En Son İzlediğiniz Film?

Dün Cuando Acecha La Maldad (When Evil Lurks) isimli filmi izledim. Çok bir beklentim olmadan açıp izledim ama genel itibarı ile filmi bayağı beğendim.

Cuando Acecha La Maldad, temelde Arjantin yapımı “Musallat” temalı bir korku/gerilim filmi. Özellikle bu tür dahilinde Amerikan sinemasında sürekli denk geldiğimiz jumpscare’ler ve evin içinde duvardan duvara vurulan kurbanlardan ziyade tamamen folklorik anlatı temeline sahip, kırsal bir atmosferde geçen, tekinsizliğin ön planda olduğu bir body horror filmiydi.

Başta karakterlerin mantıksız davranışları ve yardımcı oyuncuların yetersizliği olmak üzere eksikleri var. Bütçeleri yeterli olmadığından mıdır bilmemekle beraber film yer yer hayli “ucuz” hissettiriyor. Sanki biraz daha yüksek bir bütçe ile çok daha iyi bir filme dönüşebilirmiş.

Her şeye rağmen son dönemde “iyi ki izlemişim” dediğim filmlerden biri oldu.

4 Beğeni

Avatar Aang: The Last Airbender (2026)

5 Beğeni

It’s a Wonderful Life

iyi hissettiren filmlerden, bir klasik.

Sinners

Harika bir görselliği var, onun dışında ortalama bir film gibi geldi.

The Lighthouse

Farklı bir film. Kafa karıştırıcı ve güzel, daha vurucu bir son beklerdim.

5 Beğeni

Mercy (2026)

Yapay zeka hakimin yargılama yaptığı bir adalet mekanizmasında masumiyeti kanıtlamak için 90 dakika var. Eksikleri ve bazı klişeleri olsa da kendini izlettiriyor. Bu konudan çok daha iyi bir film çıkabilirdi.

4 Beğeni

Bu tür filmlerde en sevmediğim şey tek bir adamın sistemi çökertebilmesi. Koca sistem kurulmuş, belli ki üzerine düşünülmüş, karar verilmiş. Sonra bir adam gelip sistemin foyasını ortaya çıkarıyor ve her şey düzeliyor.

2 Beğeni

IMG6326

3 Beğeni

2020 ve sonrası korku filmleri arasında dikkat çekici filmlerden biri benim için. Yerel inanışları anlatan filmleri seviyorum. Eğer seyretmediyseniz “The Dark and the Wicked-2020” ve “Oddity-2024” filmlerine de bakmanızı önerebilirim.

2 Beğeni

Teşekkürler. İkisini de izlememiştim. İzlenecekler listesine yazdım :slight_smile:

1 Beğeni

Little Man gel bakalım çocuk adam şakasından bile daha kötü bir film.

The People vs. Larry Flynt ise daha önce nasıl izlememişim dediğim filmlerden oldu. Little Man’dan sonra çöldeki vaha gibi geldi. Drama sevenler kaçırmasın.

Spawn’ı çocukken izlemiştim o zamanlar tv de 18 yaş uyarısıyla yayınlanıyordu pek izletmediler sanırım filmi hatırlamıyordum. Geçen arkadaşlarla sohbet ederken bahsi geçince tekrar bir bakayım dedim. Zamanına göre gayet başarılı bir film yapmışlar. Keşke devamı da gelse dedim hatta.

Uzun zamandır izleme listemde olan bir filmdi. İzlerken epey keyif aldım. Çocuk ya da çocuk yaştakilerin izlemesini önermem.

Müthiş bir filmdi. Soluksuz izledim diyebilirim. Çoğu kişi beğenmiyor bu filmi ama bence çok iyiydi. Yine çocuklar için uygun olmadığını belirteyim. Gerilim ve gizem sevenler kaçırmasın.

7 Beğeni

hayırrrr little man bir şaheserdir, hakkında asılsız konuşmana izin veremem. Şaka bir yana yıllardır görmediğim bir film, çocukluğumda bir yerden CD’sini bulup onlarca kez izlemiştim. Çok da eğleniyordum izlerken :sweat_smile: Şimdi bazı sahneleri aklıma geldi ve ne kadar kötü bir film olabileceğini anladım, yine de biraz nostalji için şans verebilirim.

2 Beğeni

Bazı filmler zamanında güzel. Little Man şu an izlense gerçekten leş gibi bir zaman kaybı gelirdi bana. Ama 20 yıl önce, Scary Movie filminin arkasındaki Wayans kardeşlerin filmiymiş bu deyip izlemiştik arkadaşlarla ve çok gülmüştük.

2 Beğeni

Keşke yarım puan verseymişim. Tüh. :grinning_face_with_smiling_eyes: Bazı şeylerin izlediğin, oynadığın tükettiğin her neyse onu hangi yaşta nasıl bir ortamla tüketmenle alakası olabiliyor. Bazı eserler ise zamansız oluyor. Aradan 50 sene geçsin açıp izleyip keyif alabiliyorsun. Bu tamamen kaliteyle alakalı. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin Esaretin Bedelini açıp izlerim denk geldikçe her şeyiyle seni ekrana kilitler. Bazı filmler var mesela bunun gibi tv’de denk gelsem hemen kanalı değiştiririm. :grinning_face_with_smiling_eyes:

3 Beğeni

Insidious ve Insidious Chapter 2’yi izledim.

