Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Yer altına girmediler daha değil mi? :thinking: Oradan sonra ben inanılmaz keyif almıştım. Karakterler biraz daha olgunlaşıyor ama yine de fantastiğe giriş serilerinden sonuçta. Tanrı UI idi yanlış değilsem. Oradan sonra beni tam anlamıyla kazanmıştı.

2 Beğeni
  1. ve 10. kitaplar aşırı yavaştır, 7. ve 9. kitaplar bana o kadar kötü gelmemişti. Matrim olmasa bu kitaplar okunmaz hale gelebilirdi.
2 Beğeni

Aynen hissettiklerime tercüman olmuşsun. Bu cilt hakkında ki tek olumlu yerler kitabın sonlarının surprizlere dolu olması. Ben sonundaki süprizler yüzünden bu kitaba olumlu baktım. Ama sirk kısımları ve romantizmin can çekişme kısımları çok gereksiz laf kalabalığı idi.

2 Beğeni

İkinci kitabı neredeyse yarıladım Vo Mimbre’ye geldiler daha.

Yolculuk anlatıları da keyifli ancak kitabı elime aldığımda en fazla bir iki bölüm okuyup kapatıyorum keyifli ama aynı anda sıkıyor da? Anlatamadım :sweat_smile:

image
Andromakhe’yi okudum. Genel olarak güzel bir oyun olsa da olay örgüsü biraz zayıf kalmış. Kitapta en sevdiğim kısım, Peleus’un Menelaos’a saydırdığı kısım oldu.

3 Beğeni

Belgariad’da ana karakterin çok güçlü yan karakterler arasında silik kalması benim canımı sıkmıştı.

Sonsuzluğun sonu dahil buraya kadar geldim, kalanının basılmasını bekleyip ara veriyorum ve bundan sonrası Dune.
Vakıf her kitabı ile harikaydı, dört dörtlüktü.

Burada canavar varmış, sanırım.

9 Beğeni

ISSOLA (VLAD TALTOS #9)

Hem Sethra, Morrolan ve Aliera gibi özlediğim karakterlere geri döndük hem de birçok sorunun cevabını aldık. Serideki favori kitaplarımdan biri oldu.

Vlad Taltos ile ilginç bir ilişkim var. Hiçbir konuda favorim değil, bir kitabı bittiğinde sonrakinde ne olacak diye merak bile etmiyorum ama ne zaman elime alsam gülümsetmeyi başarıyor.

2 Beğeni

Bir kitap düşünün, karakterlerin yanı başında onlarla beraber olaylar sizinde başınızdan geçiyormuş gibi olsun. Ferenc Molnar’ın "Pal Sokağı Çocukları"nı okuduğumda işte bunları hissettim. Sanki Boka’dan bende emir alıyor, Csenakos’un ıslığını duyuyor ve Nemecsek’le beraber Pal sokağında geziniyordum. Sürekli dönüp dönüp okuduğum kitaplar vardır. Bu kitap da, ne zaman çocukluğumu özlesem açıp okuyacağım bir kitap oldu. Okumayanlara şiddetle tavsiye ediyorum.

19 Beğeni

Kitap: Tanrı’yı Gören Köpek
Özgün Ad: La boutique del mistero
Yazar: Dino Buzzati
Kapak Resmi: Dino Buzzati
Yayın: Can Sanat Yayınları
Baskı: 2016 Temmuz, 5. basım
Çeviri: Rekin Teksoy (İtalyanca)
Sayfa: 192

Tanriyi

Öyküler
• Yedi Ulak
• Büyük Baskın
• Yedi Kat
• Ama Yine de Kapı Çalınıyor
• Pelerin
• C’yle Başlayan Bir Şey
• Bir Damla
• Savaş Türküsü
• Dünyanın Sonu
• Boşuna Çağrı
• Noel Öyküsü
• Tanrı’yı Gören Köpek
• Bir Şeyler Olmuştu
• Fareler
• Uçan Daire
• Düşkün Zorba
• Ermişler
• Hamamböceği
• Ay Işığında Tavşanlar
• Hastane Sorunları
• Büyük Otelin Koridoru
• Bir Ozanın Anısı

