Gombe İç Savaşı için bir sürü belgesel çıktı. Bunun içinde bekleriz. ![]()
Kesin kadın meselesi. Şaşmaz.
Muhtemelen bunun için de yaparlar. Bu topluluğu 20 yıldır izleyip kayıt altına alıyoılarmış
Şiddetin doğası üzerine konuşacak çok şey veriyor bu durum. Kuyruksuz maymunlar söz konusu olunca, sosyal ve zihinsel dünyalarımız ile diğer tüm hayvan türlerinden ayrılıyoruz.
SON DURUM | Macaristan’da 16 yıllık Orban dönemi kapandı
— serbestiyet (@serbestiyetweb) April 12, 2026
Viktor Orbán, yenilgiyi kabul etti:
“Yönetim sorumluluğu ve fırsatı bize verilmedi. Kazanan partiyi tebrik ettim.” pic.twitter.com/Vhlc46SVZJ
Ben birkaç sebep yazayım.
Malazan ilk kitaptan sonrası gelmemiştir.
Oranın Şempanze Martini 20 yıldır 6. kitabı çıkarmamıştır.
Muz fiyatları ithal edilmesine rağmen düşmüyordur.
Trump faktörü de yabana atılmamalı. ![]()
Akıbeti ülkemizin başına ![]()
Savaş yeni bir aşamaya evriliyor gibi, ablukayı ablukaya alacak ABD, muhtemel bir senaryoda Çin eskortları ile kapışma ihtmali var ABD donanmasının.
🇺🇸 US military announces naval blockade on 'all maritime traffic entering and exiting' Iranian ports from the 13th of April.
— The Spectator Index (@spectatorindex) April 12, 2026
bir an “alper bey ne diyor?” dedim ![]()
Trump meydanlarda Erdoğan övüyor, “O Suriye’yi fethetti, büyük bir lider, ona büyük saygı duyuyorum.” falan diye gazlama yapmayı seviyor. Ama ülkesinin sanatçılarına iş adamlarına turistik vize dahi vermiyor. (Athena müzik grubu ve pek çok işadamı da alamadı vize, öğrenciler falan da alamıyor okul tuttursa dahi.) Bunu bi tane akp’liye çıkıp anlat desen kem küm eder mesela.
İlginç bir veri: “İspanya’da yayımlanan kitapların yarısı yılda tek bir kopya bile satmıyor.” İspanya’da kitapçılardaki başlıkların %49,4’ü bir yıl boyunca hiç satmadan rafta duruyormuş. Üstelik bu oran yıllardır artıyormuş. İspanya’da yılda 90 binden fazla kitap yayımlanıyor; yani günde yaklaşık 27 yeni başlık. Fakat “pazar büyüyor, ancak neredeyse kimsenin kimseyi duymadığı sağır edici bir gürültüye dönüşmüş durumda.” Editör Enrique Redel şöyle izah etmiş durumu: “Bazı kitaplar satmak için değil, raflarda yer kaplamak için yayımlanıyor.” Haber şöyle devam ediyor: Büyük yayınevi grupları yüksek tempoda yeni kitaplar çıkarıyor. Fakat bir hafta sonra yerlerini başka bir kitap alıyor. Peki kim kazanıyor? Çok az kişi. Başlıkların yalnızca %4,5’i yılda 100’den fazla satıyor. Satılan kopyaların %40’ından fazlası ise iki gruba ait: Penguin Random House ve Planeta. Yeni yazarlar içinse durum daha da zor: Avanslar giderek küçülüyor, ortalama baskı sayısı 4.000’in altına düşüyor ve yazarlar satış fiyatı üzerinden yalnızca yaklaşık %10 gelir elde ediyor. Türkiye’de de benzer bir durum olduğunu söylemek yanlış olmaz sanıyorum. (Kaynak: “La mitad de los libros publicados en España no vende ni un ejemplar al año”, El País
, 12.04.2026)
Kitap satışları, şahsi kütüphanelerdeki kitap sayısı, okuma oranı gibi başka ilginç istatistikler de şunlar:
İspanya’da kitapların yalnızca %4,5’i 100 kopya satış barajını aşabiliyor. %13’ü sadece 1 adet, %19’u ise 2 ila 10 adet arasında satıyor.
2025 yılında ülkede bir önceki yıla göre %4 artışla 76 milyon basılı eser satılarak yüksek bir satış hacmine ulaşılmış olsa da, pazar inanılmaz derecede aşırı doymuş durumda. Yayıncı Pilar Asuero, “kaliteden ödün verildiğini ve niceliğe yatırım yapıldığını” söylüyor. Haberde, okuyucuların veya kitapçıların bu devasa yeni kitap hacmini sindirmesi ve takip etmesinin imkânsız hâle geldiği söyleniyor.
