dram olarak değil de görsel efekterler iyi diğer the cw dizilerin göre sinema film kalitesin de çünkü diğer the cw dizilerin aksine daha az bölümlü ve görsel efekterler film cgılar yapan şirketler yaptırmışlar.
SONS OF ANARCHY 1. SEZON
Müthiş, müthiş, müthiş… Müziklerinde kayboluyorum. Bana göre dizi dünyasının en karizmatik karakteri Hannibal Lecter (Mads Mikkelsen) idi ancak Jax Teller liderliği devraldı. Karizmanın öz evladı.
PLURIBUS
Farklı, güzel bir kıyamet senaryosu. Şu an biraz monoton gidiyor ama Vince Gilligan klasiği olarak bunu mazur görüyorum. Bunun dışında Vince Gilligan’ın iyi bir bilimkurgu yazarı olduğunu öğrendim. The X-Files dizisinde otuza yakın senaryo yazmış.
Slow Horses 5.Sezon’u bitirdim…
ilk dört sezon nasıl ilmik ilmik işlendiyse bu sezon o kadar basite kaçmış. Ajanlık dünyasında artık klasik bir konu olan “Arap terörist” konusu ile zaten kısa yayınlanan sezonu geçiştirip gitmişler. Son bölümde gösterilen 6.Sezon fragmanı tüm 5.sezondan daha hareketliydi.
Spartacüs spin off izleyen yok herhalde ?
Fena başlamadı,SWJ ve WOKE muhabbeti buram buram kokuyor fakat Rome konu diziler bunu kaldırıyor.Eski seriye yakın bir iş olmuş 6.5 verilir.
House of Ashur ilk bölümü izledim. Bilemiyorum pek beğenmedim. Belki de Spartacus kalitesinde beklentim olduğu içindir. Sanırım devam etmeyeceğim.
It: Welcome to Derry
“O” yu sayısını hatırlamayacak kadar çok okumuş, mini dizi ve film versiyonlarını seyretmiş biri olarak ben sadece iki bölüm izleyebildim. İlk söyleyeceğim şey bu o değil. Bu Andy Muschietti nin işkembe-i kübrasından uydurduğu başka bir şey. Aslına sadık kalmak kaydıyla uyarlamalara karşı olmadığımı söylemiştim daha önce. Dizinin adını “That:Welcome to Berry” koysalardı başka bir şey konuşuyor olurduk. Öncelikle “O” bir varlık (Aaa ne tesadüf adı da “IT”) yani gözünü kapatınca kaybolan sadece aklınla oynayıp sana hayaller gösteren bir şey değil. Gerçekten o mekanda fiziksel olarak bulunan ve gerçekten kurbanlarını yiyen bir yaratık. İkincisi “O” 1 (yazıyla “Bir”) yaratık. Amaaan neyse yahu, uzun uzun yazacaktım sıkıldım. Daha fazla şey edipte insanların canını da sıkmayayım. Dizi kitabı okumayan veya okuyup ta benim gibi “Aslına sadık kalınsın” takıntısı olmayanlar için seyredilebilir herhalde. Son olarak bir eserden uyarlama yapacak yönetmenlere tavsiyen en azından kitabı bir kere okumaları. Ve özellikle Andy Muschietti ye bir öğüt : yatmadan önce kuru fasulyeyi çok kaçırma bir daha.
Ben izlerken aşırı gelirdim dizi çok güzel bir final yaptı. Stephen King diziyi övdü “Benim yazdığım eseri çok iyi genişletmişler” dedi. Zaten bu kitabın bir uyarlaması değil filmlerin geçmişini anlatıyor keşke az sabretseydiniz dizi derdini çok güzel anlattı ve bitirdi şimdi 1935 yılındaki döngüde yaşanan olayları izleyeceğiz 2. sezonda o yüzden ben devam edeceğim diziye.
Katılıyorum, özellikle son iki bölüm baya iyiydi.
abi Pennywise karakter zaten Bill Skarsgård tarafında son 3 bölüm de canlandırılıyor. dizi kitaplar değil 2017-2019 yıların da çıkan 2 film ile aynı evren de geçiyor. hani 2017 de ki film de 32 yıl arayla 3 kere daha gelmiş diye bir söz geçiyor ya. işte ilk sezon Pennywise 1962 de ki derry ortaya çıkışın anlatıyor. olursa 2.sezon 1935 da 3. ve finali sezon 1908 de geçecek işte.
eğer diziye devam etmeyeceksen spoilerli kısma bakamanı önerim.
Bu olaylardan zaten kitapta bahsediyor. Askeri üsteki olaydan, boğulan çocuklardan, yangından v.s. Mesele (Benim açımdan) bu olayların farklı anlatılması değil, ana karakterin (O) tamamen doğasının değişmesi.
