En Son İzlediğiniz Film?


(m) #652

Detective pikachu :zap:
Güzel bir film miydi tartışılır. Beğendim mi? Kesinlikle evet :grinning: eğlenerek izledim, çocukluğumun biricik kahramanlarını yeniden görmek güzeldi.


#653

Aamir Khan filimlerini bende çok beğeniyorum.Zaten bunun dışında hala önyargılıyım.Ghajini filmini arkadaş zorla izletmişti yoksa belki hala Aamir Khan’ nın bu kadar iyi filmler çektiğinden haberim olmazdı.


(Bahri Doğukan Şahin) #654

Tamamen mesaj kaygılı olması bir filmi kötü yapmaz. Olmalı mı olmamalı mı tartışılabilir sadece.


#655

Bkz: Genel kitlenin beğendiği içerikleri eleştirince entelektüel olacağını zanneden kişiler.


(Sevgi Arslan) #656

Film izlemek istiyorum ama film seçmekte kararsız kaldım film önerisi olan var mı


#657

Valla bilemedik şimdi ne verelim. Aslında ne tür seversiniz, nelerden hoşlanırsınız. Ona göre bir yönlendirme yapabiliriz.


(Sevgi Arslan) #658

Aksiyon,bilim kurgu tarzı olabilir


#659

Aksiyon diyorsanız aklıma direk John Wick 1 ve John Wick 2 geliyor.
Bilim kurgu derseniz İnterstellar izleyin pişman olmazsınız.


(Hüseyin gök) #660

Çok övülen bir film. Romulus and Remus The First King


(Carai an Caldazar!) #661

2017 yilında çıkan King Kong filmini öneriyorum.


(Kadir) #662

Güzel bir filme benziyor, izlenecekler listeme ekledim.


(Doğan) #663

Türk Sineması Tarihi münasebetiyle izlediğim filmler desek daha doğru olur.

Göç Üçlemesi Lütfi Akad

70’ler Türkiye’si hakkında güzel bir portre çiziyor, eh tamamen objektif diyemeyiz ama gayet güzel, sıkılmadan izletiyorlar kendilerini. Gelin - Düğün - Diyet. Gelin bir ailenin köyden, kendilerinden evvel İstanbul’a göçen ailelerinin yanına gitmesini anlatıyor. Çocuğu hastalanmış Hülya Koçyiğit, para kazanmak, ticaret yapmak için hiçbir şeyi görmeden ilerleyen aile üyelerine karşı duruşunu anlatıyor. Düğün’de yine İstanbul’a göç etmiş bir ailenin İstanbul’da tutunma çabasını görüyoruz. Diyet’te yine göç etkisiyle İstanbul’a gelen ailenin ayakta kalma çabalarını görüyoruz. Fabrika ve Sendika üzerine ders verir gibi film. Üçlemedeki her filmin temel önermesi bir ayet veya hadis ile anlatılıyor. Zorunda değilseniz, dönem filmlerini merak etmiyorsanız izlemenize gerek yok.

Kasaba Nuri Bilge Ceylan

Ne anladığımdan, doğru anlayıp anlamadığımdan emin değilim. Gereksiz bir kapalılık mı var, imgeleri yorumlayamadım mı yoksa yalın haliyle çok düz geldiği için kabul mü etmiyorum emin değilim. Bence durum ilki ama şöyle anlatabiliriz filmi; her kuşağın kendi dertlerini, dünyaya bakışlarını görüyoruz. Nuri Bilge’nin bu kapanık anlatımını sevmiyorum. Görüntüleri ise her zamanki gibi güzel.

Uzak Nuri Bilge Ceylan

Yine bir Nuri Bilge Ceylan filmi. Kasaba kadar kapalı bir konusu yok. Anlattığı da isminde saklı. İş aramak için İstanbul’a gelen Yusuf fotoğrafçılık yapan memleketlisi Mahmut’un evine misafir olur. İkisinin birbirleriyle ve dünya ile olan ilişkisiyle de sürer gider film. Canınız sıkılmaz ama durgun filmleri sevmiyorsanız izlemeseniz de olur.

C-Blok Zeki Demirkubuz

Şunu anladım ki, Zeki Demirkubuz’un ilk yapımları bana daha yakınmış. Oysa pek sevmezdim kendisini, söyleşi sırasında tanışma fırsatım olmuş ama gereksiz muhabbet döndürdüğünü düşünüp ön yargılı davranmıştım. Söyleşi için hala aynı şeyleri düşünüyorum ama filmleri için bunu söyleyemem. Güzeller. C-Blok ise çok iyi bir deneme. Yani, normal bir film aslında ama sizi içine çeken kendine has bir havası var. Seneler önce gördüğüm bir rüyayı aklıma getirdi o apartmanlar. 90’lar garip yıllar. Bu garipliği de bu filmde gördüğümü düşünüyorum.

