- Fotoğrafları arşiv derlemelerimden eledim.
- Hitchcock’un kitaplara yaptığı gibi, bir kere okudum, aklımda kalan üzerinden yürüdüm.
- Teslimiyet söz konusu değil:) Kimsenin muhatabının fikrini değiştiremeyeceği yerde sözü uzatmanın mantıklı olmadığını düşünüyorum.
- Bir kişinin canının bile kıymetli olduğunu gözümüze sokan kahramanca film sahneleri bana her zaman anlamsız gelmiştir. Dediğim gibi, hikâyesini bilmediğim, tanımadığım sürece, insanoğlunun kendi göstermediği merhameti hak ettiğini düşünmüyorum. Duyarlılığınız da bana bir şey ifade etmiyor dolayısıyla.
Sizinle bi sorunum yok ama bu belirtiler çok ciddi bir psikolojik sorun belirtisi. Hakaret olarak algılamayın, bende de bu konuda tanı koyabilecek bi bilgi yok. Fakat bu dedikleriniz normal mi? Siz ısırılıp, parçalanarak canice ölen bir insana acıma duymak için onu tanımanıza gerek olmaz. Çok basit bir şey bu çünkü dedikleriniz korkunç. Burada ne yaptığını ne yapacağını kendi bile bilmeyen, bilinemeyen bir itten bi insanı daha üstte tutmanız normal mi? Lütfen benden uzak durun. Söylediklerinizi gözden geçirin. Bu son durumlardaki yoğun gündeme bağlamak istiyorum söyleminizi.
Siz de her okuduğunuzu gerçek addedip insanlara güvenmeyin kuzum. Belki öyledir belki değildir, belki bir aziz belki bir katil. İçimizdeki şeytanların kime ne kadar sirayet edeceğini kim bilebilir? Güzel kafanızı tanılara, gündemlere yormayın, yatıp uyuyun bence. Kapıyı da güzelce kilitleyin, mazallah dışarıda bin bir türlü manyak var. Yüzünüze gülümseyen şirinlik muskalarının ne tür cani fanteziler taşıdığını bilemezsiniz.
“it” tabirine yönelik bir eleştiride bulunmaya gerek duymadım. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir zaman görülmemiş ölçüde tepkisizlik milletin kanına işlemiş ve ülkeyi yüzlerce yıl geriye götürmüşken, o ardına çokça sığındığınız insanlığa katkı adına hiçbir şey sunmamış, sunamayacak günümüz insanını el üstünde tutmanız samimi gelmiyor. İnsanımızı seviyorduysanız önce öğretmeninize saygı duyup dilinizi hatasız kullanmaya özen göstermeliydiniz mesela, bana göre. Dil kültürün aynasıdır, ona saygı duymayanın savunduğu hiçbir sahte erdemi ciddiye alamam. Böyle de makaraya alırım, dilediğim personaya bürünürüm. Lakin sıkıldım değişken üslubunuzdan, ödlekliğe hele de hiç gelemiyorum. Şeytanım, yeryüzüne indim desem secdeye kapanacaksınız. Biraz büyüyün rica ederim.
Aklı başında kimsenin sebepsizce hayvanların öldürülmesini istediğini, bundan zevk aldığını düşünmüyorum. Siz de takdir edersiniz ki sokak köpekleri saldırdıkları zaman çoğunlukla içimizdeki şeytanlara, canilere, bin bir türlü manyağa değil de daha savunmasız insanlara, küçük çocuklara, kadınlara ve ihtiyarlara saldırıyor. Onları yaralıyor, hastanelik ediyor veya kovalarken başlarına bir şey gelmesine sebep oluyor. Medeni hiçbir ülkede sokak köpeği sorunu yok. Belki de yanılıyorumdur, neden yanıldığımı açıklarsanız sevinirim. Ama belki de siz yanılıyorsunuzdur.