Kitap satış pastasının büyük dilimini zincir mağazalar alıyor. 2025 verilerine göre satışların %52’si zincir mağazalarda, %48’i ise bağımsız kitapçılarda geçekleşiyor. Bu oran Türkiye’de nasıldır acaba?
Kitaptan bir yılda zincir mağazalar toplam 278,8 milyon euro, bağımsız kitapçılar ise 273,5 milyon euro kazanmış.
İspanya’da nüfusun neredeyse yarısının (%48,8) evinde 50’den az kitap bulunuyor ve her 10 evden birinde 10 adetten daha az kitap var.
Nüfusun %64,9’u yılda en az bir kez kitap okuyor. Bu oran 2018/2019 yıllarında %65,8 seviyesinde imiş. Vatandaşların yaklaşık üçte birinin ise kitap okuma alışkanlığı yok.
Reha Çamuroğlu’nu geçenlerde forumda olan tartışmaya bir katkı olarak paylaşıyorum.
Kem küm etmez. Kitleyi tanıyalım
Gitmesin işi ne der.
Gidip ne yapacak der.
İyi olmuş oh der.
Zaten Filistin’e gitmesinler oralara gitsin anca iyi olmuş der.
O tayfa kem küm demez yani.
İş-ev-makarna ve yaz tatillerinde köy 4 lüsünde ben yapamam-yapmam , kimse de yapamasın algısında bir dünya…
500 baskı adedi efsane oldu! Max.300 (roman-çeviri yapıt) ~ 70 (şiir kitabı) adet. Ama çok önemli bir durum ortaya çıktı, bu okur kitlesi inanılmaz derece nitelikli ve çok kaliteli bir kesim. 300 -500 nitelikli okur bu dönem için büyük bir değerdir. İşin acıklı tarafı ise bu tirajlarla ne büyük ne orta ölçek-küçük yayınevi devam edemez. Baskı maliyetlerinin korkunç boyutlara ulaşması + aklınıza gelebilecek tüm harcalamarı karşılayacak bir fiili durum yok ortada. Üç-beş banka yayınları ve kartel yapı dışında sektör terim yerindeyse sürünüyor. Fazla sürmez bu gidişat, çok can yakar. Acı ama gerçek. K. Bakanlığının desteği çok büyük ölçüde birkaç derin yapı sözde yayın kurumuna akıyor… onların da ömrü politik! Çöp üreticiliğini şimdilik sürdüyorlar, tadını çıkartsınlar. 175 TL’ye basılan dijital baskı (70 adet) kitabı 200 TL’ye satmaya devam edeceğiz… inadına ve de direnerek.
@alper Adaş bana katılır mısın bilmem ama Türkiyedeki genel okuyucular ile hard core okuyucuları hep iç içe sannediyorlar ama asla bir araya gelmiyorlar. Genel okuyucu bir eserin dizisi veya filmi geleceği vakit kitabını alıp okur yada en çok satan 10 kitaptan 1 tane alıp okur. Hard core okuyucu ise belirli bir türe veya ülke edebiyatına gönül vermiş oluyor. Butik yayınevlerine de hak veriyorum şuan ki ortamda yaşamaları artık neredeyse imkansız halde.
Bilmiyorum tabi kesin bir görüş söyleyemem ama az çok yayıncılar, sektör profesyonelleri bunları biliyordur. Bizimkisi fikir jimnastiği. ![]()
Ben kendi gözlerimle görmüştüm Dune Filmi geliyor diye Ankara Kitap Fuarında millet deli gibi Dune alıyordu filmi gelmeden önce okuyayım diye.
Bu konuda makale yazma isteğim var ama zamanım yok. Özetliyorum makaleyi. Bahsettiğiniz “hype” ile hareket edenler çok büyük ve değişken bir kitle. Zaman zaman bende girip çıkıyorum o kitleye. ![]()
Hal böyle olunca sektöre yön veren bir durumları oluyordur kesinlikle. Ancak güncel durumda da “fiyatlar şöyle böyle” “seriyi yarım bıraktılar” “bu kitabı nasıl basmazlar” gibi yakınmaların çok mantıklı bir zemine oturmadığını düşündürüyor.
Baktığım yerden bardağın sadece dolu tarafını görmeye çalışan biriyim bu yüzden.










