Fantastik Kitap Önerileri


(Muhammed Dogan) #1

Spoilersız, teması ve neden okumamız gerektiği hakkında kısa bilgilerle önerirseniz sevinirim :slight_smile:


(nostaljik portakal 🍊 ) #2

Bilimkurgu Öykü Önerileri? diye bir başlık vardı aslında. Sadece öykü değil, kitap önerileri de var. Liman Kütüphanesi; Fantastik başlığı altında sadece Fantastik Kitap Önerileri diye açılabilir diğer konuyu da dağıtmaması için. Tenks :baris:


(Aziz Varlık) #4

Sissoylu

• İlk kitabı (Son İmparatorluk) dünyası, karakterleri ve orjinalliğiyle ( büyü sistemi ve bunun muhteşem kullanımı) bence çok başarılı bir kitap.

İmkansız bir görevin doğru kişilerle nasıl mümkün olabileceğini görmek. Birçok defa kurulan planın bozulması. Şimdi ne yapacaklar diye merak edip, her seferinde şaşırmak :heart_eyes::heart_eyes::heart_eyes:

• Serinin tamamı ise tutarlı ve her sorunuza cevap veriyor😎


(Yusuf Ekici) #5

İlk kitabı yeni bitirdim. İlk başladığında Vin’in çok sıradan olduğunu düşünmüştüm ama Brandon Sanderson kötü karakter yazmıyor sanırım, bazı karakterlerinin ise tek başına sıkıcı olduğunun farkında olduğu için onları bir grup haline getiriyor. (Örneğin: Vin ve Elend. Kaladin ve Köprü Dört. Sıkıcı olduklarını düşünmem tamamen kişisel tabii ki.)
Elend’in hikayeye dahil olduğu yerden sonrasını harika buldum, zira Elend karakterini çok seviyorum. Sanderson’u bu genç yetişkin türündeki kitapta okur kitlesine yaranmak için kitabın romantik kısmını sakız gibi uzatmadığı için bir kez daha kutluyorum. Genç yetişkin türünde en sevmediğim kısımlar sanırım :smiley:.

“I think I’m going to kiss you.”, “I don’t think you want to do that Elend.”
“Sanırım seni öpeceğim.”, "Bunu yapmak istediğini sanmıyorum Elend."

Bu bölümü epey eğlenceli bulmuştum. Kitabın en ilgi çekici bulduğum kısmı ise Kelsier’in ta kendisi. Tanıdığımız sıradan kahramanlardan epey farklı, zaten Brandon Sanderson da bunun fazlasıyla farkında. Kelsier için diyor ki:

Özet

“Kelsier would be the villain if he were in the wrong story.”
“Eğer yanlış hikayede bulunsaydı, Kelsier kötü adam olurdu.”

Tabii her zamanki gibi harika bir büyü sistemi ve şehir oluşturulmuş. Daha büyük bir dünyaya göz kırparken Luthadel’den pek uzaklaşmıyoruz. Bu dünya hakkındaki gizem de dozunda verilmiş. Serinin hepsini okuduktan sonra fikirlerimi tekrar yazabilirim ama sizin de yazdığınız gibi epey başarılı olduğunu düşünüyorum. Spoilersız dendiği için kitabın içeriğinde bulunan hafif şeyleri gizledim, yine de okumanızın bir zararı olduğunu düşünmüyorum. Bu seriyi okumanız için yeterince neden var sanırım: Harika büyü sistemi, ilgi çekici karakterler, ilginç bir dünyaya göz kırpmalar ve ilgi çekici bir şehir.


(Cankut Değerli) #6

Sanderson’un bütün kitaplarını öneririm Sissoylu’yla beraber. Fırtınaışığı Arşivi, Elantris…

Bunun dışında İblis Döngüsü serisini de öneririm, Peter V. Brett her ne kadar kitapların son kısımlarını bağlayamasa da orijinalliğiyle dikkat çeken bir seridir kendisi.
Gece yeryüzüne çıkıveren iblisler, insanların onlarla savaşmaya çalışmaları, ilk başta yaşadıkları çaresizlik ve üç ana karakterin hikayelerinin trajik şekillerde değişerek tekrar şekillenmeleri, bir araya gelmeleri ve sonrasında gelişen olaylar çok güzel aktarılmış. Bir bakın derim. :slight_smile:


(chandrian) #7

ilk kitabın 100. sayfasındaydım 2. yorumunuz için teşekkür ederim az da olsa güzel bir spoiler yedim :smiley:


(nostaljik portakal 🍊 ) #8

Hayret, kimse Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi dememiş.

Hobbit, masalsı ve renkli bir dünyada geçer, kusursuz bir orta çağ macerasını andırır. Okumaya başladığınızda sayfaları şeftalili icetea içiyormuşsunuzcasına hızlı ilerlersiniz. Ama içtikçe de içesiniz gelir. Sayfalar ilerledikçe saf bir varlığın masumiyetinin kaybına eşlik edersiniz: Bilbo’nunkine. Yuvadan uzaklaşma ve yuvaya dönüşün öyküsüdür Hobbit.

