1899’u izledim.
Dark dizinden dolayı “Ağğbii dizi beyin yakıyorr yhaaa” diye bir çok yerde övüldüğünü duymuştum ama ben genel işlenişi beğenmedim.
Kafa karıştırması, anlaşılır olmaması için özel çaba sarf edilmiş ve bu çabanın %1’ini bu karışıklıkları gidermek için kullanmamışlar. Zaten neyin ne olduğu 2. sezonda belli olacakmış fakat diziyi izleyen her 10 kişiden 7’si sezonu tamamlamadan bıraktığı için iptal edilmiş. Milyon farklı soru öylece yapımcıların fantezileri olarak kalakalmış.
Bu sezonun yarım bırakılması durumu Netflix izleyicilerinin sosyokültürel yapısından değil dizinin yapımcılarının basiretsizliğinden ve malumatfuruşluğundan kaynaklı. Yoksa felsefenin en temel taşlarından biri olan “Gerçeklik nedir?” konusu sinemadan tiyatroya, kitaplardan oyunlara milyon farklı yerde milyon farklı şekilde irdelenen bir olgu. Bu dizide de yeni bir şey yapmamışlar. Yaptıkları tek şey temanın içine bol bol gay pornosu, siyah adam iyi/güvenilir, beyaz adam kötü/güvenilmez, erkek güçsüz/korkak, kadın güçlü/cesur" gibi tamamen cinsiyet ve ırk üzerinden şekillenen -ki biz buna cinsiyetçilik ve ırkçılık diyoruz- doktrinler giydirilip gereksizce tekrara düşen romans sekansları ile don lastiği gibi uzatarak, hiçbir mantığı olmayan saçma sapan sebepler ortaya koyarak en anlaşılmaz şekle sokmaya çalışmışlar. Sonuçta ellerinde patlamış.
Benim anladığım kadarıyla ;
Spoiler
Amacını bilmediğimiz bir uzay gemisi, yolcuları ve mürettebatı uzun bir yolculuğa çıkıyor. Bu uzun yolculukta yolcular bir nevi tv izlermiş gibi simulasyona bağlanıp orada vakit geçiriyorlar. Başrol olan Maura karaterinin oğlu Elliot ölmüş ve eşi ile beraber bir şekilde oğlunun bilincini dijital olarak simüle ederek ailecek takılabilecekleri bir özel simülasyon hazırlamışlar. Dizideki mezardan girilen çocuk odasına benzer yer burası oluyor. Ne olur ne olmaz diye simülasyondan çıkış için bir piramit ve bir anahtar yaratmışlar.
Fakat Maura oğlunun acısına dayanamadığı için bu simülasyona obsesif hale gelip simülasyonu kendi gerçekliğine çevirmek için kendine gerçekliği unutturuyor. Bu arada Maura’nın abisi bilmediğimiz bir nedenle bu simülasyondan uyanıp yine bilmediğimiz bir motivasyon ile dizideki gemi yolculuğu simülasyonunu yaratıp insanlara kendilerinin olmayan sahte anılar yükleyerek 8 günlük bir döngüye sokuyor. Simülasyonception gibi bir durum var.
Sonrasında Prometheus isimli döngünün ilk gemisinde saklandıkları için her döngüde hafızlarını yitirmekten kurtulan Maura’nın eşi ve oğlu, her seferinde sıfırdan başlayarak Maura’ya unuttuğu gerçekliği ve simülasyondan çıkış için kullanacakları Maura’ın sakladığı anahtarın yerini hatırlatarak onu simülasyondan uyandırmaya çalışıyorlar. Bunu da bir çok denemenin sonunda başarıyorlar ve ilk sezon bitiyor.
Benim anladığım bu. Dizide sürekli Kate Chopin’in The Awekening isimli kitabını gözümüze sokuyorlar. Bununla ilgili bir bağ vardır muhtemelen ama kitabı okumadığım için bilmiyorum.
Yapımcılar, konuyla hiç alakası olmayan bir şekilde karakterlerden hangilerinin nympho gay olduğunu bilgisini ilk bölümden uygulamalı olarak gani gani vermesine rağmen, hikayenin en temel taşlarını açıklamaktan aciz oldukları için izlemenizi kendi adıma tavsiye etmem. Buna harcayacağınız 7 saatte birkaç Philip K. Dick hikayesi okursanız temaya dair milyon kat daha kaliteli bir içerik deneyimlemiş olursunuz.