Dino Buzzati… Harika bir kalem, harika bir yazar… Öykülerinde genellikle bir karamsarlık, bir hüzün, kimi kez belirli kimi kez ise belirsiz bir tekinsizlik var. “Yedi Kat” başlıklı öyküsünü her okuduğumda içim kararır ama öykü o denli ustaca işlenmiş, o denli akıcı ilerlemektedir ki sonunu getirmeden bırak(a)mam (öyküde, hastalığının ilerleyişi kendisinden gizlenen bir adamın adım adım ölüme doğru yol alışı anlatılır). Kitapta fantastik ögeler gerçekliğe yedirilmiş durumda; dolayısıyla kimilerince “büyülü gerçekçilik” akımına bağlı olarak değerlendirilebilir. Ama bence, hangi yazarlardan etkilendiği sorulduğunda Poe ve Kafka adlarını zoraki bir geçiştirmeyle anan Buzzati’nın tarzı kendine özgü.

Kitaptaki kimi öyküler Delidolu Yayınları’nın 2017 yılında çıkardığı “Yedi Ulak” adlı kitapta da yer alıyor ama kimi öyküler yalnızca bu kitapta var. Ayrıca çevirmen Rekin Teksoy’un duru Türkçe’sini çok beğendiğimi de eklemeliyim. Buzzati’yi okumanızı öneririm…

Kitabın arka kapağındaki yazı şöyle:
Romancı, öykü ve oyun yazarı Dino Buzzati, kendine özgü taşlama ve mizah anlayışıyla çağdaş İtalyan edebiyatının en saygın yazarlarından biri. Edebiyat çizgisinin kökleri genellikle Edgar Allan Poe ve Franz Kafka’ya bağlanan ama özellikle kısa öykülerinde tümüyle özgün bir fantastik dünya yaratmış olan Buzzati, sanayi toplumunun, günümüz insanı üstüne bir karabasan gibi çöreklenen baskılarını kimi zaman gerçeküstücü, yer yer olağandışı boyutlarda işliyor. Tatar Çölü adlı romanı ve Klinik Bir Vaka adlı oyunuyla büyük üne erişen Buzzati, en güzel öykülerini bir araya getiren Tanrı’yı Gören Köpek’te, çağdaş insanı sarmalayan gizemi aralamaya yöneliyor. İnsanoğlunu tüm zayıflıkları, tüm çelişkileriyle ele alan bu öyküler günümüzün yalnız insanını psikolojik derinliğiyle irdelemekle kalmıyor, tükenmeyen umutlarımızı da dile getiriyor.

11 Beğeni

image
Coriolanus’un Tragedyası’nı okudum. Sahnelenmek için biraz zayıf kalan bir oyun olsa da okunmak için çok değerli bir kitap. Demokrasilerde halkın "Demagog"lar tarafından nasıl kolayca manipüle edilebildiğiyle birlikte, halkın dürüst yöneticiler yerine kendilerini kandıran yöneticileri tercih ettiğini anlatıyor.

8 Beğeni

**Aldous Huxley - Cesur Yeni Dünya’yı Ziyaret **

Bu kitabı mutlaka okumalısınız. Bu kitapsız bir Cesur Yeni Dünya sadece hayalci bir kurgudan öteye geçememektedir. Yazarın aklındakilere ve daha fazlasına bu ilave kitapla tam nüfuz edebiliyoruz. Kurgunun dışına çıkarken farkedeceksiniz ki, aslında “birileri” tarafından gerçekte oluşturulan bir kurguda yaşıyoruz zaten.

Ütopya’dan-------Distopya’ya,Distopya’dan-------- Gerçek Dünya’ya hoşgeldiniz.

Goodreads inceleme

17 Beğeni

Haydi başlıyoruz.

19 Beğeni

UrsulaRen’ deki bir başka gezegenin hikayesi daha bitti: Dünyaya Orman Denir.

