ABD’nin nükleer ve hava üsleri üzerinde gizemli İHA’lar uçmaya başladı
Ordu, bu dronların “tehlikeyi göze alan amatörlere mi yoksa düşman kuvvetlerine mi” ait olduğunu belirleyemedi
Özellikle Virginia ve Nevada’da yoğunlaşan olaylar ulusal güvenlik endişelerini artırırken, Pentagon ve diğer yetkililer çözüm arayışında.
Yukarıdaki gebze barınağına ait fotoğrafları çerçeveletip evinizin duvarına asın lütfen. Bakar bakar mutlu olursunuz.
Herkes limiti 99’a düşürünce bankalardan fırçayı yemişler
Vatandaşın kaçamayacağı bir yöntem bulurlar yakında. Büyük ihtimal faturalara uydurma ek vergiler gelir.
Sağ olun ben sizin canavarlığınızdan daha çok zarar görüyorum, eminim siz her gün parçalanan insan haberlerinden mutlu oluyorsunuzdur
Alın bunları belki sansürlü diye bulup yeterince sevinememişsinizdir ama idare edin.
Ben sizin takdir ettiğiniz insanlar gibi hiçbir zaman avlanmış bir hayvanın kürkünü üzerimi de geçirmedim ama eminim bu da sizin için sorun değildir.
Veya kebapçıda nişanlanacak kadar et düşkünü olmadım.

Ama tabi bu konuda insanları kışkırtıp hayvanlar hakkında yapılan raporları okumadan ve rapor itirazları için yapılan raporları okumadan burada insanları suçlayarak belli kazançlar elde edinende benim. Ne yazdığınızı okuyup, yapabiliyorsanız düşünmenizi ve öyle yorumlamanızı öneririm.
Baştan sona hayvanın bir şey yapması için eğitilmesi ve koşullandırılmasına rağmen neler yaptığını gösteren pek çok belge var. Hayvan davranış biliminde hayvan içgücüsün diye bir kavram var. Biyolojide bile bunu işleyen alanlar var. Türkçe bir sürü makale var ben bu konunun uzmanı değilim ama bana attığınız kurgusal drama, korku temalı bu filmden eminim daha çok yardımcı olur. Köpeklerde zeki canlılar değil. İstediğinize inanılabilirsiniz ama savımı lütfen güzel bir biçimde kaynaklarla çürütmeye çalışın ki bende bilgileneyim. Yoksa havada kalıyor anlattığınız şeyler.
Kurgusal drama, korku uyarlamasının sinemanın en prestijli yönetmenlerinden Samuel Fuller’in yazıp çektiği doğrudur, ancak ana kaynağın yine edebiyat olduğu ve yazarı Romain Gary’nin vaktiyle Jean Seberg’i de etkileyip çiftin 17 sene evli kaldığı ve müziklerini Nicholson’lu Wolf’ta piyano tınılarını yineleyeceği Morricone’nin yaptığı pek bilinmez. Dolayısıyla, tek bir film özeline indirgediğimiz meseleye dair, Seberg ve Morricone’nin baş kaleme güvenlerini sizin güvensizliğinize yeğ tutuyorum şu an. Şu film de White Dog’a ithafen çekilmiş ve isimlenmiştir, ek bilgi olarak vereyim: White God.
Yıllar önce okumuştum, yeni baskısı var mı bilmiyorum ama bir yerlerde denk gelirseniz okumanızı önereceğim kitaplardandır.
Bu da yine hayvanların bilinci üzerine güzel bir kitap.
Ek olarak,
Epey insandan daha kültürlüydü kendisi.
