Lincoln(2012)
Filmde iç savaşın sonlandırılması ve köleliliğin kaldırılmasına odaklanılıyor. Steven Spielberg’in yönettiği film, Daniel Day-Lewis’in harika oyunculuğuyla, meclis sahnelerindeki gerginlikle, senaryosuyla o atmosferi hissetirmeyi başardı(en azından bana hissetirdi). Film hakkında tek şikayet edebileceğim nokta, biraz daha uzun olabileceğiydi. Daha geniş perspektifli bir senaryo izlemek isterdim.
Not: Daniel Day-Lewis bu filmdeki performansıyla üçüncü kez En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazanarak bir ilke de imza atmış.
Arkadaşım tilki. (2007) The fox and the child.

Aslında daha önce de izlediğim, tekrar izlemekten keyif aldığım bir film. 10 yaşlı bir kız ve bir tilkinin arkadaşlığını, doğa ve insanlar arasında ilişkiyi anlatan bir film. Eğer doğa ve yaşamla alakalı filmleri seviyorsanız tavsiye ederim. Sevmiyorsanız veya hiç izlemediyseniz kesinlikle denemelisiniz ve bu film güzel bir başlangıç olabilir.
Alien maratonu yapmaya karar verdim ve ilk 4 filmi izledim. Bu filmlerin de special editionlarını tercih ettim Sırada öncül hikayeyi anlatan Prometheus ve Alien: Covanent ile 40. yıl şerefine yapılmış IGN Youtube hesabında bulunan kısalar var.
Daha önce açıp özellikle bu filmleri izlemeye yeltenmemiştim. TV de denk gelip izlediğim kısımları oldu veya bazı çok ikonik sahneleri biliyordum.
Kısaca filmlerden söz edecek olursam.
ALIEN
Çok muhteşem bir atmosfer filmi. Bittikten sonra keşke bu yaşıma kadar baştan sona izleşeymişim dedirtti. Aslında yavaş bir film ve Xenomorph’u 1 saatin sonunda görüyoruz ve toplasan 5 dakika yok filmde ama o atmosferi çok güçlü. İmkansızlıktan muhteşem bir film ortaya çıkarmış Ridley Scott. Görsel olarak sırıtan ufak tefek bir kaç şey var o kadar. Kedisiyle, chestburster’ın ilk göründüğü sahneyle ve finaliyle zamanına göre muhteşem. günümüzde çekilen bir çok filmden de çok daha iyi bir film.
ALIENS
Bu filmi de çok sevdiğim ama ilk filmin atmosferi kendini aksiyona bırakmış. Yine yavaş açılan bir film ama ortalara doğru silahlar patlıyor akın akın Xenomorph geliyor. Tam bir James Cameroon filmi kısacası. Bu filmle ilgili sıkıntım film bitmek bilmiyor finali çok yorucu. Demek istediğim şu ki. Ripley gemiye biniyor. Newt’i kurtarmaya karar veriyor. Tamam Ripley bu sahneden sora rambo oldu. Sonra kızı kurtarıyor kaçacak hoop Yine ikonik sahne kraliçe Xenomorph. Kaçacak asansöre biniyor, hoop kraliçe de asansöre biniyor. Ripley son andan gemiye atladı. Meğersem kraliçe de gemiye atlamış. Yetmiyor hava uzay boşluğuna açılan kapıya düşüyorlar. Yetmiyor son anda bacağından kavrıyor. Bu olaylar silsilesi çok yorucu. Ama yine de sudan çıkan Xenomorph, Kraliçe Xenomorph’un ilk ortaya çıkışı, Ripley’in kucağında Newt ile rambo olduğu sahneler vs şahaneydi. Görsel olarak da yıldırım efektleri dışında sırıtmıyor film. Kalite olarak ilk filmin kalitesinde ama tarz olarak başka bir film olmuş.
Film ne kadar iyi olsa da anlamadığım konu var. Ripley 57 sene sonra uyanıyor ve ilk filmde şirket bunların nereye indiğini biliyordu ve gemiye sızan kargodan haberleri vardı. Ulan geri zekalılar buraya gidip örnek toplayalım hiç mi demediniz. Bir de gidip koloni kurmuşsunuz. Koloni kurma amaçları Xenomorph’ları bulup incelemek olsa şahane olacakken tesadüfen karşılaşmaları bana mantık hatası gibi geldi. çünkü ilk filmde açıkça şirkete rapor veriliyor şirket her şeyi biliyor.