O kurbanlarını tamamen yalnızken yakalıyor, amacı beslenmek. Korkunun eti baharatlandırmasından ötürü korkutuyor. Hayal güçleri daha geniş, korkularının daha derin olduğu için çocukları seçiyor. Fiziken orada bulunup bizzat yiyiyor çocukları. Falan filan.
Neyse çok da mühim değil. Her yorumumda özellikle “Ben” diye belirtiyorum. “Ben beğenmedim…Ben beğendim….Benim tarzım değil”…gibi gibi. Stephen King in kendi sözü var “Bir kitabı yayınladıktan sonra o kitap sizin değil okuyucunun malı olur” diye. Kitabın bir kopyasının sahibi olan okuyucu olarak “BEN” beğenmeme hakkımı kullanıyorum
(şöyle bir şekil koyayım da ortam yumuşasın).
Not : Şıpoylır şeysini yine unuttum biri aradaki paragrafa atıversin buğulandırmayı.
abi o konu da haklısın da bunu nedeni bill skarsgård her bölüm de oynamayı ikna edemedikleri ancak her sezon son 2-3 bölüm de gelir oynarım ancak dediği için böyle bir yola gitmişler sıra filmler de öncesin geçtiği için pennywise başkasın onatmayı cesaret edememişler. bunu dışında bu sezon hikayesin kapatarak bitiriyorlar ama son da zaman atlaması yapıp 1988 de sanırım dizi de ki karakterlerden birin yaşlılık halin akıl hastanesin de gösteriyorlar orada hastalar da birin intihar ettiğin gösterirken ölen hastan yakın olarak filmler de ki beverly karakterin görüyoruz ilk film de karakter canlandıran sophia lillis cameosuyla birlikte hata yaşlı karakter kahka atarak derry de ayrılamasın diyor neyse 2.sezon 1935 de geçecek işte. -
Oyuncularla ilgili problemlere bir şey diyemem. Olabilir. Ben bu konuda fazla katıyım belki de. Ama işte orijinali ile çelişen mantık hatalarındansa ben oyuncunun değişmesini yeğlerdim. Neyse, beğenenlere sözüm yok (Öyle anlaşıldıysa özür dilerim).
oyuncu ile ilgi bir durum olup olmadığı belli değil ama internet de ki tahminler o yönde eğer gerçekten öyle ise 3.sezon da karakterin orijinali girmek zorundalar orada koca bir sezon olması lazım çünkü.
Çiğ ve klişe yerleri var ama fena değil. Uzun zamandır animasyon izlemiyordum o yüzden ekstra hoşuma gitti. 3.bölüme geçiyorum şimdi…
overrated as hell
Tamam ilk 3 bölümle değerlendirip biraz sertlikte abartmışım ama o da pek ‘‘abartılmış’’ çok değişmedi fikrim.
İyi bir yönetmenin, iyi bir teknik ekibin, işini iyi yapanlar çıkaracağı; enteresan konulu, normal bir iş.
Size katılıyorum. Bence dizi yavaş akıyor. Ben ortalama izleyiciyim. Sürekli her bölüm için saatlerce düşünüp çıkarım yapamam. Dizi veya film kendi akışı içinde derinlikli hikayesini size aktarabilmeli.
Bunları söylediğiniz zaman insanlar sizi sığlıkla, dizinin kalitesini anlamamakla itham ediyor. Breaking Bad’in de böyle başladığını söylüyorlar . Ancak hiç de öyle değil. Breaking Bad daha 1. 2. bölümden sizi hikayeye çekiyordu. Bence dizi ilk bölümden inanılmaz bir hype yarattı ve o hype’ın altında kaldı. Çoğu kişi dizinin yaratıcısının Vince Gilligan olduğu için şapkadan tavşan çıkaracağını bekliyor. Bakalım görelim.
Kıyaslama açısından Pluribus bölüm puanları
Breaking Bad bölüm puanları
Ben diziyi beğendim slow burn olarak başladı ve izledikçe dahada merak uyandırdı malum olay hakkında. Spolier içerdiği için yazmak istemedim. Bu arada Vince Giiligan’ın daha çok bilimkurgu dizisi yazmasını istiyorum The X Files da bunu kanıtlamış birisi bana göre ve onun yazdığı en sevdiğim bölümde budur.
Ben de şu sıralar The X Files’ı tekrar izliyorum. Harika bir dizidir. Şu ana kadar en sevdiğim bölüm Pusher oldu.
Katiliyorum. Linç yeme pahasına yapimcının diğer dizisi olan Better Call Soul icin de çok abartildigini düşünuyorum.




