Adolin ve Azirlerin çocuk imparatoru Yanagawn Azir çephesinde strateji içeren kutu oyununu oynarken içlerinden biri bilerek yenilerek oyundaki güçlü oyuncuyu diğer bütün oyuncuların hedefi haline getiriyor. Bu taktiği gerçek dünyada Sunmaker ünlü ediyor o yüzden Sunmaker’ın kumarı olarak biliniyor. Kitabın en sonunda Dalinar isteyerek Taravangian’ı daha güçlü yapıyor, bilerek yeniliyor ve bu sayede Odium diğer bütün tanrılar tarafından artık göz ardı edilemeyecek bir güce dönüşüyor. Dalinar içinden *Sunmakers gambit* diye geçiriyor diye hatırlıyorum. Wit de geçirmiş olabilir. En sonda Wit de bu taktiği kullandığını anlıyor ve Dalinar’ın zekiliğini övüyor.
Brandon’un en sevdiğim yönlerinden biri bu. Aslında worldbuilding sandığım, foreshadowing olduğunu farketmediğim bi detay bir yere bağlanıyor ve aşırı şaşırtıyor.
Onları hiç bağdaştırmamıştım, belki de gözden kaçırmıştım bilmiyorum. Fakat gerçekten çok güzelmiş, neden dediğini kesinlikle anlıyorum. Benim de favori olayım o olabilir son kitapta.
Shallanın son ıssızlığı başlatan kişi olması da dahil edilebilir. Annesi Chana’yı öldürünce onu Braize’e gönderiyor ve Chana kaçınca Issızlık geliyor ve aslında Taln bu sayede serbest kalıyor.
Taln’ın yine bir an kendine gelmesiyle Fused ekibinin içinden geçmesi.
Adolin ve Maya’nın bağlanmasını beklerken yine ters köşe ve Unoathed grubunun doğması.
Kaladin’in Herald olması şaşırtmadı ama Herald’ ları iyileştrimesi de eklenebilir.
Asla katılmam valla her kitapta güzel kısımları vardı.
Bariz olan Kaladin’i elersek, Lift. Çok eğlenceli, akıllı, güçlü ve çok ilginç bir karakter.
Sonra Dalinar, Adolin, Syl diye gidiyor. Hoid’i sayabiliyorsak onu da tepeden sokardım listeye, sonuçta en çok bu seride görüp sevdim onu ama hadi o genel karakter diye eleyelim şimdilik.
Seriyi çok hatırlamıyorum artık ama o karakter beni sıkmıştı doğrusu. Moash’ın kötü karaktere evrilen yolculuğu hoşuma gitmişti. Daha round hissettiriyordu.
Shallan’ın düğününü hayal dünyasında tekrar yaşarken konuştuğu kişinin gerçekten annesi olduğunu ve düğüne katıldığını farketmesi güzel bir andı şaşırtmıştı.
Bari çevirisi iyi diyordum, ki kötü değil, ama bu nedir arkadaş ya. Koskoca Sissoylu Era 2 dahil her yerde Muhtariyet diye çevirdiğin ismi şimdi Hürriyet diye mi çevirirsin? Bu sahneyi İngilizcede birkaç defa okumamış olsam harbi anlamazdım kimden bahsettiğini.
Ben mi detaylara takılıyorum bilmiyorum ama çevirmenin “araştırarak çeviriyor” diyerek gecikmesi bahane edilen bir kitapta böyle bir şey kabul edilemez bence.
Paylaştığım foto kitabın sonlarına doğru. Spoiler ile fotoyu gizlemeyi bulamadım. Kitabın sonlarına yaklaşmayanların gözü fotoya çarpmasın hiç. Hatta belki çarpar diye çok önemli bir yeri de gizledim.