Arkadaşa gevşemesi için genel kültür kırıntıları (esası isteniyorsa hiç duymadığı yüzlerce türle tanıştırabilir ve doğayı sevdirebilirim):
@kolombre ve @alper
Makaleler argümanlarımı tamamen destekliyor diğer belgelerden çoğu paylaşılması yasakmış sizi alıntılayarak manipüle ediyor gibi görünmek istemem bu yüzden detaylı bir biçimde baktıktan sonra ekleyebileceğim. Şu an yaşadığımız şeylerin çoğu eskiden yaşanmış zaten ve önlem alınması gerektiği belirtilmiş başıboş gözetim altında olmayan köpekler hakkında. (Makale çevirilerin hepsini yazarken yanlış çevirmekten çekindiğim için google çeviri ile çevirdim bir hata varsa belirtirseniz düzeltirim.)
Ekler:
Köpeklerin sebep olmadan bi insanı ısırması hk.
“Bağlam göz önüne alındığında saldırgan davranış 65 vakanın 63’ünde (%97) uygun değildi. Genel olarak, davranış dizisi değiştirildi (uyarı ve/veya duraklamanın olmaması; birden fazla ısırık, ısırığın istemli olarak serbest bırakılmaması veya saldırgan dizinin kendiliğinden sona ermesi) mevcut bilgi bulunan 52 vakanın 50’sinde (%96,1). 52 köpekten 2’sinde (%3,8) tam bir davranış dizisi (uyarı, duraklama, tek ısırık, serbest bırakma) vardı. Tüm davranış dizisiyle ilgili bilgi toplam vakaların 13’ünde (%20) eksikti. Uyarı işaretleriyle ilgili özel bilgi 7 vakada (%10,8) eksikti. 58 köpeğin 22’sinde (%38) ısırmadan önce havlama, hırlama veya havlama ve hırlama gibi bir uyarı görüldü. 58 köpeğin 36’sı (%62) ısırmadan önce havlamadı veya hırlamadı. 49 köpeğin 47’si (%96) uyarı ile ısırık arasında duraklamazken 2 köpek (%4) durakladı. 64 köpeğin 49’u bir kez ısırdı (%76,5) ve 15 köpek bildirilen olay sırasında birden fazla ısırdı (%23,4). 65 vakadan 1’i (%1,5) için sahip ve kurban arasında bilgi çelişkiliydi.”
kaynak: Behavioral evaluation of 65 aggressive dogs following a reported bite event - PMC
Bazı belediyelerin yaptığı gibi saldırgan köpeklerin rehabilite ile tedavi olamaması hk.
“Özellikle herhangi bir insanı tehdit etme geçmişi olan köpeklerin, kontrol altında olmadıkları sürece serbestçe koşmalarına veya insanlarla etkileşime girmelerine izin verilmemelidir. İdeal olarak, refakatçi köpekler kimseyi tehdit etmemelidir. Sahipleri kontrol edilemeyen saldırganlık eğilimleri gösteren bir köpeği beslemek isterlerse, bu eğilimleri tedavi etmek için profesyonel yardım almalıdırlar. İnsanlara karşı saldırganlık gösteren aile köpekleriyle ilgili (P. L. B. ve V. L. V.'nin) klinik deneyimlerimizde, itaat eğitimi tek başına saldırganlık eğilimlerini önlemede veya tedavi etmede sıklıkla başarısız olmuştur.”
kaynak: Attacks by packs of dogs involving predation on human beings - PMC
Ayrıca bazı kaynaklarda bu kitabın oldukça çok kullanıldığını gördüm, özellikle Hindistan özelinde bu durumu savunanlar için aydınlatıcı olabilir.
Gebze fuarında sanki fuarda olacakmış ve olaylar yüzünden katılmayacakmış gibi algı yapan yayınevleri. Normalde kitap fuarına hiç katılmayacaklarına rağmen niye böyle açıklama yapmışlar garip cidden?
Gebze belediye başkanı kendi tweeter hesabından açıklamış.
