Nermin Yıldırım’ı Ev kitabı ile tanımıştım. O kitaptaki karakter derinliğini her kitabında aynı derecede yansıtamadığını düşünüyorum. Çok abartılmış bir yazar diyemem ama çıldıracağım kadar da iyi değil özellikle bazı kitaplarında kullandığı lakaplar ve seslenme şekilleri yapay hissettirdi.
Haha. Tevafuğun böylesi. Bende Köpekbalığı Metinleri kitabını galiba @periyodiknesriyat hocamın paylaşımıyla almıştım. Sizin tekrar paylaşmanız bana bu kitabı hatırlattı. O zaman bize de okumak düşer. ![]()
Beğenmeniz beni çok mutlu etti. Umarım daha çok bilinir ve yeniden basılır.
Kitabı çok merak ettim. Bir şekilde temin edip okuyacağım. Çok teşekkür ederim.
Teşekkür ederim önerime kıymet verip okumaya karar verdiğiniz için. Umarım seversiniz.
-
R.Sheckley-Dimension of Miracles
Absürt bilim kurgu. Türü severim, Mevki Uygarlığını daha çok beğenmiştim, bu kitap da iyi. -
R. Liparulo-Karanlık Gölgeler Evi
Kapılarla dolu gizemli bir ev. YA kitabı galiba, ben çocuk kitabı düşündüyüm için başladım, konusunu sevdim. -
T. Powers - Son Çağrı
Seneler önce okuyup seriye devam etmeyi unutmuşum, kitap da aklımdan çıkmış. Çok karakter var, olaylar bir az karışık, Weird Fantasy olarak geçiyor galiba, bu kısımları sevdim. Ama konusu, büyü kısımları daha doğrusu kitabı fantastik yapan kısım, karakterlerin kendileri kitabın sevmediğim tarafları oldu. -
J. Bullington-The Sad Tale of the Brothers Grossbart
Hiç beğenmedim. Ne karakterler, ne olaylar ilgimi çekmedi. Baştan sona aynı tekdüze şekilde devam etti sanki. -
S. King - Şeffaf
Yine sevdiğim bir konu, kasaba, gizemli olaylar, olayların kasabalıların hayatına etkisi. Başlarda bir az sıkıcıydı ama sonra merakla okudum. -
M. Connelly-9 Ejder
Harry Bosch serisinden (polisiye) bir kitap. Serinin bana göre en üzücü kitabıydı.
Çok tatmin eden bir ay olmadı, bilimkurgular eh meh. Su adamı içlerinde en beğendiğim. Katabasis evlerden ırak. Millenium 3. kitap da serinin önceki kitapları seviyesindeydi, üçleme biterken bir tık daha üste çıkar diye bekliyordum onu da ama seride Larsson’ın yazdığı kitaplar aynı ayarda tamamlandı diyebilirim.
-
Death of Family’nin görsel tarzı çok başarılı, karakterlerin duygularını net şekilde panellerden alabiliyorsunuz. Batman’ın ailesi ve diğer yan karakterler çok iyi olmasa bile Joker gerçekten çok iyi betimlenmiş. Birkaç paneline hayran kaldım. Joker’in gözlerindeki, mimiklerindeki delilik sanki sayfadan size bakıyormuş hissi uyandırıyor. Genel olarak başyapıt diyemem, 7-8’lik bir eser olmuş. Son çeyrek bana bir hayli zayıf geldi, final kısmı tüm eseri kotarmış desem abartılı olmaz. Absolute baskısı ise gördüğüm en iyi baskılardan birisi özellikle kutunun şömizi çok iyi düşünülmüş.
-
BRZRKR; hikayesiyle, çizimleriyle benim için hayal kırıklığı oldu. 6/10’luk bir seri olmuş ama bu puan bile fazla diyebilirim, 4-5 verene niye öyle verdin demem.
-
Hellraiser… 30 Days ile beraber gönlümde çok ayrı yerleri var. Ama maalesef ikinci bir hayal kırıklığı oldu. Zorlama kadın karakter tercihi ve final kısmı, içeriğin kalitesi ile olay örgüsü zaten sıkıntılıyken çryi çok daha aşağı çekmiş. Kirsty Cotton ve Tiffany karakterlerinin ele alınış biçimi çok kötü… Özellikle Kirsty hiçbir karakter derinliği olmayan, garip öfke nöbetleri geçiren, Cenobite doğasına uymayan sırf kadın karakter olsun ne olursa olsun diye yapılmış inanılmaz yüzeysel bir karakter, hiçbir derinliği yok. Nasıl 2022 Hellraiser, 1987 Hellraiser’in kalite olarak yanından bile geçemiyorsa ve bunun sebepleri barizse bu çizgi romanda da aynı sorun var diyebilirim. İlk yarı iyiyken ikinci yarı hikaye fecaat bir hale geliyor bunda da yazar değişikliği önemli bir yer tutmuş. Hatta çizimler benzer şekilde ilk çeyrek çok iyiyken kalan kısımda -çizerler değiştiği için) aynı kaliteyi koruyamıyor. Cenobiteların o şeytani havası ikinci yarıda tüm o “ihtişamını” kaybediyor. Final ise zaten o cehennem evrenine, tasvirine çok ters şekilde süper kahraman çrlerine doğru kayıyor. Marvel Hellraiser gibi bişi oluyor. Yazık olmuş.
-
30 Days of Night filminin büyük bir hayranı olarak, çizgi romanını da fazlasıyla sevdim. Çizimleri kendine has bir sanat tarzına sahip; zaten en iyi vampir temalarından birine sahip. World War Z’deki koşan zombi konsepti muadilleri arasında en ürkütücü olan temaysa, 30 Days of Night da en korkunç vampir temasına sahip. Normalde tersi denir ama önce filmi izleyip çizgi romanı sonra okursanız, filmin o gerilimli tonunu daha iyi hissedersiniz.
Nispeten güzel bir ay oldu. ![]()
Geçen ayki Lanetli ve Cadının Oğlu’ndan sonra bu ay da İnsanlar Arasında Bir Aslan ve Oz’dan Çıkış’ı okuyarak seriyi tamamlamayı planlıyordum. Ama kitap okumaya ayırdığım zamanın çoğunu dizilere kaydırınca Oz’dan Çıkış’ın ancak üçte birini okuyabildim. Neyse bu ay bitiririm sanırım ![]()
Bu ay okuduklarım arasında en az beğendiğim kitap “Hayatımızın Geri Kalanı” oldu. Yazar, sanki biz ana karakter Tom’un yanında dolaşan bir yabancıymışız ve aklından ne geçtiğini hiç bilmiyormuşuz gibi, hiçbir şey hissettirmeden bir şeyler yazmış.
En çok beğendiğim ve elimden bırakamadan okuduğum ise “Beden Kemiricilerin İstilası” oldu. Bilimkurgu sevenlere tavsiye ediyorum.
Bu ayı Iron Druid Chronicles okuyarak geçirdim. Tanrılarla, vampirlerle, binbir çeşit mitolojik yaratıkla dolu bir urban fantasy serisi. Beğendiğim yönleri de çoktu canımı sıkan yönleri de. Sonuna dair spoiler yediğim için okumayı erken bıraktım, ve bence son sayılabilecek güzel bir yerde durmuş oldum. Genel olarak sürükleyici ama çerezlik bir seri.























