Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Sesler’den daha fazla yok.
Seride aslında pek Özel Güç’ün anlatılmadığını, genel olarak bir başkaldırı hikayesinin anlatıldığını düşünüyorum.

1 Beğeni

Marifetler’de pek bir savaş savaş sahnesi yoktu ama gücünü kullananların hikayeleri bolca vardı.

1 Beğeni

Evet öyleydi. Eskilerin hikâyeleri anlatılırdı. Güçlerde böyle bir şey yok. Ama demek istediğim seride genel olarak gücü kullananların hikayesi anlatılsa da asıl anlatılmak istenen, çocukların büyüme ve kendini bulma ve düzene karşı koymaları. Yani savaşlar kahramanlıklar bekleyerek okursanız, hayal kırıklığı yaşamanız olası.

2 Beğeni

Yeniden başladım Fırtınaışığı’na. Üçüncü kitap çıkana kadar tekrar bitiririm diye düşünüyorum ilk 2 kitabı.

7 Beğeni

Bu kapağa bakınca aklıma hilal ve yıldız geliyor, öyle olunca da evde uluyasım geliyor .

7 Beğeni

Huni takmayı unutma amam ha.:slight_smile:

3 Beğeni

Şu saatten sonra ocak dışısın :expressionless:

1 Beğeni

Fablehaven1

Kitap: Fablehaven
Özgün Ad: Fablehaven
Yazar: Brandon Mull
Yayın: Pegasus Yayınları
Baskı: 2012 Haziran, 1. basım
Çeviri: Yelda Rasenfos
Sayfa: 352
Özgün Basım: 2006 Temmuz, ABD

Beş kitaplık Fablehaven dizisinin ilk kitabını okudum (hemen ardından ikinci kitaba geçeceğim). Akıcı bir biçimde okunabilen çok güzel bir masal. Evet bir çocuk kitabı ama büyükler de (tabi benim gibi içinde çocukluk kalmış olanlar) zevkle okuyabilir. Ben okurken çok keyif aldım… Ayrıca, çevirmen Yelda Rasenfos’un, çok temiz bir Türkçe kullandığını belirteyim.

Öykümüz Kendra ile kardeşi Seth’in tatile çıkan anne babaları tarafından, büyükbaba Stan’ın bir arazide bulunan konağına emanet edilmeleriyle başlıyor. Büyükbaba torunlarını yakındaki ormana girmemeleri konusunda uyarıyor. Çünkü ormanda büyülü yaratıklar bulunmaktadır (tabi büyükbaba bu yaratıklardan çocuklara söz etmiyor). Eh; serüvenin başlaması için birinin muzurluk yapıp ormana girmesi gerek ki bu kişi de Seth oluyor. Seth ormanda bir ağacın kovuğunda yaşlı bir kadına rastlıyor. Bu yaşlı kadın… Gerisini alın okuyun kardeşim… :sweat_smile:

Not: Kitabı öneren ve kitap hakkındaki düşüncelerini paylaşan @Asli_Dagli ile @Seli.nnn 'e teşekkür ederim.

İkinci Kitap
Üçüncü Kitap
Dördüncü Kitap

24 Beğeni

Elbette unutamazsın:kissing_smiling_eyes:

Demek ki fantastik bir eser, temiz bir Türkçeyle de çevrilebilirmiş…

1 Beğeni

Murakami’nin Kumandan’ı Öldürmek kitabı da iyi bir Türkçe ile çevrilmişti.

1 Beğeni

Şah ve Sultanı okuyorum. Önceden Türk edb. Küçümserdim. Son sınıfta gördüğüm edebiyat dersi özellikle Ahmet Hamdi Tanpınarın bir kitabında rüya gören karakterin uyandıktan sonra tarihin 2. Dünya savaşının başlangıç tarihi olmasi çok etkili oldu .

Neyse Şah Ve Sultani cok beğendim. Hadım edilmiş bir gencin Âskı ve sevgiyi sorgulamasi beni kitaba bağladi. Ikiz kardeşlerden birinin şahın diğerinin sultanın yanında olmasinida etkiledi.

Edit: okuldaki tüm öğretmenlerim bu kitabın ağır olduğunu söylüyordu ancak kitap hiç ağır degil.

