Bütçemin düşmanısın. Gerçi bütçe diye bir şey kaldıysa artık.
Kesinlikle alacağım. Düşündüm ve bir daha basılmazsa pişman olacağıma kanaat getirdim.
@Firtinakiran Onu bir sır olarak saklamaya karar verdim. Malum vidaları gevşedi biraz, sonra bir tarafımızı kaptırmayalım. Yalnız o nasıl bir avare yaşamaktı.
Seriyi bu konu hakkında aldığım bir spoiler yüzünden bırakmıştım. En başından beri ıssız adam takılan, intikam için normal bir hayatı elinin tersiyle iten ana karakterin sırf bir iki kitap daha yazılacak diye yazar tarafından kurban edilmesi beni çok rahatsız etmişti.
Kitapta aynı zamanda Osmanlıca alfabesiyle yazılmış hali mi yer alıyor yoksa dilde sadeleştirme yapılmadan Latinize hale getirilmiş hali mi yer alıyor?
Çok eski bir belge olduğundan filan bahsediliyor kitabın girişinde. Günümüz Türkçesi olan hali de ilk 58 sayfa ama isterseniz buradan itibaren de okuyabilirsiniz. Tercih meselesi.
Beklentimi yüksek tutarak başladığım bir kitap oldu. Seri çevrilmeye devam ettiği sürece bitirmeye karar vermiştim. O nedenle ne kadar kötü de olsa devam edecektim.
Öncesinde bu tarz kitaplar okuduğum için tarzı pek yabancı gelmedi. Ciddiyetin düşük, hayal gücünün yüksek, üslubun mizah içerdiği, yer yer kurgunun kendi bilimsel gerçekleriyle zenginleştiği eserlere aşinaydım.
Kitap beni çok fazla etkilemedi ama serinin potansiyelini gayet yüksek buldum. Yazarın neler yapabileceğini gayet hissettirdiği, okuması keyifli, tek oturuşta bitirilebilecek bir kitaptı. Haritası iyi hazırlanmıştı. Haritayı hikayeye yedirme konusunda muhtemelen serini ilerleyen kitaplarında çok daha iyi olacak.
Klişe bulduğum konular ve sıkıcı bulduğum yerlerin de ilerleyen kitaplarda azalacağını düşünüyorum.
Beğendim ya da beğenmedim diyemeyecek kadar ortada da kalsam, özgün kısımları hoşuma gitti.
Çınar Yayınları’ ndan Klasik Bilimkuru Öyküleri kitabı bitti. İçinde yedi tane öykü var. Biri hariç tüm öyküler sürükleyiciydi. Özellikle H.G. Wells’ in Yeni Hızlandırıcı ve Abraham Merrit’ in Çukur Halkı hoşuma gitti. Çukur Halkı size Lovecraft’ ı anımsatacak. Bir seçki niyetine kütüphanenizde bulunsa güzel olur.
Korkmayın. Kendisi "Yüzyıllık Yalnızlık"ın çevirmeni. Onu da İngilizce baskısından çevirdi. Ben ikinci dilden lezzetli bir çeviriyi özgün dilden yapılmış çiğ bir çeviriye tercih ederim. Seçkin Selvi de bu işin üstadı.
Carl Sagan Kozmos bitmek üzere. Benim gibi Kozmos’u birde Carl Sagan’ın dilinden okumak istiyorsanız alabilirsiniz fakat Astronomi üzerine yazılmış bir popüler bilim kitabı arıyorsanız (ki direkt bu kitap ile karşılaşmanız çok olası) tercih etmenizi pek önermem.
Kitap malum 1980 yılında yazıldığı için kitapta “yeni” olarak bahsedilen araştırmalar, buluşlar ve keşifler 70’li yıllarda yapılmış Bu sene 2014 yılında yazılmış Astronomi hakkına bir popüler bilim kitabı okumuştum. Onda bile yazarın 5 yıl önce “şöyle olacak, böyle yapılacak, belki bir gün şunu görücez” dediği şeylerin çoğu günümüzde yapılmıştı ki burda 50 yıldan bahsediyoruz
Tüm kitap bu araştırmaların üzerine kurulmuş olmasa da büyük bölümü doğal olarak bu buluşlar oluşturuyordu. Yine de bilim tarihine dair birçok şey öğrendim.
