
Bitti. Anayurt Oteli ile tanıştığım Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam kitabını okudum.
Kitap, kalabalık arasında yalnız kalmış bir aylak aydını anlatıyor. Aylakın üzerinden modern kent ilişkilerindeki ikiyüzlülüğü ve yapaylığı da ayrıca ele alıyor, bir bakıma yenileşen ve betonların arasında kaybolan bir toplum tablosu ortaya çıkarıyor.
“Alafranga züppe tipi” dediğimiz, Tanzimat yazarlarının da bolca bahsettiği tipten oldukça farklı bir karakter C. Aylaklığının bilincindedir, mirasını babasından öc almak için yer. Çevresine duyarlı olduğu kadar kendi de duyarlıdır, toplumun işleyişine duyarlıdır. Yalnız kalmasının yegane nedeni “sorgulamaktır” sadece. Sistemin çarklarından biri olmayı reddeder, bu sisteme ruhsuz bir dişli olmayı reddeder. Bu sorgulamadan ötürü bir tür çıkmazdadır. Ekonomik açıdan rahat olsa dahi ruhsal açıdan bir çöküntü içindedir. Yazmaya çalışır, biraz yazar, sonra onda aksayan toplumu görür, yırtar atar. Hareketsizce durarak bir sanat eserine, bir resme dönüşmeye (resim öğrencileri tarafından arada sırada resmi çizilmektedir.) çalışır ve sanat, tekrar gelen ve her gelişlerinde yüzlerin farklı olduğu ressem öğrenciler seansında bir alışkanlığa dönüşür. Ondan da bıkar. Kendisi alışkanlığın düşmanıdır: Monotonluk ve kölelik onun nezdinde aynı kavramlara gelir. Alışkanlık ayrıca bir derece de yapaylık gerektirir. Tiksinir bunlardan.
C.'nin en büyük hedefi, hayallerindeki kadına ulaşmaktır. Hayallerindeki kadın, ona koşulsuz sevgiyle bağlı bir kişidir; hatta bir kişiden çok bir fikirdir. Kendisine zamanında bakmış olan Zehra teyzesini örnek alarak yapar bu arayışı. Aylak dolaştığı sokaklarda kadınların peşlerine düşer, özellikle bir kadınla birden çok kez karşılaşsa da bir hamlede bulunmaz. Bu buhran, C.'nin sorgulama halidir. Durmadan arar, didinir. Hayalindeki kadın, işte bu sorgulama halinin bitişine dalalet eder. Koşulsuz sevgi, bir tür uyuşma halidir, “sevişmedir.” Sevişen bir kadın olmalıdır. Kim bilir, belki de aramızda hala dolaşıyordur.
Kent panaroması arasında dertli kadınlar da vardır. C. üzerinden Türk toplumunun tabu konularını (özellikle tensel yakınlaşma) ortaya döker yazar. Anayurt Oteli’nde bu cinsellik durumu daha farklı olsa da yazar, bu durumu karakterlerinin ruhsal durumlarını bir nevi tarumar yaratan olaylar olarak aktarır. 15 dakika yaşayan “yeni aylak”, arka localarında öpüşülen ve etek altlarının yoklandığı sinemalardan çıkar.
Anladıklarım bunlar, mutlaka kaçırdığım yerler vardır.
Önerir miyim? Öneririm. Okuyan olur mu? Bilmem, çok olmaz herhalde. Şahsen birçok “Siz Yaşayasanız Diye” alındığını gördüm burada, yakın zamanda ben de edineceğim. Umarım alanlar, kendisine küçük de olsa şans verirler.