Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Ben daha başlardayım, daha nelerle karşılaşırım bilmiyorum; 4. baskı benimkisi, arada bir şeyleri düzeltmişler midir acaba? :slight_smile:
“Hoş geldiniz” bence de ayrı yazılıyor, ama bu tercihin mitlerle alakalı olduğunu sanmıyorum. Yayınevi tercihi olabilir. Mesela normalde “sıra dışı” da ayrı yazılıyor ama bazı yayınevleri “olağanüstü” bitişik olduğu için bunu da öyle yazmayı tercih ediyor. Temel bazı kurallar dışında yayınevinin tercihi olabilir, tabii gözden kaçmış bir hata da olabilir. :frowning:

2 Beğeni

Birkaç yerde kullanıldığı için gözüme çok çarpmıştı. Kirke çok hızlı baskı yaptı. Bu yüzden düzeltilmiş midir emin değilim. Birkaç sözcük yanlış yazılmış yani harf hatası var. Birkaç yerde de tırnağı kapatmayı unutmuşlar. Devam ediyor sanıyorsunuz ama etmiyormuş aslında. :slight_smile:

1 Beğeni

Yayınevlerinin yazım kurallarını değiştirme gibi bir hakları ve/veya ayrıcalıkları var mıdır? Yoksa hataları düzeltmek zor geldiği için hakları ve/veya ayrıcalıkları varmış gibi mi davranıyorlar?

4 Beğeni

@abkaen, @noronikkirbac
tamamdır çok teşekkürler, önümüzdeki ayın sipariş listesine ekliyorum hemen.

3 Beğeni

Ülkemizde yazım kuralları konusunda bir uzlaşma yok aslında. TDK, Ömer Asım Aksoy’un Ana Yazım Kılavuzu, Necmiye Alpay’ın Türkçe Sorunları Kılavuzu gibi temel kaynaklar yer yer birbiriyle çelişebiliyor. Mesela ben Ana Yazım Kılavuzu’nu esas alıyorum. Ama kafam karışırsa Necmiye Alpay’a sarılıyorum. Bu konuda nihai karar yayınevinin. Bazı yayınevlerinin kendi kural listesi bile olabiliyor. Yani evet, isterlerse -tutarlı olmak kaydıyla- kendi kurallarını uygulayabilirler.

6 Beğeni

Hoş geldiniz ayrı yazılır. Yayınevi bitişik yazmışsa bu bir yazım yanlışıdır.

3 Beğeni

Demek ki yetkili olmayan kuruluşlar kendi kendilerine yetki vermiş oluyorlar. Sonuçta yayınevi bir ticarethanedir ve bu konuda karar verme hakkı olmamalı, bilgi ve yetkisi olan ana kurumu izlemelidir.

Hani “En kötü kanun bile kanunsuzluktan iyidir.” denir ya, sanırım o noktaya geldik…

2 Beğeni

Katılıyorum. Nihai karar yayınevinin olamaz. Yayınevi kafasına göre yazım ve imla kuralları belirleyemez.

2 Beğeni

kendi içinde bile çelişiyorsa, bu dediğiniz olamaz. Her yayınevi ticarethane değil, ayrıca ben de her yayınevinin iç işleyişini bilmiyorum, bu yüzden uzatmayacağım.
Muhtemelen o kitaptaki “hoş geldin” bir yazım hatası. Ama tercih de olabilirdi. Söyleyeceklerim bu kadar.

4 Beğeni

TDK’nin gerçekten bazı sorunları var. Bizler direkt oraya başvursak bile yayınevlerinin farklı sözlükleri baz aldığını biliyorum. Geçen senelerde Türkçe konusunda oldukça yetkin bir hocayla bu konuyu tartışmıştım.

@Faust Konuya çok katı girmişsiniz ama OSYM bile çoğu noktada TDK’yi gözardı ediyor. Yani o kadar katı yaklaşmamak lazım aslında. TDK bile kendi içinde yanlış dediği şeyi başka bir sayfada doğruluyor. :slight_smile: Bunun örnekleri vardı siteyi güncellemeden önce. Şimdi güncellemeye başlamışlar ama yine de değişen bir şey olacağını sanmıyorum.

