Kitabı beğeneceğinizi düşünüyorum
Bence devam edin, bazı bölümlerde tempo düşse de genel olarak akıcı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Kitabı bitirince fikriniz ne yönde değişecek merak ediyorum.
Keyifli okumalar, Drizzt için İthaki darlayanlar saflarına hoşgeldiniz! Ah şu kapak görseli yok mu, 1 senedir kitap çıkamıyor bu yüzden (!)
Lütfen ama lütfen bırakmayın. Benim için BKK serisi içinde en iyi eserlerden biridir bu. Ben de okurken başlarda sıkılmıştım ama ilerlediğim de sadece bir hırsın neler yaptırabileceğine şahit oldum. Karakterden nefret ederken bir yandan da bayıldım. Tabi bu zevk meselesi ama gerekirse bırakın ve kendinizi kitaba baştan hazırlayıp tekrar okuyun.
Belgariad serisini okuyorum, şubat başında başladım şuan 4.kitap bitmek üzere. Yordu beni artık bitsin diye okumaya başladım. Olaylar çok tahmin edilebilir, gereksiz uzatılan çok yer var.
@agape duymasın… 

Az önce Zifiri Karanlık Yıldızsız Gece adlı kitabı bitirdim ve yazarın en beğendiğim kitaplarından biri oldu.
4 uzun hikayeden oluşan klasik bir King kitabı. Ayrıca neden bilmiyorum ama romanlarından ziyade öykülerini daha çok sevdiğim bir yazar Stephen King, sanırım sonları daha tatmin edici yazdığı için. Bu kitaptaki hikayeler de oldukça akıcı, konu olarak da bir o kadar rahatsız edici.
Velhasıl imkanınız varsa ya da King seviyorsanız okuyun efenim, öneririm.
Normalde olmazdı böyle üstümüzde kara büyüler var…
Aslında King’in öykücülüğü de çok iyidir. Örneğin tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olan The Shawshank Redemption Esaretin Bedeli bir King öyküsü (Bizdeki adı galiba Rita Hayworth’u Seven Adam’dı) uyarlamasıdır.
Ben olayların akışından çok karekterleri için okuyordum seriyi. Gerçekten bu serinin olayları basit ancak karekterleri baya eğlenceli.

Amphitryon bitti. Heinrich von Kleist ilk defa okuduğum bir yazar olmasına rağmen yazarın üslubunu beğendim. Kitabın başında bu kitabın Molieré’in aynı adlı eserinden esinlenerek yazıldığı söyleniyor, Molieré de aynı hikayeyi Yunan Mitolojisi’nden aldığı için kitabın özgünlüğü konusunda bir değerlendirmede bulunamayacağım.
Kitap, Zeus’un Amphitryon’un karısı Alkmene’yle birlikte olmak için Amphitryon kılığına girmesi ve bunun akabinde gelişen olayları bir oyun şeklinde bize sunuyor. Oldukça akıcı ve eğlenceli bir kitaptı. Kitaptaki favori karakterim Sosias oldu.
Kitap: Borges ve Sonsuz Orangutanlar
Özgün Ad: Borges e os orangotangos eternos
Yazar: Luis Fernando Verissimo
Yayın: MonoKL Yayınevi
Baskı: 2015 Şubat, 1. basım
Çeviri: Yasemin Ertuğrul
Sayfa: 104