Kader Zeki Demirkubuz

Magnum Opus. Bence tabi. Masumiyet’i Kader’den sonra izlediğim için de böyle söylüyor olabilirim. Ya da diğer filmlerini izlemediğim için ama sanmıyorum ki diğer herhangi bir filmi beni bu kadar içine çeksin, hapsetsin ve yer etsin. Aşk ve takıntının çok iyi harmanladığı bir film. Ufuk Bayraktar, bazen büyük bir oyuncu gibi oynuyor, bazen düşüyor ama son sahnelerdeki performansı elini öptürtür. Çok överim bu filmi. Haksızlık da olur diğer filmlere ama Türk Sinemasında sayılı aşk filmlerindendir. Sevmek Zamanı ile yan yana koyabilirim.

Masumiyet Zeki Demirkubuz

Meh. Kader gibi bir film bekledim. İlk bu filmi izlesem keza daha da çok beğenirdim ama benim için ifadesi Kader’in kökenlerini atan film olarak kalacak sanırım.

Tabutta Rövaşata Derviş Zaim

Çok güzel, inci gibi işlenecek bir konusu var filmin ama maddi yetersizlikler boy göstermiş. Üzerine eğilememişler gibi geldi filmi izlerken. Konusu dağınık, kamera hareketleri garip geldi. Güzel ama. Kısa ve izlenilecek kıvamda.

Üstteki filmlerde, entelektüel birikimimin yokluğu nedeniyle kaçırdığım çok şey olduğuna inanıyorum tabi. Ama yine de dışarıdan bir göz olarak böyle yorumluyorum.


(Doğan) #664

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak Ahmet Uluçay

Ahmet Uluçay’ın %60’ı hayatımdan parçalar dediği, ilk uzun metraj filmi olmasına rağmen kendisinin atmosfer yaratmada ne denli usta olabilecek, olmuş bir yönetmen olduğunu gösteren samimi bir film.

Köyde yaşayan, çalışmak için kasabaya giden iki çocuğun sinema ve hayat üzerine arkadaşlıklarına konuk oluyoruz. Samimi bir dili var. Komik, incelikli. Oyuncuların köyden kişiler olmasına rağmen, şaşırtıcı derecede iyi oyunculuklara sahip. Vefat etmeseydi, Türk Sineması epey şey kazanırdı sanırım.

Bu arada Ezel Akay da büyük adam. Derviş Zaim, Ahmet Uluçay gibi yönetmenlerin elinden tutmuş zamanında. Sağ olsun.


(Deepreader) #665

Forumda çocukken bizi etkileyen filmlerle ilgili bi başlıkta “Geleceğe Dönüş” filmini tekrar izkemekle ilgili çekincemden bahsetmiştim. Bir muhterem de bunun yersiz olduğunu söylemişti. İftar misafirleri gidince tepemin tası yerine otursun diye açtım izledim. Öyle birden bire.
Ama tepemin tası yerine geleceğine iyice tepem gitti yok şu an. Ay ben bu filmi izleyeli 15 yıldan fazla mı olmuş hatırlamıyorum ama filmi gerçekten unutmuşum.
Şimdi Marty geçmişten geleceğe dönünce 10 dk öncesini ayarlayıp kendisini tekrar geçmişe giderken izledi ya, işte orda bir döngüye girmiş olması gerekmiyor muydu? Yani sonuçta geçmişte yaptıkları geleceği etkiliyorsa her geçmişe gidişi geleceğini değiştirmeli ama 10 dakika öncesine gittiğinde hiçbir şey değişmemişti ama sonradan her şeyin değiştiğini gösterdiler. Keşke şimdiye kadar saçma sapan kuruntu yapmayıp izleseymişim. Endgame de ileri sürülen çoklu evrenler teorisi bana daha mantıklı geliyor.


(Hüseyin gök) #666

Dün fragmanını görüp bugün nette paylaşıldığını duyunca hemen açıp izledim ve çok başarılı bir film olduğunu söylemek isterim.Kötü kahraman sadece bu sefer var filmde ve dünyanın altını üstüne getirmeye başlayacak devam filimleriyle.Kötü kahramanı oynayan çocuk cuk gibi oturmuş karektere. :slight_smile: Fırsat bulunca açıp izleyen.Sinemada varmı yok mu tam bilmiyorum gösteriminin.