Ben mitlerle alakalı eski şeylere dayandığı için acaba o şekilde gözümden kaçan bilinçli bir tercih olabilir mi diye merak ettim sadece.

3 Beğeni

Agape, benim takıldığım nokta, yayınevlerinin kendilerini konunun hakimi yerine koymaları. Yoksa Türk dili de mi ülkemizde bir süreden beri çılgınca hükmünü icra eden "özelleştirme"den nasibini aldı? Bilemiyorum yani…? :wink:

1 Beğeni

Belli başlı yetkin insanlar ve bunların yazdığı sözlükler var. Onları baz alıyorlar diye biliyorum. Kimse kafasına göre öyle karar vermiyor bence. Sadece hangi yayınevinin hangi sözlüğü baz aldığı değişmekte. Ben öyle biliyorum en azından. :slightly_smiling_face:

3 Beğeni

Şinasi noktalama harflerini kullanana kadar dilimizde noktalama harfleri de yoktu. Bazı yenilikler gerekli bana kalırsa. Dil canlı bir şeydir. Tabi değişecek ve gelişecek. Mesela bundan yıllar önce konuşmalar tire ile ayrılıyordu. Şimdi metin içerisinde tırnak işaretiyle ayrılıyor. İlk başlarda ithaki ve Doğan’ın tırnak işareti içerisindeki cümleyi virgülle bitirmesine hiç anlam veremiyordum, ancak hepsi sebepliymiş. Arkadaşım Dawkins’in Tübitaktan çıkmış kitabında aynı şeyi gösterdiğinde, yayınevlerinin de referans olarak aldıkları dil bilgisi kuralları kaynakları olduğunu öğrenmiştim.
Hatta çevirmen bir arkadaşım bunu kullanmadan göndermiş kitabı değiştirmesini istemişlerdi. Ben anlamı bozmadığı, anlamayı zorlaştırmadığı sürece çevirilere bile laf etmemeye karar verdim bu sebeple.
Yoksa yıl olmuş 2019 hala aşağıdan yukarı kitap sırtı yazısı ile kitap basan yayınevleri var.:sweat_smile:

4 Beğeni

Michael Ende/Momo
momo

Okuma konusunda en çok sevdiğim şey iyi bir kitap okuyacağımı bilirken kitabın sandığımdan daha iyi çıkmasıdır. Momo’yu bitirince tam da böyle hissettim.

Hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap ederek yazmak bence zor bir iş ve Ende bunu çok başarılı bir biçimde yapmış. Dili, bölümlerin kısalığı ve çizimleriyle çok rahat okunuyor ama alt metinde insanı çok etkileyen mesajlar var. Özellikle Çöpçü Beppo’nun söylediği bazı şeyleri defalarca okudum.

Şahsen öğüt veren kitapları sevmem, mesela Simyacı bana öyle gelmişti ve fazla etkilenmemiştim. Fakat Momo’daki durum çok başka. Size öğüt değil, doğrudan ders veriyor ve bunu kişisel gelişim tadında değil, kendinizi sorgulatarak yapıyor. Bence Momo’yu okuyup kendinden bir şey bulmayan, kendine pay çıkarmayan biri hayattaki pek çok sorunu aşmış, kendini yetiştirmiş (hatta belki de Nirvana’ya ulaşmış :smile: ) biridir.

İlk kez bir kitabı birkaç yıl sonra tekrar okumak üzere hafızama not ettim. O zamana dek olabildiğince çok insana bu kitabı önereceğim.

18 Beğeni

Harikadır… Boş yere övmediğimi görmek sevindirdi. :slight_smile:

3 Beğeni

image
Huckleberry Finn’in Maceraları bitti.

Kitaba başladıktan sonra araya sınav haftası girdiği için ara vermek zorunda kaldım bu yüzden de hemen bitiremedim, yoksa 2 güne bitirilebilecek bir kitap.

Huck Finn’i yazarın Tom Sawyer’ın Maceraları kitabından zaten tanıdığım için karakteri severek kitaba başladım. Bu kitapta kendini daha da sevdirdi, Huck’ın yolculuk boyunca başından geçen olaylar sonucunda karakterinin ve fikir yapısının değişim sürecini okumak çok keyifliydi. Ayrıca kitapta bazı bölümlerde Tom Sawyer’da yer alıyordu, Tom’un olduğu sahnelerde gülmekten yarıldım.