Bir cinayet öyküsünü ele alan kitabın en önemli özelliği karakterlerden birinin ünlü yazar Jorge Luis Borges olması. Borges’in karmaşık cümle ve düşünce tarzından esinlenerek yazılmış kitabı biraz dikkatle okumak gerekiyor (ama çok fazla da değil). İngilizceden yapılmış çeviriler yerine bir başka dilden çeviri okumak isteyenler için güzel bir seçenek.
Giriş Bölümü: Brezilya’da yaşayan Almanya göçmeni Yahudi kökenli çevirmen ve İngilizce öğretmeni Vogelstein, Poe ve yapıtları üzerine araştırmalar yapan İsrafil Cemiyeti’nin Buenos Aires’te düzenlenecek 1985 yılı kongresine davet edilir. Bir süre önce Jorge Luis Borges’in bir öyküsünü kendinden eklemeler yaparak çevirmiş olan ve bu yüzden Borges tarafından kınanan Vogelstein için bu, ünlü yazarla yüz yüze görüşebilmek için bir fırsattır. Kongrenin bir gece öncesi düzenlenen kokteylde cemiyetin üyelerinden Joachim Rotkopf, Borges ile cemiyetin üyelerinden Oliver Johnson, Xavier Urquiza ve İkisara’yı üzen itham ve hareketlerde bulunur. O gece Rotkopf kaldığı otelde öldürülür. Otelde Oliver Johnson, Xavier Urquiza, İkisara ve Vogelstein da kalmaktadır…
Kitabı bitirince yorumunuzu merak ediyorum…
Bitirince kesinlikle paylaşacağım yorumlarımı
Çok teşekkürler 
Aslında yorum yazmayacaktım ama… Yazasım geldi.
Her şeyden öte, okuduğum en muhteşem şiirlerden birini barındırıyor bu kitap. Bu nedenle okuduğum için iyi hissettim kendimi. Yargılarınız varsa bir kenara bırakmanızı tavsiye ederim.
Kitabın ilk 100-150 sayfalık kısmına bayılmıştım. Sonrasında olaylar farklı noktaya kırılınca benim de şevkim kırıldı biraz. Beklentimle ilgili.
En büyük şikayetim, biraz daldan dala atlama tarzı anlatımının olması. Kitap hızlı ilerliyor. Yavaş ilerlemesini ve her sahnesini detaylandırmasını isterdim. Sahneler arası kopukluk okuma şevkimi kırdı. Yine öznel, tabii. Kimisi de buna akıcılık der.
Başka başlıkta gördüğüm yorumlar üzerine belirteyim; kitaptan cümle cımbızlarsanız tabii önyargınız oluşur. Cümleler metnin bağlamında değerlendirilmeli. Bu tür yorumlara kulak asmayın lütfen. Bu kitapta da cımbızlansa ne kadar absürt gelecek cümleler vardır kim bilir. Ama metnin içerisinde o cümleler anlam kazanıyor.
Konusundan özellikle bahsetmiyorum. Şahsi kanaatim bir kitabın konusunu öğrenmek de spoiler çünkü.
Dağınık bir anlatım oldu. Toparlarsam; muhteşem bir kitap diyemesem de konusu, akıcılığı, barındırdığı bazı vurucu cümleler ve O şiir ile birlikte çok güzel bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Tek şikayetimi yukarıda belirttim.

Philip K. Dick’in “Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi?” kitabını bitirdim. Dün okumaya başlamıştım ve bugün bitti. Kendini okutabilen, güzel, akıcı bir kitap. Artık PKD’nin zekası, yazım tarzı, bulduüu konuları anlatış biçimiyle ilgili güzellemeler yapmak istemiyorum. Çünkü şimdiye kadar hiç bir kitabında benim okuma motivasyonumu düşürmedi. Her kitabını büyük bir beğeniyle, merakla okudum. Blade Runner’a ilham olması sebebiyle benim için ayrı bir yerde bu kitap.
Atsız, aruz ölçüsünü mükemmel kullanan ozanlardan biriydi. Örnek olarak şu şiiri harikadır.
GERİ GELEN MEKTUP
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.
Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse…
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!
Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden…
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.
Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma ‘Kaabil’
İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.
Mehtaplı yüzün Tanrı’yı kıskandırıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik…
Hayati İnanç’ın şiir hakkındaki yorumu:
Not: Ben aruz ölçüsünü sevmem… 
O şiir derken bunu kastetmiştim, kitabın akışı içerisinde karşılaşınca daha güzel olur, o yüzden ne olduğundan bahsetmeyeyim dedim kendimce 
Şiiri gerçekten çok beğendim. Youtube’da besteleri de mevcut.
Aruzu bilmiyorum ama uzun hecelerin Türkçe’ye mükemmel bir ahenk kattığını söyleyebilirim. Bazı kelimeleri uzatmak çok hoş oluyor.


