Rastgele okuyorum birazda dönem dönem gidiyorum fecriati tanzimat serveti funun vs vs . Dönemin parlamış yazarlarına göz atarak 
ancak türk edebiyatı serisini tamamlamayı düşünüyorum sırası ile .
Rus edebiyatından geçen ay bunaldim bu ay türk edebiyatı ayi ilan etttim .
Hafif ama etkili vurucu cümlelerle hacimce ufak kitaplar ile hem beynimi hem ruhumu dinlendiriyorum. 
Kesinlikle doğru ![]()
Ben İş Kültür sırasına göre başladım da o yüzden merak ettim herkes ne sırasına göre gidiyor diye. Aslında dönem dönem de ilginçmiş.
Tanzimat dönemi ile bir başladım yolculuğa ziya paşalar şemsettin samiler
Sonra serveti funun mehmet rauf halit ziya ahmet rasim
Fecri atiye kadar geldim. döneme ayırınca peşine düştükleri edebiyatı çikan mükemmel paragrafları daha güzel anladim heleki birde is bankasi yayınlarının günümüz türkçesi velinimeti ile
arada eksik kalanlarda sonradan tamamlanır gider .
Onerim olsun döneme ayırma düşüncesi .
Daha eğlenceli daha kalıcı 

Mantıklı ama ben de başladım artık, seri sırasından devam 
Çünkü çok takip ettiğim seri var ve bu şekilde ne durumda olduğumu daha iyi takip edebiliyorum.

Sabahattin Ali külliyatından 7.kitabına başlamış bulunmaktayım okumadan önce ufak biraz araştırma neticesinde Sırça köşkün öykü değil de masal olduğunu öğrendim ve istemsizce heyecanlandım😀
Sırça Köşk yıllarca basılması yasaklanan bir kitap. Ayrıca Sabahattin Ali’nin öldürülmesine bu kitabının neden olduğunu düşünüyorum. Kitabın içindeki Sırça Köşk masalını okuyunca neden yasaklandığını anlayabilirsiniz.
Şiiri ve kitaplarında muhalif kimliği var gibi ama yinede çok önemli bir yazar severek okumaya devam…
Bram Stoker -Dracula okuyorum şuan gayet keyifli gidiyor.
Amber yıllıklarını okuyordum. Başta güzeldi ama sonradan pata kütr 50bin 100bin adam öldü ve karakterlerimiz hiçbir şeyden rahatsız değillerdi. Çok başarısız bir kurgu olduğunu düşündüm ve bıraktım. Anladım ki goodreads puanı en az 4.20 veya topluluk tarafından şiddetle önerilenler haricindekileri okumaya değmez. Vakit değerli ve benim vaktim de oldukça kısıtlı.
pata kütr 50bin 100bin adam öldü ve karakterlerimiz hiçbir şeyden rahatsız değillerdi.
Karakterlerimiz Amber denilen asıl dünyada yaşayan ölümsüz soylular. Bir düşünceyle sayısız dünyaya girip çıkıyorlar, yaşayanlarına kendilerini tanrı olarak kabul ettiriyorlar. Onlarca savaş tecrübe etmiş komutanlar olduklarını da unutmamak lazım.
Böyle varlıklardan asker kaybettikleri için rahatsız olmaları beklenmemeli. Ha, mutlaka kötü hissetmelerini bekliyorsun biraz daha okumaya devam et. Corwin’in özel durumu ona farklı bir bakış açısı kazandırmış.
Sanırım bu olaylardan ziyade karakterlerin bu yapısını beğenmemişim o zaman. Ayrıca bir de onca sel, savaş oluyor ama üstünden geçiliyor yani göremiyoruz o savaşları vs. GoT ilk sezonlarda Starkların pek çok muharebeyi kazanıp kutlarken izlemek ama savaşları görememek gibi. Umarım anlatabildim sıkıntıyı.
Daha detaylı göreceğimiz savaş sahneleri de olacak, ama kitapların 200-300 sayfalık olduğunu da unutmamak lazım.
Ben aynı şeyi düşünmüyorum 5. ve 6. kitap sürükleyici değildi bence. Gölün Hanımı’nı okuyorum ben de şuan neyse ki güzel başladı umarım böyle devam eder.
Amber Yıllıklarını anlayamamışsınız.
Bu seri kötü adam tarafından eziyete uğramış, barışsever bir mazlumun çok çalışması ve arkadaşları sayesinde kötü adamı yendiği bir seri değil. Aksine Amber Yıllıkları entrikanın, şeytani planların, arkadan vurmanın, ayak kaydırmanın, kimseye güvenmemenin egemen olduğu bir seri.
Yazarın diğer eserlerine bakarsanız Amber Yıllıklarına benzer olarak karakterlerin her zaman en güçlüler olduğunu görürsünüz.
Perg Efsaneleri | Merderan’ın Sırrı
İlk kitaba göre biraz daha yavaş okusam da yine aynı zevki aldım. Leofold, Guorin ve Nume iyi bir ekip oldu ve maceralarını okumaktan çok hoşlanıyorum
Fazla uzatmadan 3.kitaba geçiyorum.
Bir iki gün önce okuyup bitirmiştim, Tolstoy’un “Üç Ölüm” kitabını ama işler güçler yüzünden yazamadım. Okuması kolay ve akıcı bir kitap. Kısa kısa hikayeler var ama her hikaye insanı etkileyen, ders çıkarmasını sağlayan nitelikte. Zaten Tolstoy ne yazsa okurum. Yine büyük usta şaşırtmadı beni.

Leibowitz İçin Bir İlahi ve Kaplan! Kaplan! Romanlarından sonra seride merak ettiğim kitaplardan biri olan Kadınlar Ülkesini okudum. Kitabın akıcı olması ve yazarın anlatımı kitabı bir günde bitirmemi sağladı.
Öncelikle konunun farklılığı ilk dikkatimi çeken noktaydı. Her ne kadar ütopik bir yerleşke olsa da insan düşünmeden edemiyor. Acaba sadece kadınların olduğu bir yer nasıl olurdu?
Kadınlar Ülkesi işte bu hayali canlandırıyor. Gilman, gerçek hayatta yer alan birçok değere yeni bakış açıları kazandırıyor. Eğitim sistemimizi, dini inançlarımızı ve daha birçok konuyu eleştirdiği romanında beni en çok etkileyen şey ise yazarın sadece kadınların olduğu bir yeri kendisini bir erkeğin yerine koyarak anlatmasıydı. Muazzam bir hareket gerçekten de.
Burcu Hanım sadece fotoğraf koymak yerine kitap hakkında -spoiler vermeden- bir şeyler yazarsanız daha güzel olur. Böylece forum üyelerinin kitap hakkında bir fikri olur.