16 Beğeni

Kitabı az önce bitirdim, sıcağı sıcağına yazmak istedim.

Macera peşinde koşan çiftin yeni bir haber almasıyla başlıyor hikaye ve sonrasında kendimizi Ağrı Dağı’nda buluyoruz. Korku gerilim kitabı olması nedeniyle daha çok gece okumaları yaptım ancak üst seviye bir korku yaşamadım. Ancak kitabın bazı bölümlerinde klostrofobi biraz biraz hissediliyor. Bir keşif çalışmasının nasıl yönetilmemesi gerektiğini de bu kitapta görebiliriz sanıyorum. Ayrıca farklı grupların bir arada organize çalışmasının zorluklarının, fikir ayrılıklarının üzerine kurulmuş biraz hikaye.

Kitabı sevdim ancak bir King romanı kadar korktuğumu söyleyemem. Tahmin edilebilen bazı noktalar olsa da ters köşe olduğumuz noktalar var. Kitabın sonu açık uçlu bitiyor. Üçleme olarak düşünüldüğünü kitabı bitirdikten sonra farkettim. :smile:

Umarım İthaki ikinci kitabı çabucak çıkarır diyorum.

Darısı sıradaki kitaplara diyelim. :slight_smile:

10 Beğeni

Ben kitabı okuduktan sonra evdeki herkese okutmaya çalışmıştım, ve gerçekten her yaşa hitap eden bir kitap. 9-50 yaş arası bir çok kişiye okuttum ve hepsi beğendi

3 Beğeni

Frank Schatzing Son Dakika

henüz 230.sayfadayım, kitap 960 sayfa

Sürü ve Limit okurken ne düşündüysem aynı şeyi düşünüyorum, bu adam kurgu konusunda manyak. Kitap şu ana kadar iki koldan ilerliyor, ilk kol da Tom Hagen isimli bir savaş muhabiri ile 2008 Afganistan ve 2011 Libya’sına gittik.

Hagen gözü kara bir gazeteci, ortadoğuda savaş ve ölüm haberleri sıradanlaşmışken hele ki internet çağında elinde telefonu olan herkes paylaşabilirken manşet yakalamak, diğerlerini atlatmak çok zor, ama pervasızca deniyor

Diğer kolda geçmişe gidiyoruz İsrail devletinin kuruluşuna 1929 yılında Almanya’dan göç eden yahudi bir ailenin yaşadıkları üzerinden tanıklık ediyoruz, bu taraftaki tarihi süreci ve bahsi geçen tarihi karakterleri başka kaynaklardan da teyit etme ve okuma ihtiyacı hissettim, şimdilik üstünkörü bir şekilde yapıyorum ama kitap bitince mutlaka araştıracağım; bu süreci ailenin yaşadıkları üzerinden ama farklı bakış açılarıyla okuyabiliyoruz, çok girmek istemiyorum ama kurgunun psikolojik, sosyal ve dini boyutu da kesinlikle derin.

arka kapaktaki ana mevzuya henüz gelebilmiş değilim, şimdilik sadece yazarın hikaye yazma kabiliyetine şapka çıkarmak istiyorum, bana göre bu kitap (en azından 230.sayfaya kadar) edebi yönden diğer kitaplarının önünde; çok güzel hikaye kurup anlatabilmek her zaman sanatçı-yazar olmak anlamına gelmez, burada yazma tekniğinin de çok daha iyi olduğunu düşünüyorum

Çeviri almanca aslından yapılmış, bazı yakıştırmalar orijinal bırakılıp dip notlarla açıklanmış ki ben çok beğendim, kitabın düzeltisi ile ilgili sinirlendiğim çok yer oldu, özne yüklem tutarsızlıkları, olumsuz yada olumlu olması gerektiği açık olan ifadelerin ters olması gibi bir sürü anlatım bozukluğu, neyse ki gittikçe azalıyor

Ortadoğu arka planında sağlam bir macera okumak isteyen herkese tavsiye ederim, 200 sayfada bile ben de izler bıraktı

8 Beğeni

Ucube Kocakarılar - Diskdünya /Terry Pratchett (Cadı Romanları 2)

Not: İncelemelerim spoiler içermemektedir.