Utanmadan hala trafik kazası, hastalık falan diyor siz de gelmiş algı yapılıyor diye yırtınıyorsunuz. Malum kesimin dürüst olma ihtimalleri var mı ya cidden? Ahkaksızlar çünkü, VİCDANSIZLAR’dan her şeyi beklerim ![]()
Ayrıca yayınevlerinin emeğine sağlık, tepkileri için alkışlıyorum
Çok güzel yapmışlar, doğrusunu yapmışlar ![]()
Tamam işte, ikiyüzlü ve çifte standarda her zaman meyilli insanoğlu için sokakları hayvanlardan korumak gerektiğini savunuyorsunuz. Ben de insanoğlunun katli vacip, hayvanlar kalsın diyorum. Din, dil, ırk, cinsiyet ayırt etmeden, eşit biçimde. Nefreti ancak böyle yok edebiliriz: Herkese eşit dağıtarak. Ben kendi üstüme düşene razıyım. Siz?
Forumda mülteci istememek suç ama böyle saçma sapan konuşan insanlar kaç gündür damarımıza basmaya devam ediyor. Bayraklamak da fayda etmiyor, engelemek de. Yazık. Gerçekten trajikomik bir haldeyiz.

Burada ben karar mercisi değilim. Hayvanların nasıl öldürüldüğüne de ben karar vermem iki tarafında açıklamalarına bakarım, bir vatandaş olarak en iyisi ülkem için hangisi iyi ise ve adalet önünde uygunsa onu uygulamaya çalışırım. Ankara içinde otururken bile boynunda diş izleri ile boğulmuş pek çok kedi gömmek zorunda kaldığımız zamanlar oldu. Bu hayvanların insanlarla bir eşitliği yok ama bu halde sokaklarda da yaşayamazlar kimse bu hayvanları sokakta bırakıp insan ve doğanın işleyişini engelleyecek biçimde tüm canlı gruplarını korumak zorundayız çünkü bu sokaklarda yaşayan ve kuranda biziz, bu hayvanları kontrol altında tutması gerekende biziz. Sizinle paylaştığım ve paylaşacağım hiçbir makalenin veya araştırmanın sonucu bu hayvanların sokakta kendi hallerinde bırakılmalarına yönelik değil. Benim bugüne kadar üç yaşından beri baktığım iki tane köpek üç kedim oldu. Cins bir hayvan edinerek hayvan üreten insanlara destek vermedim. Ayrıca şu an gerekirse herkesin sokaktaki hayvanları sahiplenmesi desteklenmeli. Bu hayvanların yeri sokak değil ve şahsen ben vicdanen bu hayvanların sokakta olmasına da üzülüyorum. Nasıl şartlarda yaşayıp ne hastalıklar kaptıklarını da görüyoruz. Kafalarına ekmek atarak durum çözülmüyor. Geçmişte nasıl sayılarının sınırlandırıldığı da belli. Bu kadar açık bir konunun bu kadar uzatılması da saçma. Ben elimden geleni yapıyorum ve gerekirse beni üzecekse bile bir insan bile haksız bir biçimde zarar görecekse bile tüm sahipsiz köpekleri uyuturum.
Öncelikle, diyalogların saygı çerçevesinde sürmesini arzu ederim ve harcanan zaman iki taraf için de heba salgınına kurban gitmediği için müteşekkirim.
Konu üzerinden prim sağlayan gerçek ve tüzel kişilerin samimiyetsizliği, zaten ülkeyi ve toplumu “yitmiş” gören bir göz olarak beni şaşırtmıyor. Sokaklardaki köpeklerden daha tehlikelisi, “sahipli” kisvesi altında sokakta zaptedilemeyen laboratuvar üretimi karnivorlar. Olay, hayvanın nerede yaşadığından önce, cahil toplumun eğitiminde ve yüzyıllarca geriden gelen şehirleşme kültürünü haiz olmasından geçiyor. Tam bir cahiliye dönemindeyiz, küresel olarak da böyle, her yeri çekirge gibi sarıp tüketiyorken, söylediklerinizde doğruluk payı olsa da, hayvan katlini bir kere daha onaylayamayacağım, hazzetmediğim vatandaşlık hakkımla. Hümanizmanıza katılamıyorum ayrıca. Bir insan “bile” sonumuzu getirmeye muktedir, gezegen olarak. Emin olun.