(Ali Dursun) #667

If Beale Street Could Talk
Açıkçası ben yanlış beklentiyle izlediğim için pek tatmin olmadım. Yine Barry Jenkins, James Laxton, Nicolas Britell’den iyi bir film fakat bu üçlüden Moonlight gibi bir başyapıt izledikten sonra beni o kadar etkilemedi. Herkese tavsiye edebileceğimi sanmam ama dram & romantizm ikilisini seviyorsanız bir şans verin.


#668

https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn%3AANd9GcTGmkH7g732SOmLHLappAu2LRvSAq2EHp0qUvUHWT2xcBHfTOae

Circle izledim. Rastgele(?) seçilen 50 kişi çember şeklinde bir yerde uyanıyorlar. Her 2 dakikaya bir içlerinden birisi ölüyor. Bunu da birbirlerine verdikleri oylarla sağlıyorlar. Daha ne olduk nereye kaldık derlerken aralarından birkaçı direkt ölüyor. Sonra nasıl işlediğini, neden olduğunu, nasıl kurtulacaklarını, kimi öldüreceklerini falan bulmaya çalışıyorlar. İnsanların tamamen hayatta kalma içgüdüsüyle nasıl çirkinleştiklerini görüyoruz. Ahlaki olarak çok rahatsız edici bir sürü diyalog var içinde. Film aşırı düşük bütçeli zaten tek yaptıkları dikilmek ve konuşmak olduğundan (hatta çoğu zaman ölüm sahnelerini bile çekmemişler :d) puanı da 6’ydı galiba ama meraklısı izlesin. Bence keyifli ve üzerine düşündüren bir filmdi. Zaten 1 buçuk saat.


(Seray) #669

John Wick 3: Parabellum
Neden diğer filmlere 1, 2 derken buna Parabellum dediklerini pek anlayamadım. Filmi ben beğendim yani izlerken dikkatimi dağıtan çok şey oldu fakat genel manada ilk 2 film gibi hoşuma gitti. İlk 2 filmden de daha çok 1.sini seviyorum ayrıca. Lakin sonu hiç olmamıştı. Senaristler sonu bağlayamamışlar belli ki neyse ya 4. bir film çeker orada hallederiz zaten tuttu dediler anlaşılan. Yani 4. film kesin olacak ve olursa bu kadar iyi olmayabilir… Keanu Reeves’i de baya severim ayrıca. 7.5/10 Gidin izleyin.

Aladdin
92 yapımı çocukluk animasyonumuz Aladdin’in Sihirli Lambasının film hali. Disney’in ben bu animasyonlarının film uyarlamalarını seviyorum. Bu filmde gayet güzel olmuştu. Ama tabi iyi-kötü savaşı bizim için artık klasikleşti. Yine de gidilir izlenir. Müzikler güzeldi ve Will Smith’in cin haline baya güldüm. Ayrıca Hollywood sanırım birazcık Arap kültürü ile Hint kültürünü karıştırmış. Neyse ben beğendim :smiley: 7/10
Artık Binbir Gece Masallarını okuma zamanım da gelmiş…


(Bülent Özgün) #670

Bu film beni bezdirdi. Uzun zaman oldu izleyeli ama bezginliğimi çok net hatırlıyorum. Her süper kahraman filmiyle sinemadan biraz daha soğuyorum. Tüm süper kahraman filmleri birer Michael Bay filmi gibi oldu: İçi boş dışı ışıltılı. Bu boşluktan öyle bir gürültü geliyor ki anlatamam. Her mit gibi yeterince zaman verirsen tüm saçmalıklar, kurgusal boşluklar cevap bulur. Çizgi roman dünyasında bunun takip edilesi bir çekiciliği olabilir ama sinemada çok yorucu olmaya başladı.

Ana karakterin kandırılması mevzuu yetmedi mi artık? Bunlar nasıl süper kahraman, neden bu kadar salaklar? Bu süper güç onların sadece bedenlerini mi geliştiriyor? Hepsinin hareket noktası o kadar çocukça ki… Doğru dürüst bir karakter inşası yapılmamış çoğuna. Hele Kurtlar Vadisi kötüleri gibi her seferinde daha güçlü birinin ortaya çıkması yok mu? “Süpermen güçlü ama Captain Marvel daha güçlü. Süpermen ellerinde süpernovalar tutabilir ama Captain Marvel evreni bükebilir.” Yoruldum artık.


(Bahri Doğukan Şahin) #671

Ahmet Uluçay ve Seyfi Teoman, Türk Sineması’nın erken kayıpları. Yaşasalardı daha nice güzel filmlere imza atarlardı.

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak güzel filmdir. İzlemeyenlere ben de tavsiyede bulunmuş olayım.