Not: Konu hakkındaki, daha önce de belirttiğim görüşüm: Sokak köpeği sorunu mümkün olduğunca kansız bir şekilde çözülmeli. Kaynaklar sokakta bakım için değil, barınaklar ve sahiplendirme için harcanmalı. Sokakta bakıma devam etmek için uğraştıkça sorun büyüyecek ve bir katliam kaçınılmaz olacaktır. İnsan hayatı önceliklidir.
Medenî ülkelerde bu sorunun da yasanmadigini, sehir kulturunun coktan yerlestigini maalesef biliyorum. Kara mizaha vurdugum sey, insanimizin, kendi komsusuna bile saygi duymuyor ve iligine kadar somurulmeyi sineye cekiyorken, “en kiymetli canli” olarak gorulmesi idi. Ayrica, yolladigim gorsellerin icinde yasadigimiz ve yine maalesef tanima şansına erisemedigimiz dunyamizin guzelliklerini, mikro ve makro olceklerle, bir duzenin parcasi oldugumuzu hatirlatmasini arzu ederim.
Ama fare sorunu var.
Tartışılır… Nere mesela?
Orlando/ Miami bunlarda yok.
Newyork da Roma da var.
Ama orada sorun kopek kedi degil. Ada alttan isitmali ve metro agi cok genis. Yiyecek ve atikta var.
Londra’da gormedim…
Edinburgh, Munih, Stockholm bunlarda gormedim.
Florida iguana ve kertenkele dolu ama…
Google, yapay zeka veri merkezlerine güç sağlamak için nükleer reaktörler istiyor.
Google, Kaliforniya merkezli Kairos Power ile 2030 yılına kadar küçük modüler reaktörleri (SMR) çevrimiçi hale getirmek için bir anlaşma yaptı.
Büyük Teknoloji nükleere geçiyor.
Duyuru ile Google, yapay zeka (AI) gelişiminin tetiklediği yüksek elektrik talebiyle başa çıkmak için nükleer enerjiye yönelen en son teknoloji şirketi oldu.
Medeni ülkelerde sokak köpeği sorunu yok çünkü medeni ülkeler adı üstünde medeni oldukları için bu durumun hayvanları topluca öldürerek çözülmeyeceğinin bilincindeler. Medeni ülkelerde sokakta köpek göremezsiniz çünkü kafanıza göre köpekleri çiftleştirip sokağa salarsanız devlet ağzınıza yapar. Avrupa köpek sorununu köpeklere toplu katliam yaparak değil üretimi engelleyerek çözdü. Medeni ülkelerde davulla zurnayla köpek üretim çiftliği açılışı yapan bakan da göremezsiniz, çoban köpeği lazım olduğunda kafasına göre köpekleri çiftleştirdikten sonra bir yavruyu alıp kalan 7 yavruyu sokağa salan köylülerin oy için bir tarafını yalayan siyasetçiler de göremezsiniz. Bizde olaylara “bunlar insanlara saldırıyor, o zaman önce biz onlara saldırıp öldürelim” gibi mağara adamı kafasıyla yaklaşıldığı için sadece hayvaları üretip üretip katlettiğin bir döngüye girdik.
Doğru. Peki çözüm, çözümsüzlük mü? Köpekleri sokakta bırakmaya devam mı etmeliyiz? Yoksa medeni ülkelerde olduğu gibi mesela barınak inşa edip denetlemeli miyiz? Çip zorunluluğu mesela doğru bir adım. Köpeğini sokağa bırakan tespit edilip cezalandırılmalı. Bence evcil hayvanların yeri sokak değil.
Çözüm elbette barınak inşa etmek ve kısırlaştırmaktır. Öldürmek değil. Zaten burada kimsenin köpek ve kedilerin sokaklarda kalması gerektiğini savunduğunu görmedim.
Katılıyorum. Biz sadece öldürülmeye, katletmeye karşıyız. Kısırlaştırmak ve temiz barınak imkanı varken öldürmek niye? Daha insancıl yaklaşımlar mümkünken üstelik.