ALIEN^3
David Fincher’ın ilk filmiymiş. Film biraz ilk filme yakınsamak istemiş ama atmosfer olarak kendine o ilk iki filmdeki teknolojik alanlar yerine daha gotik bir mekan seçmesi filmi bozmuş. bir de film 2. filmde Ripley’in yaptığı tüm fedakarlıları yok sayıyor. Ona da gıcık oldum biraz. O iki facehugger ne zaman girdi de yapıştı Ripley’e, Neden diğer embriyolar 1 günde çıkıyor da Ripley’deki 1 haftadan fazla bekledi. Neden sevişme ve tecavüze yeltenme sahneleri var. Neden ilk iki filmde Xenomorph insanları öldürmeyip kozaya sararken bu filmde direkt öldürmeye başlıyor. Bu soruların hiç birinin cevabı yok.
Bir de o görsel efektler çok kötü. Özellikle Xenomorph’u ordan oraya koştururken gördüğümüz sahneler kötü kötü hep. Bir de yarım saat Xenomorph’un bakış açısından izliyoruz filmi. 1-2 defa yapsa tamam da çok uzatılmış. Ripley’i oynayan ablamız yaşlanmış bu filmde onu fark etmek üzücü oldu benim için. En önemli sorunu da filmin sevilebilir veya ilginç karakteri yok. Hepsi it kopuk. İzlediklerim arasında en kötü film bu film bence. Xenomorph’un Ripley’i yanağında öpmeye çalıştığı sahne tüm serinin en ikonik sahnesi sanırım ama filmi kurtarmaya yetmiyor. Yine de Ripley’in fedakarlığı ile biten iyi bir finali var. Ayrıca hapishane halkının Xenomorph’un farkında olmadığı ilk 2-3 av sahnesini izlemek keyifliydi diyebilirim.
Alien: Resurrection
Bu filmi de Amelie’yi yöneten Fransız rejisör yönetmiş ve yazarı ise Joss Whedon. Aslında ben bu filmi Ripley bir Xenomorph tarafından kaçırılana kadar sevdim. Allah Allah bu film neden yerin dibine sokuluyor diye düşünürken Kraliçe Xenomorph ıkınmaya başladı ve garabet doğdu. O garabet doğmasa çok daha iyi bir film olacakmış sanki. Bir noktada Call’ın kendinden nefret etmesi ve bunun üzerine sorgulamalar vs gelecek mi dedim ama çok da gelmedi. Yine de Call’ın ve onun türünün bu evrendeki hikayelerini izlemek isterdim sanırım. 3. filmde olmayan sevilebilir karakterler bu filmde var. Yine bilim kurguda olduğumuzu hissettiren teknoloji de bu filmde var. ikonik sahne bu filmde yok ama. Tam doksanlar amerikan aksiyon filmi, biraz da Avengers’ın karanlık hali. Android var, Gelişmiş insan olan Ripley var, büyük silahlı seksist 90lar adamı var,mekanik olduğu her halinden belli kötürüm cüce var. İmkan versen Iron Man olacak. İlk iki film kadar akılda kalıcı olmasa da 3 film kadar kötü değil kısaca.
Bakalım beni 2012 ve sonrası çekilmiş filmlerde ne bekliyor.
Flashdance’i izledim. 80lerin önemli filmlerinden biri ve bir çok filme ilham olmuş. Fakat film beni o kadar da tatmin etmedi.
Kalan filmleri de an itibariyle izledim.
Prometheus
Bu ilginç bir film aslında tam olarak film değil demek de mümküm çünkü Alien origini ve o evrendeki insanların origini için bir açılış yapıyor ama hendi içinde biten bir hikayesi de yok. Bir şeyler izledim ve sonunda Xenomorph’a benzer yaratık çıktı.
Filmde yerine oturtamadığım çok şey var. Filmin ilk sahnesindeki engineer siyah bir sıvı içiyor ve parçalanıyor ama bu sahne hiç bir yere bağlanmıyor. Sonraki sahnelerde görüyoruz ki o siyah sıvı biyolojik bir silah ve 1 damlasına maruz kalmak insanı kötü kötü ediyor. Ama şelaledeki engineerin neden intahar ettiğini anlamadık. Sonrası daha vahim bence çünkü Adam karısını bu sayede bir çeşit facehugger’a hamile bırakmış meğersem. Direkt kadın o siyah sıvıdan içmiş olsa ve o sıvı rahmini dönüştürse ve sonunda yine facehugger’a hamile kalsa belki diyeceğim. E bu saçmalık. 3. sınıf korku filmi senaryosu bu. Sonra da görüyoruz ki engineerlar iyi insan değilmiş hep biyolojik silah üretmiş vs vs. başka olaylar da gerçekleşiyor ama en sinirimi bozan bu olay oldu. Hikayenin diğer kısımları filmi daha iyi yapmıyor ama mantıklı diyebilirim. Son olarak ilk Ailen filmindeki o görsel tonu korumadıkları için çok üzüldüm. Her yer LCD ekran kaynıyor. Keşke uzayfa biz 70-80lerin teknolojisini kullanıyoruz deyip geçeydin. Bu film ilk Alien filminden 130 sene geçiyor ve o 130 seneden nedense koca koca ekranlardan hologramlardan CRT TV’ye geçmeye karar vermişler.Bir de nedense mavi lazer silahları var. O görsel tonu yakalayamadığım için de biraz gıcık kapmış olabilirim filme.