Nedenini tam belirleyememekle beraber serideki okurken en sıkıldığım kitap oldu. Belki okuduğum anlardaki durumumla ilgili de olabilir(misal yorgunluk) ancak sanki kitaptaki her cümle devrik yazılmış ve ben her cümleyi okurken zorlanıyormuşum gibi hissettim. Aslına bakarsanız okurken aklıma ilk önce mavi arkadaşlarımızın olduğu Avatar filmi geldi ve aklımın bir köşesinde hep durdu. Yine Ursula Abla’ nın o dingin üslubu kendisini koruyor ve zavallı yeşil tüylü insancıklara yapılanlar ve onların bir şekilde uyanışının psikolojisini hissedebiliyorsunuz. Arka kapakta yazılan Amerika ve Vietnam Savaşı’ nı düşünerek okuduğunuzda sömürgenlere lanet okuyabilirsiniz. :slight_smile:

4 Beğeni

Harika bir seçim, eğer sıkılmazsanız ve tabii ki bu tür BK. seviyorsanız emsalsiz bir evrene adım atıyorsunuz… Tebrik ederim.

1 Beğeni

Keyifli okumalar en sevdiğim seridir kendileri…

1 Beğeni

Bu kitap hakkında bir inceleme yapma ihtiyacı duymuyorum açıkçası. Muhteşem bir anlatıcı sizi harika bir öyküye davet ediyor. Hem de bir hobit evinde yanan şömine başında piposuyla dinleyicilerini bekliyor. :slight_smile:

Yüzüklerin Efendisi Serisinde olduğu gibi bu kitap da filmine göre çok çok iyi. Peter Jackson abimizin izleyici kaygısını kitabı okuduktan sonra çokça görüyoruz. Filmde gördüğümüz çoğu şeyin kitapta yer almadığını söyleyebilirim. Bu genellikle öykünün Bilbo ve Cücelerin üzerinden gitmesinden kaynaklanıyor. Her neyse masalsı bir anlatım ve hikaye istiyorsanız Hobbit isabetli bir seçim olur.

10 Beğeni

Türü seviyorum, dün 25 sayfa kadar okudum, araştırma, sözlük açma, yavaş yavaş, sindire sindire gidiyorum ve çok beğendiğimi söyleyebilirim.

1 Beğeni

PKD’nin en ünlü kitabı Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi’yi okudum. Daha önce Sondan Bir Önceki Gerçek’i okumuştum. Her iki kitap da nükleer savaş sonrası distopik bir dünyayı tasvir ediyor. Bu sefer kahramanımız dünyaya kaçak olarak giren androidleri emekli etmekle meşgul bir ödül avcısı. Bakalım insana oldukça benzeyen bu androidleri haklayabilecek mi? Kitap cyperpunk’ın ilk örneklerinden (belki de ilkidir emin değilim) ve en iyi bilim kurgu kitaplarından biri olduğu gerçek. Akıcı üslubuyla rahatça okunabiliyor. Sizi yoracak bilimsel terimler bulunmuyor. PKD’nin olabilecek şeyler için tahminlerini çok beğeniyorum. Mesela görüntülü telefon konuşmaları tam da zamanımızda geçen bir kitap için doğru bir tahmin. Son olarak Alfa’nın editörlüğünü pek beğenmediğimi söylemek isterim. Bir kez okumayla giderilebilecek çok basit hatalar vardı.

Bu arada kitaptan sonra Blade Runner’ı izledim ama hiç beğenmedim. Kitapla büyük ölçüde farklılar. “O yılda böyle bir film nasıl çektiler?” diye kendi kendine düşünüyor insan ama ellerinde hazır bir hikaye varken basit bir senaryoya anlam veremedim ve izlerken bayağı sıkıldım. Ancak PKD’nin duyulup ün kazanmasına neden olduğu da bir gerçek.

9/10

Ocak ayındaki rezil okuma performansımdan sonra bu kitap ilaç gibi geldi. Enteresan bir anlatım dili olmasına rağmen akıcılığı çok iyi. Distopik bir gelecekte gençlerin şiddete olan eğilimine tanık oluyoruz. Baş karakter gördüğüm en kötülük sever karakterlerden biri. Kitap kendi ağzından anlatılıyor. Düşünce yapısına, yaptığı iğrenç şeylere yani iç dünyasına tanıklık ediyoruz. Hikayenin ilerleyişi, karakterin başına gelenler ve sonunda geçirdiği değişim beni tatmin etti. Filmini izlemedim. Umarım Shining ve Blade Runner’da yaşadığım hayal kırıklıklarını yaşamam.

8/10

15 Beğeni