Edit: Aç, susuz bırakılarak ölüme terk edilmeye ve pis ortamlarda tutulmalarına da karşıyız. İşkencedir bu. Zalimliktir.
Şu an o aşamayı geçtik, bizim durumumuza en yakın şey Hindistan. Kısırlaştırmak durumu çözmüyor, kısırlaştırmak bu hayvanların saldırganlığını sahiplendirilmelerle çözmüyor. Saldırgan olmayan ve sağlıklı olan tüm hayvanlar ayıklanıp barınaklara gönderilecek, geri kalan bütçe ve duruma göre nasıl bir yol izlenmesi gerekiyorsa öyle mecburen uyutulacak. Zamanında insanlar gene bu malum kesim dernekler vb. tayfa kısırlaştırma ameliyatlarının ortasına dalıp hayvan kesiyorlar diye para dilenmiş kaç kere! Bütçe deseniz belediyelerin sadece akplisi chplisi yok iki tarafta mama alımı ihalelerinden nerdeyse servet transferi yapıyor. En fazla yapabilecekte bu üstteki dediğim. Bu bütçe durumuyla bizim olmayan paramızı bile isteyen bir duruma geldik bu hayvanların uyutulmaları bile mucize. Katliam gibi bi kavramda kalmadı kime katliam? İnsanların nerdeyse Afrika’da dedemi aslan kaptı gibi bi duruma geldi ölen ve yaralananlar. Birbirlerini ve başka türleri nasıl parçaladıkların zaten belirttim pek çok kez. Bu hayvanların sayıları belli bana üstte istatistik at diyen kişiler bile ben makaleleri atmaya başlayınca ses çıkarmıyor. Bu kamu sağlığı sorununun iyi yolla bir çözümü kalmadı. Zalimlikte bu durumun bir şey yapmadan çözülmesini beklemek. Bu hayvan besleyen derneklerin ormanlık alanda yaptığı besiler yüzünden bazı yerli vahşi kedi türleri bile kaç defa öldü. Antalya orman yangınından kurtulup köpek saldırısı sonucu öldü bu hayvanlar. Ben açıklamaktan yoruldum yani bu kadar köpek sayısı ile nasıl başa çıkacaksınız sadece kısırlaştırarak, bütçe bunu nasıl kaldıracak, bu hayvanlara nasıl bakılacak, saldırgan hayvanları nasıl bu hayvanların içinde bulunduracaksınız? Bunlar hep sorun ama çözüm yok! Daha ne atayım bilemiyorum gerekli olmasa zaten köpeklerle kim uğraşssın onca sorun varken ülkede!? Daha ne kaynağı atayım?
Normal şartlarda büyük şehirlerde sokakta köpek olmaz, olmamalı. Ama gelgelelim normal şartlarda yaşamıyoruz Türkiye’de yaşıyoruz. Auschwitz ne kadar barınak ise oralar da o kadar barınak. Dolayısı ile benim kapımın önünde kendi halinde gezen hayvan, barınak adı altındaki kamplara götürülüp yavrusunun ölüsünü yemek zorunda bırakılacağına şu an için kapımda durması taraftarıyım.
Köpeklere duruk yere taş atan, sopayla döven ve bir süre sonra bununla tatmin olamayıp tecavüz eden, makatına kızgın demir sokan, kulağını kesip yedirmeye çalışan, su kabına çamaşır suyu döken, katliam ve ölüm çığırtkanlığı yapan psikopatlar toplumdan ayıklandığı takdirde köpeklerin insanlara saldırma sorunun önüne çok kısa bir süre içinde geçilebilir.