Hobbit ne kadar yeşillik ve mavi göğün eşliğinde geçiyorsa; Yüzüklerin Efendisi de o kadar kasvetli, karanlık, kararmış, tehlikeli atmosferde geçer. Sanki Sanayi Devrimi’ni Orta-Dünya’ya yansıtmıştır Tolkien—her ne kadar inkar etse de. Hobbit gibi yuvadan uzaklaşır ama bir daha geri dönmezsiniz. Siyahla beyazın mücadelesidir. Her ne kadar Tolkienist olmasam da yarattığı dünya sizi sarıp sarmalar, mevcut gerçeklikten kaçırır.


Fantastik Kurguya Yeni Başlayacaklar İçin Rehber
(Aziz Varlık) #9

:grimacing::grimacing:

Hemen mesajı tekrar düzenleyeyim. Umarım okuma zevkini baltalamamıştır. :confused:


(Super Nova) #10

drizzt efsanesi unutulmuş diyarlar serisi. sürükleyici bir seri 20 küsur kitabi bulunmakta. bazıları farkli yazarlardan ve ana hikayeden bağımsız.


(Muhammed Dogan) #11

kesinlikle önerdiğim seriler arasında


#12

Yerdeniz Serisi’ni kesinlikle öneririm. Aslında yatan tema ve Ursula gibi mükemmel bir kalemin anlatısı seriyi bambaşka boyuta taşıyor. Kitaptaki büyülerin oturduğu temel muazzam derecede, en azından bana öyle gelmişti. Abartılı tek bir karakterin olmaması, başkarakter olan Ged’in bile zaaflarının, güçsüzlüklerinin olduğu mükemmel bir seri, mükemmel bir diyar.


(orhan capas) #13

Arkadaslar harika ornekler vermisler, ben bahsedilmeyen birseyi diyeyim.
Raymond E. Feist’den Gedik Savaslari kulliyati da cok guzel bir hikaye. Kronolojik olarak birbirini takip eden 3leme 4leme olarak gidiyor. Bir seride cocuk olan karakterleri sonradan genc, yetiskin olarak okuyoruz, bazilarinda bebek olup sonradan ana karakter olan bile var. Cok guzel islenmis bir dunya.

Ilk serisi
Buyucu - cirak
Buyucu - usta
Gumusdiken
Sethanon’da karanlik

Sonrasindaki seriler biraz favori karakterlere gore sectigimiz seyler, illa her birine takilmaya gerek yok.


(görkem) #14

yukarıdaki serileri havada ezecek en önemli seriyi unutmayalım
Kralkatili Güncesi

Sadece güzel bir macera olmakla kalmaz dilide edebidir.


(Cemalettin Sipahioğlu) #15

Kralkatili Güncesi sevginizi anlıyorum. Lakin “ezmek” ifadesi biraz sert değil mi? Sanki o seri varken geri kalanı önemsiz ve okumak anlamsızmış gibi bir ima çıkıyor :confused:


(Yusuf Ekici) #16

Benim aklımdan geçeni -benim yapacağımdan daha kibarca- dile getirdiğiniz için teşekkürler :smile:.


(Cemalettin Sipahioğlu) #17

Sevdiğimiz şeyler hakkında hassasiyet göstermek çok normal. @crusherma’da sevgisini açıklarken, ister istemez hassas alanlara dokunmuş. Sevdiğim şeyden bahsederken, benim de o türden imalar taşıyabilecek tanımlarım oluyor :man_shrugging:


(Yusuf Ekici) #18

Ne demek istediğinizi iyi anlasam bile bazı tanımlarımızın objektifliğe sığmayacağını kabul edip konuşmak ya da bilhassa bunun kendi fikrimiz olduğunu tekrardan belirtmek diğer insanların tepkisini almamak için iyi bir yöntem (Zira ben kimi kitaplara “seri” bile demeye yeltenmiyorum, tabii oturup uzun uzun tartışacak değilim kişisel görüşlere dayalı bu konuları ama yazılan bazı şeyler adeta herkesçe onaylanıyormuş gibi cevapsız kalmamalı.). Bir de sevip sevmemek ve bir eserin diğerine üstünlüğünü iddia etmek çok farklı bir alana taşıyor tartışmayı. Konusu burası olmadığı için uzatmayacağım. Bir de yanlışlıkla kişisel anlaşılmasın yazdıklarım, genel konuşuyorum elbette.


(Cemalettin Sipahioğlu) #19

Tartışmalardaki en büyük sorunlardan biri bu işte! “Sevdiğim/Beğendiğim en iyisidir.” algısı yüzünden, verilmli ve sağlıklı tartışmalar yürütmek güçleşiyor :confused: Ne yazık ki, hayatın her alanına sızan bir şey bu :frowning_face:


#20

Bazen ben de bu şekilde davranıyorum ve o anlarda aklıma, yanıma gelip “Ne okuyorsun? Ne…fantastik/bilim kurgu mu? Çocuk musun sen? Ne öğreniyorsun bundan?” Diye soran insanlar geliyor. Bir şekilde kendime engel olmaya çalışıyorum. Belki de çok küçük yaşlarda fanatiklik kavramını bize işledikleri için bu algıdan bir türlü kurtulamıyorum. :thinking::thinking::thinking:


(Cemalettin Sipahioğlu) #21

Fanatikliğin doğamızdan kaynaklı bir eğilim olduğunu düşünüyorum. Yani doğuştan, bir şeylerin fanı olmaya eğilimliyiz :thinking: Kabul. Tuhaf bir “Yüreğe su serpme.” girişimi oldu :sweat_smile: