Hepsini 1 ayda mi okudun ? Maşallah.
Sadece Felsefeye Giriş kitabını 3 ayda bitiremezdim sanırım 
Evet 1 ayda okudum. Sanırım sınavlar geliyor diye nasıl okuduğumu bilmedim.
Teşekkür ederim 
Ben burda neler neler gördüm. Şunu yaptım bunu yaptım arada boş zamanlarımda da bunları okudum diye 40 kitap ( ortalama 400 sayfa) fotoğrafı atan vardı.
Gençliğinizin kıymetini bilin. O ne güzel enerjidir.
Bravo, kıskandım valla ne diyeyim. 
Beğeni sırama göre.
Pinokyo’yu okurken bildiğinizi unutun, çünkü burnu daha az uzayan daha az yalancı fakat söz dinlemeyen bir Pinokyo göreceksiniz.
İki Kıyının Avaresi bitmek bilmedi, ama güzel gezdim o kitapla da, google’dan tabi😁
Kassandra olay kurgusunu anlayana kadar zorlandım, mitoloji sevmiyorum.
Aşkı Memnu, o diziyi tamamen izlemedim ama kitabı olurken dizi karakterleri pesimi bırakmadı.
Buzullar Arasında Bir Kış oldukça akıcıydi, Jules Verne ile yolculugu sevenler için.
Bursaya Gidiş ve Dönüş, bir günlük. Bursa aşığı varsa hemen okusun derim. Öyle çok anlatmıyor ama yine de içinde Bursa geçen her şey değerli benim için.
Olalla, kitap arkasını okumadan okusam iyiydi. çünkü beklentilerimi karşılamadı.
Herkese iyi okumalar.
Belki evli olsam çoluk çocuğum olsa ben de bu kadar okuyamazdım. Ama hayatım çok da kolay değil. Evin en büyük çocuğuyum ve yapmam gereken işlerim de oluyor. Fakat okuma yapmak için işlerimi hızlıca bitiriyorum. Bazen ne kadar zorlasa da kitapları bitiriyorum. Aynen öyle Insan her dk’sınin kıymetini bilmeli. 
@Artorias okuma yapmanın herkesin hayatında bir yeri vardır diye düşünüyorum. Bazıları yavaş gider, bazıları hızını alamaz.
@narpal belki kendimi tanımasam, bu sözünüze alınırdım ama haklısınız. İronik şekilde öyle yapan okurlarda var. Kendimi kandırsam zaten daha çok üzülürüm. Başkalarına gerek yok sanırım.
Bitmeyen enerjimden bu kadar ssanırım.
@isos81 kitabın dili çok ağır değildi. Ve felsefeye giriş kitapları okuya okuya bu konuda daha bilinçli okuma yaparak kısa sürede bitirdim.
Yanlış anlaşılmasın sizin için yazmamıştım 
Boş zamanım var, karantina zamanında yapacak başka bir işim yok okudukça okudum diyene bir şey diyemem ama kimisinin paylaştıklarına bakacak olsam bir gün 48 saat olmalı.
Keşke o gençlik enerjisi bende de olsa
. Gencim ama enerji sıfırın altında eksilerde geziyor. Şu sıralar başladığım kitapları bitiremiyorum. Bir tek şiir okuyasım geliyor. @_Ged gibi okurlara da imrenerek bakıyorum.
2,5 ay hiç kitap okumayınca bu ay hep ince kitaplara yöneldim 
Doppler’ı ortalama buldum onun dışında hepsini sevdim.
Bu ay kendimden epey memnun kaldım. Umarım böyle devam ederim. Özellikle bu yaz çok merak ettiğim kitapların büyük bir kısmını okumak istiyorum.
Bu aya dönecek olursam ilk olarak Büyücüler’in üçüncü ve son kitabı olan Büyücünün Diyarı’nı okuyarak seriyi bitirdim. Dizisini çok beğenerek izlediğim için final verir vermez kitaplarına koştum. Açıkçası dizisini daha çok sevmiştim ama bu demek değildir ki kitapları kötüydü. Yine çok beğenerek okudum, sadece dizide olaylar ve karakterler daha da geliştirilerek yansıtılmış.
Fantastes ve Dünyanın Sonundaki Orman - ilki ilk fantastik kitap (?) ikincisi de ilk kurgusal evrene sahip fantastik kitap olarak - birbirine benzerdi. İkisini de çok severek okudum. Özellikle şimdi okuduğumuz evrenlere ilk adımları attıkları bilinciyle okuyunca insan daha da seviyor. Fantastes daha çok rüyalar alemindeymişim gibi çok hoş duygular hissettirerek kendini okuttu. Dünyanın Sonundaki Orman’da ise özellikle sonlarında Kral Arthur efsanesini anımsattı ve Genç Kız karakterini Tolkien’in bu kitaptan esinlendiği bilgisiyle okuyunca Yüzüklerin Efendisi’ndeki Arwen’e benzettim. Genç Kız’ın saflığı ve duruluğu sık sık vurgulanıyordu ve bu da bana kitap boyunca Liv Tyler’ın suratını anımsattı.

İlk vampir hikayelerinden biri olan Carmilla gerilim ve tutku dolu bir eser. Ana karakter olan vampirin bir genç kız olması ve “arkadaş” edindiği kıza duyduğu hisler bu kitabı farklı yaparak öne çıkarıyor.
Zaman Makinesi uzun süredir kitaplığımdaydı ama okumak için bu kadar geç kaldığım için kendime kızdım. İnsanı teknoloji ve zaman konusunda o kadar düşündürüyor ki sözsüz bırakıyor. Ön sözü kitabı daha iyi anlamak için kesinlikle yardımcı oldu. Bir de Weena karakterinin sonunun meçhul olması çok içimde kaldı…
Olalla ve İntihar Kulübü son zamanlarda aldığım kitaplardandı. Dr. Jekyll ile Bay Hyde kitabından sonra yazarın başka kitaplarına açlık duyuyordum resmen, bu yüzden hemen okudum. Olalla kasvetli ve gotik bir hikayeydi, yazar olayları biraz gizemli bırakmış gibi hissettiriyor ama bir yandan da her şey gözünüzün önünde. Bir vampir soyu zamanında güçlü ve gaddar iken zamanın ilerleyişiyle ve insanlığın gelişmesiyle zayıflamaları ve soyun son iki çocuğu, belki de soy kanlarının iyice incelmesinden ötürü bu lanetin bir son bulmasını istiyorlar ve kendilerini izole ederek ölümü bekliyorlar. İntihar Kulübü aynı olay etrafında dönen üç farklı hikayeyle polisiye bir eser. Üç hikayede çok güzel ve farklı kurgulanmış. Bu açıdan çok beğendiğim bir kitap oldu ama aklıma takılan ve çözüme ulaştıramadığım iki şey var: En başta prens, kulübün başkanını neden Avrupa’ya yolladı ve en sonda kulübün başkanını öldüreceği zaman neden iki adam seçme gereği gördü?
Kral Oidipus, Medea ve Pericles üç önemli oyun yazarının üç güzel incisiydi. Oyun okumaya yeni yeni başladım ve bu türde okumanın çok hoşuma gittiğini keşfettim. Özellikle Yunan tragedyalarında ne varsa okumak istiyorum.
Dönüşüm ve Mezhepler beklentimin altında kalan kitaplar oldu. Dönüşüm çok durağandı ve bu durağanlık içsel dünyadan bahsedilerek telafi edilmemiş. Mezhepler ise bilgi açısından kıttı, aynı şeyler dolandırılarak ve sakız edilerek anlatılmış gibi hissettim.
Beni en zorlayan kitap ise Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı oldu. Aleister Crowley’in oluşturduğu Thelema dininin kutsal kitapları cidden Karanlık Kitaplık setine yakışıyor, hatta beni bu serideki en ürperten kitap oldu. Yasa Kitabı kısmında Crowley Aiwass isimli bir varlıktan “vahiy gelen” şeyleri değiştirmeden yazmış iddiasına göre. Sonra bunları kendi çapında bol matematiksel işlemle çözümlemeye çalışmış ve Thelema’yı oluşturmuş sonra ritüeller vb. gibi şeyleri anlattığı ve anladığım kadarıyla yeni müritlerini eğitmek için Yalanlar Kitabı’nı yazmış. Yazarın uyuşturucudan öldüğünü söylemem yeterli olur sanırım. Bu tarz tarikatlar, okült şeyleri bilgi açısından merak ediyorum; ne yapıyorlar, ne düşünüyorlar gibi şeyler açısından. Böyle bir öğrenme isteğiniz yoksa kesinlikle okumaya çalışmanızı tavsiye etmem. Benim açımdansa merakımı gidermiş ve bir yerde işime yarar mı emin olamasam da en azından bilgi edinmiş oldum.