Sormamız gereken soru bu mahallede köpekler neden insanlara saldırıyor? değil, yan mahallelerdekiler saldırmazken neden sadece bu mahalledekiler saldırıyor? olmalı. Bunu sorabilecek bilince sahip çocuklar yetiştirmeliyiz. Bu okullara da sirayet etmeli. Başka canlılarla birlikte yaşama bilinci aşılanmalı çocuklara. Büyüdüklerinde yaşadıkları ortamda başka bir canlı gördüklerinde akıllarına gelen ilk şey “bu kullanılır mı? yenilir mi? yük taşıttırılır mı?” olmamalı. Bu soruların cevapları olumsuz ise hayvanın canını almayı kendilerinde hak görecek kadar primatlaşmamalılar. Bir insanın başka bir canlının iyi huylu ve evcil olabileceğini algılayamaması her gün haberlerde izlediğimiz gibi toplum adına korkunç sonuçlar doğuruyor.
Bu sırada köpeklerin üretiminin engellenmesi gerektiği gibi bu katliam çığırtkanlığı yapan, kendindden olmayanın canını almayı kendine hak gören psikopatların da üretiminin engellenmesi lazım. Aileler eğitilerek çocuklarına sevgi şevkat göstermesi ve onlarla ilgilenmesi konusunda bilinçlendirilmesi gerekli. Keza millete köpektapar diyen tipler, o köpektapar diye aşağıladığı insanların sokak köpeklerine gösterdiği ilgiyi şevkati kendi annesi babasından görmemiş oluyorlar, haliyle anlamlandıramıyorlar, yadırgıyorlar. O kadar yadırgıyorlar ki bir canlının başka bir canlıya şevkat göstermesini tapma olarak nitelendiriyorlar. Bir kişinin şevkat ve tapma arasındaki ayrımı yapamayacak kadar sevgisiz ve ilgisiz büyümüş olması kendi için çok acınası fakat toplum içinde de görüldüğü gibi bir o kadar kötü bir durum.
Atılması gereken ilk adım, sistemli kısırlaştırmaya parelel olarak o sadece işleri düştüğünde örnek aldıkları “gavurların” yaptığı gibi üretimi engellemek. Şehirlerde sokakta gördüğümüz köpeklerin kaç tanesi yavru? Şehirlerde çiftleşip yavrulayan köpeklerin yavrularının %99’u zaten ya araba altında kalıyor, ya trafoda çarpılıyor, ya rögara düşüp ölüyor. Bunu o köpektapar dedikleri insanlar da istemiyor. Sokakta gördünüz köpeklerin hemen hepsi banliyölerden geliyorlar. Barınakta her gün 3 hayvan kısırlaştırılıyor 5 hayvan öldürülüyor ise banliyölerde 10 hayvan çiftleştirilip 50 yavru sokağa salınıyor. Ben şu an sahiplendiğim köpek dahil birkaç köpeği yine Ankara’nın çevre bir ilçesinde kendine avcı diyen bir sığır oğlu sığır müteahhitin elinden zorla aldım. Adam bir tane damızlık dişi köpek belirlemiş, 1m2 kafesin içinde sürekli çiftleştirip çiftleştirip sözde sağlıklı olan yavruları kendi avcı topluluğu arasında dağıtıp kalanları sokağa salıyordu. Bunlar “sokak köpekleri çocuklarımızın hayatını tehlikeye atıyor” diye sığır güden malum partinin işlerini yapan tipler.
Fotoğrafını da atayım.
İşte böyle yerlerde başıboş köpek popülasyonu artıyor, sokaklarda değil. En baştaki beyaz olan bende. İçerdeki küçük hastaydı veterinerde öldü. Gri olan yetişemediğimiz için soğuktan donarak öldü İki tanesini de işe yaramadığı, fazla geldiği için sokağa salmışlar ki e nihayetinde sorunun kaynağı olduğu üzere çevredeki diğer köpeklerle çiftleşmişlerdir. İşte her çevre ilçede ve anadoluda bu tiplerden on binlercesi var. Oy kaygısı yüzünden “köpek üretip sokağa salanlara şu kadar ceza” diye bir kanun çıkması bu kafayla imkansız.
Tabi bunlar fazla ütopik, e nihayetinde Türkiye’de yaşıyoruz. Sorunu da çözümsüzlüğü de üreten biziz.
