Öldümek için çırpındıkları, elinde sadece kılıç olan kadını otomatik silahlarıyla köşeye sıkıştırmışken(çember içine almışken) ve tek yapmaları gereken tetiği çekmek iken neden kılıca doğru koşup teker teker öldüklerini kafaya takmazsan güzel aslında.
Filmi bugün izledim. 2 saat 40 dakika olsa da belli bir yerden sonra alıp götürüyor gerçekten. İlk başlar biraz sıkıcı gelebilir bazılarına ama orayı atlatmak çok önemli.
Kitabı okumadığım için sadece film özelinde konuşursam, Martian gibi biraz daha ayağı yere basan, kısmen ağırbaşlı bir yapım beklerken tam anlamıyla bir çocuk filmi ile karşılaşmak beni hayal kırıklığına uğrattı. Bunun haricinde görselliği güzel, her aile/çocuk filmi gibi eğlenceli bir yapım olmuş.
İlk filme nazaran hayli güzeldi. Dövüşler güzelce ve fatalityler idare ederdi. Mantıklı ve öngörülebilir ama sönük bir sonu vardı… Çok sönüktü. Gönül Scorpion, Liu Kang istedi ama onlar bize Kitana verdi. Ayrıca filmin sonu ilk Mortal Kombat(1995) filminin sonuna güzel bir göndermeydi(ben öyle algıladım). Yine ayrıca o Techno Snydrome’ un yeri filmin sonu muydu ey yönetmen? Bütün film ha çalacak ha çalacak diye bekledim durdum. Umarım üçüncü filmde kullanırsın gerektiği gibi.
Genel olarak beğendim ve mutlu ayrıldım diyebilirim. Tabii Paribu Cineverse’ ün çamurdan hallice görüntü kalitesinden fırsat bulabildiğimiz ölçüde.
“B FİLM” türünde 1984 yılı İtalyan yapımı bu korku filmde bir hayvanat bahçesine sızan kımyasal bir sıvıyı içen hayvanların çıldırıp terör estirmesi işleniyor. Sonu sürprizli filmlerden. İyi seyirler.
Konusuna gelirsek; Lionel adlı karakterin annesi, fare-maymun tarafından ısırılarak hastalanır ve olaylar bu şekilde gelişmeye başlar. Kibele gibi iyice gözümüzde büyüyen Lionel’ın annesi, oğluna yaptığı eziyetlerini katlayarak arşa çıkarır. Eve gelen misafirleri kötü sürprizler beklemektedir.
‘‘Kıyamet sonrası bir dünyada iki çocuğuyla birlikte hayatta kalmaya çalışan bir kadının ve iki çocuğunun gerilim dolu hikâyesi.’’ Çok fazla beklentiye girmeden izlendiğinde güzel sayılabilecek bir film. Daha çok psikolojik gerilim diyebiliriz.
LA CASA 3/ GHOSTHOUSE
Meraklı bir kişinin tesadüfen bir telsizden, yardım sinyali alması üzerine, terk edilmiş, lanetli bir eve gitmesini konu alan ürkütücü mü ürkütücü bir korku filmi.
Bir evde oyuncak bebekler ve hayaletli olayların baş gösterdiği doğa üstü, hayaletli filmleri seviyorsanız, 1988 yılı İtalyan yapımı bu korku filmi tam size göre.
Peter Jackson’ın yazıp yönettiği ve en uzun süreli rolüyle de yer aldığı film, splatter tarzında.
Yeni Zelanda’nın küçük bir sahil kasabasının bütün sakinleri bir anda ortadan kaybolur. Kasabayı, insan kılığındaki uzaylılar istila etmiştir. İnsanları, gezegenlerindeki fast-food zinciri için kaçırmak istemektedirler. Bunu fark eden hükümet, uzaylıları yok etmek için bir ekibi kasabaya yollar ve olaylar gelişir.
Filmi çok sevmesem de ilginç buldum. Birkaç sahnesi gerçekten iyiydi. Vakit öldürmek için izlenebilecek filmlerden.
Bir yerden sonra korku öğeleri ağır basan bir bilimkurgu. Çok iyi bir film olabilecekken olamamış bence. Genel olarak iyiydi diyebilirim ancak beklentimin altındaydı.
Uzun uzadıya yazmayacağım övgüyü hak eden bir yanı yok .Roblox videolarındaki gibi bir senaryosu vardı,kopuk ve ne anlattığının senaristin kendisinin bile fikri yoktur.Elite paralı asker topluyoruz ama işlev ve vasıf sıfır.İki çocuk babası adam daha survivor ve durumun farkında her şey şans…
Puan 4.5
Ben koyu bir Star Wars hayranı olduğum için benim beklentilerim daha farklıydı. Ben sevdiğim bir şeyin kötü olmasına takılıyorum işte. Aslında ederi 4-5 arası bir şey de +1 fazladan verdim ben.
Filmden ziyade daha çok Mandalorian dizisinin ortalama puana sahip 2 bölümünü arka arkaya izliyormuşuz gibi bir şey film. Lokantaya gidersin de ana yemek söylersin yanına da meze getirirler ya. Film o meze işte. Sen iştahlı iştahlı bir şey bekliyorsun. Abi al atom sür lavaşa diyorlar.
Bu hali bir de elden geçirilmiş, düzenlenmiş hali. Bunu da belirteyim.
Küçük bir balıkçı kasabasında, somon balıklarının büyümesini hızlandırmak için bir fabrika büyüme hormonları kullanır. Ancak bu kimyasallar denize sızarak mutasyona yol açar. Bunun sonucunda yarı insan yarı balık olan yaratıklar ortaya çıkar ve insanlara saldırmaya başlarlar. Kasaba sakinleri, fabrikayı yararlı ve zararlı bulanlar şeklinde ikiye ayrılıp birbirleriyle mücadele ederken bir yandan da yaratıklarla baş etmeye çalışırlar.
Filmin +18 olduğunu da belirtmek gerek. Filme; kadın yönetmenin rızası dışında, yapımcının filmi daha satılabilir kılmak için gizlice çektirdiği sahneler eklenmiş. Bu nedenle film, sansüre uğramış ve tepkilerin odağı haline gelmiş.
Biraz Jaws, biraz Alien, biraz da Creature from The Black Lagoon’dan etkilenilmiş gibi.
“Doğa, her zaman intikamını alır.” mesajına sahip olan Monster; '80ler korku filmlerini sevenlerin ilgisini çekebilir.
En sevdiğim oyunlardan biri olan Parasite Eve’in 97 yapımı filmini seyrettim.
Film ve oyun Hideaki Sena’nın aynı isimli kitabından uyarlama. Kitabın ingilizcesi malesef bulunmuyor. Ebay fiyatları 700$ 1000$ 1500$ diye gidiyor Bende ebook okumayı sevmediğim için kitabını çok istesem de hala okuyamadım. Yakınlarda Portekizce şöyle güzel bir baskısı da yapıldı.
Film öyle yüksek bütçeli bir yapımdan ziyade ortalama üzeri bir live action filmiydi. En azından sırf yapmış olmak için yapılmış bir filmden ziyade işi hayli ciddiye aldıklarını izlerken fark edebiliyorsunuz. Oyunları seven varsa, oyunun öncesini konu alan gayet izlenebilir bir bilimkurgu gerilim filmi olmuş. Filmi nereden bulup izleyeceğim diye hayıflanırken youtube’da olduğunu gördüm