Ben hem yönetmenleri aynı olduğu için hem de korku filmi reyiz Patrick Wilson başrolde olduğu için Conjuring evrenine dahil bir yapım sanıyordum ama değilmiş. Chapter 2 tam olarak ilk filmin bittiği yerden başlıyor ve ilk filmdeki bazı sahneleri anlamlandırmada büyük rol oynuyor. O yüzden bunları tek bir film gibi de düşünebilirisiniz.

Ben genel olarak korku filmlerinde, insanların 3-5 saat önce şeytan tarafından duvardan duvara vurmasına rağmen sabah hiçbir şey olmamış gibi uyanıp mısır gevreği yemeleri, evde gezen gelinlik giymiş hayaletler görüp “yanlış gördüm galiba” deyip yatıp uyumaları vs. gibi insani olmaktan çok uzak tepkiler verdiği korku filmlerini pek sevemiyorum. Bu film de bunun benzer bir örneğiydi. Kendi türü içinde değerlendirdiğimizde ortalama bir yapımdı.

5 Beğeni

Rush - 2013

Film, F1 pilotları James Hunt ve Niki Lauda arasında ki efsanevi rekabeti anlatıyor. Olayları Niki Lauda ya daha yakın bir perspektiften izliyoruz. Konu, senaryo, oyunculuklar, çekim kalitesi iyi.

Spor avrupa malı, takımların biri ingiliz değeri italyan, çekildiği yer almanya, karakterlerden biri ingiliz diğeri avusturyalı, film amerikan (Sayılır) filmi ve hayret edilecek şekilde içerisine bir amerikalı sokuşturulmamış. Ve ne yazık ki bedelini amerikan gişelerinde ödemiş. Neyse ki dünyanın geri kalan gişeleri filmi kurtarmış. Gerçek olaylardan alınmış (Esinlenmemiş), hatta o kadar gerçek ki, filmi seyrettikten sonra Niki Lauda “Kaka! Bu gerçekten benim” demiş. “Rakibin de onurlusu” dedirten Hunt vs gazeteci sahnesi, izlediğim filmler arasında en favori sahnelerimden biridir. Filmi severim, arada açar seyrederim.

Hızlı yaşayan James Hunt, ne yazık ki motto ya uygun şekilde, 1993 yılında, daha 45 yaşında kalp krizinden ölmüş. Niki Lauda ise, film çekildikten 6 yıl sonra, 2019 da, 70 yaşında hayatını kaybetti.

Not: Film yütüp üzerinden Türkçe dublajlı seyrediliyormuş muş. Ben izleyenlerin yalancısıyım.

8 Beğeni

Türkçe dublajlı versiyonu sansürlü o yüzden zamanında malum yerlerden sansürsüz halini bulup indirmiştim hala flash belleklerin birinde duruyor.

2 Beğeni

Martyrs, internette denk geldiğim “Rahatsiz Edici Filmler” listelerinde sürekli üst sıralarda olan bir filmdi. “İzleyeyim, ben de rahatsız olayım.” deyip nihayet izledim.

Film aslında boş bir “kendimizi keselim biçelim” filmi değil. Sahne sahne tabi ki bahsetmeyeceğim ama genel gidişattan bahsetmeden film hakkında konuşmak imkansız. O yüzden Spoiler’dan çekiniyorsanız okumayadabilirsiniz…

Gerek dolorizm başta olmak üzere felsefede, gerek uzun süreli fiziksel acılara maruz kalan kişilerin tanrıya yaklaşması veya günahlarının affedilmesi şeklinde farklı din ve mezheplerde karşımıza çıkan, fiziksel olarak acı çekmenin ve bu acılara dayanmanın, beden ruh ilişkisi neticesinde insanı olduğu halinden koparıp “ermişlik” mertebesine dönüştürmesi konusunu bir adım daha öteye taşımaya çalışan bir yapım. Hissedilebilen en büyük fiziksel acılara katlamanın sonucunda ölüm sonrasını deneyimleyecek kadar ruhun ve bilincin özgürleşebilmesini konu alıyor.

Martyrs, amacı kurbanların yaşayacağı “öteki dünya” deneyimini kendilerine aktarabilmesi için genç kadınlara bir insanın hissedebileceği en büyük fiziksel acıları çektirerek, bilinçlerini özgürleştirip ölüm sonrasını görmelerini sağlamaya çalışmak olan bir tarikatın temelinde şekilleniyor. Film aslında 2 bölümden oluşuyor. İlk bölüm gençliğinde bu tarikat tarafından işkenceye maruz kalmış, psikolojik travmalarla boğuşan bir kadının intikam ve pişmanlık hikayesi iken ikinci bölüm bu kadının yakın arkadaşının da aynı tarikat tarafından uygulanan “özgürleştirilme prosedürünü” adım adım işliyor. Bundan mütevellit içinde fazlasıyla fiziksel şiddet ve işkence sahneleri barındıran bir yapım.