Sebep yok saldırmalarında insanları suçlamayı bırakın, bana inanmazsanız çalışmayı okuyabilirsiniz. Buna da inanmazsanız başka çalışmaları okuyabilirsiniz. Farklı bir sonuç çıkan çalışma varsa burada hepimizi bilgilendirebilirsiniz.
Dediğiniz gibi bu kadar kötü şartlarda bu hayvanlar nasıl bu kadar çok üreyebildi. Barınaklar neden kısırlaştırılıp yerlerinde yaşatmalarından bu durumda daha iyi bir sonuç veriyor?
Siz sorunun çözülmesini istemiyorsunuz, siz hayvan derneklerinin tek taraflı beyanlarına inanıyorsunuz. Normalde de köpekler ve diğer hayvan türleri içgüdüsel olarak kendi yavrularını öldürüp yiyebiliyorlar. Ölüm kampı dediniz yerlerin düzeltilmesi için mansur yavaş bile kaç kere görüşme yaptı derneklerle. Bir kere düzgün bir toplantı yapamamışlar kendi açıklamaları var onlara bakabilirsiniz.
Artık sizin onca şeye rağmen bunu normalleştirmeye çalışmanız hiç normal değil. Bildiğiniz şu an hayvan istifciliği yapmayı normalleştiriyorsunuz.
Bu hayvan kapınız önünde nasıl duruyor ayrıca ne şartlarda siz diğer insalarla olan etkileşimini kısıtlıyorsunuz kaç köpek besliyorsunuz beslediğiniz bu köpeklerden bir tanesi bile bir kişiye ve mal varlığına veya başka bir canlıya zarar verse sorumluluğunu alabilecek misiniz? Veremeyeceğini evinize almadan ve düzenli bakımlarını yapmadan nasıl sağlıyorsunuz? Bu yüzden işte biz bu sorunu yaşıyoruz bunlar düşünülmediği için.
Map reveals most rat-infested places in the world, from London to China | World News | Metro News.
https://www.express.co.uk/news/world/1857180/worlds-rat-infested-cities-london-birmingham-spt
https://www.moneysupermarket.com/news/uk-rat-increase/
https://www.france24.com/en/live-news/20230619-washington-recruits-dogs-and-cats-in-war-on-rodents-1
Türkiye’de fare sorunu olmadığını nerden çıkarttınız.
Ayrıca, 2289. Sokak üzerinde bulunan boş arazide de kedi köpek barınakları için vatandaşların bıraktığı yemek artıklarının kemirgenleri bölgeye çektiği tespit edildi. 2 farklı ekip bölgede nöbet tutarak, kemirgen yuvaları ve üreme noktalarını kontrol altında tutacak. İBB Ekipleri, olası bir salgın riskini ortadan kaldırmak için üreme alanlarını düzenli olarak takip edip gerekli müdahaleleri yapmaya devam edecek."
Zaten benim derdim de bu ya. Şimdi bile sorun teşkil edebiliyorsa bir de kedi köpeklerin vahşice katledilmesinden sonra halimiz ne olacak, onu merak ediyorum.
Bu durum zaten kontrolsüz bir biçimde besleme yapılmalarının bir sonucu olarak nerdeyse kedi kadar farelere sebep oldu. Pek çok yerde de bunu görebilirsiniz ama her yer İstanbul olmadığı için bu kadar haber değeri taşımıyor.
@Leingrad savunuyor.
Sokak çocukları için açılan barınaklara kötü diyerek bu çocukları sokağa mahkûm etmiyoruz. O barınakları iyileştirmeye çalışıyoruz. Sivil toplum kuruluşları bunun için var. Aynı mantık sokak köpekleri için de geçerli. Barınakları kötüyse iyileştirmeye çalışmalı. Kaynaklar bunun için harcanmali.
Aynı fikirde değiliz ve olamayacağız gibi görünüyor. Ben sizin cozumsuzlugunuzun ileride çok daha fazla acıya sebep olacağını düşünüyorum.

