse. Bu animeye de rastgele bir şekilde denk geldim. Dedim izlenir bu, hatta bir risk aldım eşimle beraber izledik. Beklentilerimizin çok üstünde çıktı; baya baya kaliteli bir esermiş bu yahu.
Ana karakter düzgün sakin bir eleman; Hachiman gibi düşünün ama daha iyimseri. Hanım arkadaşıyla beraber gençleri garip süpernatürel fenomenlerden psikanaliz yoluyla kurtarıyorlar. Atom parçalamıyorlar ama güzel noktalara değiniyorlar, hoş gözlemler, tespitler var.
Yer yer gözlerimiz doluyor, yer yer cringe etmekten içimiz yanıyor, yer yer gülmekten yarılıyoruz. En sevdiğim şey Sakuta ile Mai’nin seri boyunca atışmaları oldu, pek tatlılar .
Sonuçta baya keyif alarak izlediğim bir eser oldu bu.
Benim için de öyle olmuştu. Bence romantik komedi animeleri konusunda biraz titiz olunmalı. Piyasadaki çoğu romantik komedi insanın zekasıyla alay edecek derecede kötü. Bunny Girl o saçma sapan romcom yapıtların arasından sıyrılıyor.
Romantik komedi dalındaki favori serilerimi sıralasaydım: Monogatari serisi, Oregairu ve Bunny Girl derdim. Monogatari serisi romantik komedi ağırlıklı olmasa da 1. sezonu, yani Bakemonogatari’de, Senjougahara (anime tarihindeki en sağlam kadın karakterlerin başında gelir) ile Araragi arasındaki atışmalar çok samimiydi.
Bu maalesef doğru. Özellikle ilk bir iki bölümden sonra premise ile n’apacağını bilemeyip saçmalıyor çoğusu. Onları yarıda bırakıyorum hocam o kadar da değil
Oregairu benim de favorilerimden. Son sezonunun hiç var olmadığına inansam da. Monogatari serisini de izleyeceğim kararlıyım; serinin tamamı, ve farklı seriler arasındaki ilişkileri çizge formatında gösteren bir döküman bir kaç aydır HDD’mde, fakat bir türlü cesaretimi toplayıp giriş yapamadım. Henüz, hahah.
Keşke. Sırf Serideki çekişmeyi ve fan kitlesinin ilgisini artırmak için 9 bölüm Yuigahama izlettiler. Oregairu izleyecek olanlara artık ilk olarak novelini okumasını öneriyorum.
Şiddetle tavsiye ederim. Seriyi beğeneceğinizi umuyorum. Serinin yaratıcısı favori yazarlarımdan biridir. Ve mangaka, Japon yazar sıfatına indirgeyerek sınırlamıyorum. Dâhi olarak gördüğüm birkaç yazarın içerisinde yer alır. İzleyeli de uzun zaman oldu. Belki abartıyor olabilirim, bana güven olmaz. Beğenmezseniz, Malazan ve Sandman hakkında ileri geri konuşabilirim. Şantaj söylemlerini de kabul etmiyorum.
Romantizm ile pek aram yok. Genelde uzak dururum. Ama romantik komedi deyince aklıma Kaguya-sama geliyor. Romantizm sevmeyenlerin bile çok beğenerek izlediği çok eğlenceli bir animeydi. @Orhan_Kolibandi hocam da aynı fikirde sanırım. Bu sohbette bu animenin de adı geçmeli bence.