Alien: Covanent
Bu filmde anladım ki ilk seri Nasıl Ripley’in hikayesi ise Alien 1979 filminin öncesini anlatan bu seri de Davut’un hikayesini anlatacak ama Davut neden tüm bunları yapıyor anlamadım. Prometheus 2 olarak planlanan asıl film bu olamaz. muhtemelen bir şeylerden vazgeçtiler ve daha klasik bir alien hikayesi anlatmak istediler ve bir noktada da prometheus’a bağlamaları gerektiği için bu film çıktı ortaya. Başlangıçta ha bu kısa saçlı kız başrol gibi Ripley benzeri bir karakter olacak galiba dedim ve bence tuttu. Xenomorph sonunda bildiğimiz şekline büründü. Can sıkıntısından kendini bilime ve soy kırmaya vermişten başka açıklaması yok filmin. Engineerleri eden yok etti ben adam. bi sorsaydın siz necisiniz diye. iyi kötü bir köken hikayesi vardı Prometheus’da ama soy kırarak bağlamadan bırakmayı seçtiler. Muhtemelen bundan sonraki filmin sonunda da Davut Alien 1’deki gezegene gider bırakır yumurtaları ve olaylar tatlıya bağlanır. Yanına da engineerların gemiyi bir şekilde koyarlarsa bu iş tamamdır.
40. Yıldönümü Kısa Filmleri
Tüm bu kısa filmlerde o yumurta oraya nasıl geldi, o facehugger neden orda gibi sorularım oldu ama 10 dakikada bunları anlatamayacakları için görmezden geliyorum. Bu filmler bana hep uzun metraj bir Alien filminden bir kesit gibi hissettirdi. Yeni bir şey yok bu filmlerde ama 10 dk vaktim var ne izlesem dediğinizde izleyebileceğiniz filmler.
Bu kısa filmlerin yaptığı iyi bir şey varsa o görsel tonu korumak. Bence Prometheus ve Covanent’den daha iyi becermişler bu işi.
EDİT: Tüm Alien filmlerini ardarda izleyince fark ettiğim şey prometheus ve Aliens dışında ki tüm filmler Alien 1’i taklit etmeye çalışıp başarısız olmuşlar. Kimisi gotik ortama sokmaya çalışmış kimisi yeni canavarlar yaratarak merak unsurunu arttırmaya çalışmış ama olmamış. Alien bu formüle James Cameron katkısı ile bol bol silah ve alien ekleyerek yani aksiyona yüklenerek başarılı olmuş. Prometheus ise Aynı formüle gerçekten farklı bir hikaye eklemiş ve içinde varındırdıkları saçmalıklar olmasa ve kurmaya çalıştığı hikaye devam ettirilseymiş prequel tamamlandığında toplamda iyi bir şey izleyecekmişiz ama olmamış.
Rurôni Kenshin üçlemesinin kalan iki filmini de izledim. Üçlemeyi tek cümleyle özetlemek mümkün. İlk film harika, ikincisi orta ve üçüncüsü de pek olmamış. Bunların yanında farklı karakterleri ve çekim sahnelerinin yanında kılıçla olan dövüş sahneleri tatmin edici. Ama ilk filmin dışında kalan diğer iki film kurgu ve hikaye yönünden biraz zayıf kalmış. Özellikle son film bir şeyler yapalım da film bitsin havasında çekilmiş gibiydi. Müzikleriyle, karakteriyle ve yer yer düşündüren sözleriyle iyi bir seri olarak değerlendirebilirim.
Üçlemede beğenimi kazanan bir karakter var ki ondan da bahsetmek isterim. Bence filmin baş rolündeki karakteri bile geride bırakacak bir karakterdi. Yôsuke Eguchi de karakteri çok iyi yansıtmış.

Tekrar Mummy ve Mummy Retuns filmlerini İzledim. Mummy’yi ilk defa sinemada seyretmiş büyülenmiştim
20 sene sonra tekrar benzer hisler ile seyrettim. Stargate ile beraber Mısır Mitolojisine bu kadar meraklı olmama sebep veren bir filmdir. Mummy Returns ise hiç anılarımda hatırladığım gibi değilmiş. Bildiğiniz Walt Disney’in kötü çocuk filmleri ayarında bir yapımmış.