Şu an bizim gördüğümüz her şey insanın eseridir, insan değmemiş nadir yer var. Şu an yer alan çoğu nehrin ve kıyının şekli bile yıllar boyunca bizim yararımıza göre şekillendirildi. Hayvan ve bitki türleri bizim ıslah (yapay seçilim) etmemiz sayesinde şekildendi üretildi ve yok oldu. Ben en azından bu düzenin sadece insan için değil karşı taraf içinde faydalı olmasını arzu ederim. Kendime insan olduğum için nefret duyamam veya insanların kötü davranışları için o tür veya türlere özel sempatilerde beslemem, mantıklı bir durum ortada yoksa. Duygular, oluşacak sonuçlarla uğraşacak insanların içinde benim sorumluluğumdaysa tek başına yetersiz kalıyor. Bizim toplum yapımıza göre ben toplumdaki yerimde buna karşı hem insanların hem hayvan türlerinin sağlığı için karşı çıkmak zorundayım. Bu hayvanların yeri sokak olmamalı hangi olmak istediğiniz ülkede hayvan sorunu böyle sokaklarda köpek dolu biçimde çözümlenmiş? Zamanında hayvanlar vurularak veya toplu şekilde gaz odalarına kapalı biçimde sayıları kontrol altına alınmışken ve şu an T.C.'nin durumu maddi açıdan ortadayken inanın uyutulmaları bile aşırı biçimde insancıl. Buna rağmen çıkarları için toplumu ve diğer insanları kışkırtıyorlarsa bu insanlar yargılanmalı. Belediye yanlış beyan veriyorsa ve mevzuata yönelik davranmıyorsa o zaman o da yargılanmalı. Benim fikrim bu, benim verdiğim kaynaklarda belli zamanım olsa burada program bile yaparım toplum bilinçlenmesi için ama beni fonlayan insanlar yahut vakıflar, yabancı dernekler yok. Ben fikrimi size dayatamam sizin fikriniz değersiz olsa size cevapta vermem. Kendinizi özgür biçimde ifade etmenizi destekliyorum. Ben sizin benim için toplum sağlığına tehlike teşkil edecek bi suçu savunduğunuzu düşünsem bile sizi anlamaya çalışıyorum ve bu bizim ülkemiz için bile çok önemli.
Burada içinden alıntı paylaşmamın yasal olduğu hepimize açık olan kaynaklardan 2 tanesini belirttim. Ayrıca pek çok kaynakta Hindistan’la aynı sorunu yaşadığımızı utanarak söylemek zorundayım ki, Hindistan bizden daha iyi çözüm yöntemleri izlemiş sorunla (sosyolajik düzlemini bilmesem bile) uygulama ve çözüm alma konusunda büyük ihtimalle bu kadar çarpıtma olmadığı için daha başarılı olmuşlar. Her biri (Evet hepsinde.) sokak köpeklerinin kamu sağlığı için tehlike oluşturduğu belirtilmiş ve aşıla, kısırlaştır, yerinde yaşat gibi bi saçmalığı bile düşünmemişler, gördüğüm kadarıyla. Cidden bu konunun fazla romantikleştirildiğini görüyorum, istediğinizi yapmakta özgürsünüz. Bende daha fazla uğraşmayı düşünmüyorum. Ak koyun kara koyun belli. Ben olabildiğince tarafsız bir biçimde bakmaya ve zamanım dahilinde kaynak derlemeye çalıştım. Köpeklerin sokakta kalması gerektiğine dair tek bir metin görmedim araştırma yaparken. Bu benim için yeterlidir. Bana bir daha vicdanla ilgili alıntı yapacak olan olursa bu sefer buraya sansürsüz saldırıları paylaşmaktan çekinmeyeceğim.
Sonuçta herkes savunduğu şeyin arkasında durmalı, değil mi?











































