Ya allah aşkına şu tavrı bir bırakın sonra konuşalım konuşacaksak. Ciddiye bile almıyorum ben şikayetlerinizi.
Eski forumda böyle değilmiş seviye. Muhteşemmiş…
Gerçekten hiç geyik yokmuş. Sadece edebiyat tartışılıyormuş.
2 senedir foruma tek bir cümle katkınız yok, gelip forumun seviyesi düşük derseniz hadi ordan deriz biz de. Kusura bakmayın ama önce bir katkı sağlayın. Edebiyat tartışılsın seviye yükselsin demeden önce bir ucundan tutun bakalım bir görelim edebiyat nasıl tartışılıyormuş. Biz beceremiyoruz madem “sizin seviyenize çıkamıyoruz” gelin bizim seviyemize inip bir örnekler topluluğu oluşturun.
Benim yazmadığım cümleler üzerinden yanıt verecekseniz konuşmayalım boşuna. Ne de olsa siz yazdıklarım üzerinden yanıtlamıyorsunuz.
Ben aksine neler yapılabilir diye bir fikir teatisi başlatma gayretindeyim ama siz başlığın ilk haline yönelik tepkinizi bana yansıtıyorsunuz izlenimi edindim.
Bence de konuşmayalım. 2 sene önce alınmış bir üyelikle ki alındıktan sonra hiç giriş yapılmamış sanırım istatistikleriniz öyle diyor, ciddiye almıyorum. Buraya forumda gerçek manada katkısı olan, savunduğu şeyi kendisi en azından yapmaya çabalayan biri yazmayacaksa boşuna elinizi kolunuzu yorup yanıt yazmayın. İronik çünkü, bu kadar insan forumu kullanıyor siz senelerce giriş bile yapmayıp “Forum bozdu bee” başlığına yazarsanız ciddiye almam.
Evet çünkü siz okumamışsınız bile bizim neye itiraz ettiğimizi. Kaç senedir buradasınız madem şimdi tepki göstermenizin bir anlamı yok ki. Burada “geyik” başlıkları öne çıkarken kullanıcılara örnek davranışlar gösterip edebi başlıklara yönlendirmeniz, edebiyat tartışmalarına katkı sağlamanız gerekirdi. Hiçbir şey, bakın net hiçbi şey yapmamışsınız, eleştirmeniz bence sadece “boş” bir iş.
Ha diyorsanız ki ben 2 senedir yoktum, baktım forum kötüye gitmiş hadi bi’ ucundan da ben tutayım da bi’ yerlere götürelim, hadi şu konuları açayım, hadi şöyle yardım edeyim vs. Bunu yapmayacaksanız sizin üzerinizden aynı şeyleri yapan herkese diyorum. Boş yapmasınlar.
Üyeliğimi nasıl kullanacağıma ben karar vereyim müsaade edersen. Kimisi kullanıcı adını başkası almasın diye kayıt olur bir daha girmez, bu bir tercihtir. Kimisi yazacak bir şeyi yoksa üye girişi yapmadan okur.
Şu cümleyi yazana kadar kullanabileceğiniz kaç farklı uygun ve hoş alternatif cümle varken bunu tercih ediyorsunuz. Ortak noktada buluşmamız zor sizinle.
Biz forumun bu halinden memnunuz, siz yazmamaya devam edin deseniz bence daha uygun bir yanıt olur. İyi akşamlar.
Öncelikle şunu söyleyeyim, herkes kendi konusunda oynarsa sorun olmaz dedim.
Bu tartışmanın çıkmasına neden olan konu İthaki Yayınları eleştirisiydi. Sizin somut örneğiniz üzerinden gideceğim. Bİr tiyatro oyununu düşünelim, yemek sahnesinde menemen soğanlı mı olur, soğansız mı tartışması yaşanıyor. Bu tartışmanın devamının başka platformlarda da karşılık bulması, gayet normal diye düşünüyorum. Yeni kitap haberleri başlığının altında İthaki Yayınları eleştirileri de o noktada geldi. Bir soru üzerine ‘’ Kitap basmak için dizisinin olup olmadığına bakmıyoruz’’ cevabı üzerine, kocaman puntolarla, Netflix dizisi kitabı diye lansman yaparsanız ve bu kitap, yeni kitap haberleri başlığı altında paylaşılırsa, bu başlık altında tartışılır. Aslında tartışılan İthakinin popülistliği. Popülist olmalarında bir sakınca yok ama, yıllarca, kendilerini, bilimkurgu-- fantastik edebiyatının başat yayınevi olarak görmeleri ( gerçekten öyleydiler) popülist yayınevlerini eleştirirken, kendilerininde( belki de piyasa koşullarından dolayı) popülist olması ve buna rağmen popülist olduklarını kabul etmemeleri.