Yazardan okuduğum 2. oyun oldu. Bu oyunu yazarın daha önce okuduğum Lokantacı Kadın oyunu kadar etkileyici bulmadım, ama bu oyunu yine de beğendim. Klasik bir romantik-komedi olmasına rağmen oyunu okurken hiç sıkılmadım.
Kitap: Wardstone Günlükleri 2 - Hayalet’in Laneti Özgün Ad: The Wardstone Chronicles 2 - The Spook’s Curse Yazar: Joseph Delaney Yayın: Tudem Çeviri: Kerem Işık Kapak Resmi: David Wyatt Sayfa: 320
Karakterler: Bir yedinci oğul olan babasının yedinci oğlu olan, Hayalet John Gregory’nin altı aylık çırağı, on üç yaşındaki Tom (Thomas J. Ward) • Hayalet’in kırk yılı aşkın süredir konuşmadığı, Horshaw’da rahiplik yapan kardeşi Peder Gregory • Genellikle görünmeyen, bazen de iri, kızılımsı bir kedi biçimi alan, Hayalet’in hizmetkârı olan öcü • Priestown Katedrali’nin altındaki yeraltı mezarlığında yaşayan kötü ruh Zehir • Hayalet’in Priestown’da yaşayan ve çilingirlik yapan kardeşi Andrew • Cadı avcısı, yargıcı ve celladı olan zalim işkenceci Sorgulayıcı • Sivri burunlu ayakkabıları ve Kemikli Lizzie’nin yeğeni olan, Tom’un yaşlarındaki güzel Alice • Priestown’da yaşayan, Hayalet’in kuzeni Peder Cairns • Priestow katedralinde bahçe işleriyle uğraşan Birader Peter
Özet: Hayalet’in Horshaw’da rahiplik yapan ve kırk yılı aşkın süredir konuşmadığı kardeşi Peder Gregory deşici türünden bir öcü saldırısı sonucu ölür. Hayalet ile çırağı Tom, cenazesinin kaldırılacağı Priestown kasabasına doğru yola çıkarlar. Ama çok tehlikeli bir iş yapmaktadırlar. Çünkü kent kiliselerle dolu bir din merkezidir ve rahipler hayaletlik mesleği ile uğraşanlardan hiç hoşlanmamaktadırlar. Ayrıca acımasız engizisyoncu Sorgulayıcı da kente gelmiştir. Bütün bunların yanında Priestown Katedrali’nin mahzenlerinde bağlanmış (yani dışarı çıkamayacak biçimde hapsedilmiş) durumda olan Zehir adlı çok eski bir deşici kötü ruh da yavaş yavaş güçlenmektedir. Hayalet’in Priestown’a gitme nedeni yalnızca kardeşinin cenaze törenine katılmak değil, Zehir’i de yok etmektir…
Kitabın 50 ve 51. sayfalarında Hayalet, din ve Tanrı hakkındaki görüşlerini çırağı olan Tom’a anlatıyor. Sözlerinden Hayalet’in yani John Gregory’nin bir dine ve dinlerin anlattığı türden bir Tanrı’ya inanmadığını anlıyoruz. Ama Hayalet dinlerden bağımsız ve özü kavranamayan bir Tanrı’ya inanmakta ki bu da onu bir “deist” yapıyor. Daha önce kimi yorumlarda kitapta ateist düşünce olduğunu, Hayalet’in de bir “ateist” olduğunu okumuştum ama 50 ve 51. sayfalar "deizm"den söz ediyor…
Bu kitap bence çocuklar için yazılmamış. Özellikle engizisyon mahkemesi ânının ve işkenceye uğramış insanların betimlenmesi çocuk zihnine uygun değil. Demek istediğim kitabın “çocuk kitabı” olarak tanıtılmaması gerektiğidir…
Vizeler bitti ve ben sonunda kitaba başladım. 70 sayfa geride kaldı ama şu ana kadar olayın ne olduğunu anlayamadım. Çok karışık bir anlatımı var. Henüz bırakmayı düşünmesem de anlamlandıramadığım bir hikayeyi okumaya da niyetim yok. (Halbuki kapağı çok güzel.Hep bunlar aldatıyor hep.)