6 Beğeni

Hangi kitabı? (20 karakter)

Huzur kitabi. 20 karakter

1 Beğeni

Türk edebiyatında gerçekten güçlü kalemler var ama aradan bulup çıkarmak lazım. İskender pala da bunlardan biri. Üç kitabını okudum üçü de birbirinden güzeldi. Katre-i Matem kitabını da öneririm.

5 Beğeni

Tüm kitaplari listemde. Ozellikle çok sevdiğim bir tarihi şahıs olan Barbaros Hayretin paşa üzerine kitap yazmasına çok sevinmiştim.

1 Beğeni

Charles Dickens’tan Sinyalci’yi okudum. Uzun zamandır Dickens okumuyordum forumdan bir arkadaş bu kitabı hediye edince dayanamayıp okumaya başladım. Kitap Sinyalci ve Cinayet Davası adlı iki kısa hikayeden oluşuyor. İki hikayeyi de beğendim ama hikayeler kısa olduğundan mıdır nedir pek Dickens havası alamadım.

İlk defa Laputa Kitap yayınevinden bir kitap okudum. Kitapta kullanılan yazı tipi alışık olduğumuz yazı tiplerinden farklıydı, ilk başta garip gelsede biraz okuyunca bu yazı tipinin kitabın havasına daha uyduğuna kanaat getirdim.

Kitapta bazı yazım yanlışlıkları vardı. 1. hikaye olan Sinyalci’de 2 tane harf eksikliği vardı ve bu kabul edilebilir sınırdayken, 2. hikaye olan Cinayet Davası’nda kesme işaretlerinin neredeyse yarısında kesme işareti yerine “>” bu işaret kullanılmış. Toplamda 25-30 tane yazım hatası vardı, kitap yeni ve küçük bir yayınevi tarafından basıldığı için bu hataları görmezden geliyorum.

11 Beğeni

Hazal Yalın ile gerçek hayatta tanışmış olan var mı?

Helikopter Yayınları’ndan çıkan Rusça eserleri bu kadar mükemmel nasıl çevirebilir ya? Kitapların orijinallerine bakmadım ve baksam bile anlamam da sanki kitapları baştan yazmış. Ya da çeviri bir eserin edebi değerini bu kadar koruyarak nasıl çevirmiş? Sanki içine Tanpınar kaçmış.

2 Beğeni

Sonunda seriyi bitirdim. Geçen sene mart ayı gibi başlamıştım. 3 kitabı bitirmem 1 seneden fazla sürdü. Araya başka kitaplar koyarak bu kitaptan aldığım hazzı uzun bir zamana yaymış oldum. Bu sene başka Sanderson kitabı okuma planım yok ama belki Elantris’i veya Savaşkıran’ı okuyabilirim. Sissoylu’nun 2.çağını yayınevinin ne yapacağını bilmediğimden seneye bıraktım.

Gelelim seriye. Sanderson’un tarzını çözdüm. Kitaplarda gereksiz olayları uzun uzun anlatırken önemli olayları bir çırpıda anlatıyor. Böyle olunca kitap başlarda yavaş akarken sonlara doğru uçup gidiyor. Seride yaşanılan dünyanın tasviri, buna neden olaylar ve olayların birbine bağlanışı gerçekten çok başarılı. Sonradan ekleme hissi vermiyor. Büyü sistemi ise aslında bu seriyi diğer fantastik serilerin önüne taşıyan bir olgu. Sanderson’ın büyü sistemlerini çok iyi kurguladığını söyleyebilirim. Ayrıca çoğu fantastik kitapta yer alan benzer büyülerden çok farklı ve yeni bir şey. Karakter bazında ise tek bir karakter yerine birden fazla karakterin iç dünyasını yansıtıyor. Her birinin gelişimine kendi açılarından tanık oluyorsunuz. Bu yönden de başarılı. Tek eleştirebileceğim nokta başta belirttiğim gibi gereksiz olayların biraz uzun tutulması. Onun dışında olay örgüsüyle, büyü sistemiyle, karakterleriyle alanında kendini tekrar etmeyen, ortaya yeni bir şey koyan, başarılı bir seri.

Sana puanım 5/5 kanka.

14 Beğeni

Üüüüü!!! aglamak istiyorum.

1 Beğeni