Kırk bir kitaplık Diskdünya evreninin okuma sırasına göre altıncı kitabı olan Ucube Kocakarılar için ne desem bilemiyorum ama seriye başlamamış ve beğenememiş olanlara ne diyeceğimi biliyorum; sizi tekinsiz büyülerle kınıyorum. Neyse…

Her Diskdünya kitabından sonra okumayanlara da laf attığım kısmı geride bıraktığımıza göre ikinci aşama olan övme eylemine geçebiliriz.

Davul’da içmek bataklıkta yüzmekle eş tutulmuştur, yalnız bataklıkta timsahlar önce cebinizi boşaltmayı düşünmezler. Kalabalığı yararak bara ilerlerlerken iki yüz adet göz onları izledi; yüz adet ağız içme, küfretme veya yalvarma eylemini yarıda bıraktı ve doksan dokuz alın yeni gelenlerin korkulacak kişiler anlamına gelen A kategorisine mi, yoksa korkutulacak kişiler anlamına gelen B kategorisine mi girdiğine karar vermeye çalışarak kırıştı.

Genelde notlar almaya, alıntılar çıkartmaya üşenen bir insanımdır ama baktım ki yeterince alıntı yok ve yeterince insan sitelerde bilgi sahibi olamıyor ben de okurken beğendiğim her yere yapışkanlar yapıştırdım. Kitap bittiğinde bunları “üşenmeden” tek tek yazdım ki herkes aradığında bir şeyler bulabilsin.

Her Diskdünya kitabından sonra “Bu okuduğum en iyi Diskdünya kitabıydı.” demekten kendimi alıkoyamıyorum ama bu okuduğum en iyi Diskdünya kitabıydı. :smiley: Havamumu Nine, Ogg Ana ve Magrat’ın didişmeleri çok keyifliydi. Peki ya o Shakespeare göndermeleri… Özellikle burada bir parantez açmak isterim. Eğer Shakepeare’in Fırtına’sını okumadıysanız bir göz atmanızda fayda var. Daha iyi anlamak için. Ben pek hatırlamadığımdan bir noktada durup kendime küçük bir hatırlatma geçtim ki göndermeleri daha iyi yakalayabileyim. :smiley:

“Hatırlıyorum,” dedi Ogg Ana. “Herkes öldüğünü görsün diye kafasını bütün köylerde dolaştırdılar. Çok ikna edici olduğunu düşünmüştüm. Özellikle de Thargum için. Sırıtıyordu. Bence o da böyle gitmek isterdi.”

Bir Cadı romanı olduğu için ÖLÜM yok sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Özellikle o detay gerçekten güldürdü. Ankh-Morpork’tan küçücük bir kasabaya uzanan baş rolde üç cadının ve yan rollerde taçların, kılıçların, fırtınanın, kedilerin, cücelerin, ruhların, hançerlerin, işkencelerin ve daha fazlasının olduğu dolu dolu bir kitaptı.

“Kuralları bozacaksan adam akıllı bozacaksın,” dedi Ogg Ana ve dişlerden daha da kötücül bir dizi dişeti göstererek sırıttı.

İşte bu cümle bütün kitabı tam olarak en vurucu yerinden özetliyor. :smiley:

Evet, kenarlardan dolaşıp aralara çizik attığımız bu yarı-incelemenin de sonuna geldik. Eğer yolunuz Koçbaşı Dağları’ndaki o karanlık ormana düşerse ve yolun üstünde bir Cadı duruyorsa dizginlere asılmayı unutmayın. :buyucu:

Bu ıslak ve rüzgarlı gecede, ormanda, karanlığın içinde garip ve ürkütücü şeyler olduğunu ve o ürkütücü şeylerin de Havamumu Nine’nin ta kendisi olduğunu bilen birinin kendine güvenli yürüyüşüyle çabuk çabuk yürüdü.

17 Beğeni