Ayakkabı numarası örneği haklısınız ama kim bilebilir ki, nereden neler çıkacağını. Bilimkurgu ve fantastik edebiyatla çok geç tanıştım. Neden hatırlamıyorum, Asimov’un Sonsuzluğun Sonu kitabını aldım ve çok beğendim. Asimov kitaplarını araştırırken, vakıf serisini öğrendim. Vakıf okuma sırası diye araştırırken Kayıp Rıhtım ile tanıştım. Şimdi, Türkçeye çevrilmiş, bilimkurgu-fantastik kitapların çoğunu okudum. Referans noktam hep kayıp rıhtım oldu, hala da olmaya devam ediyor.
Eşine bir kere bile yemek hazırlamamış bir insan onun yaptığı yemeğin lezzetine laf eder ya olmamış diye, durum benim için o şekilde görünüyor. Kaba bir ifade de kullandığımı düşünmüyorum zira katkı sağlanması konusundaki görüşlerimi defalarca yazdım. Bu sebeple aynı şeyleri farklı farklı hesaplardan görmek sadece can sıkıyor.
Bu tarz söylemlere de katılmıyorum.
Bu konuda bile sırf ben eskiyim-sen yenisin,ben şu kadar konuda yazmışım-senin yazdığına bak vs. tartışmalar çıkıyor.
Foruma üye olduğum ilk aylarda şunu yazmışım;
Bunlar da ötekileştirmeye giriyor.
Siteminiz,forumun edebiyat/sanat yerine gelişigüzel sohbetler edildiği için gibi görülüyor. Burada çoğu konunun edebiyatla ilgili olmasını istiyormuşsunuz gibi duruyor.Yanlış anlamış olabilirim.
Dostum şu noktada anlaşamıyoruz, sitede 2018’den sonra katkımın olmaması nedeniyle Kayıp Rıhtım’la alakalı fikir belirtme hakkımı kaybetmiş mi oluyorum? Kaldı ki mesajımda belirttiğim husus bambaşka. Ben bir durum tespiti yaptım, net bir tanım bile yapmadım.
Öneri ya da eleştiri getirmek için katkı sağlamak gerekmediği konusunda hemfikir olabiliriz bence. Pek çok süreli yayındaki okur eleştirileri kısmı neden var örneğin, hiç yazmıyorlar sadece okuyorlar? Zaten buradaki konu da bazı kişilerin forumu bırakmasıyla alakalı, veda başlığı bile açılmış. Önceden yoktu.
Yok hayır, aksine çeşitlilik olmasından memnunum. Sadece blog’taki gibi bir gidişatından çeşitliliği aştığını ve eski konsepti özlettiğini belirttim.
Sıfır mesaj, Sıfır yorum yapmış birinin forum seviyesi hakkında ya da forumun gidişatına yorum yapması bana saçma geliyor. Bu ötekileştirme değil. Sonuçta tamamen demokratik olmasa da bu forum da bireylerin çabasıyla bir yönlere evriliyor.
Bunun ne eskilikle ne de rütbe ile ilgisi var. Çarpıtmayalım lütfen. Benim foruma bir katkım yok, zaten içimden geldiği gibi yazıyorum. Böyle bir amacım da yok.
Süreli yayınlar bir editör elinden çıkan “topluluğun katkılarıyla” büyüyen yapılar değiller. Bu yapıda yani Kayıp Rıhtım’da üyelerin etkisi var, süreli yayınlarda yok.En fazla yayın kötüye gidiyor diye almamazlık yapabilirsin, eleştiriyi dikkate alıp almamak yayının kendisine kalmıştır.
Benim söylemek istediğim şey bu kadar zaman aralığında foruma “neden” bir katkı sağlamadığınız? Bunu hesap soruyor gibi algılamayın. Şunu demek istiyorum; tanıdığınız, biri arada sadece “gördüğünüz” biri intihar edip ölmüş, siz de cenazesinde dedikodu yapıyorsunuz şu an. Hayattayken adama/kadına hiçbir katkı yapmamışsınız ama cenazesinde yazık oldu diyorsunuz. Bunu anlamanızı istiyorum, halen “eleştirme hakkım olmuyor mu?” diyecekseniz benim söyleyecek sözüm kalmıyor. Gerçekten sizin şikayetlerinizi ciddiye alıp konuda net bir şekilde karşınızda durmaktan da yoruldum açıkcası.