Türkiye’de kadına şiddet konusu malum çok daha hassas bir konu olsa da film veya felsefe kulüplerinde sahne sahne üzerine konuşulup tartışılabilecek bir yapım. Ben beğendim…

6 Beğeni

Sanırım, şimdiye kadar izlediğim en rahatsız edici/ürkütücü film olabilir bu.

3 Beğeni

Filmimiz Weapons ve Barbarian’ı çeken yönetmenin filmi. Ben Weapons’ı ortalamının bir tık üstü bulup Barbarian’ı ise ortalamanın altında bulan birisiyim. Bu filme gitmeden önce de ortalama bir şey yapar izler geçeriz kafasıyla gittik. Hatta filmin ön incelemelerinde çok fazla komiklik var, epey komediye kaçmış yorumları gelince eyvah demiştik ama o yorumları dikkate alıp büyük ölçüde çıkartmışlar filmden ama tamamen çıkartılmış gibi değil. Filmde bolca durum komedisi var ve Marvel ile hayatımıza giren sulu saçma sapan çocuksu şeyler belli bir düzeyde var maalesef. Bunlar benim hoşuma gitmedi ve tadımı kaçırdı kaçırdı açıkçası. Oyunlarda da şakalar vardır, göndermeler bol bol vardır. Esprili şekilde laf sokma vardır hatta durum komedisi de vardır ama oyunu bitirdiğiniz zaman yahu ne güldüm, Leon ne espri yaptı. Ada nasıl eğlendirdi vs demezsiniz. Jill bir yere sıkışacaktır son anda kaçarsınız ve diğer karakter az kalsın Jill Sandwich olacaktın der gibi şeyler vardır. Yine filmde cringe sahneler var. Bu yönetmenin filmlerine sürekli bir tempoyuı kaçırtayım şuraya da bir espri denemesi yapayım huyu var. Şu işten de sinemanın artık kurtulması lazım bence. Oyundan bir örnek göstereyim.

Ana karakterimiz klasik korku, gerilim filmlerinde oynayan aptal karakterlerden. Ne yapacağını ne yaptığını bilmeyen kendini olayların ortasında bulmuş eğitimi olmayan birisi. Yani oyunlarla bağ kurmamız gerekirse diye ufaktan bir dokunuş diyelim hadi. Pek oyunlarla da bir bağ kurayım şöyle bir lore yapayım kafasına da girmiyor. Fakat oyunlardan enstantane taşıyor. Klasik bir iki Resident Evil oyunlarını oynamış kişilerin göreceği dokunuşlar ve en bilindik isimler var. Onun dışında Resident Evil ile alakası uzaktan selam veren bir vatandaş konumunda. Buna rağmen bence çekişmiş en iyi Resident Evil filmlerinden birisi özellikle çekim tekniği açısından muazzam buldum ben. Bu yönetmenin yaptığı en iyi iş bence. Bazen kameranın FPS açısına geçiyor gibi hoş şeyler var. Renk kullanımı hoşuma gitti. Gelelim tempoya. Tempo bu adamın yaptığı her film gibi iyi başlıyor sonra düşüyor düşüyor belli bir skalada stabil kalıp bitiyor.

Ben yolculuk hikayelerini sevdiğim için sıkılmadan izledim zaten 1.30 saat civarı sürüyor film. Çok uzun değil hatta 10-15 dk daha erken bitse daha iyi olurmuş. Çok çok iyi bir film hatta müthiş bulanlar var. Ben o kadar yükselmedim lakin sıkılmadan çıtır çerez bir şey arıyorsanız izler geçersiniz ve bir daha da izleme isteğiniz büyük ölçüde olmaz.

Seriyi çok seven birisi olarak keşke daha oturaklı ve tempo sorunu olmayan ve hatta yapılan komikliklerin %95’inin çıkartıldığı bir şey izleseydik diyorum.

8 Beğeni

Gokseong (The Wailing) filmini seyrettim.

Gokseong uzak doğunun folklorik korku anlatılarını temel alan musallat temasına sahip gizem-gerilim türünde bir yapım. Filmin ilk kısımlarında filmin ana karakteri olan, uzak doğu sinemasında sıkça gördüğümüz miskin, beceriksiz, ciddiyetsiz taşra polislerinin kasabadaki ölümleri mizahi bir temada anlamlandırmaya çalışması işlenirken, doğaüstü olaylar açığa çıkmaya başladıkça iş yavaş yavaş çok daha ciddi bir hal alıyor.

Filmde gerçekçilik hissini arttırmak için VFX kullanılmaması hoşuma gitti. Sinematografik açıdan da oldukça tatmin ediciydi. Spoiler teşkil edeceği için hikayedeki eksiklerden ve yer yer atmosferi baltalayan kısımlardan bahsetmeyeceğim ama genel anlamda hayli beğendiğim bir film oldu. 2.5 saatin nasıl geçtiğini anlamadım. Hele bir şaman ayini kısmı var ki ben uzun zamandır ekrana böyle kitlendiğimi hatırlamıyorum :slightly_smiling_face:

9 Beğeni

3 Beğeni