The Book Thief
İzlediğim en anlamlı ve duygusal filmler arasından.
İzlemenizi tavsiye ederim.
Neredesin Firuze’yi izledim
Güzel bir kadro hoş sayılabilecek bir filmdi.
Geç izlediğim ve neden daha önce izlememişim dediğim filmlerde zirveyi zorlayan bir yapım oldu Dark City. The Crow’a hayran kalmıştım bu filmi de muazzam buldum. Bilimkurgu severlerin kaçırmaması gereken bir film. Efektlerini bir kenara bırakırsanız filmin hikayesi sizi alıp götürecek cinsten.
Bu filmi ben de izlemek istiyorum tam şu sebepten dolayı ama.
Matrix izledim tabi, Serial Experiments Lain de güzel animeydi. Tek bu Dark City kaldı
İki film daha var izlemediğiniz. Yan seri olan Alien vs Predator serisi. İzlemeyenler için şöyle özetleyeyim. Bu iki filmin yanında “Alien 3”, “Alien” ayarında kalıyor.
İzleyenler için
Lanetli ev türünün Alien uyarlaması birinci film, Predator’ın içine Alien kaçarsa ise ikinci film oluyor.

Gençken sevgilisini kaybeden Jonas, on sekiz yıl sonra eskiye dair anılarını bir türlü bırakamaz.Geçen ay izlemiştim ve beni neredeyse ağlatıyordu
AVP filmlerinin farkındayım ama 2 sebeple izlemedim. 1. Predator dilmlerinin sadece ilkini baştan sona izledim. TV’de denk gelip diğer filmlerini izlediysem bilmiyorum. 2. Sebep ise hikayeye bir şey katmıyor gibi geldi bana. Muhtemelen 2000 yılların başlarında fox yetkilisi duşta napsak diye düşünürken aklına elimizde Alien var insan avlıyor, Predator var o da insan avlıyor. Sonra aha deyip bu filmleri çekmişler.
Predator 1 de fena film değildi ama diğerlerine elim pek gitmedi açıkçası. Belki bir gün kaslı erkek ve testosteron kokulu film izlemek istersem bir gün izlerim.
AVP’nin 2004’te geçmesini de beğenmedim. Xenomorph 2100lü yıllarda ortaya çıkıyor. Filmde bunu çok iyi biz mantıkla yedirdiklerini de pek düşünmüyorum açıkçası. Gerçi Alien ve Predator filmlerinin ilk filmlerinin olayı düşmanı görmemenin verdiği tedirginlik aslında. E bu düşmanları dövüştürünce iyi bir film olmaz anca mortal kombat’ta karakter olur.
Seri bu sene sonuna doğru çıkacak Rurouni Kenshin: The Final/the Beginning ile son bulacak. Çekimleri tamamlandı.
- filmi mundar etmişlerdi son filmi daha ne kadar batırabilirler acaba merak ettim şimdi.
İlk filme göre 2100’lü yıllarda olan olayların başlangıcı 2004 yılı. Biraz Prometheus’dan başlayan olay dünyaya ordan uzaya gitmiş gibi düşünülebilir. Benim yorumum çok aşırı iyimser oldu. O bile filmi kurtarmıyor ama şunu da söylemeden geçmeyeyim. Tam bir “Suçlu zevk” denen kategoride bir film. Çok sevebilirsin veya nefret edebilirsin. Galiba bundan dolayı ikinci filmi çekmişler ama ikinci filmin sevilecek yanı yok gibi. İzlerken bu ne ya demiştim.
Bir ara bir sürü Çetin İnanç filmi izlemiş biri olarak suçlu sevk kategorisinde çok filmim var. Bir noktada kafa dağıtmak için izlerim muhtemelen.
Alien Covanent’e göre David’in icadı ilk filmde gördüğümüz Xenomorph. Ridley Scott da muhtemelen görmezden geliyor AVP filmlerini. Ya da işin içince zaman yolcuğu gibi bir takım olaylar var.
Şu an, uzun zamandır tekrar izlemek istediğim Kızıl Nehirler’i tekrar izliyorum. Kitabın yerini tutmuyor tabi ama filmin havasını seviyorum.
1588541102889770106889501848344|375x500
Alien ve onun devam filmi Aliens izledim. Başta sadece ilk filmi izlemeyi düşünürken, hissettiğim gerilim diğer filmi de izlemek konusunda yeterince ikna ediciydi.
İlk filmde androidlerin verdiği güvensizlğin ikinci filmde yok edilmiş olması hoşuma gitmedi.
Muhtemelen serideki diğer filmleri de izlerim.
Ek1: 3. filmi de izledim. Biraz zayıf gibi geldi diğer 2 filme göre.