İsteyen istediği gibi eleştirsin, benim artık hevesim kalmadı bu konuyu tartışmaya. Bir adım atmak istiyorsanız burası yeri değil. Yeri neyin artmasını istiyorsanız oraya mesajlar atarak, insanların ilgisini oraya yönelterek olur.
En iyisi yormayalım birbirimizi
Portal hakkında bir değişim olacağını sanmam olmamalı da zaten. Çünkü forum şu an muhtemelen sponsorsuz adminlerinin cebinden parayla hosting masraflarıyla dönüyor. Trafik olmazsa reklam da alamazlar. Böyle olursa sadece kendi ceplerinden para vermeye başlarlarsa (ki bu zamana kadar öyle oldu diye biliyorum) istediğimiz etkinlikleri yapamayız, sitenin trafiği güçlü olmazsa ne yayınevlerinden ne yazar ne de çevirmenler tarafından ciddiye alınırız.Bunu sadece 2007’den beri forum sistemlerinin gelişiminde çalışmış biri olarak örneğin forumun eski sistemi Simple Machines Forum/SMF forum yapısında modifikasyonlar ve temalar da geliştirmiş biri olarak söylüyorum.
Benim yazmadığım bir konu ama başlıktaki başka yorumlarla ilgili yazdınız sanırım.
Eleştirimin yarısı blog’la ilgiliydi zaten. Yayını almamanın buradaki karşılığı da siteye uğramamak oldu benim için.
Yakın zamanda forumun gidişatı gündeme gelmiş, bir veda başlığı açılmış. Ben de yıllardır yazmadığım üyeliğimle foruma girip durumla alakalı fikrimi belirtiyorum ki alternatif fikirlerin konuşabileceği bir ortam oluşsun. Burada olay aksine bir çözüm bulunması.
Netice olarak birbirimizi anladığımızı düşünüyorum. Bakış açımız ya da foruma yönelik beklentimiz farklı muhtemelen ama bu da forum konseptinin temelini oluşturan bir şey zaten. Herkes aynı düşüncede olsa konuşacak fazla bir konu bulunamazdı.
Genel olarak söylemiştim.
Ana konudaki sitem de,eskiden böyle değildi,şimdi ki yeni arkadaşlar seviyeyi düşürüyor deniliyor.Yaştan tutun,mesaj sayısına,üye olunan tarihe kadar eleştiriliyorlar.
Konuyu başlatan kişinin mesaj sayısı,konulara katkısı vs. çoğu kişiden fazla olsaydı haklı mı olacaktı.
Olay haklılık değil. Bu şeye benziyor, bayramda bile komşunun kapısını çalmayan kişinin “komşuluk bitmiş azizim” diye kafa ütülemesine. Ya sen yılda 2 kere bile tebrikleşmediğin kişilerin davranışları için nerede o eski komşular diye yakınırsan, o kişiye sayın kişi sen ne komşuluk yaptın da milletten bekliyorsun da böyle yakınıyorsun deme hakkım vardır.
Yok hayır,bundan bahsetmiyorum.
Alıntıladığınız cevapta da aynı soruyu sormuştum.
Sizin örneğinizden yola çıkarsak, komşularına her gün selam veren, tebrikleşen birisi olsaydı “komşuluk bitmiş azizim” diye sitem etmesi hakkı mı olacaktı ?
Elbette öyle olacaktı. Adam eski usul komşuluğu devam ettirmeye çalışırken devam ettiremiyorsa bu konuda yakınmak hakkı oluyor. Kendisi bu durumu tersine çevirmeye çalışmıştır çünkü. Her gün tebrikleşme, ayda 1 tebrikleş, yılda 2 kere tebrikleş. Komşunla sıkı fıkı ahbap olmasan bile yoldaki bir insandan farkı olsun senin için. O zaman dersin ki o eski zamanlardaki gibi komşuluk yok ki, ben de anca selam alıp verebiliyorum. Ama biri öyle bir durumda olacak ki komşuları orada biri yaşadığını ancak ölüp de kokusu onlara gidince anlayacak, tabiri caizse “burada biri mi yaşıyordu da ölmüş” diyecek durumda olacak, sonra o kişi gelip de komşuluk ölmüş diyecek.
Bu biraz ayıp bir yorum olmuş. Gidenlerin ben kimseye tepeden baktığını hatırlamıyorum. Hepsi ile çok iyi dostluğumuz oldu. Kimin ne derdi varsa gidenlerin hepsi her konuda yardımcı olmaya çalıştı.