Böyle yazıya dökünce dolu dolu bir ay geçirmiş olduğumu hissettim.
Umarım böyle devam eder.
Bunlarda benim bu ay okuduklarım karantina sayesinde uzun süredir okumayı ertelediğim kitapları bu ay okumuş oldum 
Bence her kitabın okuma hızı bir değil. Bunu kendimden çıkarımlıyorum. Çok keyif aldığım bir eseri saatte 100-120 sayfa civarında okuyorum. Bunu nasıl yaptığımı ben de bilmiyorum ama heyecandan ve meraktan aşırı hızlı okuyorum. Gelin görün ki eziyete dönüşmüş bir kitabı saatte 25 sayfa zor okuyorum. Ayağıma gözüm takılıyor, ne bileyim tavan ilginç geliyor, bilemediniz kapağı filan inceleyesim tutuyor. Hepsini geçtim bitsin diye nefes almadan okuyorum zorlayarak fakat bir bakıyorum 30 sayfa okumuşum. Diğer açıdan bir bilimkurgu kitabı öyle hızlı gitmiyor. Kafa yormak daha fazla gerekiyor. Kitabın atmosferine alışana dek yavaş gidiyor. Ortalama 60-90 sayfa arası oynama oluyor. Genelde fantastik betimlemeli eserler bende akıp gidiyor. Diğer türde de çok nadir okuma yapıyorum. Gotik-karanlık tarz ise göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor. Bence tamamen değişken okuma hızı oluyor ama bazı kitaplar vardır sindire sindire okumak istersin saatte 10 sayfa okursun ama ayrı bir keyif alırsın. Bir de ayrılan zaman var. Günde 5 saat ve ortalama 70 sayfa okuyan birisi 350 sayfa günde okur. Her gün düzenli okursa 10 günde 3500, ayda 10500 sayfa eder. Bir kitap ortalama 450 sayfa olsa 23 kitap eder ki deli gibi okuyan insan -bazen kendimi kaptırdığım dönemlerde günde 10 saatimi ayırdığımı bilirim.- bence ayda 18 bin sayfa civarını rahat rahat okuyabilir. Yani aşağı yukarı 40 kitap okunabilir diyerek sizi depresyona sevk edip gidiyorum.
Bu hesapla doğru ama işe gidip, dizi-film, oyun, yemek, ev işleri bir de üstüne de en az 5 saatini okumaya verebilecek kişiye şapka çıkarırım.
Naparsam yapayım 1 saatte 30-35 sayfadan fazla okuyamıyorum. Saatte 50 sayfa okuyorum diyene hızlı okuyorsun diyordum
Özellikle sevdiğim eserleri daha da yavaş okuyorum. Sizi taktir ettim doğrusu.
Normal hayat süren birine göre aşırı fazla gelen kitap okuyan kişiler genelde öğrenci, yalnız yaşayan vb. kişiler oluyor. Senin dediğin şekilde ayda beş kitap okunursa gayet normal.
Orhan Pamuk’un dediği gibi sorumsuz olmayı ve çok zamanım olmasını istiyorum, ben o zamanı kitaplarla doldururum.
Dönem dönem ben de yapıyorum bunu.
Bazen bunu ben de çok istiyorum, tüm gün benim olsun, sorumlulukları bir yana bırakabileyim sabahtan akşama kitap okuyayım ama 4 senedir yapamıyorum. Eskiden günde 100 sayfa okumak basit bir işti ama şimdi benim için 50 sayfa başarı.
Çocuk uyumadan PC açamıyorum, çünkü artık kucağa çıkıp klavyeyle oynamak istiyor
akşam 9’dan sonra gece 2’ye kadar ne yaparsam kar. Bazen ek işler çıkıyor iyice zaman daralıyor. Dizi, film, oyun, kitap, spor arasındaki dengeyi kurmak çok bunaltıcı olmuyor değil.
@Agape burda az biraz birbirimizi tanıyoruz. Farklı başlıklarda kim ne yapmış nasıl zaman geçirmiş biraz fikir ediniliyor. Dediğin gibi ayda 5 kitap okusa normal olacak hayat tarzına sahip biri 40 üstü deyince insan kendini sorguluyor.
Çok da şey yapmamak lazım bence o tip şeyleri. 









